Yunanistan’da “Patates Hareketi

117

patateshareketiTransform! 4/2012 sayısında yayınlanan Siyaset Bilimi doktora öğrencileri Dimitris Papanikolopoulos ve Basili Rogas yazısı

Ana akım medya, ne zaman bir toplumsal pratiği ekonomik krizi aşmanın bir aracı olarak sunsa, halk hareketi için olumsuz bir gelişme ortaya çıkıyor. Aynı anda Yunanistan Komünist Partisi, tam da o pratiği insanları gerçek sorunlarından uzaklaştırmanın bir aracı olarak görüyor. Ancak, “patates hareketi” olayında sistem tam tersi yönde çalıştı. Olumsuz gelişme, ana akım medyanın, sivil toplumun tüm girişimlerini depolitize etme denemesiyken Komünist Parti, kontrol etmediği her bir girişimi reddetti.

Yunanistan’da üretici-tüketici ağlarının oluşturulmasıyla aracılar devreden çıkarılarak patates fiyatlarının olağan piyasa fiyatlarından yaklaşık %60-70’lik düşüş sağladı. Yerel meclislerin desteğiyle üretici-tüketici ağlarının kurulması aslında neye işaret ediyor? Yunan hükumetinin geçtiğimiz yıllardaki retoriğine bakılırsa neredeyse tüm üyelerinin, Yunan ekonomisinin kutsal inekleri olan toptancı ve tüccarlara dönüştüğü görülebilir. Yunan tüccarı eşsiz gelişmesi sayesinde ekonomik yaşamın merkezini işgal etmiştir: Kent merkezlerindeki tüm giriş katlarını dükkana çevirmeyi başarmış ve böylece Yunan kentlerini Avrupa’nın en pahalı kentleri haline getirmiştir. Fiyatlar kriz boyunca bile değişmedi.

Aracılar, hem üretici hem de tüketicilerin aleyhine para kazanan tipik Yunan tüccarıdır. Tüketiciler, üreticinin aracıya sattığı ilk fiyatın zaman zaman 100, 200, 300 katını ödüyorlar. Sonuçta Patates Hareketi, Yunanistan’daki ekonomik hayatın arızalarını gösterdi. Bir tarafta üreticiler aracıların “iyi niyetlerine” tabi olamayacaklarını ve hayatlarını geri almak için örgütlenmeleri gerektiğini, diğer tarafta tüketiciler fiyatların aracıların spekülasyonu nedeniyle yüksek kaldığını fark ettiler. Şimdi üretici-tüketici ağı aracıları atlayabilir ve her iki taraf da kar edebilir. Çiftçi hareketinin on yıllardır güçsüz olmasına ve tüketici hareketinin pratikte var olmamasına rağmen, neyse ki öz tüketim ve haneler arası dayanışmanın hakim olacağı çağ her zamankinden daha yakın.

Üretici-tüketici ağları, kooperatiflerin çoğalması, ücretsiz sağlık hizmeti veren sosyal sağlık merkezleri, ücretsiz dersler veren öğretmen birlikleri, yoksul ve evsizlere ekmek dağıtan girişimler ve yerel paralarla yapılan ticari alışverişler, krizin etkilediği sosyal katmanların hayatta kalmak için bulduğu araçların bazısını oluşturuyor. Bu araçlar, krizin ürünü olsalar dahi yeni bakış açılarını açığa çıkardıkları kadar Yunan toplumunun başka yapısal sorunlarını da açığa çıkardı. Sosyal Darwinizm’e karşı dayanışmanın canlandırılması, kar yerine sosyal ihtiyaçların dikkate alınması, üreticiler ve tüketiciler lehine aracıların devreden çıkarılması ve iflas etmiş bir politik sistem ve başarısız neoliberal uygulamalara karşı sağlam bir sivil toplumun yaşam gücünün oluşturulması başka bir toplumu inşaa etmenin ön koşullarıdır. Bu sadece zorlu ekonomik durumun nasıl aşılacağına dair bir tartışma mı yoksa zarar gören sosyal katmanların, sosyal ve politik yönelimlerinin değiştirilmesi fırsatı mı? Hatırlarsak antik Yunan’daki demokrasi ve çağımızdaki sosyalizm sadece ilkini oluşturdu, en azından ilk aşamada.

Çeviri: Kontra Salvo