YKP’nin 10. Kurultayı toplandı

323

ykp_kurultay_04 ykp_kurultay_06Yeni Kıbrıs Partisi 10. Olağan Kurultayı, 7 Kasım, 2009 Cumartesi günü, Lefkoşa’daki KTOEÖS Lokalinde toplandı. Kurultaya, Kıbrıs’ın her iki yanından, Türkiye’den ve Fransa’dan çeşitli siyasi parti temsilcileri ile sivil toplum kuruluşları temsilcileri de katıldı.

KTOEÖS Lokalinde saat 15:00 da başlayan kurultaya, Türkiye’den DTP İstanbul Milletvekili, Dış İlişkilerden Sorumlu Eşbaşkan Yardımcısı Sabahat Tuncel ve Dış İlişkiler Bürosu Üyesi Evren Çevik, ÖDP Genel Başkan Yardımcısı Önder İşleyen ve Parti Meclisi Üyesi Yılmaz Eren, Sosyalist Parti Merkez Komite Üyesi Mahir Sayın, Kıbrıs’tan da AKEL, DISY, EDEK, Yeşiller, EDİ, TDP,KSP Sosyalist İnisiyatif, Yeni Kıbrıs Derneği, PEO, KTAMS, Sosyalist Söylem, Baraka Kültür Merkezi temsilcileri katıldı. Yunanistan’dan Synaspismos ise son seçim sürecini değerlendirmek için olağanüstü toplanan parti organları nedeniyle katılamadı ama mesaj gönderdi, Kurultay olamadıkları için üzüntülerini dile getirdi.

Kurultay Yürütme Kurulu üyesi Emir Taşçıoğlu’nun kısa konuşması ile açıldı. Kurultaya devrim şehitleri için saygı duruşu ile devam edildi. Daha sonra Divan oluşturularak Divan Başkanlığı’na Kutman Tayaz, sekreterliğine de Halil Paşa ve Layıka Bağzıbağlı seçildi. Divanın oluşumundan sonra Divan Başkanı Kutman Tayaz kısa bir açılış konuşmasını yaptı.

Kutman Tayaz’ın konuşmasının ardından Parti Yürütme Kurulu Sekreteri Murat Kanatlı bir konuşma yaptı. Kanatlı konuşmasına başlarken Kurultaya katılan herkese teşekkür etti ve ülke olarak çok zor zamanlardan geçtiğimizi belirtip, her şeye rağmen mücadeleye devam edeceklerini ve barışa ve sosyalizme doğru yürüyüşlerinin süreceğini ifade etti.

Kurultay sırasında “yaşasın devrim ve sosyalizm”,”gün gelecek, devran dönecek Ayşe evine dönecek”, yaşasın halkların kardeşliği”, isyanımız işgale, tek seçenek YKP”, “devrim yolunda, 20 yaşında, inadına barış ve sosyalizm” sloganları atıldı.

 

Kanatlı: “YKP’nin mücadelesi 20 yıldır sürüyor”

Parti Yürütme Kurulu Sekreteri Murat Kanatlı konuşmasında, YKP’nin mücadelesinin 20 yıldır sürdüğünü ve gelecek kuşaklara daha özgür ve demokratik bir ülke bırakmak için mücadeleye devam edeceklerini belirtti.

Murat Kanatlı’nın konuşmalarının ardından Kurultaya konuk olarak katılan DTP İstanbul Milletvekili, Sabahat Tuncel, ÖDP Genel Başkan Yardımcısı Önder İşleyen, Sosyalist Parti Merkez Komite Üyesi Mahir Sayın, Kıbrıs’tan da AKEL Merkez Komitesi Üyesi Yorgos Lukaidis, DİSİ Yakınlaşma Büro Sorumlusu Keti Klerides, EDEK Uluslararası İlişkiler Sekreter Yardımcısı Andreas Panayides, Kıbrıs Yeşiller Partisi Milletvekili Yorgos Perdikes’in konuşması, Birleşik Demokratlar 2. Başkan Yardımcısı Thoukis Thoukidides, TDP Başkanı Mehmet Çakıcı, KSP Genel Sekreteri Yusuf Alkım, Sosyalist İnisiyatif Takis Hadjidemetriou,TDP Genel Başkanı Mehmet Çakıcı, KSP Genel Sekreteri Yusuf Alkım ve Fransa’dan NPA (Nouveau Parti Anticapitaliste, Yeni Antikapitalist Parti) temsilcisi Emre Öngün birer konuşma yaptılar.

