Türkiye’de bir tabu aralanırken -5- Mustafa Suphi olayı – Ulus Irkad

0
182

Mustafa Suphi konusunda TBMM’de vekiller ve Mustafa Kemal arasındaki tartışmalar devam etmektedir(Talat Ulusoy,18-26 Ocak 2012, Sesonline.net):

Başkanlık Divanı’na,

Milletimizin, giriştiği şu mukaddes dava ve cihadında başarılarını sağlamak ve hızlandırmak için tek vücut ve tek gönül birlik ve beraberlik çalışmaları önemli ve zorunludur. Bundan dolayı bir kaç aydan beri taşralarda taraf taraf, zaman zaman çeşitli fikirler ve prensipler yaymaya çalışanlar milletimizin sarsılmaz birliğini bozacağı, bu gizli oturumda özellikle Erzurum’dan gelen telgrafta, Büyük Millet Meclisi’ne etkili bir dille beyan ve bu gibi ayrılık nedenlerinin yasaklanması ve ortadan kaldırılmasına bütün halk tarafından yemin edildiği bildiriliyor. Millet Meclisi tarafından da açık bir bildiri ile milletin birliğinin güçlendirilmesini teklif eylerim.

22 Kânunusâni 1337

Yozgat Mebusu Mehmet Hulusi

Büyük Millet Meclisi Başkanlık Katına,

Rusya’daki sosyal devrim ile bütün dünya meşgul ve düşünce akımlarına maddî engellerle karşı koymak kabul edilemez iken, bizim bundan gafil kalmamız doğru olamaz. Bu önemli durumu Bakanlar Kurulu da takdir ve Rusya’ya yetkili olarak gönderilen Bekir Sami ve Yusuf Kemal beylere bazı kimseler katılmıştı. Bu heyetin bundan üç dört ay evvel Bolşevik devrimi hakkında hiçbir bilinmez nokta kalmayacak surette bilgileri içeren raporları geldiği de güvenilir kişilerce aktarıldı. Meclis bu raporlardaki inceleme sonuçlarından haberdar olmalıdır. Tâ ki, yanlış yollara gidilmesin. Raporlarla başka taraflardan gelmiş ve toplanmış bilgilerin acilen Meclis’e gönderilmesi ve bu konuda Hükümet ağzından Meclis’in açık bir surette aydınlatılmasının Bakanlar Kurulu’na bildirilmesini teklif eyleriz.

19 Kânunusâni 1337

Siverek Mebusu Mardin Mebusu Abdülgani Derviş

Siirt Mebusu Ergani Mebusu Salih Rüştü

Ergani Mebusu Genç Mebusu M. Emin Ali Haydar

Büyük Millet Meclisi Başkanlık Katına,

Madde 1. — Milli amacın sağlanmasına değin vatan dahilinde milletin birliğini bozacak hiçbir parti kurulmayacaktır.

Madde 2. — Parti kurmaya cesaret edenler Büyük Millet Meclisi üyelerinden oldukları takdirde kendilerinin resmi kimlikleri kaldırılır ve İstiklal Mahkemesi’ne gönderilirler. Ancak Meclis’te tartışma düzeni ve çoğunluğu sağlamak amacıyla oluşan gruplar bunun dışındadır.

— İşbu kanun yayınlandığı tarihten itibaren yürürlüktedir.

Madde 4. — İşbu kanunun yayınlanmasından önce kurulmuş Komünist ve îştirakiyun ve benzeri siyasî partiler kapatılmıştır.

Not: 3.4. ve 5. Bölümlerdeki kısımlar Talat Ulusoy’un Ocak 2012’de yayımlanan, Sesonline.net’teki yazılarından alınmıştır.

Doğan Avcıoğlu Milli Kurtuluş Tarihi -2- adlı kitabında Mustafa Suphi konusunda gene bizleri şu şekilde aydınlatmaktadır:

“ Mustafa Suphi’nin Komünist Partisi, iddiasına göre, Ankara’dan izin almadan 1920 yazında İstanbul, Zonguldak, Trabzon, Rize ve Karadeniz kıyılarında şubeler açmış, buralara partili yoldaşlar göndermiştir. Yolladığı 34 ajanla Türkiye’den bilgi toplamış, Türkiye’de birçok bildiri dağıtmıştır. Azerbeycan’da bir Türk <<Kızıl Alayı>> hazırlamıştır”(sf.624).

