Fuat Fegan nasıl kayboldu ? 6 – Ulus Irkad

0
888

Google’dan elde ettiğim bilgiler arasında Fegan’ın biyografisi de vardı. Bu bilgiye göre Fegan 1937 yılında Larnaka’da doğmuş ve 1983 yılında kaybolmuştu. İstanbul Üniversitesi’nde Sosyoloji eğitimi gören Fegan, Hikmet Kıvılcımlı’nın da yakın arkadaşıydı. Kıvılcımlı 1971 yılında baskılardan dolayı Türkiye’yi terk edince arşivini Fuat Fegan Türkiye’de korumuştu. Bu bilgilere göre Fegan bu arşivin bibliyografyasını çıkarmış. İşte ben bu sınırlı bilgiler içerisinde kalsaydım, muhakkak bir kesin sonuca gidemeyecektim.İnanın mücadelenin içinde değilseniz, bazı detaylarda da yanılabiliyorsunuz. Elimdeki kıt bilgilerle detaylarda yanlışlar yapma durumum da olmuştur. Bu yönde Fuat Fegan’ın yakınlarından ve en başta onun eşi ve yoldaşı Latife Hanım (Latife Fegan) bana çeşitli kaynaklardan bile ulaşamayacağım çok değerli bilgiler verdi. Kendisine bana gösterdiği

incelik ve verdiği bilgilerden ötürü teşekkür ederim. Latife Fegan Hanımla, 10 Haziran 2011, Cuma günü bana aşağıdaki bilgileri vermesi için buluştum ve kendisi benim buluşma teklifimi kırmayarak bana aşağıdaki bilgileri verdi:

“Önce şurayı bir düzeltmek gerekir: Kıvılcımlı arşivini Fuat Fegan kaçırmadı yurtdışına.  Çünkü  12 Mart’ın hemen öncesinde Kıvılcımlı’nın yurt dışına çıkışını örgütlemek üzere Kıbrıs’a gitmişti. Arşiv, bizim evde birkaç Sıkı Yönetim baskınından kurtarıldıktan sonra, eve her uğrayanın Birinci Şubeyi boyladığı o günlerde, büyük tehlikeler göze alarak bana yardim eden bir çok arkadaşın yardımıyla kaçırılmıştır.. Bugün Arşiv korunuyorsa ve araştırma yapmak isteyenlerin hizmetindeyse, bu insanların fedakarlıkları sayesinde olmuştur. Arşiv parça parça, çeşitli yollarla önce Ankara’da Fuat’ın kardeşi Ali Fegan’a, oradan da Kıbrıs’a gönderilmiştir. O günlerde birçok Kıbrıs yolcusu, bazen hatta bilmeyerek yanında lokum kutuları içinde Arşiv’i taşımıştır. Bu insanların hakkını teslim etmek bize borçtur.

Fuat Fegan , 1983 Mayısı’nda Almanya’da kayboldu. Sarp Kuray’ın “Partizan Yolu” adlı örgütü’nün “Sosyalist” Gazetesini çıkarmaktaydı. O yıl 1 Mayıs’ta Kürtler ve Türkler Köln’de birlikte yürüyeceklerdi. Biz de gazetenin Mayıs sayısı ile birlikte oradaydık. Ben sonra oradan oğlumla birlikte Stockholm’e dönmüştüm. 16 Mayis’ta, Duisburg kentinde Fuat’ın evinde kaldığı bir arkadaş, telefon ederek “Fuat Agabeyin sabah evden Çıkıp bir daha geri dönmediğini” söyledi. İki gün sonra, içinde Fuat’in  tren dönüş biletiyle oğluna yazdığı ve  üzerinde sadece “canım oğlum” sözcükleri bulunan bir kart  olan  bir zarf, aldım. Zarf kaybolduğu 16 Mayıs tarihinde, Duisburg tren istasyonundan postaya atılmıştı. O günden sonra Fuat Fegan’dan bir haber almadım.

Kıvılcımlı Arşivi sağ salim Kıbrıs’a ulaştıktan sonra, Fuat Fegan tarafından Avrupa’ya taşınmıştır. El yazmalarının içinde bulunduğu iki bavul, Avrupa’daki yıllarımızda bizim hayatımızın ayrılmaz bir parçası ve belirleyici etkeni olmuştur. Ben de 1972 yılının sonbaharında yurt dışına çıkmıştım. İsveç’e yerleştiğimiz 1974 yılından itibaren Fuat,  Kıvılcımlı’nın el yazmalarını yeni türkçeye aktarmak işini yaşamının tek amacı  haline getirmişti.  Bugün hala, bir iki kitap dışında, tüm Kıvılcımlı yeniden basımlarının temelinde  o çalışmalar vardır.