Konuşmaların ardından Kurultaya gönderilen DIKO, EMEP, SDP, Synaspismos, Pir Sultan Abdal Derneği, Baraka Kültür Merkezi, DAÜ-BİR-SEN’in mesajları okundu. Daha sonra konukların da ayrılmasına olanak vermek için Divan tarafından Kurultaya on dakika ara verildi. Aranın ardından gündemin diğer maddelerine geçildi.

Parti Meclisi Raporu ve Mali Rapor görüşülüp aklanmasından sonra Kurultay Kararları onaya sunuldu. Kadınlara ve gençlere çağrı başlıklı Kurultay Karar taslağının tümü, diğerlerinin başlıkları okunarak oy birliği ile kabul edildi.

“Ülke, toplum ve parti sorunları üzerinde genel görüşme” başlıklı gündem maddesinde ise Rasıh Keskiner ve Alpay Durduran birer konuşma yaptı.

Son olarak da Parti Meclisi Üyeleri’nin ve Yüksek Disiplin Kurulu Üyeleri’nin seçimi gerçekleştirildi.

Kurultay sonrasında Yeni Kıbrıs Partisi Parti Meclisi Üyeleri şu isimlerden oluştu; Adnan Ertay, Alpay Durduran, Celal Önen, Cevdet Beysoydan, Çağla Konuloğlu, Enver Ballı, Erdinç Selasiye, Ergün Emiroğulları, Gülay Kaşer, Halil Paşa, Halil Sayın, Hüseyin Ağlamaz, Kemal Aktunç, Kutman Tayaz, Murat Kanatlı, Nevzat Hami, Osman Ercüment, Özkan Varoğlu, Rasıh Keskiner, Refika Hoca, Serhan Gazioğlu, Sezer Kaşer, Yalkın Süreç, Yaşar Karakaş, Yılmaz Parlan.

Bu arada tüzük gereği İlçe Kongrelerinde seçilen İlçe Yönetimlerinin karar verdiği birlikte İlçe Sekreterleri Parti Meclisi üyesi olduğu için, Lefkoşa İlçe Sekreteri Ceyhun Hami, Mağusa İlçe Sekreteri Mustafa Noyan ve Girne İlçe Sekreteri Emir Taşçıoğlu da yeni dönemdeki diğer Parti Meclisi üyeleri oldu.

Yüksek Disiplin Kurulu ise şu isimlerden oluştu; Asil Üyeler; Engin Ekici, Gökhan Noyan, Mustafa Hami, Oğuz Özen, Salih Coşar; Yedek Üyeler; Layıka Bağzıbağlı, Mustafa Özser, Topel Arı

 

YKP Yürütme Kurulu Sekreteri Murat Kanatlı’nın, YKP Kurultay Olağan 10. Toplantısındaki konuşması

 

Değerli dostlar, yoldaşlar,

Değerli konuklar, medya emekçileri

 

Öncelikle bugün aramızda konuk olarak bulunan tüm dostlarımıza hoş geldiniz diyoruz…

Türkiye ve Yunanistan halklarının sıcak dayanışmasını getiren dostlarımız, hoş geldiniz!

Ayni gökyüzünü ve ayni coğrafyayı paylaştığımız farklı dillerde ayni sloganı, “Kıbrıs’ta çözüm hemen şimdi” “barış, hemen şimdi” sloganlarını attığımız anavatanımızın diğer yarısından gelen dostlarımız, hoş geldiniz!

Sıkıştırıldığımız anavatanımızın bu yanında, ayni dilde, birlikte çözüm, barış, demokratikleşme, sivilleşme ve emek mücadelesini birlikte verdiğimiz dostlarımız, hoş geldiniz!

Ağır koşullarda, çoğu zaman güvencesiz, çoğu zaman risk altında işini yapan, ekmeğini en zor koşullarda çalışarak sağlayan basın emekçileri, hoş geldiniz!

