“Ortadoğu Halkları” İstanbul’daydı

0
160

(BİA-NET) Halkların Demokratik Kongresi (HDK) 20 – 21 Ekim tarihlerinde Boğaziçi Üniversitesi’nde iki gün süren bir “Ortadoğu Konferansı” gerçekleştirdi.

Konferansta Suriye’de yaşanan çatışmalar, Kürt halkının Rojawa’da özerkliğini ilan etmesi, Türkiye’de son gelişmeler, Filistin meselesi gibi önemli konular hakkında oturumlar yapıldı.

Birinci gün, Foti Benlisoy (Türkiye, akademisyen),, Mohamed Waked – (Mısır – Akademisyen, aktivist), Hamma Hammami, (Tunus Emekçileri Partisi), Lhoussain Lahnnaoui (Fas Demokratik Yol Partisi), Erhan Keleşoğlu (Türkiye, akademisyen), Meryem Ebu Dakka – (Filistin Halk Kurtuluş Cephesi), Ali Selman (Lübnan Komünist Partisi),Ahmed Ebu Suud Hanini (Filistin Halk Kurtuluş Cephesi ), Ali Fayyad (Lübnan- Hizbullah),Mehmet Bekaroğlu (Türkiye – akademisyen), Bahiga Hussei (Mısır Komünist Partisi),Radia Nasravi (Tunus, milletvekili), Erhard Crome (Almanya – Rosa Lüksemburg Vakfı) konuşmalar yaptı.

 

Suriye’nin toprak bütünlüğü korunmalı

İkinci gün Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel’in açılış konuşması ile başladı, ardından ilk oturuma başlandı. Oturumun moderatörlüğünü Sosyalist Yeniden Kuruluş Hatay Sözcüsü Tülay Hatimoğulları yaptı.

Hatimoğulları oturum öncesi Hatay’da yaşananlarla ilgili bilgi verdi. “Suriye’de yaşananlar,  Dış Müdahaleler ve Türkiye Siyaseti” başlıklı oturumda panelistler; Suriye Komünist Partisi’nden İnam Elmasri, Ürdün Arap Davası üyesi Pedro Rojo, İran Emek Partisi’ndenMassoud Djalili ve BDP Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkçü‘ydü.

İnam Elmasri, Esad rejimine yakın bir söylemle Suriye’deki muhalefetin emperyalist güçlerce desteklendiğini, Suriye’deki olayların batı basını ve El-Cezire tarafından yanlış yansıtıldığını ve Suriye’nin toprak bütünlüğünü savunduklarını belirtti.

Ertuğrul Kürkçü, “Suriye’deki tartışma sürekli olarak ‘Esad’ı mı destekliyorsun yoksa Özgür Suriye Ordusu’nu mu’ denklemine sıkıştırılmaya çalışılıyor. Tartışmayı buraya sıkıştırmak meselenin özünü kaçırmamıza sebep oluyor. Asıl mesele bölgedeki eşitlikçi, özgürlükçü, ilerici hareketleri desteklemek ve onlara karşı Türkiye’den yapılacak müdahalelere engel olmaktır. Kürt halkının bölgedeki kazanımlarını korumaktır. Türkiye Filistin’e hamimin üzerinden bölgede hegemonya kurmaya çalıştı. Ama sınırları olduğunu bilemedi ve kaybetti. ABD ve Avrupa ise, Suriye’de devam eden ‘vekaleten savaşın’ bütün yükünün Türkiye’ye yıkılmasından gayet memnun. Türkiye Suriye’deki muhalefetin birleşmesi yönünde değil, muhalefeti Özgür Suriye Ordusu’nun yanına konumlandırarak oradakilere en büyük kötülüğü yaptı. Bizim yapmamız gereken ise özgürlük mücadelelerini birleştirmektir” dedi.

 

Irak işgali ve ADB ile işbiriliği tartışmaları

Moderatörlüğünü Ender İmrek‘in yaptığı “Bölgesel Gelişmeler İçinde Kürt Özgürlük Mücadelesi” başlıklı ikinci oturumda, Kürdistan’ın üç parçasından konuşmacılar vardı. Türkiye’den Sebahat Tuncel, Güney Kürdistan’dan YNK Milletvekili Nermin Osman, Rojawa’dan Kürt Ulusal Konseyi Üyesi İssa Hassou ve Halkların Demokratik Partisi Eşbaşkanı Yavuz Önen vardı.

Nermin Osman’ın konuşması Arap katılımcılarla tartışmalara sebep oldu. Güney Kürdistan yönetiminin Irak işgali esnasında ABD ile işbirliği yapması eleştirildi. Nermin Osman ise Arap halkının Kürtlere uzun yıllar boyunca yapılan zulme sessiz kaldığını, Halepçe katliamını görmezden geldiğini, Kürtlerin ulusal kurtuluşu ve varlığı için böylesi girişimlerde bulunmak zorunda kaldığını ve bunun anlamının farkında olduklarını belirtti.

Issa Hassou, Kürtlerin Esad yönetimi boyunca çok zorluklar yaşadığını, bu durumun artık geçmişte kaldığını, Kürtlerin mevcut kazanımlarının çok önemli olduğunu ve hiç kimsenin bu kazanımları geriletemeyeceğini vurguladı. Kürtlerin Kürdistan’ın dört parçasında verdiği mücadeleyi birleştirmesi gerektiğinin altını çizdi.

Suriye Komünist Partisi üyesi İnam Elmasri ise Kürtlerin haklarını tanıdıklarını ama Suriye’nin bölünmez bütünlüğünü önemsediklerini belirtti.

İki günde beş oturum olması ve konukların sayısının fazla olması sebebiyle oturumlarda soru cevap kısmı maalesef yapılamadı. Bu durum salondakilerin görüşlerini belirtmelerine mani olan bir hava yarattı. Sonuç metninin tartışılması için ayrılan kısa sürelik tartışma süresi bile konunun ne kadar can alıcı olduğunu ortaya koydu. Konferans herkesin kendi dilinde söylediği Enternasyonal marşının okunması ile son buldu.