Fuat Fegan’ın dramını anlayabilmek için, kaybolmadan önce içinde bulunduğu örgüte ve siyasi ortama bakmakta yarar vardır. Liderliğini Sarp Kuray’ın yaptığı “Partizan Yolu”, 12 Eylül sonrası Avrupa’da faaliyet gösteren, daha doğrusu Avrupa’da sosyalizm adına dehşet saçan, Stalinist geleneğe sadık, bir eşkiya örgüttü. Sarp Kuray 12 Mart öncesi Kıvılcımlı hareketinden geliyordu ve o geleneğe hala bağlı olduğunu iddia ediyordu. 12 Eylülden sonra, Türkiye’de Kıvılcımlıya bağlı ve Basın-İş Sendikasının başkanı olan Burhan Şahin, siyasi iltica için İsveç’e gelmişti. Burhan Şahin Avrupa’da Sarp Kuray’la buluşmuş ve örgüte girmişti.  Stockholm’de bizimle tanıştıktan sonra, “teori ve pratiği” birleştirme amacıyla Fuat Fegan ile Sarp Kuray’ı bir araya getirdi. Yıllarca bir masanın başında Kıvılcımlı’yı yeni Türkçeye kazandırmak için çalışan Fuat için, ordudan gelen ve

Kıvılcımlı’ya bağlı olduğunu söyleyen Sarp Kuray, yeni bir umut kaynağı olmuştu. Sarp Kuray ve ailesine ve Partizan Yolu Örgütü’nün tiyatrosu Halk Oyuncularına, İsveç’te siyasi iltica ve legal oturma izni için, tüm tanıdıklarımızı ve dostlarımızı seferber etmiştik.

Ama Fuat “Partizan Yolu”nda umduğunu bulamadı.  Fuat Fegan, AKEL geleneğinde formasyon kazanmış, klasik Marksist öğretiye bağlı bir devrimciydi. . “Partizan Yolu” bir liderin kayıtsız şartsız hakimiyetiyle yönetilen, örgüt içi demokrasinin işlemediği, örgütün kasasının liderin cebi olduğu bir garip örgüttü. Güya örgütün en üst kademelerinde olan insanlar bile “ağabey”in karşısında el pençe duruyor, Avrupa’da siyasi mülteci örgüt kadroları, sigara parasını ondan bekliyordu.  İnsanlar, sanki “ağabey”e muhtaç olsun diye “devrimci görevler” için bekletiliyordu. Sarp Kuray insanları göbeğinden kendisine bağlıyarak, onları pasifize etmenin ince metotlarını çok beceriklice kullanıyordu.

Sosyalist Gazetesinin editörlüğünü Fuat yapıyordu, Sarp Kuray da yazıyordu.  Giderek teorik planda da ayrılıklar ortaya çıkmaya başlamış ve Kıvılcımlı’yı yorumlama ve pratiğe uygulama konusunda görüş ayrılıkları filizlenmeye başlamıştı.  Ben çoktan isyan halindeydim. Beni işimden çıkarıp tiyatronun müdürü yapmıştı örgüt ama, yetkisiz sorumluluklar taşıyordum.  Orada da Sarp Kuray’ın karısı Ayşe Emel Mesci “abla”ydı.      O da tiyatroda, antidemokratik metotlarıyla terör estiriyor, hatta içlerinde Türkiye’de ünlü tiyatro sanatçılarını insiyatifsiz, yüzde yüz ablaya bağlı kuklalar haline getiriyor, hatta bazen arkadaşlarını dövüyordu. Şaşırıp kalmıştık. Üstelik örgütün uyuşturucu ticareti yaptığını da öğrenmiştik.  Parası olan bir örgüttü Partizan Yolu ama bize bunun altnda altın kaçakçılığının yattığı söylenmişti. Öte yandan, Avrupa’da siyasi

mülteci olarak yaşıyan ve Kıvılcımlı’ya bağlı birçok arkadaş Fuat’ın ikna etmesiyle örgüte girmişti.  Şimdi o arkadaşlar örgütten şikayetçi ve Fuat’ı eleştiriyordu. Fuat Fegan, daha önce de bu arkadaşları, TKP’yi reorganize etme taktiğine bağlı olarak TKP’ye sokmuştu ve başarısızlığa uğramıştı.

Sarp Kuray birkaç yıl sonra elini kolunu sallıyarak Türkiye’ye döndü. Kimbilir kimlerle yaptığı hesaplar tutmadığı için bugün hapiste olan Sarp Kuray, Partizan Yolu örgütünü unutmuş ve unutturmuş gözüküyor. Ama bu örgütün Fuat Fegan’da yarattığı düş kırıklığı onun dramatik sonunun en önemli faktörüdür.”

