EL-SEN: “ARTIK SABRIMIZIN SONUNA GELİYORUZ!”

0
125

Türk- Sen ve El-Sen “özel sektörden bir firmayla yapılan elektrik alım garantisi anlaşmasının iptal edilmemesi ve gerek Özelleştirme, gerekse Elektrik Kurumu Ayrıştırma ve Yapılandırma Yasa Tasarıları’nın Meclis’e sevki durumunda süresiz grev başlatma kararlılığında olduğunu” açıkladı. 7 Ekim’de sırasıyla KIB – TEK Yönetim Kurulu ile Ekonomi ve Enerji Bakanlığı’nın kapılarına siyah çelenk koyan sendikalara, diğer sendikalardan da destek geldi.

 

BIÇAKLI: HÜKÜMET TALİMATLARI UYGULUYOR

Türk – Sen Genel Başkanı Arslan Bıçaklı, Ekonomi ve Enerji Bakanlığı önünde yaptığı açıklamada, UBP Hükümeti’ne yönelik eleştirilerde bulunarak, “son zamanlarda tamamen Türkiye’den gelen talimatların yerine getirildiğini ve karşı tarafın da açıklamalarıyla bundan çok memnun olduğunu ortaya koyduğunu” savundu. Hükümetin özellikle stratejik bir konu olan “enerji” alanında kendine verilen “talimatları” uyguladığını iddia eden Bıçaklı, “Enerjide sorun yok tahsilatta sorun var, bunun için özelleştireceğiz” diyebilen ve “bu acizliği” gösteren bir hükümetin “hemen istifa edip gitmesi” gerektiğini öne sürdü.

 

KALYONCU: ARTIK SABIR TÜKENDİ

El – Sen Başkanı Tuluy Kalyoncu ise konuşmasında, artık sabırlarının tükendiğini belirterek, “Göreve geldiği 2009 Nisan genel seçimlerinden itibaren Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu’nda taş taş üstüne koymayan, mahsuplaşma diyen ama KIB – TEK’in alacaklı olduğu ortada iken bunu ödemekten kaçınan, yıllardır süren belediye alacaklarıyla ilgili bir türlü çözüm üretmeyen ve üretilen enerjinin bedelini KIB – TEK’in tahsil edememesi için elinden geleni yaparak bilerek ve isteyerek KIB – TEK’i borç yükü altında mali çöküntü içerisine çekmeye çalışan bu hükümete karşı artık sabrımızın sonuna geliyoruz”dedi. Kalyoncu, söz konusu kararın iptal edilmeyip ileri götürülmeye çalışılması durumunda süresiz grev başlatma kararlılığında olduklarını da belirtti.

Kalyoncu’nun okuduğu açıklama şöyle:

Artık sabrımızın sonuna geliyoruz. Göreve geldiği 2009 Nisan genel seçimlerinden itibaren Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu (KIB-TEK)’nda taş taş üstüne koymayan, mahsuplaşma deyen ama KIB-TEK’in alacaklı olduğu ortada iken bunu ödemekten kaçınan, yıllardır süren belediye alacaklarıyla ilgili bir türlü çözüm üretmeyen ve üretilen enerjinin bedelini KIB- TEK’in tahsil edememesi için elinden geleni yaparak bilerek ve isteyerek KIB-TEK’i borç yükü altında mali çöküntü içerisine çekmeye çalışan bu hükümete karşı artık sabrımızın sonuna geliyoruz.

Türkiye Cumhuriyeti ile imzaladıkları protokole göre; bundan böyle elektrik üretiminde ortaya çıkacak yeni santral ihtiyaçlarını özel sektör karşılayacak. Yine bu protokole göre; KIB-TEK önce, üretim, iletim dağıtım ve tahsilât olmak üzere parçalara ayrılacak ve ardından da özelleştirilecek. İmzaladıkları protokol doğrultusunda; ‘Özelleştirme Yasası’ ve ‘Elektrik Kurumu Ayrıştırma ve Yeniden Yapılandırma Yasası’ tasarılarını hazırlayarak toplumun diğer mal varlıklarında olduğu gibi KIB-TEK’in de özelleştirilerek sermayeye peşkeş çekmenin hazırlıklarını yapacaklar ama diğer yandan da “KIB-TEK’i özelleştirmeyeceğiz” yalanını da sürekli söylemekten çekinmeyecekler.

