Sendikaların Brüksel ziyareti! (2) – Yılmaz Parlan

0
157

Okurlar İlk yazımı hatırlayacaklar, “Sendikaların ziyaretinin Kıbrıs’ın kuzeyinde ve TC yetkililerinde siyasi tsunamiye sebep olacağını” yazmıştım ve öyle de oldu.

TC basınının, sendikaların ziyaretine bir karartma uyguladığı gözden kaçmadı ama TRT1’de Şener Elcil bizzat hedef gösterildi . TRT 1’den gelen dolaylı talimatla da emir erleri Kıbrıs’ın kuzeyinde harekete geçip, deyim yerinde ise adeta bir linç kampanyası başlattı. Ortada Platformdan 10 sendika olmasına rağmen, KTÖS Genel Sekreteri Şener Elcil bizzat hedef alındı. İlk olarak kamuoyunda “ayartılmış Parti Sekreteri” olarak bilinen ve ismi gibi oradan oraya Tur-layan AKP’nin emir subaylarından fişenkçibaşı Turgay avcı-beyi, Elcil’i vatan haini ilan etti! Tartışmaya  baba Denktaş da katılmakta gecikmedi. Elcil’in “yüzü varsa, insanların yüzüne nasıl bakacağını” sorguladı. Kim kime, ne diyor hele  bak sen? 50 yılda toplumunu sıfırlayan bir adam konuşuyor. Daha 1 ay önce TC’den gelen nüfus için kendisinin de şikayetçi olduğunu unutuyor. Ne demişti TC’den gelecek olanlar için: “Ceplerinde paraları varsa gelsinler”. Ah baba, vah baba, sen neymişsin sen! Her ikisi için de söyleyeceğim tek şey var “Canikkolarım benim bee!”

Sendikaların Brüksel ziyaretini TC basınının bütünüyle es geçmesi ise, Türkiye’deki demokrasinin de bir anlamda baramotresidir ve Çeyrek Demokrasi’nin de göstergesidir.

 

Pankartlı eylem… “Turkey; Respect the will of Turkish Cypriots”

Brüksel’deki ziyarete dönersek, ziyaretin ilk günü Parlamentonun önünde Parkartlı eylem düzenlendi. Anadolu Ajansı yanı sıra pek çok basın mensubu da olayı takip etti. Açılan pankartlar “Turkey; Respect the will of Turkish Cypriots” “EU, Act Now Against the Turkish Cypriot Extinction” “Solution Now: Independent, United Federal Cyprus!” Eylemin ardından, AP vekilleri ziyaret edilip Kıbrıs’ta uygulanan asilimasyon ve AKP’in dayattığı politikalar anlatıldı. Söyleyeyim; Sendikaların söylemi bayağı ilgi de gördü. Meclisteki siyasiler kusura bakmasın ama Sendikaların gördüğü ilginin onda birini görsünler ve hayıra yorsunlar! İşte bu kadar itibarsızdırlar o çevreler nezdinde. Yapılan ziyaretlerden iki tanesini size aktarayım:  Yunan Parlamenter Nikolaos Salavrakos, bizi dostca karşıladı. Şener Elcil, Platforumun görüşlerini anlatıp, AB vizyonumuzun olduğunu, ayni vasıtada hareket ettiğimizi ve 2004’te birleşmek için oy vermemize rağmen sosyal ve ekonomik payda göremediğimizi aktardı. Hükümetin gündeminde sürekli Türkiye ile yapılan Protokolller olduğunu, nüfus rakamını bilmediğimizden hiçbir şeyin planlanamadığını, AB gözetiminde nüfus sayımı yapılması istedişimizi dile getirip, TC Yardım Heyeti’nin herşeye müdahale ettiğini, bizdeki politikaların şekillenmesinde etkili olduğunu belirtince, Salavrakos “Kesinlikle sizi destekliyoruz” diye söze girdi. Kıbrıslıların Rum, Türk birlikte yaşayacaklarına inandığını belirtip  “Biz  bu sorunu çözemeyiz, sadece  katkı koyabiliriz ve biz sadece iki toplumun mesela üniversitelerinin daha fazla işbirliği yapmasını sağlayabiliriz” deyip, Erdoğan hükümetine uzun uzun methiyeler düzüp Erdoğan’ın seçimi kazandıktan sonra çok şeyler yapacağını söyledi. Salavrakos bir AP vekili olduğunu unutmuş, bir Erdoğan amigosu gibi sallıyordu. Kendisini saşırarak dinledim. Herhalde, siyasi halüsinasyon böyle bir şey olsa gerek! O başka Erdoğan’ı biliyor, biz başka Erdoğan’ı ! Gazeteci olarak orda bulunmama rağmen, tepki gösterdim ve iki örnek verip önüne nüfusla ilgili belge koyup gerçeklere işaret edince hayalleri yıkılmış bir adam gibi bana baktı.

