Politika ve kültür – Ali Sarıtepe

0
140

İlk bakışta bir birleriyle olan ilişkileri farkına varılmayan bu iki kavram, aslında bir birleriyle bağlantıları koparılamayan, kimi zaman politika kelimesinin öncelik hale geldiği kimi zaman ise kültür kelimesinin öncelik kazandığı; esasında ise aynı havuzun ayrılmazı olan iki olgu halinde olmalarıdır.

Üretim tipi kaynaklı kültür bölüm halleri, kendisinin kaynaklık ettiği politik dil ve uygulamaları oluştururken; üretim tipi kültürel yapıda da üretim tipinin kendi iç çelişkilerinden kaynaklanan farklılıklardan dolayı da kültür yapıları bu duruma denk düşen iç farklılıklara uğrarlar. Dolayısıyla burada kültürlerin sınıfsal karakteri, daha doğrusu toplumsal sınıfların kendi yaşamlarına denk düşen kültür yaratımları.

Diğer taraftan kültürlerin ulusal farklılıklara denk düşen kültürlerin farklılık halleri vardır.

Kapitalist kültürden bahsetme durumumuz olduğu zaman, esas olarak kültürün buradaki toplam hali sonucunun kapitalizme hizmet etmesidir. Ve kapitalist toplumda ki temel iki sınıf yapısından dolayı, burjuvazi kendi kültürünü topluma egemen kültür haline süreklilik kazandırmaya ve kendisini her üretmenin, kendi iktidar halinin devam etmesi üzerine kurarken; diğer temel sınıf olan proletarya ise, günlük yaşamının sonuçları ve çıkarsamalarıyla da kendi kültürel edinimlerini yaratma imkanları peşinde olur.

Kültürlerin bu iki hali de egemen olma, egemenliğini koruma/pekiştirme hallerini de ifade etmeye çalışırlarken ortaya çıkan dil politika olmaktadır.Yani politika ve kültürün sınıfsal karakteri. Kültür egemenlik havuzudar, iktidar olma karakterlidir. Karakter yürüyüş biçimini de sağlayan politikadır.

Katagorik hale sokacak olursak, kültürler; üretim biçim kaynaklı, sınıfsal biçim kaynaklı ve ulusal biçim kaynaklı ana hallerinde olmaktadırlar.

Kapitalist üretim biçiminin kültürü tüketme ve sürekli tüketme kültürü ana karakteristik hali iken, sınıfsız toplum üretim biçiminin kültürü de “herkese ihtiyacına göre, herkese yeteneğine göre” üzerinden oluşması halinden oluşmaktadır. Birincisinde negatif bireycilik (topluma bireycilik) öne çıkarma hali varken, ikincisinde toplumda birey hali vardır ve kültür hem buradan beslenir hem de burayı etkiler.

Aynı üretim ilişkisinin yaratımı kültüründe olan politik tutum alışlarında ki farklılıkların da egemen olma halleri o kültürde ki yeni halle olan ilişkilerine göre yürümeleri olmaktadır. Aynı kültürün politikleşmiş halleri olan partiler; gerek kültür nehirinin hızlı akışı olsun, gerekse de dipteki kaynamanın yüze çıkması olsun ve gerekse de üretim gelişkenliğinin yaratmış olduğu yeni kültürel edinimler olsun; politika ve kültür olgusu burada yeni bir durum kazanarak kendisini yeni bir halde dayatmaktadır.

Politika/partiler bu yeni duruma intibak etme durumunu gerçekleştirerek temel kültürün yeni halinden politik egemenliğini çıkarmaktadırlar ya da aynı kültürün öncesi hali üzerinden politik yaşamlarını devam ettirerek iktidar olma mücadelesini sonuçlandırmaya çalışmaktadırlar. Böyle bir durumda mücadele eden politik hat; ancak  eski kültürün egemenliğinde olan kütlesinden beslenebileceği için toplumda politika olarak karşılığını bulamamaktadır (Burada ki ilişki, kültür ile politikanın çatışabilir hali olmaktadır).

Aynı üretim ilişkisi içerisindeki üretimin yeni halinin karakter hali; bir zamanlar toplumsal teveccühle karşılanmalarına rağmen, aynı tutarlılık (statik halleri)la durmaların bu teveccühün dışına itilmelerini beraberinde getirmektedir.

Yeni durumun sonucu olarak artaya çıkan kültürel eklemlemelerin ve bunun toplumsal karakter olmuş halleri kavramayışı öne çıkmaktadır. Dolayısıyla da; politik olarak hala hitap ettiği toplumsal kütleye, toplumun yeni edinimlerini kendisinde yeni bir yöntem olarak biçimlendirmediği için, aynı sınıf kültürünün kültürel dönüşümünü kavramayamamasının neticesi olarak, kültür ile politikanın ayrı durması yaşanmakta ve burada da iki olgunun biribirene yabancılaşması hali ortaya çıkmaktadır.

Yeni kültürü, kültürün yeni halini çoğaltmaya ve egemen etmeye çalışan politika egemenliğini sağladıktan sonra; politika egemenliği mücadelesindeki ilişki ve çelişkilerin yaratmış olduğu iktidar halini, yeni üretim ilişkisi kurma sürecinde kendi ilk halini kurallar manzumesi haline getirdiği zaman; kültürel dönüşümünü buna paralel olarak kalıplaştırıp mutlaklaştırdığı için, hızla toplumla canlı ilişki halinden çıkmakta, topluma yabancılaşmakta, toplumun kültürel yeni edinimleri karşısında baraj olma durumuna gelmektedir.

Politika ile kültürün burada ki ilişkisi, politikanın kültürün önünde set olma hali ortaya çıkmakta ve egemen olan politika artık geri karakter durumuna düşmektedir.

Üretim ilişkisi ile politika ve kültür arasındaki izafi bağımsızlık zaman zaman çatışma noktasına gelse de, nihayet olarak üretim biçimi yansımalarıdır.

Aynı şekilde üst yapı hallerinden olan politika ve kültür, birbirlerinden beslenmelerinden uzaklaşarak çatışma noktasına varabilirler, fakat bu durum asla uzun bir zaman dilimine tekabül etmemekte , kültür politikayı ortak havuza döndürmektedir.

Yorumunuzu ekleyin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.