El-Sen: “Elektrik ve su projeleri Kıbrıs Türk halkını yok etmeye yönelik”

0
82

Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu Çalışanları Sendikası (EL-Sen), Türkiye’den gelecek suyun koşullarının açıklanmasını istedi. EL-SEN Başkanı Çağlayan Cesurer imzası ile yapılan açıklama şöyle:

İrsen Küçük Hükümeti ile Recep T. Erdoğan Hükümeti, Kıbrıs Türk Halkını Yok Etmek için ‘Son Darbeyi’ vuruyor. Kıbrıs’a Türkiye’den su getirilmesi genellikle olumlu karşılanmaktadır. Bu konuda pek çok bilinmez varlığını korumaya devam ediyor. En başta gelecek olan su kimin kontrol ve denetiminde olacak ve suyun alım ve satımı nasıl olacaktır? Garantili bir miktarda su alınması zorunlu olacak mı? Bedeli ne olacak? Teknik pek çok sorun yanıt beklerken Küçük-Erdoğan ikilisi yeni bir adım attılar.

Boru hattı ile birlikte 200 MW enerji hattının da çekileceğini ve Türkiye’den elektrik enerjisi getirileceği çok olumlu sonuçları olacakmış gibi yansıtılarak açıklanmaktadır. Yıllardır ülkemizde faaliyet gösteren AKSA Enerji Üretim AŞ. isimli şirket, sadece üretim yapmakta ve her ne hal ise faaliyete geçtiği günden beridir zarar etmektedir. Basın ve Resmi Gazete’ de yer alan verilere göre de yine daha önceki yıllarda olduğu gibi son dönemde de 27 Milyon TL zarar etmiştir. AKSA yüzünden Halkımız, elektrik kesintileri ile karşı karşıya kalmakta ve pahalı elektrik kullanmaya zorlanmaktadır. AKSA ne üretirse KIB-TEK’in  satın almak zoruna bırakıldığı GARANTİLİ ALIM sistemi ile hem halkımız hem KIB-TEK zarara sokulmakta, üstüne üstlük tek kuruş kurumlar vergisi de ödenmemektedir.

Denizden hat çekilerek 200 MW elektrik getirilmesinin hiçbir olumlu sonucu olmayacak, tam tersine Kıbrıs Türk Halkı elindeki enerji üretme kaynak ve olanaklarını da tamamıyla kaybedecektir. Şöyle ki;

1. Hiçbir ülke kendi bağımsız enerji politikalarını bir başka ülkenin üstünlüğüne terk etmez. Enerjinin kontrolü olmadan hiçbir ülke bağımsızlıktan söz edemez. Üstelik kendi kapasite ve olanaklarımız kendi ihtiyaçlarımızı karşılamaya yeterli iken bunları yok etmenin yurtseverlikle de, ekonomik akıl ile de hiçbir ilgisi yoktur.

2. KIB-TEK’e ait üretim tesisleri halkımızdan toplanan kuruşlarla yapılmıştır. Bunların kapatılarak yok edilmesi ve daha sonra demir yığını olarak haraç mezat satılmasının sonuçları aynen KTHY örneğinde olduğu gibi olacaktır.

3. KIB-TEK’in var olduğu koşullarda bile AKSA ile yapılan Garantili Alım Sözleşmesi’nin getirdiği pahalılık, yeni projeyi hayata geçirecek yeni şirkete tamamen bağımlı olunacağından daha da artacaktır. Bugünkü yüksek fiyatları bile arar duruma geleceğiz.

4. Yüzlerce çalışan işsizlikle yüz yüze gelecektir.

5. Devletin sosyal güvenlik fonları ve gelir vergisi kayıpları daha da artacaktır.

Sonuç olarak, yıllardır söylediğimizi tekrarlıyoruz. Kıbrıs Türk Halkı’nın yok edilmesinin önüne yine Kıbrıs Türk Halkı’nın kendisi geçebilir. Bizim gücümüz ne kadar yeterse meşru her yolla halkımızın haklarına sahip çıkacağız. Bu sorumluluk sadece bizim değil, tüm halkımız ve onların siyasi, demokratik, ekonomik, kültürel ve sosyal tüm örgütleri ile her bir bireye aittir.

Ya güçlerimizi birleştirerek var olacak, ya da hep birlikte yok olacağız. Üstelik arkamızdan ağlayacak biri de kalmayacak.