Basın – Sen, TAK’ta sorunların sona ermediğini bildirdi

0
96

Basın – Sen Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Darbaz yaptığı basın açıklaması ile Türk Ajansı Kıbrıs’ta yaşanan son gelişmeleri değerlendirdi. Açıklama şöyle:

Kıbrıs Türk basınının ana haber kaynaklarından biri olan Türk Ajansı-Kıbrıs (TAK)’taki sorunlar sona ermiyor.

Yıllardır biriken sorunları çözmesi, on yıllardır çalışan Kurum emekçilerine iş güvencisi sağlaması öngörülen, 41/2011 Sayılı TAK Yasasının, kendi içindeki amir hükmüne aykırı olarak, maalesef hala daha tam anlamıyla uygulanmamasını şiddetle kınıyoruz.

Geçen yıl Cumhuriyet Meclisi’nde tüm partilerin olumlu oyuyla (oybirliğiyle) geçirilen TAK Yasası, ne acıdır ki bu Yasa’nın hazırlanması, tartışılması aşamalarında hiçbir şekilde katkı koymayan, Ajans’ın eski müdürü ve bugünkü Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Emir Ersoy tarafından, kendi kişisel çıkarları nedeniyle tam olarak uygulanamıyor.

Sayın Emir Ersoy, Cumhuriyet Meclisi tarafından, yıllarca güvencesiz çalışan emekçilerin sorunlarını ortadan kaldırmak amacıyla, oy birliğiyle kabul edilen TAK Yasası’nı uygulamak, bunun gereğini yapmak yerine, bu yasayı kişisel çıkarlar için kullanmak, TAK Yasası ile oluşturulan kadrolar için aranan niteliklere sahip olmayan oğlunu buraya aldırmak amacıyla, daha ilk günden Yasa’yı ve Yasa’nın amir hükümlerinin uygulanmasını engellemiştir.

TAK Yönetim Kurulu’na Cumhurbaşkanı tarafından atanan Sayın Emir Ersoy, Yasa tarafından oluşturulan kadrolarda aranan niteliklere uymayan birçok başvurunun kabul edilmesi gerektiğinde ısrar ederek, aranan eğitim şartlarına uygun olmayan oğlunu bu yolla kadrolama yolunu tercih etmiştir.

30 yıllık, çağcıllığını yitirmiş bir yasanın, günün koşullarına göre yenilenmesi için bilgisini, emeğini ortaya koyan Basın Emekçileri Sendikası (Basın-Sen) için, 41/2011 sayılı TAK Yasası’nın bir bütün ve tam olarak uygulanması; bu yasanın çıkarılmasına kaynaklık eden tüm geçici, sözleşmeli ve/veya hizmetlinin süratle kadrolanması hayati öneme sahipti, ve sahip olmaya devam ediyor.

Yıllardır beklenen yeni Yasa ile önce, yine bizzat Sayın Emir Ersoy tarafından, kişiselleştirilen nedenlerle ve bir devlet Kurumu olan TAK’ı, kendi malıymış gibi yönetmeye alışmış sayın Ersoy tarafından terfilerin engellenen 20-22 yıllık kurum emekçilerinin terfilerinin yapılması; yıllardır geçici sözleşmeli ve/veya hizmetli olarak çalışanların Cumhuriyet Meclisi’nin iradesiyle şekillenen 41/2011 sayılı TAK Yasası’nın “mülakat” amir hükmünü yerine getirmesi gerekiyordu.

Sayın Ersoy ve eşitlik ilkesine aykırı davranmaktan ötürü Yönetim Kurulu tarafından görevden alınan o dönemin Bayrak Radyo Televizyon Kurumu (BRTK)’nin eski müdürü Özer Kanlı marifetiyle, gerek terfiler gerekse kadrolanmalar sürekli geçiktirilmeye çalıştı.

Basın Emekçileri Sendikası (Basın-Sen)’in Yasa’nın uygulanmasına yönelik sıkı takibi; Sayın Ersoy’dan sonra Kurum Müdürlüğü’nü üstlenen Sayın Perihan Aziz’in yaş haddinden emekli olma durumu nedeniyle terfileri yapılmış, Rumca bölümündeki geçiciler kadrolanmış, odacı şoförler Yasa’ya uygun olarak devlet işçisi statüsüne dönüştürülmüştür.