Mustafa Suphi, 10 Eylül 1920’de, Baku Kurultayı’ndan hemen sonra, “Birinci ve Genel Türk Komünistleri Kongresi”ni toplar. Kongre, faaliyet merkezinin Anadolu’ya taşınması kararını alır(sf.625).

Mustafa Suphi, Türkiye’ye hareketinden önce Mustafa Kemal’e yine Komintern’in ve Sovyetler Birliği’nin temsilcisi olarak bir mektup yollar. Mektupta şunları yazıyordu Suphi: “Türkiye’de de her tarafta ve hemen kendiliğinden doğmaya başlayan komünist örgütlerin yasal bir biçime sokulması gerekir. Gerek bu hususu sağlamak ve gerekse genellikle ilişki kurmak üzere zatıalilerinin de önerisine uygun olarak geniş yetkiye sahip kurul, bu günlerde yüksek huzurunuza erişmek üzere yola çıkmaya hazırlanmaktadır”(sf.625).

“Mete Tuncay’ın Mustafa Suphi’nin partisine ait bulunduğunu ileri sürdüğü bir bildiriye bakılırsa, İttihatçı düşmanı Mustafa Suphi, “maskeli İttihatçı” saydığı Kemalistlerden de kuşkuludur, onların milliyetçiliklerini kınamaktadır.:

“Memleketin demokratik burjuva sınıfına dayanarak, milliyetçilerin Mustafa Kemal Paşa etrafında toplanarak meydana getirdikleri “Kuva-yı Milliye Hükümeti”ne gelince, bu hükümet de iki yanlı bir kandırma politikasına girişmiştir: Bir yandan “yorgun halkı canlandırmak, onlara yeni bir ruh vermek ve özellikle dayanak noktası göstererek morali yükseltmek gerektiği” için, “kapitalist hükümetleri yıkmaya ve bütün dünyada toplumsal devrimi yapmaya” azimli Rus Sovyet hükümetleriyle birleştiğini ilan ederken, öte yandan “milliyetçilikten ayrılamadığını aylardır eski yönetimi sürdürmekle ve özellikle komünizm akımlarına fiili müdahalelerle kanıtlandığı gibi, aldatma poltikasını elden bırakmadığını Rusya Sovyet Hükümeti’ne ve hatta Üçüncü Enternasyonal Kongre’ye maskeli milliyetçi politikacıları delege olarak göndermekle” göstermiştir.

Mustafa Suphi için Anadolu’ya gelirken senaryolar düzenlendiği bir gerçektir. TBMM içinde Kemalist bilinenler arasında bile onu Türkiye’de görmek istemeyenlerin olduğu gerçektir.

“Mustafa Suphi için 28 Ocak’ta Trabzon’da da resmi tören düzenlenir. O sıralarda lise öğrencisi bulunan Prof. Tahsin Bekir Balta’ya göre, lise öğrencileri tabur halinde Mustafa Suphi’yi karşılamaya çıkarılırlar. Fakat Yahya Kaptan’ın tertibiyle , Mustafa Suphi ve arkadaşları şehre sokulmadan bir motorla Karadeniz’e açılmaya zorlanır ve orada öldürülür”(sf.644).

Mustafa Suphi ve arkadaşlarını öldürme emrini kimin verdiği hala tartışılan bir konudur. Fakat bir gerçek varsa Mustafa Suphi’nin varlığından Ankara’daki yönetim de rahatsızdı ve onun bir şekilde pasifize edilmesinden yanaydı. O dönemde, TBMM’de yapılan gizli oturumda yazılarımızda da görüldüğü gibi bu konuda birçok delil ve ipucu gizlidir…

-BİTTİ-

Yorumunuzu ekleyin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.