Elcil: “Türkiye’nin Osmanlıca, emperyalist bir anlayışı var”

0
136

Kıbrıs Postası – Burcu Akkaya

Son süreçte KTÖS’e yönelik tehditler ve diğer sendikalara karşı yapılan karalamaları konu eden Mertekçi, halkı öfkeli bir seyirci olarak nitelendirip, bu konuda ne yapılması gerektiğini sordu.

Elcil, “Bu ülkeyi seven insanlara karşı bir saldırı var. Sendikalara karşı bir saldırı var. Türkiye’deki insanlara karşı manipülasyon yapılıyor. Rumcudur, Türkiye düşmanlığı yapıyorlar diye insanlara hedef gösteriliyoruz. Bu kavgayı vermek kolay değildir. Bizim görevimizdir. Biz gideriz başkası gelir. Bu ülkede huzur içerisinde yaşamak gerekiyor. Dini, dili ne olursa olsun kardeşçe yaşayabilir. Tabiî ki burada sorun sonuç almaktır. Eylemler yaptığımız insanlar bize güveniyor. Ama sonuç almakta zorlanıyoruz. Geleceğimize sahip çıkmak zorundayız. Adanın kuzeyinde, bizimle mücadele ettiğini söyleyen Türkiye hükümetlerinin bize değer vermediğini görüyoruz. Bir başbakanın çıkıp ‘beslemedir bunlar’ demesi önemlidir. Oysa bir toprağın dostluğu üzerinde yaşayan insanların dostluğuyla ölçülür. Kıbrıs Türk toplumunun daha fazla denetime girmesi, onların işine geliyor. Bundan rahatsız oluyoruz. Biz bir toprak parçası değiliz. Biz insanız. Uluslararası anlaşmalarda da haklarımız vardır. Bunları korumak zorundayız” dedi.

 

“UBP GANİMET VE MİLLİYETÇİLİK ÜZERİNE KURULMUŞTUR”

Elcil UBP’nin ganimet ve milliyetçilik üzerine kurulduğunu savunarak, Türkiye’den Kıbrıs’a gelen bürokratların, çıkar ilişkilerini de unutmamak gerektiğine işaret etti. Elcil, “Türkiye’nin emir veren alan ilişkisine bakıldığında bu ilişkinin devam ettiği görüyoruz. UBP işe adam alıyor. Kimi neden alındığını kendileri de biliyor. Amaç ekonomiyi düzeltmek değil, kendi çıkarlarına hizmet etmek. Partizanca işe almak, yıllarca bu toplumun katmerleşmiş sorunudur. Bu açıdan karşılıklı çıkar ilişkileriyle bu işler götürülüyor. Sonrada biz suçlanıyoruz” diye konuştu.

 

“BEŞİR ATALAY TAKDİR ETSİN DİYE YAPILIYOR”

Konuşmasının devamında Elcil, Maliye Bakanı Ersin Tatar’ın açıklamalarına değindi.

Elcil, “Sayın Ersin Tatar, ‘Beşir Bey yaptığımız işi takdir ediyor’ diyor. Halkı önemli değil. O takdir edilsin diye yapılıyor demek ki…Sayın Eroğlu’nun gittiği görüşmelerde ne konuşacağını, Türkiye Dışişleri Bakanlığı belirliyor. Biz onların yaptığı yanlışları söylemeye çalışıyoruz. Bunlar bu topluma düşmandır. 2003’te sınır kapılarını açıp insanların yükselen tepkilerini indirdiler. 2004 yılında AB üyesi olundu. 2004 yılından sonrada gelişen Annan Planı ile CTP’nin bu memleket bizim platformundan çıkıp, barış güçleri adına hükümet olması, Sayın Talat’ın cumhurbaşkanı seçilmesi bu hareketin sonucudur. İnsanların ciddi beklentileri vardı. Buradaki derin devlet örgütlenmesinin, kontur gerilla yapılanmasının, Türkiye’ye bağımlı yapının değişmemesini CTP yapamadı. Oysaki o dönem halk yanındaydı.

Bunlar hep toplumu bitirdi” ifadelerini kullandı.

 

“BİRİKİM ÖZGÜR, SİSTEMLE BÜTÜNLEŞMİŞTİR”

Programda Birikim Özgür’ün bir TV kanalında yaptığı açıklamalarına değinilirken, Elcil, çözüm için yapılması gerekenin partiler üstü bir birlikteliğin olduğunu ve mevcut seçim sistemin ve yapıyla bir temsiliyet oluşturulamadığını söyledi.

