Dünya solu ve Mısır’daki karışıklık – Immanuel Wallerstein

Yeni Kıbrıs Partisi

Maraş’ta provokasyona hayır!

YKP, BKP, KTÖS, KTOEÖS, Basın-Sen, DEV-İŞ, Mağusa İnisiyatifi, Sol Hareket,  Hayata Dokun Hareketi açıklama yaparak “tüm demokrasi ve barış güçlerini 15 Şubat Cumartesi saat...

YKP, ortak yurdun yeniden birleşmesi için ortak mücadele çağrısı yaptı

Yeni Kıbrıs Partisi, bugün, 12 Şubat, Çarşamba günü sabah saat 10:00’de YKP Genel Merkezi’nde Kıbrıs’taki ve Doğu Akdeniz’deki gelişmelere bağlı TC’nin tavırları, Kırımlaştırılma, Hataylaştırılma,...

2020 Asgari ücreti ne oldu?

YKP Genel Sekreteri Murat Kanatlı, döviz krizi ile alım gücünün eridiği, iğneden ipliğe her şeye zam yapıldığı koşullarda 2020 için asgari ücretin hâlâ belirlenmemiş...

Savaş hazırlıklarına hayır, barış için mücadele zamanı

YKP Genel Sekreteri Murat Kanatlı, Akdeniz’deki son gelişmeleri değerlendirdi, “barış için mücadele zamanı” dedi. Açıklama şöyle: Doğu Akdeniz’de bir süredir gerginlik sürekli olarak artmaktadır. Savaş...

YKP’nin de katıldığı, Avrupa Sol Partisi 6. Kongresi gerçekleşti

YKP’nin de gözlemci üyesi olduğu Avrupa Sol Partisi’nin 13-15 Aralık tarihleri arasında Malaga yakınındaki İspanya şehri Benalmádena’da 6. Kongresi yapıldı. YKP Genel Sekreteri Murat...

immanuel wallersteinBu yazının başlığı dahi bir soruna işaret ediyor. Sol nedir veya kimdir? Bu mevzuda çok az uzlaşılır. Ben bu ifadeyi, solda veya en azından merkezin solunda olduğunu iddia eden her türlü grubu dahil edecek şekilde kullanıyorum. Bu elbette son derece geniş bir grup. Sonuç olarak, içlerinde Mısır’ı sarsan ve Mısır’lı silahlı kuvvetler tarafından Muhammed Mursi’nin başkanlıktan alınmasına neden olan muazzam karışıklık anında, ahlaki ve siyasi olarak kimi desteklemek hususunda pek az uzlaşı mevcuttur.

Mısır dışında sola mensup pek çok grubun ifadelerini ve açıklamalarını okuduğumda, bunun bir öncelikler sorunu olduğunu görüyorum: Orta vadede kim veya ne en tehlikeli olacaktır? Bana kalırsa, üç temel konumu birbirinden ayırmak lazım.

Hangi türden olursa olsun “İslamcıların” temel tehdit olduğunu düşünenler var. Elbette, pek çok farklı türden İslamcı mevcut. Sünni Müslümanlar arasındaki üç temel grup, Müslüman Kardeşler, Vahabiler/Selefiler ve El-Kaide adı altında sınıflandırılanlar. Üçü de birbirini tanımıyor; bu durum, ciddi oranda Müslüman nüfusa sahip her ülkede meydana çıkan ittifakları açıklıyor.

Ancak, İslamcıları siyasi iktidardan uzak tutma derdinde olan solcular için, sözde ılımlı İslamcılar, salt şeriat yasasıyla yönetilen devletlerin paylaştığı uzun vadede aynı amaçları güden daha kurnaz İslamcılar. Bu kişiler, böylece, İslamcılarla savaşan herkesle ittifak yapmaya hazır.

İkinci bir grup da orduları en büyük düşman olarak görmektedir. Onlara göre, ordular, gerici siyasi ve iktisadi görüşleri olan, neoliberal iktisadi politikaların muhafaza edilmesi üzerinde doğrudan iktisadi çıkarları olan son derece muhafazakar ve baskıcı kuvvetlerdir. Kimi zaman orduların halk ayaklanmalarını destekler gibi göründüğünü, kimi zaman ABD veya batı Avrupa güçlerine karşı politikalara sahip gibi göründüklerini kabul ederler.