Birkaç cümlede özetlediğimiz bu sürecin, güle oynaya ve Yasa’nın “tüm terfi ve münhaller, Yönetim Kurulunun oluşturulmasından sonraki üç ayda yapılır” amir hükmüne uygun, sorunsuz yapıldığını asla düşünmeyiniz, çünkü öyle olmadı.

Yıllarca iş güvencisi bekleyen 15-20 yıldır yapılmayan terfiler nedeniyle tıkanan, kıdem karmaşası yaşayan TAK çalışanlarının, huzura kavuştuğu denildiği anda bile, yapılan terfilerle terfi eden basın çalışanları Yasaya aykırı olarak çalıştırılmaya devam edildi, ediliyor. Editör olarak görev yapması Yasa ile düzenlenen insanlara bu hakları teslim edilmedi.

Yasaya rağmen ve Yasanın amir hükmüne karşı, Yasa’nın bütününü değil, bir tümcesinde geçen ve Yasanı’n başka yerinde açıkça ne anlama geldiği tanımlanan sözcükler nedeniyle, keyfi uygulamalara gidilmesi elbette olumsuzluklar yaratmış ve yaratmaya devam ediyor.

Ne var ki, bu ve buna benzer olumsuzluklardan daha korkunç ve daha vahim olan bir başka uygulama olan yasa dışılık talepleri Sayın Ersoy ve Sayın Kanlı tarafından sürekli gündeme getirildi.

Yasa’nın amir hükmüne göre en azı iki, en çoğu 20 yıldır geçici çalışan ve yaptıkları işte uzmanlaşmış olan geçici, sözleşmeli çalışanları mülakata çağırıp kadrolamak yerine, Sayın Emir Ersoy’un oğlunun Yasaya aykırı olarak yapılan başvurusunun kabulü noktasında, bugün hala kadrolanmayan ve önemli bir kısmı yine Sayın Ersoy’un, “Basın-Sen’den istifa ederek bir başka sendikaya (Kamu-İş)’e üye olunmaması halinde kadrolanmama tehdidiyle karşı karşıya kaldı.

Açılan münhallere yapılan yasadışı başvuruların tümünün sözleşmeli çalışanlarla birlikte (iç haberler, fotoğraf bölümü ve idari yapı için söz konusudur bu) dışarıdan yapılan tüm başvuruların (kendi oğlu da dahil olmak üzere Yasa’da aranan nitelikler olmaksızın) sınava çağrılması dayatmasını yapan Sayın Ersoy ve Kanlı bunu oy çokluğuyla sağladı.

Bu noktada, sendikamız Basın Ekmekçileri Sendikası (Basın-Sen)’in TAK Yönetim Kurulu’ndaki temsilcisi ve 41/2011 sayılı TAK Yasası’nın her sözcük ve satırında yadsınamaz emeği olan Hüseyin Yalyalı arkadaşımız tarafından, “Böyle bir kararın (Sayın Ersoy’un aranan nitelikleri taşımayan oğlu dahil) her başvuranın sınava çağrılmasının yasaya aykırı olduğu ve konunun Basın-Sen tarafından yargıya taşınacağı” defalarca söylenmiştir.

Sendikamız, hazırlanması ve oybirliğiyle kabul edilerek yasalaşması sürecinin her aşamasına katkı koyduğu TAK Yasası’nın keyfi şekilde ihlaline engel olmak; yasa dış istihdamları deşifre etmek, ve bizzat Sayın Emir Ersoy tarafından gerek Yönetim Kurulu toplantısında, gerekse farklı yerlerde “dışarıdan başvuranlar arasında uçak sürmeyi bilen var. ben niye içerde bisiklet süreni alayım” diyerek (burada bugün için açıklamayacağımız isimleri de sıralayarak) yıllarca geçici çalıştırılan ve 41/2011 Sayılı Yasa ile kadrolanması gereken bazı arkadaşlarımızı tartışma konusu yapmanın önüne geçmek; tüm geçicilerin kadrolanması sağlamak amacıyla Yüksek İdare Mahkemesi’nde gerekli davayı açmıştı.

Sendikamızın davayı açmasının üzerine, iyi niyetli yaklaşımı ve 41/2011 Sayılı Yasa’nın geçmesi için, Yasayı bizzat madde madde okuyarak, nihai kararı verecek Meclis gündemine götürüp, Yasalaşmasını sağlayan Dışişleri Bakanı Sayın Hüseyin Özgürgün devreye girerek, Kurum Müdür Muavi Sayın Selim Kumbaracı ve Basın-Sen Yöneticisi ve TAK Yönetim Kurulu temsilcimiz Hüseyin Yalyalı ile bir toplantı yaptı.

