Yurttaşlıkla ilgili düzenlemelere örgütlerden tepki

97

KTOEÖS

Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası, “Yeni Vatandaşlık Yasa Tasarısı” konulu basın açıklamasında, hükümetin Meclis kapalıyken çıkardığı, “yeni vatandaşlık yasasının”, dünyada görülmemiş bir uygulama olduğunu, bu uygulamayla “kültürü ve kimliği ile yok edilmek istenen bir topluma, son olarak kefen giydirilmek istendiğini” ifade edildi.

Basın açıklamasını tam metni şöyle;

“Kıbrıs Türk Toplumu kesintisiz, sistemli saldırılar altındadır. Kendi ülkesinde sadece kararları uygulayan pozisyonundaki işbirlikçi UBP HÜKÜMETİ ise ihanet içerisinde, iyi bir acenta görüntüsü vererek, koltuğunu koruma derdindedir.

Yıllardır uygulanan yanlış, politikalarla Kıbrıs Türk Toplumu üretimden koparılmış, Kıbrıs sorununu buzluğa konulmuştur. Bu gün ise kriz bahane edilerek, Kıbrıs Türklerini fakirleştirip, mülksüzleştirecek politikalar geliştirilmiştir. Yapılan yanlışlıklar yıllardır varoluş mücadelesi veren Kıbrıslı Türkleri yok edecek, onları bu adada eşit ortak olma pozisyondan uzaklaştıracak noktaya gelmiştir. Özellikle nüfus üzerinde oynanması, yanlış nüfus politikaları, 1974’ten sonra adaya dıştan gelip yerleşen tüm nüfusu riske edecek, Kıbrıslı Türkleri adadan göç ettirerek Kıbrıs’ı sadece işgal tartışmaları içerisine sürükleyecek seviyeye çoktan gelmiştir. Bu durumu değerlendirip vatandaşlıklar konusunu , giriş-çıkışları kontrol etme yerine yeni vatandaşlıklara kapı açan politikalarla bu risk daha da artırılmaktadır.

Anayasaya aykırı davranılarak ülke darbe yönetimleri gibi yasa gücünde kararnamelerle yönetilmekte, halka polis gücü ile şiddet uygulanmakta, her fırsatta aşağılamakta, hiş kimseyi dinlemeyen Faşizan bir rejim profili çizilmektedir. Kıbrıs’ın Kuzeyinin kolonize edilmesi yasaları zor ve şiddet de kullanılarak bir bir geçirilmektedir. Bu topraklar üzerinde yaşayanlar, bu ülkeyi yurt yapanlar stratejik öneme kurban yapılmak istenmektedir. Meclis bay-pas edildiği gibi yargı kararları ya geciktirilerek fiili durum yaratılmakta ya da yargı kararları uygulanmamaktadır.

Halkından kopmuş işbirlikçi UBP hükümeti, yıllarca usülsüzce dağıttığı vatandaşlıklar yetmezmiş gibi yangından mal kaçırırcasına, meclis de kapalıyken yeni vatandaşlık yasası yapmıştır. Kaç kişinin yararlanacağı, sonuçlarının ne olacağı bilinmeden bu yasa yapılmıştır. En az %30 işsizlik olan bir ülkede , iş analizi yapılmadan resmi açıklamalarla 40 bin üzerinde yeni vatandaşlıklar verilmesi planlanmaktadır. Dünyada görülmemiş bir uygulama ile yabancıların tüm haklardan yararlanacağı yeni vatandaşlık yasası çıkarılmıştır. Dünyanın herhangi bir ülkesine çalışmak için gidenlere kaldığı süreye göre vatandaşlık hakları verildiği görülen bir durum değildir. Kültürüyle , kimliği ile yok edilmek istenen bir topluma son olarak kefen giydirilmek istenmektedir.

Kıbrıs Türk Toplumunun artık kabuklarını kırma zamanı gelmiştir. Dünya vatandaşı olmuş bir toplum Sürekli saldırılar karşısında savunma yaparak varlığını koruyamayacağını anlamalıdır. Bu adayı yurt yapan her kesim esas saldırının Kıbrıs Türk Toplumunun bekasına yönelik olduğunu algılamalıdır. Ekonomik kriz bahane edilerek siyasi bir projenin yürürlüğe konulduğu kavranmalıdır. Dayatana da işbirlikçilere de, yanlış politikalara da kararlılıkla karşı çıkmalıdır. Her alanda kuşatılan, saldırıya uğrayan, demografik yapısı bozulmuş, göç ettirilmeye, kültürüyle, benliğiyle yok edilmeye çalışılan toplumumuz bu saldırılara cevap verecek tecrübelere sahiptir. Hep birlikte mücadele ederek bunu göstermelidir.”