Ancak, silahlı kuvvetlerin bu “ılımlı” görüşlerine bakış açıları, İslamcı-karşıtlarınınkine benzer. Orduların “ılımlılığı” veya “halkçılığı,” yalnızca uzun vadeli gerici hedeflerini gizlemek üzere kullandıklarını düşünürler.

Bir de ABD’yi (ve buna paralel olarak Batı Avrupa’nın eski sömürgeci güçlerini) esas tehdit olarak görenler vardır. Orduların ve İslamcıların salt kendilerine ABD tarafından verilen rolü oynadığını düşünürler. Bu yüzden, onlara göre, ABD’nin istediğini düşünükleri ne varsa ona karşı çıkan her türlü grup desteklenmelidir. Gerçekten de, burada da daha güçlü bir duruş vardır. Bazıları, ayaklanmalarda başı çeken genç radikallerin bile ABD tarafından manipüle edildiğini düşünür. Bunlar için, ABD hala kadir-i mutlaktır.

Elbette, bunların yanlış tercihler olduğunu iddia edecekler de vardır; hatta bunların sayısı da çoktur. Kişinin aynı anda, İslamcılara, ordulara ve ABD’ye karşı olması mümkündür. Ancak uygulamada, genelde kişinin önceliklerini seçmesi gereken anlar vardır. Bu yüzden soru bütüncül olarak kalmaktadır.

Öncelikli düşmana ilişkin bu tartışma, büyük ölçüde, bu mücadelelerde sol kuvvetlerin nisbeten zayıf kalmasının nedenidir. Analizlerinde bölünmektedirler. Bu yüzden de, kısa vadeli, hatta uzun vadeli hedeflerinde bölünmüşlerdir. Daha da kötüsü, çoğu solcu birey ve grup, bunun farkında gibidir; öyle ki bu durum ürkütücü bir sinizme ve bunun sonucu olarak militan siyasetten ürkütücü biçimde geri çekilmeye neden olur.

Solun bu şekilde kendini engellemesine alternatif, sol içerisinde daha açık ve yoldaşça bir tartışmaya iştigal etmektir. Bu ancak solun, dünya sağının da dünya solu kadar geniş bir kuvvetler ve analizler panaromasına sahip olduğunu farketmesiyle mümkündür. Bir kez daha, bu yoldaşça tartışmanın, dünyanın kapitalist sistemden henüz belirlenmemiş olan başka bir şeye dönüşümü çerçevesinde gerçekleştirilmesi gerektiğini iddia ediyorum. Eğer sol büyük savaşı kaybederse, ilk suçlanması gereken yine kendisi olacaktır.

Çeviri: Öznur Karakaş – Özgür Gündem

- Advertisement -

More articles

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

- Advertisement -

Yaklaşımlar

Korona virüsün felaketinin ekonomik ve politik etkileri – Halil Paşa

ÇÖZÜM VE BARIŞ KARŞITLARI KAZANDI Koronavirüs felaketinin dünyada ve adamızda hızla yayılarak derinleştiği bu günlerde daha kötü sonuçlara hazırlıklı olmamız gerektiği ortaya çıkıyor. Böyle bir...

Korona virüs kafalarımızı karıştırdı – Alpay Durduran

İnsanlık yeniden derin sorunları tartışmaya açtı. Bazıları konunun temeline girdi. Sol politikalar hızlı zenginleşme yarışında kapitalist politikalara yenilmiş dedi idi ya şimdi o yarışı...

Coronadan önce Coronadan sonra ve kktc – Rasıh Keskiner

Coronadan önce bazıları için ne güzeldi dünya.. Ne güzeldi yaşamak. Neoliberalizmin kendilerine sağladığı imkanlarla bir eli yağda bir eli balda doymadan yaşamak. Emekçilerin emeklerini...

Öğrencilere olanların düşündürdükleri – Alpay Durduran

Küçük ülkemizde önce denize nazır diploma hazır üniversiteleri kuruldu şikâyetleri duyuldu ama daha öncesinde benim meclisteki konuşmalarda DAÜ’nün kurulması için yüksek teknoloji okulunun adının...

Kapitalizmden çevreye – Ulus Irkad

Kapitalist sistemin aşırı tüketime dayalı sanayi sistemine getirdiği değişim elbette iklimsel değişimleri de getirdi. Tüketime dayalı üretimden dolayı atmosfere bırakılan zehirli gazlar atmosferi etkiledi....