Ardından, dava konusu başvurularla ilgili olarak Başsavcılık’tan ilgili Bakanlık olarak görüş istendi. Gelen görüş, Sendikamızı, sendikamızın açtığı davayı destek, kanıtlar ve onaylar nitelikteydi.

Atamaların tıkanmasına, ertelenmesine neden olan Yasa dışılık, Başsavcılık yazısıyla engellenirken, Cumhurbaşkanı temsilcisi olarak TAK Yönetiminde görev yapan Sayın Emir Ersoy, sınava tüzüğü yapılma sürecinin (yine kendisinden kaynaklı olarak) uzamasını bile gerekçe göstererek, geçici çalışanlara, Basın Emekçileri Sendikası (Basın-Sen)’den istifa etmemeleri halinde kadrolanmayacakları baskısı yapmaya başladı.

Sayın Ersoy bunla da sınırlı kalmayarak, baskı, tehdit ve geçmişe yönelik minnet duygularını kullanarak istifa ettirdiklerini Kamu-İş’e üye olmaya böylece en fazla üyeye sahip sendika olarak Basın-Sen’i TAK Yönetim Kurulu’ndan atma planını uygulamaya koydu.

Sayın Emir Ersoy, Basın-Sen’i üye bazında azınlığı düşürerek, TAK Yönetim Kurulu’nda şu an görev yapan ve bu yasayı çok iyi bilen Hüseyin Yalyalı arkadaşımızdan kurtulmak, böylece bir yolunu bularak oğlunu yeniden Ajansa Yasa’ya aykırı olarak almak ve Ajansı keyfi olarak yönetmek istiyor.

Bunlar bizim iddialarımız değildir. Yasaya uyun diyen Basın-Sen’e karşı kin ve nefreti nedeniyle gözleri kararan Sayın Emir Ersoy bu düşüncesini Ulusal Birlik Partisi (UBP)’nin kuruluş resepsiyonunda açık açık söyleyebilmiştir.

Başbakan Sayın İrsen Küçük, 41/2011 Sayılı TAK Yasası ender görülen bir biçimde oy birliğiyle Yasalaştıktan sonra, Meclis Kürsüsü’nden yaptığını konuşmada, destek veren herkese teşekkür ederek 30 yıldan fazladır beklenen bir yasayı geçirerek büyük bir sorunu çözdüğünü söylemişti.

Sayın Küçük size soruyoruz. Sorunu böyle mi çözdünüz. Devlet’in kurumu olması gereken bir yeri, Cumhurbaşkanının temsilcisi Sayın Emir Ersoy ile bir süre önce yönetim kurulu marifetiyle görevden el çektirdiğiniz Sayın Özer Kanlı’ya, keyiflerine göre oynasınlar, insanların onurunu ayaklar altına alsınlar, ekmeği silah yapıp alınlarına dayasınlar diye mi yaptınız?

Sayın Başbakan tüm bu olanlardan haberiniz var mı? Yoksa insanlar tehdit edilip, minnet duygularının sömürülmesine, ekmeğin silah yapılıp insanların alınlarına dayanmasını onaylıyor musunuz?

Sayın İrsen Küçük, sakın haberim yoktu gibi bir savunamaya germeyin, çünkü sizin yani, sizin Başbakanlığını yürüttüğünüz Hükümet’in iki temsilcisi de TAK Yönetimi’nde görev yapıyor.

Sayın Başbakan, eğer gerçekten 41/2011 sayılı TAK Yasası kabul edildikten sonra Meclis Kürsüsü’nden yaptığınız konuşmaya hala daha sahip çıkıyorsanız, icaranın başı olarak ne yapmayı düşünüyorsunuz?

Sayın Küçük, Basın Emekçileri Sendikası, siz, başbakanlığını yaptığınız Hükümetinizin yasalaştırdığı TAK Yasa’nın daha ilk günden ihlal edilmesini kabul ediyor musunuz? TAK’ın Sayın Emir Ersoy’un keyfine göre yönetilecek bir oyuncak olmasını, istediğini tehdit etmesini, ekmeği silah yapıp çalışanların anlına dayamasını içinize sindiriyorsanız bunu bilmek ister.

