Aramızdan ayrılan bizden biri: Angelika Dakkör – Ulus Irkad

0
98

Angelika bir Kıbrıslıtürk’e gönlünü kaptırarak onunla hayatını paylaşmış bizden bir evhanımıydı. O gönlünü kaptırdığı kıbrıslıtürk de benim yeğenimdi. Cemal Dakko…Bu satırları yazarken ne kadar fazla tanıdığı bu yaz toprağa verdiğimizi de anımsıyorum. Gerçekten cenaze merasimlerinden kaçınmama rağmen bu yaz oldukça fazla hem de genç olan birçok tanıdığı toprağa verdik. Kuzey Kıbrıs’ta hayat acımasızlaştıkça hep böyle oluyor. Sistem de insan ömrünü azaltmakta. Geçen gün gene bizden bir arkadaşımız Aytaç Hoca’yı da zamansız kaybettik. Onun o saf ve temiz kalbi de Kıbrıs’ta olanlara dayanamamıştı. Aytaç Hoca da devamlı haksızlıklardan, geleceğin olmamasından şikayetçi bir arkadaşımızdı. Onu da bu şekilde zamansız kaybettik. Bu arada onun ailesine de başsağlığı dilerim. Aytaç Hoca’nın en büyük derdi çocuklarının geleceğiydi. Tüm babalar gibi o da çocuklarının geleceğini sağlamaya çalışıyordu.

Angelica, yeğenim Cemal’le hayatını birleştirmiş ve Kuzey Kıbrıs’ta yaşamayı tercih etmişti. İnsan sevgisiyle dolu, çevreci, doğayı seven ve yaşadığı sosyal çevreyle uyum içerisinde olan bir hanımdı. Yeğenime de ailesine de oldukça saygı gösterdi. Yeğenime karşı insanca, alçak gönüllü ve ev hanımlığıyla bütünleşen davranışlarına da söz söylenemez. Cemal’le hayatını birleştirdikten sonra bizimle de tanışmış ve bizi her gördüğünde alçak gönüllü bir tutumla, her zaman için seslenmesini esirgememiştir. Birkaç ay önce Cemal’i gördüğümde bana hanımının oldukça hasta olduğunu ve onu Almanya’ya götüreceğini söylemişti. Esasında gerek bizim gerekse onların evlerinden yaz geldi mi misafirler pek eksilmez. Bu yüzden ne o, ne de ben birbirimizi ziyaret için pek fırsat bulamadık. Gerçi arada görüşmedik değil ama ben de o da birbirimizin evine ziyaret yapmak istediğimizde maalesef bir fırsatımız olamadı. Zaten yaz geldi mi İngiltere veya başka ülkelerden akrabalar gelmeye başlar ve bir türlü görüşmeye fırsat bulamayız.

Cemal’le en son görüşmemizden sonra onunla bir türlü haberleşemedik. Ama hanımının yani Angelica’nın Almanya’da tedavi gördüğünü bana söylemişlerdi. Angelica’nın bir an önce iyileşmesini istiyorduk. O bizim yengemizdi. Yeğenimizin hanımıydı ve bizden biriydi. O, bu ülkenin havasını, insanını, toprağını sevmiş bizden biriydi. Geçen gün annemi ziyaret etmek için erken saatlerde Maraş’a gittim. Tam annemle konuşurken cep telefonum çalmaya başladı. Arayan Yeğenim Cemal’in komşusu olan hanım öğretmen arkadaşlarımdan biriydi. Bana acı haberi verdi:

“Angelica öldü”… İnanamadım… Cenazesi İngiliz mezarlığında olacakmış. Hemen kalkıp oraya gittim. Orada İngiliz vatandaşlarımız yanında Kıbrıslıtürk, Alman ve Kıbrıslırum vatandaşlar da vardı Angelica’nın hayatta en hoşlandığı bir durumdu bu. Orada halklar ve dinler uyumu oluşmuştu. Bizim cenazelerden farklı olan şuydu: Tabut mezardaydı ve onu sevenler onun hakkında şiir ve konuşmalar hazırlamış okumaya davet edilmişlerdi.Orada bulunan Lynne Stirzakker adlı bir İngiliz Hanım bana yazdığı bir konuşmayla şiirini vermişti. Bayan Stirzakker’in yaptığı konuşmayla yazdığı şiir ise benim çevirimle aynen aşağıdaki gibidir:

“Bu kelimeler Angelica için…Hepimiz de bugün buraya Angelica için toplandık ve biz onu farklı yönleriyle biliyoruz. Şu anda hayatta bizimle birlikte geçirdiği dakikaları anımsamaktayız. Esprileri, anlayışı, duyarlılığı, hayata karşı ilgi ve düşüncesi bu arada Almanya’da eğitime yaptığı hizmetin gelecek nesillere de birçok katkıları olacaktır…”

(Bayan Lynne Stirzakker’in şiiri aynen Türkçe’ye çevrilerek aşağıdaki gibidir):

Eğer ölecek ilk kişi olursam

Matemimin gökyüzünü karartmasına izin vermezdim

Matemimde cesur ve sakin ol

Değişim vardır ama bu terk etmek manasında değildir

Ölüm hayatın sadece bir parçasıdır,

Ölen yaşam içerisinde ebediyen yaşar

Ve bütün yaşanılanlar bu hayat yolculuğumuzun bir zenginliğidir

Paylaşılan dakikalar, keşfedilen sırlar

Yaşanılan ve ima edilenler

Bizi güldüren, ağlatan veya şarkı söyleten şeyler

İlk bembeyaz kar tanesi veya İlkbaharın ilk işareti

Bilmek,

Biribirimize ve birbirimizden verip de aldıklarımız

Solan çiçekler yok

Düşen ve dökülen ağaç da

Taş da değiller

Hatta taş bile rüzgar ve yağmura dayanamaz,

Ve bütün güçlü dağ dorukları zaman içinde kuma dönüşür

Neydik, ne olduk,

Neyimiz vardı, şimdi ne kaldı,

Birlikte yaşanan geçmiş şimdi ölümsüz olur

Birlikte dolaştığımız ağaçların içinde yürüdüğünde

Ve boşu boşuna yanında belirecek gölgemi aradığında

Veya her zaman yaptığımız gibi bir tepenin üzerinden aşağıdaki manzarayı seyrederken sustuğumuzda

İşte o an elimi tutmak için hareket ettiğinde

Hiç kimseyi yanında bulamazsan, sende bir üzüntü başlarsa

Orada kal

Gözlerini kapa

Bir nefes al,

Kalbindeki ayak seslerimi dinle.

Ben gitmedim, seninle birlikte yürümekteyim…

Yeğenim Cemal’e başın sağolsun derken, Angelica’nın da daima kalbimizde yaşayacağını biliyor ve hissediyorum…Nurlar içinde yatsın…

Yorumunuzu ekleyin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.