Sendikamızın, birçok değerli ekonomist, hukukçu ve meslek örgütlerinin tüm uyarı ve karşı çıkışlarına ve ortaya koyduğu bilimsel verilere rağmen Halkına karşı olan sorumluluğunu unutmuş gibi görünen mevcut hükümet, Türkiye Hükümeti’nden almış olduğu talimatlara göre ülkemizi tam bir işbirlikçi zihniyet içerisinde yönetmeye çalışmaktadır.

Liberal Ekonomi kurallarının en iyi uygulandığı Avrupa Birliği (AB) dahi, ülkemiz gibi küçük ülkelerde elektrik enerjisi sektörünün özele açılmasını sakıncalı bulmaktadır. Elektrik sektörünü düzenleyen yasaları ile bu durumu önleyecek tedbirleri de almıştır. Bu konuda; Malta, Güney Kıbrıs ve Lüksemburg için verilmiş ve enerji sektörünün özele açılması durumunda; elektrik arz güvenliğinin tehlikeye gireceğini fiyatların yükseleceğini söyleyerek özele açılmaması gerektiğini belirten AB Komisyonu kararları vardır. AB tarafından küçük ülke olarak değerlendirilen ve elektrik sektörünün özele açmaması yönünde karar üretilen örneğin Malta’nın yıllık elektrik tüketiminin üçte biri küçüklüğünde olan ülkemizde ise atılmaya çalışılan adımlar ile elektik tümden özelleştirilmeye çalışılmaktadır.

Ülkemizde 2003 yılından beridir elektrik enerjisi üretiminde özel sektör vardır. Kalecik bölgesinde kurulan santraller ile üretim yapılmaktadır. Bu firma ile yapılmış olan alım garantili anlaşmalar nedeniyle başlangıçta ülkemizde tüketilen elektriğin % 30 kadarını üretmesi söz konusu iken yıllar içerisinde sözleşmede birçok kez yapılan ekler ile alım garanti miktarı artırılmış ve geçtiğimiz yıl itibarı ile tüketilen elektriğin % 43’ünü bu özel sektör firması karşılamıştır.

KIB-TEK Elektrik kamu hizmetinin sunumu konusunda, söz konusu firmaya ait santrallerinsık sık devre dışı kalmaları nedeniyle ciddi anlamda sıkıntı yaşamakta, toplum bu nedenle yaşanan elektrik kesintileri nedeniyle ciddi ekonomik kayıplarla ve sosyal sorunlarla karşılaşmaktadır. Yalnızca 2010 yılı içerisinde özel sektöre ait bu santrallerde üretim esnasında 160 kez devreden çıkma sorunu yaşanmıştır. Oysa KIB-TEK’e ait ayni tip santrallerde bu oran yalnızca 6’dır. İçinde bulunduğumuz 2011 yılı içerisinde de bu oran büyük oranda devam etmektedir. AB’nin bizim gibi küçük ülkelere elektrik sektörünüzü özele açmayın arz güvenliğiniz tehlikeye girer şeklindeki saptama ve uyarısı, ülkemizde zaten yaşayarak tecrübe edilmiştir. Öte yandan, yine özel sektör tarafından üretilerek KIB-TEK’e satılan elektrik, KIB-TEK’in ayni tipteki kendisine ait santrallerde üretilen enerjiden daha pahalıdır.

Liberal Ekonomik kuralların uygulandığı Avrupa Birliği (AB)’nde, rekabetin tesis edilebileceği yeterli büyüklükte tüketim miktarı olan ülkelerde dahi, uzun süreli alım garantili anlaşmalar yapılamamaktadır. Elektrik alanında faaliyet gösterecek devlet ve özel sektör kuruluşlarının ne birine ne de diğerine özel imtiyazlar sağlanamamakta kuruluşlar haksız bir şekilde diğerine karşı ayrımcılığa tabii tutulamamaktadır. Bu konuda yasal düzenlemeler mevcuttur. İşte bu nedenledir ki, AB’ne girmeden önce elektrik tüketiminin yaklaşık % 40’nı bizdeki gibi uzun süreli alım garantileri ile özel sektöre yaptırmakta olan Polonya, AB’ne girdikten sonra AB hukukuna göre yasal olmayan bu anlaşmalarını sonlandırmaya zorlanmıştır.

