Gizlendirilmiş amaç – Ali Sarıtepe

0
92

AKP hükümetinin çıkarmış olduğu tezkere de; bu tezkerenin çıkış gerekçesinin ifade edilmemesi ve metnin hali ile herkese savaş ilan edebileceği kurgusuyla, her ne kadar saklanmaya çalışılırsa çalışılsın ana amaç orta yerde durmaktadır.

Kürdistan topraklarının dört parçaya bölündürülmüş olan ve bu parçadan batı Kürdistan kesimini sömürgesinde tutan Suriye devletinde ki siyasal belirsizlik halinde ki durumunda batı Kürdistan’da yaşayanların yaratmış olduğu öz yönetim ve öz güvenlik güçlerinin, bu halkın iradesine karşı TC devletinin meclisten geçirilen tezkereyle, kendisini batı Kürdistan toplumuna karşı askeri ve siyasi olarak mevzilendirmesidir.

AKP hükümeti Arap Baharı ayaklanmaları ve ayaklandırmaları sürecinde ABD ve AB birlikteliği içerisinde kendisini de belirgin bir hale getirirken; özelde de Suudi Arabistan ve Katar politikasına kendisine de üçüncü aktör olarak yer açmış bulunmaktadır.

Suriye’de Esad iktidarının varlığına son verilmesi ortaklaşmasında fiili anlamda Suudi Arabistan-Katar ve Türkiye’nin yer alması; siyasal İslam’ın bu topraklarda egemen kılındırılması çabası olarak son şeklini almış bulunmaktadır. Ve buraya İslami coğrafyanın değişik yerlerinden gelen, getirilen mücahitlerin savaşın ana güçlerinden birisi olması vesilesiyle de; Suriye’de ki Esad iktidarının değiştirilmesi ya da dönüştürülmesinde Suriye halkının bu mücadelenin egemeni olmadığı gerçeğini ortaya çıkarmış bulunmaktadır.

Bu işin bir yanı.

Bu üçlü bileşenden TC devletinin özel ilgisi Türkiye yurttaşlarını ve bu yurttaşların sosyolojik yapılarının Suriye yaşayanları ile iç içe geçmiş halidir. TC devletinin etnik ve dinsel çeşitliliğinin aynısı Suriye devletindeki toplumlarda da var. Ve sadece bunlardan da olsa moral geçirgenlikler sürekli olarak var olagelmektedir.

Daha dünün mürekkebi kurumamış yazılarında güney Kürdistan’da oluşmaya başlayan özerk yönetime TC devletinin deklere etmiş olduğu kırmızı çizgiler; özerkliğe karşı olduklarını ve böyle bir oluşumu düşmanca bir tutum alış olarak göreceklerini ve dolayısıyla da gerekeni yapacaklarına tereddüt etmeyeceklerini ana söylem haline getirmişlerdi.

Kendi içerisinde Türkiye Kürtlerine karşı asimilasyon-inkar-şiddet üçlemesini egemen ilişki biçimi olarak kuran TC devlet politikası; bu politikanın hayatın gerçeklerinde ters-yüz olmasından sonra AKP iktidarı, asimilasyon-inkar-şiddet üçlemesini demagoji yöntemiyle aynen yürütmeye çalışırken; kendi topraklarının güney-doğu yakası tarafında yaşayan Kürtlerin siyasal dirilişine kendisini muhatap etmektedir. Buradaki her diriliş hareketin kendi varlığına yönelik bir tehdit olarak algı olgusu yaratmaktadır.

Hatay bölgesinde yaratılan TC devletinin aktif taraflılığı alan genişliğine uğratılmış ve bu anlamıyla da Suriye silahlı muhalif(!) güçlerinin eylem alanları da değişikliliğe uğratılmıştır. Her ne kadar bu durum Suriye muhalif güçlerinin bugünkü haliyle geldiği gerilemeyi gösterirse de, bunların batı Kürdistan’a egemen kılındırılmaya/bulaştırılmaya çalışılması da TC’nin uyguladığı politikadır. Ve bugün yaratılan askeri yığınaklar batı Kürdistan bölgesine hükmetme planlamasıdır.

Eskiden güney Kürdistan siyasetine ilan etmiş oldukları kırmızı çizgilerini, bugün batı Kürdistan siyasetine kırmızı çizgi ilanları yapmadan, güvenlik politikası çerçevesi içerisinde yapılmaktadır.

Tezkerenin savaş ilan etme kapsamı ne kadar belirginsizleştirilirse belirginsizleştirilsin ana ekseni ana ekseni, kendi denetimi altında olmayan diğer parçalardaki Kürt siyasetlerinin özgürlükçü tutumlarını boğma yürümesidir.

TC devlet politikası, Suriye sorunları diğer (Kürtlerin yanında- dinsel ve diğer etnik gruplar) bileşenleri ile birlikte var olan konseptte kendisini Ortadoğu’nun çözülen devleti konumuna ısrarla getirmeye çaba sarfetmektedir.

AKP iktidarının siyasal İslam politikası Türkiye topraklarını nasıl ki çözdürücü bir karakter halindeyse, Suriye’de ki siyasal İslam’la kendisini ortaklaştırması ve siyasal İslam’a Ortadoğu coğrafyasında belirleyici olma arzusu, devletin varlık halini tartışma noktasına hızla getirmeye başlamış bulunmaktadır (Suni-Şii karşıtlığıyla).