 

İmkânsızlıkların içinde, baskı ve zorbalığın her türlüsü yaşatılan

ama inadına özgürlük, ama inadına barış, ama inadına Kıbrıs’ın ve Kıbrıslıların birleşmesi için,

işgallere, yerli işbirlikçilerine, acentalarına, gönüllü tutsaklarına karşı,

TC’nin tüm yeraltı ve yerüstü teşkilatlarının sivil ve askeri bürokratlarına karşı

20 yıldır hiç durmadan partimizi destekleyen üyelerimiz, sempatizanlarımız, parti dostlarımız, yoldaşlarımız; hoş geldiniz!

Yüreğini bu kavgaya koyan, yaşamını bu kavgaya adayan dostlar, hoş geldiniz…

 

Çok zorlu dönemlerden geçiyoruz, hem parti, hem de ülke olarak çok zor zamanlardan geçiyoruz… Ama her şeye rağmen mücadelemiz, barışa ve sosyalizme doğru yürüyüşümüz sürüyor…

 

Nazım’ın dizeleri ile söylemek gerekirse;

Yürümek;

yürümeyenleri

arkanda boş sokaklar gibi bırakarak,

havaları boydan boya yarıp ikiye

bir mavzer gözü gibi

karanlığın gözüne bakarak

yürümek!…

 

Yürümek;

dost omuzbaşlarını

omuzlarının yanında duyup,

kelleni orta yere

yüreğini yumruklarının içine koyup

yürümek!..

 

Yürümek;

yolunda pusuya yattıklarını,

arkadan çelme attıklarını

bilerek

yürümek…

 

Yürümek;

yürekten

gülerekten

yürümek…

 

Değerli dostlar; Yeni Kıbrıs Partisi’nin 20 yıllık yürüyüşü devam ediyor…

20 yıldır bitmedi bu kavga, inadına, inatlarına,

yeryüzü, aşkın yüzü oluncaya kadar da sürecek bu kavga…

Bu mücadeleye katkı koyan emek koyan YKP’liler, yeniden hoş geldiniz!

 

Arkadaşlar,

YKP, 20 yıldır mücadelesi sürdürüyor… Bu mücadele gelecek kuşakların daha özgür ve demokratik bir ülkede yaşaması içindir… Bu mücadele, gelecek kuşaklara verdiğimiz sözün bir gereğidir de ayni zamanda…

Onlara, tel örgülerle bölünmüş, etrafı askeri kamplara çevrilmiş, şovenizm ve ırkçılığın her kilometre karesinde hissedildiği bir yurt bırakmak niyetinde değiliz… Bu nedenle bu mücadele sürüyor ve sürmeli…

 

Ama yalnız gelecek kuşaklara sözümüz yok…

Yola çıkarken yüzlerceydik… Ama yaşamın acı gerçeği, bizi de buldu. Her ölüm aslında erkendir, her zaman, birilerinin aramızdan erken ayrılmasıdır… Biz, onlar aramızdan ayrıldığı gün ve sonrasında, ölüm yıldönümlerindeki anmalarda hep tekrarladık, onlarla başladığımız, onlara da ait de olan bu kavgayı, onlar adına da sürdüreceğimizi hep söyledik…

Evet, sözümüz var Mehmet ASİ Göze’ye, Erbil Refik’e, Hüseyin Önen’e, Yüksel Kanatlı’ya, Reha Caner’e, Salih Altaylı’ya, Mustafa Ahmetoğluları’na, Ahmet Karaman’a, Necdet Turgay’a ve nicelerine kavgaları yarım kalmayacak, Kıbrıs’ın ve Kıbrıslıların birleştirilmesi mücadelesi, sosyalist Kıbrıs mücadelesi yarım kalmayacak, mücadele, mücadeleleri sürüyor, sürdüreceğiz…

Yani, sözümüz var dostlarımıza kavgaları kavgamızdır, onları, mücadelemizde,

mücadelelerini sokakta sürdüreceğiz…

 

