Yağmadan en çok kim yararlandı! – Rasıh Keskiner

Yeni Kıbrıs Partisi

Maraş’ta provokasyona hayır!

YKP, BKP, KTÖS, KTOEÖS, Basın-Sen, DEV-İŞ, Mağusa İnisiyatifi, Sol Hareket,  Hayata Dokun Hareketi açıklama yaparak “tüm demokrasi ve barış güçlerini 15 Şubat Cumartesi saat...

YKP, ortak yurdun yeniden birleşmesi için ortak mücadele çağrısı yaptı

Yeni Kıbrıs Partisi, bugün, 12 Şubat, Çarşamba günü sabah saat 10:00’de YKP Genel Merkezi’nde Kıbrıs’taki ve Doğu Akdeniz’deki gelişmelere bağlı TC’nin tavırları, Kırımlaştırılma, Hataylaştırılma,...

2020 Asgari ücreti ne oldu?

YKP Genel Sekreteri Murat Kanatlı, döviz krizi ile alım gücünün eridiği, iğneden ipliğe her şeye zam yapıldığı koşullarda 2020 için asgari ücretin hâlâ belirlenmemiş...

Savaş hazırlıklarına hayır, barış için mücadele zamanı

YKP Genel Sekreteri Murat Kanatlı, Akdeniz’deki son gelişmeleri değerlendirdi, “barış için mücadele zamanı” dedi. Açıklama şöyle: Doğu Akdeniz’de bir süredir gerginlik sürekli olarak artmaktadır. Savaş...

YKP’nin de katıldığı, Avrupa Sol Partisi 6. Kongresi gerçekleşti

YKP’nin de gözlemci üyesi olduğu Avrupa Sol Partisi’nin 13-15 Aralık tarihleri arasında Malaga yakınındaki İspanya şehri Benalmádena’da 6. Kongresi yapıldı. YKP Genel Sekreteri Murat...

Kıbrısın kuzeyinde yıllardır Rum malları üzerinde sürdürülen yağma sayısız kişileri servet sahibi yaptı,

Bu yağma hala devam etmektedir ve hala bu yağmadan servet sahibi olanlar vardır,

Kıbrısın kuzeyinin her yanı yağmalandı, yağmalandı hala bitiremediler,

Bu yağmadan Kıbrıslı Türkler de payını aldı elbette,

Bir kısmının Kıbrısın güneyinde malı vardı ama bir kısmının yoktu,

Kuzeyde ise hiç hak sahibi olmayanlar da kaptı, servetlerine servet kattı,

İşte bu şekilde köşeyi dönenler yüksekten uçmaya başladı,

Önce çevrelerini değiştirdiler, komşularını değiştirdiler, mahallelerini, şehirlerini değiştirdiler,

Toplumun değer yargıları değişti, kimse kimseye selam vermemeye başladı,

Para pek çok şeyi tahrip etti.

Ve gelelim Türkiye’nin bu ganimetten kazandıklarına,

Hani diyorlar ya, “ size para gönderiyoruz” diye,

Siz bakmayın onların dediklerine,

Burdan götürdükleri, gönderdiklerinin yüz katı en az..

Sadece, Rum mallarının yağmalanmasından neler götürdüklerine bir bakalım,

Hani, “ Rum, bir gün geri dönerse bir karış toprak bulmasın” anlayışı ile yola çıktılar ya,

Önceleri çıkardıkları bir yasa ile, tarımsal arazilere koçan verdiler,

Türkiye’den getirdikleri nüfusa da bol bol dağıttılar,

Türkiyeli nüfus, ki hiçbir zaman kendini bu topraklarda hissetmedi, Annan Planı sırasındaki furyada büyük paralara emlakçılara, Yahudiler, İngilizlere sattılar.

Bu satışlardan elde ettikleri paraları Türkiye’ye taşıdılar,

Bazıları köy kuracak kadar  para aldılar,

Ülkenin zenginliklerinin önemli bir kısmı bu şekilde Türkiye’ye aktarıldı,

Ardından süreç içinde memleketin her yanını inşaatla doldurdular,

Yaygın, yatay yapılaşmayı her yere yaydılar,

Bu inşaatlarda kimler çalıştı, kimler çalıştırıldı,

Bu inşaatlarda kullanılan malzemeler nerden geldi, nerden getirildi,

Hiç düşünüldü mü?

Bu yolla acaba Türkiye’ye ne kadar para götürüldü,

Bunun hesabını bilen, bunun hesabını soran var mı?

KTMMOB vize bürosunun 2000 yılından itibaren tuttuğu kayıtlara göre sadece 2000-2008 yılları arasında Kıbrısın kuzeyinde 16000 dosya ile 26 milyon metrekare inşaat başvurusu yapılmıştır.

Bundan önceki müracaatları hiç dikkate almasak bile bu ülkeden Türkiye’ye götürülen para miktarına bir bakalım:

Sadece 2000-2008 yılları arasında başvuru ile yapılması tasarlanan 26 milyon metrekare inşaattan yüzde  30’unun yapılmadığını farzetsek bile, yüzde 70’i en az 18 milyon metrekare inşaat yapılmıştır.

