CASİNOLAR VE BİR BAKAN! – Yılmaz Parlan

0
116

Türkiye’de RefahYol hükümeti döneminde casinolar kontrol edilemez bir noktaya gelip çeteler oluk gibi kan akıtınca, her şeyde olduğu gibi TC hükümetleri casinoları Kıbrıs’ın kuzeyine taşımaya karar verirler. Aynı zamanda bu kontrollü kaosun bir parçasıdır da. Casinolar Türkiye’de sürdürdükleri savaşı Kıbrıs’ın kuzeyinde de sürdürüp birçok kanlı çatışmaya imza atarken toplumun yüreğine de korku salarlar. Marifetleri bununla da kalmaz tabii; turizmde en güzel yerleri parselledikleri gibi kuzey Kıbrıs’ı kara para aklama listesine de sokarlar. Aynı zamanda ciddi organize bir denetim olmadığı için de toplumun kanayan yarası haline gelip ciddi travmalara sebebiyet verirler. Güney Kıbrıs’ta ise Hristofyas’a casinolarla ilgili sorulan bir soruda yanıtı şu olur: “Ahlaksızlığın ifadesi”. Bizde ise casinolar gücün ifadesidir. Bazı siyasi partilerinse vazgeçilmezidir. ÖRP-CTP-BG hükümeti uluslararası tepkiler üzerine casinolara bir takım yasaklar getirir ve yeterli olmamakla birlikte bu düzenleme bir adım olarak kabul edilir.

“Biz sadece çok astronomik cezalarda indirime gidiyoruz, polis devleti değiliz, cezaları düzenliyoruz”

Kıbrıs’ın kuzeyinde casinolar aynı zamanda bazı hükümetlerin sponsoru olarak da bilinir. Son seçimlerde sermaye ve casinoların açık desteğini alan UBP bugünlerde diyet borcunu ödemeye hazırlanıyor.

13 Aralık 2009’da Aysu Basri’nin yaptığı röportajda UBP’nin toy prenslerinden olan ilgili Bakan, seçimin hemen akabinde Bankalar Birliği’nin değişikliğe “Değişiklikler tehlikeli, kara para aklamaya yol açar” sebebiyle şiddetle itiraz etmesine rağmen hükümetin Şans Oyunları Yasası’nda yapacağı değişikliklerin yasallaşmasını desteklediklerini açıklamıştı.

“Biz sadece çok astronomik cezalarda indirime gidiyoruz, polis devleti değiliz, cezaları düzenliyoruz” diyen bakan, ağır cezalar getirmenin toplumun tamamına potansiyel suçlu muamelesi yapmak olduğunu da belirtmişti.

Aysu Basri’nin “Hükümete gelir gelmez neden bu yasaları değiştirme ihtiyacı duydunuz, yoksa UBP diyet borcunu mu ödüyor?” hatırlatmasına ise yorum yapmaktan kaçınmıştı.

“Polis devleti değilmiş”!

Ülkede devasa ekonomik sıkıntılar yaşanırken ve hükümet aylık maaşları bile ödemekte sorun yaşarken diğer taraftan casino işletme sahibinden 5000 Euro yerine 350 Euro ceza alınmasını istiyor. Emeklilerin maaşlarına göz diken, ikramiyelerini kırpan, vatandaşa, esnafa her alanda okkalı cezalar ve vergiler koyan hükümet iş casinolara gelince çark edip süt kuzusuna dönüyor. Vatandaşa elektrikte geciktiği için aylık inanılmaz fahiş faiz uygulaması. Esnafa da ödeyemediği her kalem için aylık % 4 tefeci faizi koyanlar, milyonlarca doların döndüğü casinolara çerezine cezalar getirmeye kalkıyor. Canlarım benim, be prens dediğin böyle olur işte: Prensim benim! “Polis devleti değilmiş”! Akdeniz havzasının en etkili polis devleti Kıbrıs’ın kuzeyinde ama o göremiyor!

Aysu Basri sormadı biz soralım: O zaman niye polisiniz sivil otoriteye bağlı değil? Ve hak arama mücadelesinde emekçilerin karşısına çıkardığınız binlerce polis neyin nesi? Cezalarla değil denetimle böyle bir bilinç getirilirse sorun kendiliğinden aşılır diyorsunuz. Pekala soralım o zaman: Diğer konularda ve trafikte vatandaş okkalı cezalar altında inim inim inletilirken niye bu metodu, toleransı ya da kıyağı onlara değil de casino babalarına geçiyorsunuz? Siz kime çalışıyorsunuz? Kimin adamısınız?

Kamuoyunda ikibuçuk arşınlık unvanı olan adam diye bilinen adamın oğlu

Halbuki casinolara yerli vatandaşın girmemesi ve denetlenmesi konusunda yapılması gereken çok basittir: Nasıl ki trafikte sürücünün ehliyetini bir iki basit suçtan sonra iptal ediyorsunuz, casinolarda da suç ilk kez işlendiğinde işletme sahibine yüklü bir ceza kesersiniz, yine yaparsa bir süreliğine iznini iptal edersiniz, yine yaparsa da o zaman lisansını iptal edersiniz. Bugüne kadar bir türlü denetlenemeyen casinoların denetlenmesi bu kadar basittir işte. Ama seçim dönemlerinde onlar tarafından finanse edilirseniz yapamazsınız tabii…

Ekonomi konularına gelince toplumun yanında olması gereken Sayın Bakan burada da sermayenin yanında. Kendisi ekonomi okumuştur ama her nedense ekonominin 3 temel öğesi olan antidamping, antitekel ve tam rekabet yasalarından pek bahsetmez. Çünkü sömürü düzeninin devamını ister. Reis-i Cumhurun gözde prenslerindendir ve sıkı bir emir eridir. Armatör bir ailedendir, KİT’lerin zarar eden unsurlarına talip olup, “Söz konusu gemileri bize verin, borçlarını biz ödeyelim” diyen bu ailenin de biricik prensidir. KIBTEK’te ısrarla ‘özelleştirme olmayacak’ demesine rağmen, Maliye Bakanı tarafından yalanlanmıştır. Kimdir, kimin oğludur derseniz kamuoyunda ikibuçuk arşınlık unvanı olan adam diye bilinen adamcığın ufacık oğludur!

GÖZDEN KAÇMAYANLAR!

Politikada kuraldır: Size herhangi bir konuda siyasi olarak yaklaşıyorlarsa sizin de konuya siyasi olarak yaklaşmanız elzemdir. Yok, siyasi değil de muhataplarınıza ekonomik olarak yaklaşırsanız, doğal olarak kaybedersiniz; geçmişte de kaybettiğimiz gibi! Siyasilerin yaklaşımına karşı ilk doğru politikayı KTÖS ortaya koymuş, siyasi yaklaşıma siyasi yanıtlar vermiştir. Şimdilerde ise farklı sendikalar da, bir bir doğru adresi bulmaya başlamışlardır. Yani politikalar Ankara’dan geliyorsa, yüzünüzü politikaların geldiği adrese döndürmek zorundasınız. Yoksa meclisin önüne gidip bugün Sn. Küçük’e, ya da yarın Sn. Sabit’e bağırmanız zaman ve enerji kaybından başka bir şey değildir. Sendikalar Cemil Çicek’in ziyaretinde ilk kez bir araya gelmiş, TC Yardım Heyeti binasına yapılan yürüyüşte ise cepheyi büyütüp, doğru adresi bulma konusunda bir kez daha doğru adımlar atmışlardır…

Yorumunuzu ekleyin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.