 

AP üyesi Angelika Werthmann: “Limandaki kanserojen madde içeren Silica kum ne oldu?”

Tabii ki çok ziyaret yapıldı ama ben okuyucular mukayese yapabilsinler diye sadece iki tanesini özel olarak aktarıyorum. Bir başka ziyarette, AP Bağımsız Avusturya milletvekili  Angelika Werthmann’la bir araya gelindi. İtiraf etmeliyim ki çok etkileyici bir kişilik. Bir defa konulara hakim, en ufak detayları bile gözden kaçırmıyor. Kıbrıs’la ilgili inanılmaz bir birikime sahip ve kuzeyde olan lokal olayların dahi farkında. Bize hemen Mağusa Limanındaki kanserojen madde içeren Silica kumu sordu ve oradan kaldırılmasının sorunu çözmeye yetmeyeceğini, önemli olanın, oranın herkesin geçerken pisliğini bırakabileceği bir yer olmaktan çıkarılması olduğunu söyledi.Yaşadığım şok karşısında iskemleden düşüyordum. Elin kadını oturduğu yerden görüyor da bizim siyasilerimiz nasıl 7 ayı aşkın bir süre öyle bir şey yokmuş gibi davranabiliyor? Çok içerledim. Herhalde rantla uğraşmaya ve TC siparişli “Paket” için yoğun mesaiye dalmışlar! İşte bir AP üyesi ile, KKTC Meclis üyeleri arasındaki fark bu kadar barizdir. Bir başka fark ise, Bayan Angelika meslektaşı Yunan vekil Salavrakos’a  bir AP vekilinin  nasıl olması gerektiği konusunda da adeta ders verip fark atıyordu… Ama dikkatinizi çekeyim; biri Avusturya bağımsız Milletvekili diğeri Yunan Europe Freedom Democracy grubundan milletvekili. E olsun o kadarcık fark! Platform üyelerini dikkatlice dinledi Angelika. Hiçbir ayrıntıyı kaçırmadı ve sürekli sorular sorup not alarak takip edeceğini, TC’nin AB standartlarını yakalamakta çok zorlandığını, bu hızla gidilirse 20 yıl sonra ancak üye olabileceğini söyleyip,  “Ama sizin bu kadar beklememeniz gerekir, Kıbrıs’ın kuzeyinde AB gözetiminde acilen bir nüfus sayımı yapılması için elimden gelen çabayı göstereceğim” dedi. Bize bir de Sn. Eroğlu ile olan anısını anlattı: Eroğlu’na Türkiye’den getirilen insanlarla ilgili bir soru sorduğunda, onların “mevsimlik işçiler” olduğunu söylemiş. O zaman en azından bırakın da sayalım bu mevsimlik işçileri; ne kadardır, ne kadarı kadın ne kadarı erkek, hangi iş dallarında ve hangi koşullarda çalışıyorlar, ne zaman gelmişler nasıl yaşıyorlar kaç kişilik ailelere sahipler, bilmek hakkımız olsun yani.