Yükümüz ağır dostlar, çünkü yalnızca dostlarımıza verilmiş sözümüz yok…

Türkiye coğrafyasında 1970lerde öğrenim görürken öldürülen Mustafa Ertan, Özer Elmas, Mehmet Ömer, Muharrem Özdemir, Ercan Turgut ve Sadık Cemil de Kıbrıs’ın geleceği için mücadele ettiler, yalnızca Kıbrıs için değil, enternasyonalizmin en güzel örneğini vererek bulundukları coğrafyada, Türkiye halklarının mücadelesine omuz verdiler, bu mücadele sırasında yaşamlarını yitirdiler… Onların başlattıkları mücadele de, mücadelemizde sürüyor… Onların da mücadelesi yarım kalmayacak, onların da düşlerini, kavgalarını yarına taşıyacağız…

 

En karanlık günlerde, namlunun ucunda bir ömrün yaşandığı zamanlarda baskıya ve zorbalara teslim olmayarak Kıbrıs için mücadele ederken öldürülenlerin de düşleri ve mücadeleleri kavgamızda yaşıyor…

Derviş Ali Kavazoğlu ve Kostas Mişaulis 11 Nisan 1965’de ayni gün, ayni yerde yan yana; 24 Mayıs 1956’da Fazıl Önder ve Savvas Menikos ayni gün, ayrı ayrı yerlerde vuruldular ama hepsinin idealleri ortaktı ve yine tetiği çeken, çektirten de dini, dili farklı olsa da hep ayni zihniyet, ayni karanlık teşkilatlar oldu…

Mihalis Petru, Ahmet Yahya, İlias Tofaris, Ahmet İbrahim, Andreas Sakkas o dönemin teşkilatlarının milli dava uğruna katlettiği Kıbrıs’ın ilericileri, barışseverleriydiler ayni teşkilatların kurbanları oldular;

Cumhuriyet Gazetesi yazarları Ayhan Hikmet ve Muzaffer Gürkan, Yenidüzen yazarı Kutlu Adalı da ayni teşkilatların diğer kurbanları oldular…

Resmi / gayrı resmi örgütlerle, veya gayri nizami harbin yani özel harbin, kontrgerillanın taktikleri ile Kıbrıs’ı bölmek, ilericileri, demokratları susturmak, sindirmek için birçok kişi, öldürme hariç, kurşunlandığını, bombalandığını, dövüldüğü ama yine de her şeye rağmen direndiği biliyoruz…

Benzer düşünceler YKP’de yaşamaya devam ediyor, yaşamlarını bu idealler uğruna kaybedenlerin mücadelesi de elbette ki YKP mücadelesinde yaşıyor, bu nedenle onların da mücadelesi mücadelemizde sürüyor, sürecek…

 

Bu salondaki dostlarımızın birçoğunun çocuklarının adı birbirine benzer… Geçmişten geleceğe bazı isimleri taşımak önemlidir… Bunlar, bizler için semboldü ama yalnız isimleri değil idealleri de…

Bu nedenle mücadelemiz sürerken onları da unutmadık, onların da ideallerini yüklendik, kavgamıza kattık, onları mücadelemizde yaşatıyoruz…

Evet, Mahir olunmalı, Ulaş olunmalı. Evet, Deniz olunmalı, Hüseyin, Yusuf olunmalı. Evet, İbrahim Kaypakkaya olunmalı…

Ne Mahir Çayan’ı, ne Ulaş Bardakçı’yı, ne Deniz Gezmiş’i, ne Hüseyin İnan’ı, ne Yusuf Aslan’ı, ne İbrahim Kaypakkaya’yı unutmadık, unutturmayacağız…

Taylan Özgür’ü ve 17 yaşında idam sehpasına yürürken, cellatları onun boyun eğmeyişinde küçülürken, ölümü sloganları ile karşılayan Erdal Eren’i de unutmayacağız… Düşüncelerini ve her ne şart altında olursa olunsun teslim olmayışlarını mücadelemizin her aşamasında hatırlayacağız…

 

Sevgili dostlar,

Kıbrıs sorunu ile ilgili zor bir dönemden geçiyoruz…

Bölünmüşlüğe, taksime karşı diğerlerine göre daha kolay fark edilen şovenizme ve milliyetçiliğe karşı mücadele bu dönemde yeterli değildir. Sonuçları en az şovenizm kadar tehlikeli, taksim sürecine katkısı kolayca fark edilmeyen umutsuzluğa, karamsarlığa, “bu memlekette bir şey olmaz” vurdumduymazlığına karşı mücadele de gündemimizde önemli bir yer tutmalıdır…