 

KTÖS

Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası Genel Sekreteri Şener Elcil, yaptığı yazılı basın açıklamasıyla adadaki nüfus sorununu değerlendirdi. Basın açıklamasını tam metni şöyle:

Türkiye’den adamıza 1974’den bu yana yapılan sistematik nüfus aktarımı son dönemde hız kazanmış ve gelenlerin nasıl vatandaş yapılacağı konusu gereksiz şekilde gündemi işgal etmektedir.

Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bozulan anayasal nizamını tekrardan tesis etmek ve toprak bütünlüğünü korumak sorumluluğu verilen “garantör” ülke Türkiye bu sorumluluklarının aksine hareket ederek uluslararası antlaşmaları çiğnemiş ve çiğnemeye devam etmektedir.

Adanın kuzeyini elinde tutmak için ayrılıkçı, kukla bir yönetim kurması, tüm sistemi değiştirerek kendine uyarlaması, Kıbrıslı Türkler’e ait kurumlara el koyması ve adaya nüfus taşıyarak Kıbrıslı Türklerin siyasi iradesini gasb etmesi bunu açıkca ortaya koymaktadır. Üstelik bir yandan çözüm isteğini söyleyen Türkiye yetkilileri, uygulamaları ile çözüm konusunda samimi olmadıklarını da ortaya koymaktadırlar. Uluslararası kamuoyu, AB yetkilileri ve Kıbrıslı Rum yönetimini çözüm istememekle suçlayan AKP yetkilileri, çözümü engelleyen uygulamaların kendileri tarafından ortaya konduğunu unutmaktadırlar.

Başta nüfus aktarma olmak üzere Türkiye hükümetlerinin uluslararası hukuğa aykırı uygulamaları konusunda yapılması gereken, hukuğa aykırı konuları uluslararası yargıya ve alana taşımak olmalıdır. Bilindiği gibi askeri güçle girilen bir ülkeye nüfus taşımak ve 1949 uluslararası Cenevre Konvansiyonu’na aykırı bir durumdur ve savaş suçudur. Kolonizsyon konusunda AKP hükümetine yalakalık yapıp suça ortak olan işbirlikçi UBP hükümeti yetkililerini de uluslararası yargıya taşıma konusunda gerekli girişimleri başlatacağımızı saygılarımızla kamuoyunun bilgisine getiririz.

 

KTAMS

Kıbrıs Türk Amme Memurları Sendikası (KTAMS) Başkanı Ahmet Kaptan, hükümetin muhaceret affı ile beyaz ve yeşil kimlik kartı uygulamasını “Kıbrıslı Türklere yapılan ihanet” olarak niteledi.

Basın açıklamasını tam metni şöyle:

“İşbirlikci UBP hükümeti’nin muhaceret affı ile beyaz ve yeşil kimlik kartı uygulaması Kıbrıslı Türklere yapılan bir ihanettir.

Kıbrıslı Türklerin geleceğini ilgilendiren böylesine önemli bir konunun siyasi partiler, sendikalar ve sivil toplum örgütleri ile değerlendirilmeden yasa gücünde kararname ile çıkarılması Anayasa ya aykırıdır. Anayasamızda yasa gücünde kararnamenin sadece ekonomik konularda ivedilik varsa çıkarılabileceği belirtilmektedir.

Geçmişte buna benzer alınan yanlış kararlardan dolayı Kıbrıslı Türkler her geçen gün erezyona uğramakta ve gençlerimiz iş bulamadıklarından ve gelecek kaygısı gördüklerinden teker teker ülkeyi terk etmektedirler.Eğitim,sağlık ve ulaşım çökme noktasına gelmiş ve kriminal olaylarda da büyük artış baş göstermektedir.

İşbirlikci UBP hükümetinin,AKP hükümetine şirin görünmek ve iktidarda kalma için halkıma en iyi ben ihanet ederim dercesine yaptığı bu uygulama halk tarafından asla kabül görmeyecek ve çok büyük tepki ile karşılaşacaktır”