 

Rakamlarla Avrupa Parlamentosu…

Sendikalar, AP’deki Komitelerin bir toplantısına da katıldı. Orada sistemin nasıl çalıştığına dair sunum yapıldı. Söyle ki; konuşmacı öncelikle özür diledi. Tüm üyeler bu hafta toplantıda bulunacaktı fakat milletvekillerinin karıştığı iddia edilen bir yolsuzluktan dolayı o sorunla uğraşıldığını, 3 vekilin karıştığı iddia edilen olayda ikisinin istifa ettiğini, diğerinin ise istifa etmeyi reddettiğini, fakat onun da partisinden anında ihraç edildiğini söyledi. Peh, bizde adamın yapmadığı yolsuzluk, arsızlık ve yüzsüzlük kalmaz ama fırıldaklar gibi o partiden bu partiye döner dolaşır durmaz…

Bir de itibarı artar üstünden; Bakan da yapılır. Brüksel ile Gibriyagi farkı bu olsa gerek! Konuşmacı temel bilgiler vermeye devam edip, AP’nin geçmişte bir Danışma Kurulu gibi hareket ettiğini, ama bugün AB yasalarının % 80’ini onaylayan bir kuruma dönüşmesine rağmen, ne yazık bazı üye devletlerin Parlamentonun önemini kavrayamadığını üzülerek ifade etti. Çıkarılan yasaların % 99’u insanların günlük yaşamını ilgilendiriyor. Bu gözlükle bakıldığı zaman, AB’nin nasıl iyi bir oyuncu olduğunu görebilirsiniz. Komisyon bütün teklifleri sunuyor, öneriyor, uygulamaya karar veren ise Parlamento. Tasarılar önce Komitelerde, sonrasında ise Genel Kurulda oylanıyor. 7 siyasi Gruptan birine mensup vekiller ideolojik duruşlarına göre oy veriyor. Kurumsal olarak ideolojik mücadele veriyorlar. Avrupa’nın en büyük Parlamentosu olup, 6000 çalışanı var. İşler 28 dil temelinde gidiyor.

Diller için çok para harcanmaktadır ve bu bir demokrasi meselesidir. Nüfusa göre vekil sayısı tayin edilip, bir alt bir de üst limit vardır. Toplam vekil sayısı 751’dir. Başka ülkeler üye olduğu takdirde sayı artmayıp mevcut sayı oranında paylaşılacak. Üye vekiller genellikle Brüksel’de bulunurlar, birer ofis ve 2-3 çalışanları vardır ve giderleri Parlamento tarafından finanse edilmektedir. Kıbrıs kökenli olarak burada 100 kişi çalışmaktadır. Çözüm olduğunda, Ada’nın var olan 6 vekil sayısı; 4 Rum 2 Türk şeklinde olacaktır.

 

İzzet İzcan: Kıbrıslı Türkler de Rumlar gibi işgalin kurbanı!

Toplantıda söz olan BKP Genel Başkanı İzzet İzcan söyle konuştu: “Çözümsüzlük bizi dar alanda sıkıştırıyor. Türkiye’deki yönetimle çatışma söz konusu olup kendimizi duyuramıyor, statükonun saldırılarına maruz kalıyoruz. Ankara’dan esen nefret tohumları ile her alanda yalnızlık yaşıyoruz. Ne yapmamız lazım? Geniş işbirliği yapıp, ortak çıkarlarımızı savunmamız lazım. Buna da en yakın güç AKEL’dir. Diğerleri ile maalesef ciddi sıkıntılarımız var. Kıbrıslı Türkler Rumlar da işgalin kurbanı olmuşlardır. En acısı ise Kıbrıslı Türklere Erdoğan’ın “Bizim için siz değil bizim stratejik çıkarlarımız önemlidir” demesidir. Bize tembel, besleme gibi yakıştırmalar yapıp bizleri aşağılayıcı ifadeler kullanmaktadır. Tek yol vardır: Kıbrıs halklarının çıkarlarını teraziye koyup, onu isteyip beraber mücadele edeceğiz. Başaramazsak da yeni Kıbrıslılar sadece bizi değil sizi de yok edecekler. Bunu ya hep beraber başaracağız. Ya da hep birlikte yok olacağız”…

 

Hamiş: Haftaya, Sendikaların Brüksel’de sol grubun organize ettiği bir toplantıda en çarpıcı söylemlerini ve AP Başkanı Jerzy Buzek’le yaptıkları tarihi görüşmede nasıl karşılandılar, neler konuşuldu, Buzek ne dedi? Tüm bunları en ufak detayları ile okuyacaksınız…

 

Yorumunuzu ekleyin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.