Umutsuzluğun en çok pompalandığı bu dönemde, net olarak bilinmesi gereken şudur ki, umutsuzluk demek statükonun, işgalin devam etmesi demektir… “Bu memlekette bir şey olmaz” demek, mevcut durumu yani 40 bin TC askerini, binlerce ABD, İngiliz, Yunan ve diğer uluslardan askerleri, bir sürü üssü ve askeri teçhizatları kabüllenmek, sineye çekmektir…

Umutsuzluk demek, Türkiye’nin asker ve sivil bürokratları ile burada fink atması kabül etmek demektir…

Umutsuzluk, Kıbrıs’ın 82. il olmasının resmiyet kazanmasına onay vermek demektir…

Umutsuzluk, vilayetleştirme sürecindeki yolun asfaltlanma sürecidir…

Tam da bu nedenlerden dolayı YKPlilere en çok da umutlu olmak yakışır…

İnatlarına, Kıbrıs birleşeceği söylemek yakışır…

İnatlarına, bu adanın askersizleşeceğini söylemek yakışır…

Onlara güçlerinin de bir sınır olduğunu hatırlatmak, YKP’lilere yakışır…

Unuttularsa onlarca dev ordu ve savaş teknolojilerine rağmen yenilmeyen ve kimi bugün hala direnen Vietnamlıların, Afganların, Filistinlilerin, Kürtlerin ve diğer dünya halklarının mücadelesini, direnişlerini onlara hatırlatırız…

ABD’nin burnun dibinde her şeye rağmen ayakta kalmaya devam eden ve bugün 50. yaşını kutlayan Küba devrimini hatırlatırız…

Onlara bugünkü Latin Amerika’yı hatırlatırız…

Değişmeyecek tek şey değişimin ta kendisidir… Nice İmparatorluklar, saltanatlıklar vardı; yaşadıkları dönemlerinde hiçbir şeyin değişmeyeceğini söylediler, sonsuza kadar yaşayacaklarını iddia ettiler ama şimdi yokturlar… Marxistler değişimin ta kendisine, değişim dönüştürücülüğüne, evrim ve devrim süreçlerine inandılar ve bugüne kadar çok az yanıldılar…

Hatırlatırız ki, konjonktür, uluslararası diplomasi ve diğer manevraları da kendilerine kısıtlı hareket alanı sağlayabilir ama direnen halkların karşısında hiçbir işgalci güç kalıcı olmadı, olamadı, Kıbrıs’ta da olması bu nedenle mümkün değildir ama bunun sonuçlandırılması yolu mücadeleden geçer, bunun yolu direnişten geçer, bunun yolu Ankara’dan değil, sokaktan iktidara düşüncesini sahiplenmekten geçer, rejime karşı mücadeleyi yükseltmekten geçer, YKP bu yoldaki mücadelesini gelecek dönemde de sürdürmeye kararlıdır…

 

Taksime, kalıcı bölünmeye, vilayetleştirmeye umutsuzluk kadar ‘tek evet’li referandum sonuçları için mücadele de; – ve hatta – daha fazla katkıyı yapar. YKP, bu nedenle “bizim görevimiz kuzeyden evet çıkarmak” düşüncesine karşı da mücadeleyi önüne koyar. Bu kavgada “biz, Kıbrıslı Türkler” değil, “biz, Kıbrıslıları” ana düşünce olmalı, çözüme tüm Kıbrıslıların evet demesi için din, dil ayrımı yapmaksızın ülkenin her yanında mücadele edilmeli diyoruz ve gelecek dönemde bunun için daha fazla çalışacağımızın altını bir kez daha çiziyoruz…

 

Önümüzdeki süreçte Kıbrıs sorununun çözümü için daha fazla askersizleştirme için, demografik yapının değiştirilmesine karşı, ganimet yağmasının durdurulması amacıyla, toplumlar arası güveni artırıcı iş ve eylemler yapma görevi de önümüzde durmaktadır.