“Brejnev’e Mektup” konusunda da bir düzeltme yapmak gerekiyor. Kıvılcımlı, bir botla Kıbrıs sahillerine çıktığı zaman, daha önce yaptıkları anlaşma gereğince Fuat’a telefon ediyor. Ama telefona çıkan babası kim arıyor deyince, “ben babasıyım” diye cevap veriyor.  Bunun üzerine baba şüpheleniyor ve telefonu kapatıyor. Bu olay Fuat’la Kıvılcımlı arasındaki kontağın kesilmesine yol açıyor. O nedenle, daha sonra Kıvılcımlı’nın Doğu Avrupa ülkelerindeki talihsiz serüveninde Fuat yoktur. Kıvılcımlı’nın Yugoslavya’da  son günlerinde, AKEL aracılığıyla Fuat’la yeniden kontak kurulabiliyor. Kıvılcımlı ölüm döşeğinde, TKP’nin kendisine yönelttiği suçlamalarla ilgili uğradığı haksızlık karşısında tepkilerini içeren bir mektup dikte ettiriyor Fuat’a. Bu mektup daha sonra, muhtemelen Özker Özgür’le birlikte  İngilizce’ye çevrilip Fuat tarafından dünya komünist partilerine

gönderilmiştir. Bu mektup  Sovyetler KP’sinin Kıvılcımlı meselesine bir daha bakmasını sağlamış ve daha sonra, Bulgar Komünist Partisi aracılığıyla, Kıvılcımlı’nın gördüğü muamele için özür dilenmiştir”.

Fuat son derece inançlı, kararlı, hayatını Sosyalist mücadeleye adamış bir insandı.  Hoşgörülü olduğunu söylemek zor ama iyi bir eşti. İyi bir babaydı. Oğlumuz Ali’ye üç aylıktan itibaren hep o baktı. Ev işlerine yardım etmesi o zamanki devrimciler arasında hayretle karşılanır ve kadınların hayranlığını çekerdi. Ama tüm bu özellikler, Fuat’ın kendi çağıyla sınırlı kalmasını önleyemedi. O da Kıvılcımlı gibi Sovyetler Birliğine eleştirel yaklaşamadı. Kıvılcımlı Brejnev’e “sosyalist adaletinize sığınıyorum” diye yazmıştı. Fuat Fegan da, örgüt meselesinde içine düştüğü çıkmazı açıkca görememişti.”

“Bir de size “Fegan” soyadının açılımını yapmak isterim Bu soyadı şu cümlenin kelime başharflerinden  oluşmuştur:

“Fuat Ebediyen Gidecektir Arkasından Nazım’ın”…” Fuat’ta birçok Türkiyeli sosyalist gibi, Nazım şiirleriyle beslenmiştir sosyalizmle ilk tanıştığı yıllarda. O dönemin romantik etkisidir bu soyadı!”

Her başarılı erkeğin yanında güçlü bir kadın vardır. Latife Fegan güçlü hafızası ve sahip olduğu devrimci duruş ve sosyalist ideolojisi ile bende bu izlenimi yaratmıştır. Fuat Fegan’ın yanında hep o vardı ve eşinin anılarını bir miras olarak geleceğe, işçi sınıfı mücadelesine ve de tarihe şu anda o taşımaktadır. Latife Fegan Hanım’ın eşiyle birlikte Sosyalist mücadeleye ve dünya işçi sınıfının mücadelesine Kıvılcımlı arşivini korumakla yaptığı büyük evrensel hizmet unutulamaz. Ben bu dizi yazıyı hazırlarken Fuat Fegan’ı ve yanındakileri de gelecek nesillere tanıtmak, sol mücadelenin geçirdiği zor dönemleri anımsatıp o mirasa sahip çıkmaları amacını taşıdım. Fuat Fegan’ın ,eşinin ve de davalarına sahip çıkanların yüklendiği misyon oldukça önemlidir ve saygı duyulması gerekmektedir. Fuat Fegan’ın onurlu kavgasını bu dizi yazıda biraz da olsa

yansıtmışsam ne mutlu bana. Bir de Fuat Fegan gibi devrimci kişilerin bu halkın bağrından çıkarak dünya sosyalist  mücadelesine nasıl evrensel katkıları olduğunu yansıtmak ve bunu hem gelecek nesillere hem de halkına tanıtmak istedim.

Hikmet Kıvılcımlı’nın, Fuat Fegan’ın ve Sosyalist mücadelede hayatlarını da feda ederek katkı koymuş tüm devrimcilerin ve tüm insanların anıları önünde saygı ile eğiliyorum…

-BİTTİ-

 

Yorumunuzu ekleyin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.