Elcil, “Birikim Özgür’ün söyledikleri, Volkan Gazetesi’nin söyledikleriyle aynıdır. Demek ki bir farkı yok. Çözümcü, barışçı olduğunu söyleyen biri olması bizi yaraladı. Birikim Özgür, bize faydası olmayan kişilerdendir ve sitemle bütünleşmiştir. Şimdi yapılması gereken, bu ülkeyi seven insanların nerede olursa olsun bir araya getirebilecek bir yapıya bürünmesi lazım. Mevcut yapıyla, seçim sistemiyle temsiliyet oluşturmamız mümkün değil. Bunu hedeflememeliyiz artık. Partiler üstü olabilecek bir yapının oluşturulması lazımdır.

Bizim gibi kurtuluş savaşı verilen ülkelerde ayrılıkların bir kenara bırakılması lazım. Bu kavga beraber verilir. Herkes bulunduğu mevkii korumaya çalışıyor. ‘Sürer durumdan beslenirim. Aynı zamanda muhalifliğimi de yaparım’ şeklinde tatmin oluyor ama toplumun kurtuluşuna yönelik bir şey yok” dedi.

 

PROVOKASYON UYARISI!

Sınır kapılarında yaşanan sorunlara da değinen Elcil, “Oyun bitmedi. Oyun oynanıyor. Pile’de bir gerginlik yaşandı geçen hafta. Sayın Küçük, nereden aklına geldiyse kalktı gitti. Olayı siyasete döktü. Bu 4 Nisan’da oldu. 5 Nisan’da Kermia’da ispat-ı vücuda geçildi. 9 yıldır yapılmayan uygulama, şimdi akıllarına geldi. Amaçlardan birisi geçiş kapılarında kuyruk oluşturup, güneye geçmelerine engellemek. Diğeri ise Eğitim Bakanlığı’nın işbirliğini yaptığı bir uygulama ile, Kıbrıslı Türkler, güneyde okuyorsa, Türkiye’deki sınavlara giremeyecek. Bugün yaşanan ise ayin yapmak isteyen 3 papaza izin verilmedi. Yarın bir gün Rum tarafından ateş edildi diyecekler. Bunlar tırmandırılacak. Ara bölgeyi işgal eden gençler var. Buradakilere Türk polisi, Rum polisi ve BM polisi anlaşıp müdahale ediyor. Demek ki istedikleri zaman derin devlet işbirliği yapabiliyor. Bu da bir provokasyondur. Bu devam edecek. Daha öncede söylemiştim. Kıbrıslı Türklerin, Kıbrıs Cumhuriyeti’nden doğan hakları kısıtlanmasına yönelik çalışmalarda devam edecek” diye konuştu.

 

TÜRKİYE’NİN SURİYE’DE İŞİ NE?

Elcil, “Kıbrıs çözümü anlayışı söz konusu değil. Türkiye’nin Osmanlıca, emperyalist bir anlayışı vardır. Yayılmacıdır. Suriye’de yaşanan olaylar bunu gün yüzüne sermiştir. Amerika’nın desteğiyle, ‘yürü de arkandayım tavrıyla’ Türkiye’yi yangın yeri bekliyor. Provokasyon da bir uzmandırlar. Sabri Yirmibeşoğlu, camilere bomba koyduğunu açıklamıştı. Atatürk’ün Selanik’teki evinin bombalanması… MİT, bu konuda uzmandır. İyi provokasyon yaparlar” ifadelerini kullandı.

 

PETROLDEN ELDE EDİLECEK KÂR ORTAKLAŞTIRILSIN!

Doğalgaz ve petrol çalışmalarına da değinilen programda, Türkiye’nin izlediği siyasete değinilerek, buralardan elde edilecek karın ortaklaştırılması savunuldu.

Elcil, “Halklar düşman değildir. Halkların birbirleriyle bir sorunu yok. Bir de şunu söylüyorlar: ‘Ayrılalım. Oyun bitti’ Yapılabilecek olanlar vardır. Örneğin, güç paylaşılmasıyla ilgili anlaşmaya varıldı. O zaman neden bu konuda bir şeyler yapılmıyor. Diğer konularda anlaşıma gidilse, ekonomik olarak da bir refahlık getirilecektir. Denizlerde ve adada bulunan doğalgaz ve petrolün bilinen değeri 9 Milyar TL ‘dir. Korkunç bir paradır. Bunun beraber çıkarılması, bundan bütün dünya ve Kıbrıs’ın faydalanması, kimin zararınadır ama niyet başka niyet bölücülüdür” dedi.