Birde makro üzerinden yorumlayalım – Özkan Yıkıcı

0
129

Gün geçmiyor ki her yerde bir olayla karşılaşalım. Kimisi ilgisizliğe vurup olaydan sıyrılıyor. Kimisi konuyu sadece olduğu yerde alıp orda bırakarak hem de taraflı bilgilerle yorumlar. Bir dönem ısrarla “Marksist yöntem” denilen çalışma ısrarla yapılırdı. Amaç olayları tekil ve dar değil, geniş bakışla yorumlama düşüncesi oluşturmaydı. Özelden genele olayları bağdaştırma, çelişkileri yorumlayarak temel olanı alıp geniş inceleme yapma ve somut soyut somut eksenli kuramı işletme yorumlamayla olayı tekil bırakmama önemi hep öğretilmeye çalışılırdı. Örneğin şimdi Suriye olayları veya Kuzey Kıbrıs’ta olan gelişmeleri sadece tek boyutla ve istenilen tarafla değil, konuyu buradan başlayarak genel sistemle analiz etme kuramı hep bilinecekti. Örneğin Suriye başlanırken seçenek olarak sadece savaş barışla başlanıp alternatifli tartışmayla olayın Emperyalist genele taşıma algısı yaygın olacaktı. Oysa hep günümüzde Kuzey Kıbrıs buradaki saraya dek uzanan dar çemberde, Suriye Esat’ın geleceği ile bağdaştırma, Türkiye ise Erdoğan şovlarla başlanıp orda bitirilen sonuçlara ulaştırılıyor. Dahası; cebimizi yakan döviz yükselmesi dahi sadece palyatif sözlerle “dövizle borçlanmayın” sözleriyle tamamlanan ironik ekonomiyle olaya bakıyoruz. Oysa tüm olaylarda Makro düzeydeki sistemsel gerçekler bıçak gibi yüzümüzü parçalamaktadır. Kapitalistsiz ekonomi, Emperyalistsiz Suriye anlaşılamaz. Konuşulursa hep eksik bırakılmış olunur. Neo liberal anlayışın piyasalaşmasını, bireyselleştirmeyi, metalaştırmayı bilmeden günümüz kültür ve ekonomisini açıklayamayız. Bunları düşünerek son dönemin olaylarını sadece Suriye veya Türkiye değil genel gözle yorumlamaya çalışacam.

Basit bir açılımla olayı taçlandıralım: Son günlerin moda haline gelen siyasal kirliliğin en çirkin oyununun oynandığı Suriye ile somutlayalım. Suriye derken Esat ve karşıtlarıyla yetinemeğiz. Suriye’de Esat varken öteki tarafta İslamcılar, Kürtler, dış Suriye kesimleri pek söyletilmeyen Hristiyanlar ve niceleri karmakarışık yumaklaştı. Ancak olay burada durmuyor: Suriye’ye direk girip cirit atan cihatçılar, silahlar, ajanlarda kol geziyor. Komşu Türkiye Ürdün ve Katar adeta “muhalif” eksenlilerle örüldü. İsrail eli tetikte ama canı çektiğinde bomba yağdıran konumda. Lübnan’da ise her tarafın taraftarları Suriye ile içselleşti. Irak’ı eklemeye hiç gerek yok. Sınırı zaten delik deşik! Üstelik son ortaya çıkan bilgilerle Suni Emir şeyhlik sınırları Bağdat Şama uzanır! Ya Kürtler? Bunlarda başka yelpazede. Bunlarda yetmemekte: Sudileri paralarıyla anarken, Amerikan İngiliz Ajanlar denilince, Kıbrıs’taki üstler de garnitürlü katılınca… Ama ekranlarda hep “Suriye’de Esat ve Muhalifler” denilme çizgisi hala aşılamadı.

Derken kervan yolandı ve ta ki Amerika’ya ulaştı. Amerikan senatosu Suriye savaşı kararını alıyor; İngiltere karmakarışık; Fransa iştahla nedense hazır; Fakat Erdoğan’ın fetihçi beleğini kimse aşamaz! Bunlar sırayla sıralanırken, ansızın bazı yorumcuların şu projesi karşımıza gelir: “Ortadoğu projesi”! Ortadoğu projesi bölgede hazırlanmadı. Ne zaman mı hazırlandı: Doksanlarda Kültürler çatışması ve Avrasya stratejisi süreci belekte canlanır. Peki, bunların makro adresi nedir? Emperyalist çağın yeniden paylaşım projesi! Emperyalist çağ ise Kapitalist üst aşama olarak tanımı aklımıza gelince de iş sistemsel öze ulaşır. Bu kez başka tellerin akkorları işe girer. Suriye olaylarıyla sistemsel makro göstergeler neleri yansıtıyor?

Kapitalist sistem özelikle Doksanlar sonundan beridir Neo liberal ekonomik çıkmazla krizden krize atlıyor. Köpük fazlasının emilmesi hala tamamlanamazken, krizi yönetme ve alternatif politikaları sistem hala bulamadı! Krizin özünde nefes aldırtma ve tavsiye etmelerde araçlardan biri de savaşlardır! Sınırlı savaşlarla sistem krizleri hafifletme Yeni sömürgecilik stratejilerinin önemli taktikleridir. Ayrıca; Ortadoğu yeniden sömürgeleştirme projesi de uygulamada. Ortadoğu projesinde Kültürler çatışması gerçeği vardır. Bunu daha somutlayacak olursak: Dinsel mezhep etnik ayrışmalı ve onun üstünden piyasa modeliyle sermayenin serbest dolaşımı! Zaten Amerikan dışişleri bayan bakanlar hep “Şii hilalinin tavsiyesi” sözlerini boşuna söylemediler. Yine İran Ortadoğu kuralında şer eksenli, Lübnan’ın Hizbullah’ı tavsiye edilmesi gereken örgüt olarak boşuna konulmadı!