Metrekaresi 1000 dolardan 18 milyar dolar eder.

Bunun yarısı işçilik olsa 9 milyar dolar. Müteahhit karını yüzde 25 bundan düşersek geriye kalıyor yaklaşık 7.5 milyar dolar. Bu para nereye gitti ?

Elbette Türkiye’ye gitti,

Nasıl mı gitti,

Bu inşaatlarda çalışan işçiler Türkiye’den, aldıkları parayı Türkiye’ye taşıdıkları, oraya yatırım yaptıklarını biliyoruz,

Peki bir engel var mıydı bir kısmının yurt içinde kalması için,

Hayır, serbest ne kazanırsa hepsi Türkiye’ye,

Dolayısı ile 7.5 milyar dolar işçilik maliyetinin 7 milyarı Türkiye’ye gitti.

40 yıl önce Libya’da çalışıyordum. Devlette çalışanlar kazandığının ancak yüzde 60’ını yurt dışına çıkarabiliyorlardı, özelde çalışanlar ise yüzde 90’nını.

Burada kazananlar ise hepsini taşıdılar yurt dışına,

Başka kimler vasıtasıyle taşındı bu miktar,

Müteahhit geçinenler tarafında,

Hatırlarsınız bir ara eline mala alan müteahhit kesildiydi memlekette,

Daha başka nasıl kaçırıldı bu para Türkiye’ye,

18 milyar dolar inşaat maliyetinin yüzde 50’sinin de inşaatlarda malzeme olarak kullanıldığını düşünelim. Bu malzemelerin yüzde 90’ı Türkiye’den ithal edildi. İnşaatlarda yerli malzeme olarak ne kullanıldı, biraz tuğla, kireç ve kum çakıldan başka?

Demir TC’den geldi, boya, çimento, TC’den geldi,

Ahşap, alümünyum profiller TC’den geldi,

Bilimum döşeme malzemeleri, mermer, seramik, fayans TC’den geldi,

Bilimum vitrifiye, banyo-lavabo vs TC’den geldi,

Daha sayayım mı?

Buradaki satıcılar, bayiler tarafından satılan bu malzemelerden TC sermayedarların karı yüzde 10 yok mu? 9 milyar doların yüzde 10’u da yaklaşık 1 milyar dolar ediyor.

7.5 milyar da işçilikten gitti etti mi hepsi 8.5 milyar dolar.

Bu 8.5 milyar, sadece 2000-2008 yılları arasında ve sadece inşaat sektöründen TC’ye gitti.

Durum bu kadar açık ve net.

Ondan sonra da, neymiş bizi kurtarmışlar, bizi besliyorlarmış!

Kim kimi kurtardı, kim kimi besliyor ortada.

Herşey aslında ortada ama bunu, bize küfreden TC yetkililerine hatırlatacak olanlar olmalı.

Bu gerçekleri anlatmak yerine, acentalığa soyunanların bunu yapmalarını bekleyemeyiz.

O zaman bu iş de bize düşer.

 

- Advertisement -

More articles

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

- Advertisement -

Yaklaşımlar

Dünyanın ve ülkemizin geldiği hal ve ne yapmak lazım – Ulus Irkad

Üç haftadır eve kapandık. Şimdiye kadar pek karşılaşmadığımız bir salgın var ve öncelikle kendi sağlığımızı korumaya çalışıyoruz. Elbette kendi sağlığımızı korurken aslında birlikte yaşadığımız...

Korona virüsün felaketinin ekonomik ve politik etkileri – Halil Paşa

ÇÖZÜM VE BARIŞ KARŞITLARI KAZANDI Koronavirüs felaketinin dünyada ve adamızda hızla yayılarak derinleştiği bu günlerde daha kötü sonuçlara hazırlıklı olmamız gerektiği ortaya çıkıyor. Böyle bir...

Korona virüs kafalarımızı karıştırdı – Alpay Durduran

İnsanlık yeniden derin sorunları tartışmaya açtı. Bazıları konunun temeline girdi. Sol politikalar hızlı zenginleşme yarışında kapitalist politikalara yenilmiş dedi idi ya şimdi o yarışı...

Coronadan önce Coronadan sonra ve kktc – Rasıh Keskiner

Coronadan önce bazıları için ne güzeldi dünya.. Ne güzeldi yaşamak. Neoliberalizmin kendilerine sağladığı imkanlarla bir eli yağda bir eli balda doymadan yaşamak. Emekçilerin emeklerini...

Öğrencilere olanların düşündürdükleri – Alpay Durduran

Küçük ülkemizde önce denize nazır diploma hazır üniversiteleri kuruldu şikâyetleri duyuldu ama daha öncesinde benim meclisteki konuşmalarda DAÜ’nün kurulması için yüksek teknoloji okulunun adının...