Tüm bu gerçekler ve tecrübeler ortada dururken, halkına karşı değil AKP Hükümeti’nden aldığı talimatlara göre hareket etmekte bir sakınca görmeyen UBP Hükümeti ve onun atadığı KIB-TEK Yönetim Kurulu, geçtiğimiz Pazartesi günü olağan üstü olarak toplanmış ve özel sektör ile halen sürmekte olan sözleşmeye göre yıllık 650 milyon kWh olan elektrik alım garantisini 2012’den başlamak üzere kademeli olarak artırmaya ve 2014’den itibaren 900 milyon kWh’e çıkarmaya karar vermiştir. KIB-TEK’in 2010 yılında faturalandırdığı elektrik miktarı, yaklaşık 900 milyon kWh’tir. Son iki yıl içerisinde yaşanan ekonomik kriz neticesinde, tüketimde ciddi bir artış olmamıştır. Önümüzdeki yıllarda da benzer durumun süreceği değerlendirilmektedir. Bu durumda, faturalanan elektrik tüketiminin tamamı özel bir tekelin üretimine geçmiş olacaktır.

Söz konusu firma ülkemizde faaliyete geçtiği 2003 yılından beridir tek kuruş kurumlar vergisi vermemiştir. Faaliyete geçtiği 2003 yılından beridir zarar beyan etmekte olup 2010 yılına kadar açıkladığı zarar toplamı 100 milyon TL’yi bulmuştur. Ancak ne hikmetse de daha fazla üretim yapmak için yanıp tutuşmakta ek alım garantileri talep etmektedir. Bu firmayla yapılan sözleşme gereği söz konusu firmaya santralleri ülkemize kurması için her bir kWh elektrik için 3,08 Amerikan senti kira bedeli olarak ödenmektedir. Mevcut sözleşmeye göre 2024 yılı sonuna kadar ödenecek kira bedeli bu günkü kurlar ile yaklaşık 500 milyon TL’dir ve bu santraller asla toplumun malı olamayacaktır. Yapılmaya çalışılan ek sözleşme ile kurulması istenen ek santraller Türkiye’nin Mardin şehrinden sökülüp getirilecek olan 4–5 yıl boyunca çalışmış ikinci el toplamda 33 MW gücünde santrallerdir ve bu santraller için ise yaklaşık 130 milyon TL daha kira bedeli olarak ödenmesi gerekecektir. Oysa halen sürmekte olan sözleşmesine göre üretmeyi garanti ettiği miktarı sorunsuz olarak verebilmek için söz konusu firma zaten iki ünite daha alım garantisi verilmeden kurmak zorundadır. Diğer yandan KIB- TEK’in halkımızdan topladığı 2 Krş’lar ile yine halkımızın mali olacak şekilde Teknecikte kurduğu yeni kullanılmamış santrallerin 35 MW’lık kısmı için ödenen miktar 46 milyon TL’dir. Buna rağmen, firma lehine sözleşmede ek yapmak suretiyle bu santraller için de alım garantisi verilmek istenmekte firmanın haksız kazanç elde edebilmesinin önü açılmaya çalışılmaktadır.

İşte tüm bunlar nedeniyle Sendikamız, halkının menfaatine göre değil de Türkiye Hükümeti’nden aldığı talimatlara göre hareket edip işbirlikçilik yapan UBP Hükümeti’nin atamış olduğu Kurum Yönetim Kurulu’nu ve ilgili bakan olarak Ekonomi ve Enerji Bakanı’nı bir kez daha kınamak ve uyarmak için bu eylemi düzenlemiş bulunmaktadır. Söz konusu karar iptal edilmeyip ileri götürülmeye çalışılması durumunda veya daha önce de açıkladığımız gibi gerek Özelleştirme gerekse Elektrik Kurumu Ayrıştırma ve Yapılandırma Yasa tasarılarının Meclise sevki durumunda Sendikamız süresiz grev başlatma kararlılığındadır. Her türlü zor koşula ve tehlikelere rağmen canı avucunda çalışan KIB- TEK çalışanlarının artık sabrı kalmamıştır. Bir an önce bu uygulamalarınızdan vaz geçiniz ve geliniz birlikte KIB-TEK’i halkımıza yarışır bir noktaya taşımak için el birliği ile çalışalım.

Yorumunuzu ekleyin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.