Cumhurbaşkanı Sayın Derviş Eroğlu. Uluslararası Gazeteciler Federasyonu (IFJ)’nin tam üyesi olan ve tüm Kıbrıs adına orada kullanılan 3 oyun ikisini kullanmaya devam eden Basın Emekçileri Sendikası (Basın-Sen) olarak, TAK Yönetim Kurulu’na atadığınız Sayın Emir Ersoy’un, buradan sadece bir kısmını aktarabildiğimiz yasa dışı ve keyfi “icraatlarından” haberiniz var mı?

Sayın Cumhurbaşkanı Eroğlu, Basın-Sen, ülkemizde tüm basın çalışanlarının asgari güvenceyle çalışması, basın alanında çalışan çalıştıran ilişkisinin günün koşullarına göre yasalarla düzenlenmesi ve bu yasalar (aksine değişiklik ve/veya değişiklikler yapılana kadar) uyulmasını savunmuştur. Bundan sonra da savunmaya devam edecektir.

21’inci yüzyılın ilk çeyreğinde ekmeğin silah yapılarak insanların anlına dayanması, minnet duygularıyla insanların baskı altına alınması (bir sözümle ben seni aldım yıllar önce iş’e şimdi benim istediğimi yapacaksın- manevi baskısı) bizce kabul edilemez. Sizce edilebilir mi?

Cumhurbaşkanı Sayın Derviş Eroğlu, 41/2011 sayılı Yasa’nın amir hükmüne göre, yasa gereği tüm kadrolanmaları çoktan tamamlanmış ve yeni terfi ve münhallerle kurum kadrosunun güçlendirilmiş olması gerektiğini düşünüyoruz. Bırakın düşünmeyi, aslında bunu yasal olarak düzenlemiştik bile.

Sayın Eroğlu, her insanın kendisini, çocuklarını koruması elbette anlaşılır insani bir durumdur. Ne ki bu insani durum, yasalarla sınırlandırıldığı oranda toplumsallaşan bir varlık olabiliriz. Ve hukukun üstünlüğünü vazgeçilmez yaşam tarzı olarak benimsersek, kim ne derse desin devlet oluruz. Bunlardan vazgeçtiğimizi oranda ise ne siyasi irade kullanan bir halk, ne de devlet olamayız.

Değerli basın emekçileri, Basın Emekçileri Sendikası (Basın-Sen), genelde tüm medya alanında ve özel olarak TAK’ta Yasal düzenlemenin yanında yer alarak, aslında bir yanıyla herkesi Yasal düzenlemeye uymaya zorlarken, diğer yanıyla basın alanında eğitim gören insanların haklarını da koruyor.

TAK münhallerine İletişim Fakültesi ve/veya ilgili uzmanlık alanlarının başvurmasını isterken, uzmanlaşmaya, uzmanlaşma eğitimine de sahip çıkıyoruz.

Sevgili meslektaşlarımız, biz sendikal rekabeti kendi içinde kabul edebiliriz. Ancak, bugün TAK özelinde yaşanan süreçte buna taraf olan Kamu-İş’i bu noktada haklı bulmuyoruz.

Kamu-İş yöneticilerinin sadece bu tür konularda daha dikkatli olmasını, işveren konumundaki bir yöneticinin, sendikamıza karşı başlattığı ve ahlak sınırlarını zorlayan böylesi bir saldırının tarafı olmamasını isterdik. Ne yazık ki Kamu-İş, tüm bunları bile bile taraf olmuştur.

Bizler, Basın Emekçileri Sendikası olarak, Kamu-İş’in yaptığıyla ilgili kararı, Kamu-İş yönetim ve çalışanın, emekçinin hakkını birlikte aramak amacıyla aynı masaya oturan yetkili sendikalarla; emeğe emekçiye karşı her saldırıda birlikte yan yana durduğumuz tüm sendikaların takdirine bırakıyoruz.

Herhangi bir sendikanın, şu veya bu şekilde başka bir sendikanın örgütlü olduğu işkolunda yaşanan baskı nedeniyle ayrılan çalışanları üye yapma sürecinin başlatılması doğru bir yaklaşım mıdır?

Biz, Kamu-İş’in baskı yıldırma ve Basın-Sen’e yönelik TAK özelinde yapılanlardan haberi olmadığını düşünmek istiyoruz.

Unutulmasın, rüzgâr eken fırtına biçer.