Bununla beraber yenilenen Parti kadrolarımızla daha aktif bir döneme gireceğimiz anlaşılmaktadır, bu nedenle statüko sevdalılarına; “titresinler YKP daha güçlü ve kararlı geliyor” diyoruz…

 

Gelecek dönem, yalnızca Kıbrıs sorunu ile ilgilenmeyeceğiz, Avrupa Sol Partisi gözlemci üyeliğimiz ile birlikte, yeni bir Avrupa’nın, emeğin Avrupa’sının inşasında da taraf olacağız. Anti-militarist, barışçı, ekolojiden yana, neo-liberal politikalara direnen bir Avrupa için ilerici, demokrat, sosyalist parti ve örgütlerle daha fazla dayanışacağımız ve mücadele edeceğimiz bu dönemde Avrupa Sol Partisi’nin görüşlerini bu coğrafyada yaymak, bu coğrafyadan da mücadeleye katkı yapmak bu dönemin yeni görevleri arasında olacak…

 

Bu dönemde emek mücadelesine de yoğunlaşmamız gerekiyor çünkü Kıbrıs’ın kuzeyindeki mevcut durum emekçiler için tam bir cehenneme dönmüş durumdadır. Haftalık 40 saat, örgütlü ve güvenceli çalışma hakkının çoktan gasp edilmiş olmasının yanına, ücretlerin de insanca yaşam seviyelerinin çok altına çekilmeye çalışılmasına çok daha sık tanık olmaktayız. Patronlar artık işçi değil köle aramaktadırlar ve kölelik düzenin devamı için nüfus taşınmasını desteklemeyi sürdürmektedirler… Üç beş patron kârından olmasın diye binlerce çalışana karşı hem şimdiki hem de bir önceki dönemdeki hükümettekilerin icraatları ile bugünler geldik. Bugün kriz var denerek yeni önlemleri masaya sürenlere karşı, krizin faturasını emekçiler değil patronlar ödesin diyerek gelecek dönemde daha aktif bir emek mücadelesi bizi beklemektedir.

Bizim için önümüzdeki dönem, uluslararası sözleşme ve antlaşmalara uygun güvenceli, sendikalı, ücretleri ve çalışma koşulları ile insan onuruna yakışır bir çalışma yaşamı için emek mücadelesi verenlerle daha fazla dayanışma, daha fazla mücadele dönemi olacak…

 

Kıbrıs’ta yaşanan ekolojik yıkım hızla sürmektedir. Bu yıkımda TAKSİMi, statükoyu kalıcılaştırma siyaseti de etkili oldu, Kıbrıslı Rumlar dönecek mal bulmasınlar diye özellikle 2004 sonrasında bizzat dönemin yöneticiler tarafında ülkenin dağı, taşı inşaat dolduruldu, çevre geri döndürülemeyecek şekilde tahrib edidi ama bize de ‘ekonomiye katkısı var’ diye yutturulmaya çalışıldı.

Demografik yapının daha da bozulması ile özellikle su sorunu, ormansızlaştırma daha kronik hale gelmekte, plansız yapılaşma tarım için verimli arazileri de yutmaktadır. Bu yıkım bugün de hala hızla sürmektedir ve yakın zamanda yapılacaklarla geri dönülmesi tamamen imkânsız daha büyük tahribatlar ortaya çıkacağı kesindir. Kıbrıs’ta eko sisteme verdiğimiz zararın faturasını gelecek kuşaklar çok acı çekerek yaşayacaklar, bu nedenle YKP bu bilinç ile ekoloji için gelecek dönemde daha da fazla mücadele etmeyi, mücadele edenlerle daha fazla birlikte olmayı önüne yeniden hedef koymaktadır.

