“KIRMIZI KİTAP” – Necmettin Çapa

0
204

İşkencelere, tecavüzlere, işgallere, ve bu coğrafyada her türlü rezilliği görüp de susanlar ve susmayanlara söylenecek sözler vardır.

İşte bütün mesele burada aslında, susmak ya da susmamak.

İkisi arasında ince değil, keskin bir çizgi var. Çünkü susanlar bu suçları işleyenler kadar suçludur. Susmayanlar ise halkların özgürlük yolundaki bedelini en ağır ödeyenlerdir.

En başta vatansever geçinip, üç beş kemik ile susturulan sözde solcularımız gibi, inkar edilmez ihanetler ile dolu gerçeğimiz var bizim.

Bir dil uğruna “Kırmızı Kitap” yazanlar ve bir dil uğruna ölüme gidenlerin hikayesidir bu aslında.

Kırmızı kitabın kutsanmış halidir bizi vuran, talan eden, dağlara, sürgünlere, zindanlara ve darağaçlarına gönderen.

Dersim’de, Amed zindanında, Maraş’ta, Sivas’ta ve Newalâ Qesabâ’da. “Yani Ahmed Arif’in şiire döktüğü 33 kurşun gerçeğinin yaşandığı yerde” Kırmızı Kitap’ları yazanların vahşeti idi bizi vuran.

Kürt’lerin inkar ve imhası üzerine inşa edilmiş bir kitabın adını “Kırmızı Kitap” yaptılar.

İşte o “Kımızı Kitap”da hep beraber boğulmaya başladık ve halen boğulmaya devam ediyoruz.

Kaç nesil daha boğulacak bu “Kırmızı”da kim bilir!

Önce Kürt ağaları ile Türklerin işbirliği içerisinde Ermeni’leri katlettik, sürdük ve süründürdük. Sonra sıra İstanbul’daki “gayrimüslümler”e geldi. Onları da tükettik ve sıra “Tek Millet, Tek Devlet, Tek Din ve Tek Bayrak” hikayesine geldi. İşte sıra oraya gelince bu tekliğe aykırı düşen Kürt’leri Türkleştirme projesi başladı.

Her şey Mezopotamya topraklarında “YASSAH” oldu.

Yasaklar ve sürgünler ile bir halkı Türkleştirme projesini yazan aptallar, bir gün işin buraya dayanacağını algılayamadılar.

Kürtlerin coğrafyasında dağlara ve taşlara “Tek Din, Tek Millet, Tek Devlet, Tek Bayrak” diye yazdılar. Kürt halkını o kadar bir yok saydılar ki; Kürt coğrafyasının dağlarına “Ne mutlu Türküm Diyene” diye her tepeye kireç taşları ile yazdılar.

Ama nafile, Kürt coğrafyasında Bolu’nun Söğüt ağacı yetişmez be bre!

Kürdistan coğrafyasında Türk askerinin operasyonları başladı başlayalı, ahırlarda kocasının gözü önünde Özel Harekatçılar kadınlara tecavüz ettiler.

Köy meydanında erkekleri toplayıp çırılçıplak soydular, hem de bütün köy kadınlarının gözü önünde!

Ahırlardaki hayvanları bile diri diri yaktılar!

PKK Gerillaları’nın kıyafetini giyip köy yaktılar, insanların ırzına geçtiler ve bunu PKK Gerillaları’na mal ettiler.

Kürdistan coğrafyasının yaşadığı vahşetin fotoğrafını Kürtler bile çekemez.

Çünkü onlar barışın fotoğrafını çekmeye çalışıyor.

Kürtlerin ırzına geçen 100 yıllık bir sistem ile barışın fotoğrafını Kürtler nasıl çekecek diye merak ediyorum!

Bir yandan da, Türk’lerin Kuran-ı Kerimi olan Kırmızı Kitab’ı, ve diğer yandan da Kürt’lerin özgürlük çığılığı ile dağalara çıkmış Özgürlük Savaşçıları.

Cumhuriyetin kuruluşundan beri Türkleştirme süreci bir duvara çarpar gibi Kürt’lere çarptı ve Türkler bu gerçeğin çığlığı içerisinde, Kürt coğrafyasının insanı ile savaşmaya, ölmeye ve öldürmeye devam ediyor.

Çanakkale’de şehit düşmüş bir dedenin torununu öldürmekten ya da ırzına geçip iç organlarını kayalıkların ürerine geçirmekten geri kalmıyor.

Senin öldürdüğün ve “Özel Harekat Timleri” ile evine baskın yaptığın insanın dedesi Çanakkale’de değilmliydi?

Ama bu Türklük paranoyası ile sistemi elinde tutanlar ve o Türklük sistemi üzerinden bu ülkeyi “Din ve Türkizm” ideolojisi ile yürütenler, şimdi “Kürt ve Türk Savaşı” nın en çetin olan noktasına geldiler.

Benim dağlarıma yazılan yazıların bir hakaret olduğunu ya kabul edeceksin, ya da savaşa devam!

Hakkari’nin tepesine “Ne Mutlu Türküm Diyene” diye başlayan, kireç taşlarından oluşan yazıyı kaldırmadıkça bu savaş devam eder!

Sizi ve o teklik hastalığınızı tarihe havale ediyorum.

“O Tek Din, Tek Millet, Tek Devlet, Tek Bayrak, Tek Dil” sizi bir gün tarihin derinliklerine gömecek!

Dünya tarihine gömülen nice “Tekleştirme” faşistleri oldu, ve siz de, Türkleştirme hastalığından kurtulmadıkça, o faşistlerin tarihsel kaderini paylaşmaktan kaçamayacaksınız.

“Bizim dağlarımızda

İnsanlığa yapılan vahşetin

İsyancıları yaşadı,

Ve adını Gerilla koydular”

Necmettin Çapa’nın Aşk, İsyan, Ölüm ve Barış” adlı kitabından

Yorumunuzu ekleyin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.