HERŞEY GİBİ ÇEVRE DE YOK EDİLDİ… – Rasıh Keskiner

0
139

Bu hafta her şey gibi yok edilen çevreyi konuşalım…

Geçtiğimiz haftalarda Dünya Çevre Günü idi…

Çok meşgul olan Yönetim çevre ile ilgili pek etkinlik düzenleme gereği duymadı.

Yerel Yönetimleri sorarsanız onlar da memlekette artık kalmayan üzüm bağlarına rağmen  köfter-sucuk gibi panayırlara kaptırdılar kendilerini, çevreyi unuttular.

Oysa her an çevre ile, çevre sorunları ile iç içe yaşamaktadırlar.

5 Haziran Dünya Çevre günü.

1972 yılında İsveç’in Stockholm kentinde yapılan Birleşmiş Milletler Çevre Konferansında alınan bir kararla, 5 Haziran günü Dünya Çevre Günü olarak kabul edildi.

Haziran ayının ikinci haftası ile başlayan haftayı, genelde Yönetimler, Sivil toplum başta okullar olmak üzere çeşitli etkinliklerle kutlamaktadır dünyada.

Sanayileşme ve kentlerdeki nüfus yoğunlukları, çevre sorunlarının artmasına sebep olmuştur.

Bütün ülkelerin ortak sorunu haline gelen çevre kirlenmesi, günümüzde insan sağlığını tehdit eder boyutlara ulaşmıştır.

Ölümlere sebep olan solunum yolu hastalıklarının çoğu hava kirliliği sonucunda oluşmaktadır. Balıklar, çevre kirlenmesinden en çok zarar gören canlıların başında gelir.

Sanayi artıkları, spreyler, yakıtlarla ortaya çıkan gazlar, dumanlar, petrol ve ilaç atıkları, plastik ürünler, suni gübreler ve çöpler çevre kirlenmesine sebep olan en önemli etmenlerdir.

Çevre kirlenmesini, insanın doğaya verdiği zarar olarak da tanımlanabilir.

Doğanın korunması ve tahribatının engellenmesi zorunludur.

Gelecek nesillere iyi bir çevre bırakmak için kirlenmeleri mutlaka önlemek, yeşil alanları ve hayvanları koruyup çoğaltmak gerekir.

Bilinçsizce sağa sola atılan plastik ürünler doğada 400 yıl kadar çürümeden kalabildiğine göre karşı karşıya kalınan tehlikenin boyutları daha iyi anlaşılmaktadır.

İşte dünyamızı tehdit eden bu en önemli ve insanlık, hatta tüm canlılar için yaşamsal olan çevre sorunları giderek büyümektedir.

Bu tehlike karşısında insanlığa değer veren ülkeler en azından bazı tedbirler almaktadırlar,

Ancak bizim gibi insan yaşamının, hatta herhangi bir canlının yaşamının önemli olmadığı bu ülkenin genelinde, ama illa ki kuzeyinde çevre sorunları giderek büyümektedir.

Ganimet hırsının verdiği bencillikle dağlarımız, ormanlarımız yok edildi.

Alçak orman arazileri yok edilerek inşaatlarla dolduruldu.

Rum bir gün geri dönerse bir karış toprak bulmasın anlayışı ile kaçak bir sürü yapı doğanın her yerine serpiştirilmiştir.

Pek çok kaçak müteahhit adı altında açıkgözler, derelerin, vadilerin içini inşaatlarla doldurdular, paraları kaptılar, bu yapıları yarım bırakarak kaçtılar.

Şimdi yarım kalan bu yapılar çevrenin en çarpık ve sağlıksız elemanları olmuştur,

memleketin kuzeyi pislikten geçilmiyor.

Belki birkaç belediye hariç ama tümü de temizlik yönünden sınıfta kalmıştır.

Kanalizasyon artıklarının mahalle aralarına akıtıldığı ortamlar oluştu.

Kentlerimizin Surlariçi olarak tanımladığımız bölgelerine girilmez oldu.

Deniz suyuna her türlü yabancı maddeler boşaltılmaktadır.

Denizin içerisinde donla yüzen ve karpuz yeyip kabuklarını deniz suyuna bırakan turistler( !) çevrenin potansiyel tahrip edicileri oldu.

Yol kenarları, araba ile seyrederken etrafa atılan bira, kola teneke kutuları ile dolu,

Kirlenen sadece doğal çevre mi?

Yaşantımızı etkileyen sadece doğal çevreye yapılan tahribat mı?

Doğal çevre yok edilen sadece bir yanımız,

En önemli bir yanımız, çünkü sağlıklı bir ortamda yaşamamıza olanak vermiyor,

Peki ya yok edilen toplumsal sosyal çevremiz!

Sokakta yürürken, dakikalarca yürüyüp de, bu küçük ülkede bir tanıdığına rastlamamak nasıl birşey?

İnsanda ne gibi bir travma yaratıyor, bir düşünün,

Aynı aparmanda yaşadığınız halde, merdiven sahanlığında karşılaşıp da size selam vermeyenlerin olduğunu bir düşünün,

Paramparça edilen ailesinizi düşünün,

Anayı evlattan ayırdılar,

Kardeşi kardeşten ayırdılar,

Her birini binlerce kilometre uzaklıktaki başka ülkelere yollattılar,

Kapılarına kilit vurulmayan ülkemizde, kilit üstüne kilit vurarak oturmamıza müsaade ettiler,

Her gün ya bir vurgun, ya bir soygun, ya bir cinayet, ya bir tecavüz…

Doğal çevre yok edilirken, toplumsal sosyal çevremizi de yok ettiler,

Böylesi bir çevrede kimimiz tarım ilaçlarının sebep olduğu kansere,

Kimimiz geleceğin endişesinin yarattığı stress ile beyin kanaması, kalbe,

Kimimiz yollara kurulan tuzaklarla trafik kazalarına yenik düşmekteyiz,

5 Haziran dünya çevre günü, yok edilen doğal çevremizi, toplumsal çevremizi hatırlattı bana,

Hatırlatmak istedim!

 

Yorumunuzu ekleyin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.