 

Tüm bunların yanında kadınların, cinsel yöneliminden dolayı ayrımcılığa uğrayanların, mültecilerin, ırkçılığa ve ayrımcılığa uğrayanların insan hak ve özgürlüklerinin bu coğrafyada tam olarak sağlanması için de mücadelemizi daha da arttırarak sürdüreceğiz…

 

Tüm bu ve benzeri mücadeleleri dostlarımızla sürdürmeye kararlıyız… YKP olarak iş ve güç birliklerinde her zaman için tarafız ama taraf olmak demek bizim için, partinin görüşlerinden, partinin düşüncelerinden saparak ne olursa olsun birliktelikte olmak demek değildir…

Taraf olmak demek, kendi düşüncelerimizle, parti dökümanlarımızın çizdiği çerçevesinde her türlü iş ve güç birliğine gireriz, bunlar çerçevesinde çıkarız demektir… Bizimle uzun yol yürümek isteyenler, uzun birliktelik isteyenler taraf olmamızın ne demek olduğunu iyi anlamalıdırlar…

Bu anlayış ayrıca karşılıklı eleştirilere yansımalıdır. Kahve dedikodusundan öteye geçememiş, YKP’nin “Kıbrıslı milliyetçisi” olduğunu, “AB’ye girmeyi kurtuluş” gördüğünü, “göçmen düşmanı” olduğunu yazan onlarca yazı 20 yıldır dönüp dönüp bizi bulmaktadır. Tümü de bu iddialarını dayandıracak tek bir YKP dökümanını kanıt olarak göstermeksizin, “öyle görünüyorsunuz”, “imajınız öyle”, “öyle duydum” gibi kahve dedikodusu siyasetine dayandırmaktadır. YKP’nin tüm söyledikleri, tüm yazdıkları herkesin erişebileceği yerlerdedir, her konuda da söylediği bir sözü vardır, YKP’ye eleştirisi olanlar mış gibi eleştirilere, kahve dedikodularına sığınıp yapmasınlar, belgelere dayansınlar, tartışmaların düzeyini yükseltelim, yoksa bu tip davranışlar geçmişte iş ve güç birliklerine zarar verdi, devamı, vermeye de devam edecek…

Ayrıca YKP yola çıkarken ilkelerini ve ne için mücadele ettiğini çok net olarak ortaya koymuştu, 20 yıl önce başka başka yerlerde hatta Self Determinasyon Aydın Hareketi içinde olanların bugün bizi sınamaları da kabul edilemez bir davranıştır. Hala daha YKP’ye karşı öfkesini sürdüren bu çevreler seçimlerde, siyasal kampanya çerçevesinde YKP’nin hem katıldığında hem da, boykot ettiğinde tam tersi davranışlara giren çevreler olduğunu hatırlatırız… 98’de biz seçim kampanyası yaparken, boykot diyen; 2000’de karşımıza aday çıkaran, 2009’da da biz boykot derken bize saldırıp seçime katılanların iyi niyetten yoksun bu davranışlarını gelecek dönemde de aklımızda tutmaya devam edeceğiz…

Herşeye rağmen gerekirse riskler de alarak rejime karşı mücadelede, emek mücadelesinde, insan hak ve özgürlüklerinin geliştirilmesi mücadelesinde yürüyebileceklerimizle yürüyebileceğimiz yere kadar birlikte mücadele etmeye devam edeceğiz…

 

Kıbrıs’taki birçok yapı için sorun olan örgütlenme, YKP’yi de etkilemekte… Her şeye rağmen, bugün parti organlarına katılmak için önemli sayıda genç arkadaş başvuru yaptı, bu bizim için önemlidir. YKP önceki kuşakların tecrübesi, deneyimleri ile genç kuşakların dinamizmini birleştirebildiği oranda etkili bir siyasal güç olacaktır. Gelecek dönem bu bakımdan da önemlidir… Ama parti kadrolarının gençleşmesi yanından kadınların da siyasete katılması, aktif olması en az gençleştirme kadar önemlidir. Bu yönde de partinin önünde önemli görevler durmaktadır.