İlginç Kapitalist buluşma kriz ve savaş anlamında buluştu. Hem bölgesel dizayn hem de ekonomik krizi hafifletme adına Suriye ve geneldeki Ortadoğu savaşlar Emperyalist özle genelde buluşuyor. Onun için oyuncular temelde Amerika İngiliz Fransız yelpazesiyle Rusya İran Çin ayrışması oluştu. Nasıl ki ben dahi biliyorum ki Suriye sorası Ortadoğu ayağı ırana ulaşacak ve belirli tarihte İran’ın tavsiyesi de olursa sıra Rusya’ya dek uzamaya başlayacak Avrasya stratejisi olacaktır; Aynisini Rusların Çinin bilmemesine imkân var mı? Yine uzun vadede temel ekonomik stratejide Çinin kuşatılması hatta parçalanması olduğunu dünya âlem bilirken Çinin bilmemesi mümkün mü? Ruslar başlangıçta kendilerine belki dokunulmaz amacıyla Libya’daki ıraktaki müdahaleleri desteklediler. Hatta Suriye de ayni tavrı gösterdi. Şimdi iş Suriye’ye gelip bundan sora yol görülmeye başlayınca elbet Ruslar ve İran’ın hepsini kabul etmeleri kolay olmayacaktı. Onun için Suriye salt Esat veya Kimyasal silahlar değil, Emperyalist Ortadoğu paylaşımın önemli karakolu savaşı veriliyor. Kriz yoğunlaşıp silahlar kullanıldıkça askeri sektör de güçlenip hem yeni teknoloji deneyimlerle yeni silah pazarı oluşacak, hem de yıkılacak yapıların imarı için Pazar açılacaktır. Tabi Ortadoğu denip de petrolsüz enerjisiz konuşmak da gereklidir. Zaten tüm çelişkilerin özünde bölgesel enerji havzası olmaktadır. Öyle demokrasi falan değildir. Öyle olsaydı en başta İran değil Sudi Arabistan olacaktı. Yine hakları destekleme olsaydı, Bahreyn ayaklanmasında Sudi tankların ezmesine sesiz kalınmayacaktı!

Son versiyon ilginç: Suriye bataklığındaki saplantıdan kurtulma adına dış müdahaleyi tetikleyecek yeni sıçrama sahnesi gündeme Amerika’da konmaya Rusya’da esnekleştirmede yürürlükte! Gelecek belirsizlikleri, anlaşmazlıklardaki yoğunlaşma nedeniyle kamuoyu oluşturmada sıkıntılar vardır. Bunlar yetmezmiş gibi ittifak cephesine Selefiler ılımlılar ayrımıyla yeni mevzilenmelerle Kürt kartında artan oranda kozlar olması sonucu artık işler iyice karmakarışık hale geldi. Temel özde Emperyalizm olayı yatmaktadır.

Özetlediğim çerçevede makro alana açılacak olursak; Kapitalist ekonomik krizin tortuları, Ortadoğu projesinin çirkin hesapları savaşla bölgemize yansıyor. Olaya dinin konulmasıyla aslında inancın otoriteleşmesi ve sermaye sömürmesine eklenmesiyle ne kadar korkunç olaylar yaratığını acılarla yaşayıp kanıtsıyoruz. Bu çok acıdır. Ama gerçek; kapitalizm, Emperyalizm ve Neo liberalizm denilen nesnelerin anlamı budur. Sömürü, eşitsiz gelişin, savaş ve kar! Bundan dolayı sistem Emperyalizmi belekten sildirtip Ortadoğu projelerini dinsel mezhep otoriter ayrımlara taşıyan düşünce aygıtlarla çok güzel kullanıyor. Sermaye ve dinin yapılanmasının siyasal sonuçlarını yaşıyoruz. Hani bazıları şu güzel sözleri çok kullanır “Yabancı sermaye yatırımıyla kalkınacağız; Dini kurumsallaşma olursa ne olacak” sözlerinin yanıtı direk Ortadoğu’da ayrışma ve karlarla yaşanıyor. Daha neleri yazayım? Ortadoğu’da güçlü devrimci sosyalist çizgiler olsaydı, barışçıl güçler seslerini savaş bombaları kadar çıkarsaydı bu kanlar öyle boşuna ama acımasızca dökülür müydü? Bazılarına yanıt olsun diye kısaca anımsatalım: Ortadoğu İslam olduğu için değil, enerji kaynakları ve sistemin sömürgesel alanı olduğu için bu kirli tarih yazılmaktadır. Öyle Avrupa Ortadoğu basit kıyas veya dinsel motiflerle açıklamayalım: Çünkü Sömürge ve sömüren ilişkisinde din hep afyon olarak kullanılır. Bunu dahi sistem başarıyla “aydın geçinenlere dahi” unuturdu. Şimdi anladınız mı Makro düzeyi. Sömüren sömürülen, Kapitalist eşitsizliği emperyalist hegemonyayı unuttukça olayı dar pencereye bıraktıkça daha çok acılar yaşanıp cihetle yorumlama yapılacaktır.

Yorumunuzu ekleyin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.