Son politik gelişmeler: AK Partiye az kaldı

0
170

Kudret Özersay ikinci kez konuştu ama ağzından temiz toplum temiz siyaset yani ak toplum ak siyaset sözünden başka bir şey duymadık. Siyaseti kirletip siyasetten korkutulmuş halkı derine inmeden kolayca oradan yakalamak istenilmiyorsa bu içerikle onlardan bir şey beklenemez. Onlarsa bekliyorlar.

Halkı kandırmaksa maksat neleri duymak istedikleri bellidir. Sorun onlara söylenecek şeyi bilmek değil o şeyin sahibi olduğunu hissettirebilmektir.

O kadar marifet de olsun artık.

Talat zamanında parladı diye başlayan konuşma birinci adımı aşırtır.

Talat da fos çıkmış olabilir ama onun zamanında tayin almak öbür tarafın pisliğine bulaşmış olsaydı Talat yanına almazdı dedirtir ya tamamdır.

Talat’ın yanında da etliye sütlüye bulaşmamış olmalı ki Eroğlu da son dakikaya kadar yanında tuttu Bu Talat’ın adamı demedi derler.

Biri çıkıp da bırak ne yapmadığını da ne yaptı ondan bahset derse işler karışır. Türkiye’de AK partiye sorma gereği duymadılar; o kadar el aman çektilerdi. Özersay için ise sorulacak her halde?

Görüşmelerde iyi performans göstermiş. Nereye vardırdı ki?

Halka çözümsüzlüğün nedenlerini anlatmaya ne der? Yoksa konuşa konuşa konuşulacak konuşulmamış konu kalmadı dediğine göre ne yapmalıyız? Lafla peynir gemisi yürümezse gerçekten ambargoların kalkması yolu açar mı?

Yoksa o da ustaları gibi çözüm olmasa da olur diyor mu?

38 yıldır mallarının mülklerinin üstüne oturduk bir azından olsun kalksak belki faydası olur diyebilir mi?

Ağzından bırakın şu kırsalda arsa dağıtma hikayesini çözüm çabalarını baltalıyoruz gibi görünüyor sözü çıkmadı. Kendini empati yapıp Hristofias’ın yerine koyarak Kuzey’in nüfusunu değiştirirken onun üzüntüsünü hissetti mi?

Ne yazık ki sadece nüfus yapısının değişmesi görüşmeleri sona erdirir.

Lakin Kudret’ten eleştiri görmedi ve bu konuyu hatırlatır. Kudret kimi temsil edecektir? Türkiye ne derse onu yapacaksa yapacak iyi bir şeyi kalacak değildir. Türkiye’nin politikasını izleyen toplumunun yok olmasını kabul demektir. Öylelerine ihtiyacımız yoktur.

Karpuzları maliyetinin yarı fiyatına satamayan üretici tarlalara attı.

Serbest pazar diye diye dört tane toptancıya bizi esir ettiler. Kim belli değil mi? Ekonomik politikanın tümü Ankara’dan sorulur ama toparlanacak olanları biz yabancı ülke sokaklarından toparlamadan önce anlamayacaklar.

Onlar hazırlayacaklarmış yiyeceğimiz kazığın modelini. Kendileri Ankara’ya gidip bir güzel anlatacaklar, oradakiler de hemen anlayıp “vay pa sammu nerede kaldınız bunca zamanıdır sizi bekliyorduk” diyerek anahtarları onlara teslim edecekmiş!

Son politik gelişme olarak yeni hükümet arayışı yeni parti arayışı ile süslenerek devam ediyor diyebiliriz. Tabii eskiler de unutulmadı. ÖP mezardan sesler veriyor. Kapandı denilenlerden bile fısıltı var.

Kıbrıslıları teskin edebilecek karizmalar aranıyor.

Halk parti değiştirenlere kızanları sever, onlara başka partiye geçme hakkını vermeyen bir uygulama hoş karşılanır. Bunu halka yenilik diye duyurmak ve önlem almayı zahmet edip de gündeme sokmak akıl işi değil ana sermaye eksikliği varsa olur. Kenan Evren de epey uğraştı idi bu işlerle ama sonucu görmek istemiyorlar anlaşılan.

 

KIBRIS SORUNUNDA İŞ KAZANILANLARI KAYDA GEÇİRMEYE KALDI

Zavallı görüşmeler ortada kaldı. BM kazanılan dediği üzerinde uzlaşılan noktaları kayda geçirmek peşine düştü. Lakin onun için fazla hahişkar birileri kalmadı. Çünkü görüşe görüşe görüşecek şey bırakmadılar ama anlaşamadılar ve bundan sonra adım atıp d yapıcı davrandığını kanıtlamak isteyecek olana fazla yapacak bir şey kalmamış gibidir. Onun için peşinen bu işe son vermeye mecbur bırakılmayacaklarsa kimse bunları masaya davet etmesin, birbirlerini dövemeye bile kalkabilirler.

Güven artırıcı önlemler önemlidir ama AB’nin görüşü iyi ilişkiler kurmaya izin verilmesidir. Bununla Türk Toplumunun güveni ama kendine güvenini de artacak ve Türkiye’ye karşı anlaşmayı savunacak güce erişecek şeklindedir.

Bu da güven arttırıcı önlemlerden daha önemlidir. Yolun ucunda gümrük birliğinin Kuzeye de uygulanması vardır. AB haklıdır. Kıbrıslı güçlenirse palavra milliyetçilik geçersiz olacaktır.

AB müktesebatı askıdadır ama inmeye hazırdır. İndirmek her şeyi değiştirebilir. Böylece ayrı devlet hayalleri kuranların kursaklarında kalır, devletleri.

İlk adım AB kararlarının yürürlüğünün hangi usullerle yapılacağının kararlaştırılmasıdır. Buna bir karar verilsin ve biz bize benzeriz, mütekabiliyet dahil her numarayı çekme hakkımız bakidir denilecekse unut gitsin! Talat buna karar vermeyi Ankara’ya bırakmış o da yarı sömürge Afrika ülkelerine layık bir şerefli yol izlemişti! Oradan çıkacak var mı? Toparlanıp bir bakalım!