 

Değerli Dostlar,

Dediğimiz gibi, yurdumuzun yeniden birleştirilmesi için, rejime karşı ve işgalin ortadan kalkması için mücadeleye kararlılıkla devam ediyoruz…

 

Bu mücadeleye katılmak, katkı koymak isteyenlerle bir kez daha çağrı yapıyoruz…

 

Böylesi koşullar altında bir kez daha

  • Kıbrıs’ın ve Kıbrıslıların birleştirilmesi için mücadeleyi benimseyen,
  • Sınırsız, silahsız, garantörsüz bir Kıbrıs mümkün diyen,
  • “Eşitlikçi ve özgürlükçü bir sosyalizm, hemen şimdi” talebi olan,
  • Acentalara karşı sosyalist bir seçenek arayan,
  • Her taşın altından çıkan TC asker ve sivil bürokratlarının hegemonyasına karşı, “Kıbrıs Kıbrıslılarındır”, “bu memleket bizim, biz yöneteceğiz” diyenlere, her türlü sahte makamı ve ganimet ilişkisini reddeden,
  • Fetihçi bir zihniyetle, Kıbrıs’ın kuzeyini vilayetleştirmek ve Kıbrıslıları tamamen asimile etmek için Kıbrıs’ın kuzeyine nüfus taşınması politikasına karşı çıkan,
  • Başka bir dünya mümkün diyenlere; dünyanın merkezi Lefkoşa değil diyerek, neo liberal saldırganlığa karşı kürsel direnişçilerle birlikte mücadeleyi dünyanın her yerinde ve aynı zamanda Kıbrıs’ta yükseltme kararlılığında olan,
  • Sermayenin değil, emeğin Avrupa’sını savunan,
  • Bütün halklar kardeştir diyen

Dili, dini, rengini, cinsel yönelimi ne olursa olsun, kadınlara, gençlere, emekçilere, Yeni Kıbrıs Partisi’ne katılım çağrısı yapıyoruz…

Bir kez daha, gelin yeni bir Kıbrıs’ı, yeni bir Avrupa’yı kurmak için YKP’de birleşelim diyoruz…

 

Sevgili dostlar,

Defalarca dediğimiz gibi, gelecek kuşaklara sözümüz var; onlara, sınırsız, silahsız, garantörsüz, askersiz, sosyalist Kıbrıs bırakacağız, bu nedenle yolu yok, mücadele sürüyor, katkı koyanlara, yüreğini koyanlara yaşamını adayanlara bir kez daha teşekkür ediyoruz…

 

Ve dostlar, statükoya mahkum değiliz, umutsuz değiliz, statükoyu devirebileceğimize inanıyoruz, devirebiliriz diyoruz…

“Çözüm, hemen şimdi mümkün” diyoruz!

“Başka bir Kıbrıs mümkün” diyoruz…

Ve bunlar hayal değil, gerçekleştirilebileceğine dönük umutlarımız var!

Karanlığa karşı umudu büyütüyoruz…

Ve inadına, yarını şimdiden istiyoruz, ve alacağız! Çünkü seçeneklerimiz ya barbarlık düzeni ya da barış ve sosyalizm. Biz tercihimizi barış ve sosyalizmden yana yaptık, gelecekle sözleştik, yok oluşa karşı başkaldırıyı örgütlemeye ve geleceğimizi kazanmaya kararlıyız…

Ve elbette biz kazanacağız!

 

Kurultayımızın başarılı geçmesi dileklerimle, katılan herkese teşekkürler…

 

20.yılında;

Yaşasın mücadelemiz!

Yaşasın Yeni Kıbrıs Partisi!

 

Konuşmalar ve Mesajlar

 

AKEL Merkez Komitesi Üyesi Yorgos Lukaidis’in konuşması

Sevgili dostlar, ortak mücadele arkadaşlarımız,

Öncelikle kongrenize katılma ve hitap etme davetiniz için AKEL Merkez Komitesi adına size teşekkür etmek istiyorum. Vatanımız ve halkımız için kritik bir dönemde gerçekleştirilen kongrenizin çalışmalarında başarılar diliyoruz.

Partiniz ve AKEL arasındaki geleneksel çok iyi ilişkilerin daha da gelişmesinden ve derinleşmesinden duyduğumuz memnuniyeti ifade ediyoruz. Özellikle halkımızı ilgilendiren en önemli meselede, Kıbrıs sorununda iki partinin, AKEL ve YKP’nin görüşlerinin yakınlıklar arz etmesinden duyduğumuz memnuniyeti dile getiriyoruz. Kıbrıs sorunun bu kritik aşamasında iki toplumdaki partiler arasındaki bu görüş birlikleri özel bir önem kazanmaktadır.

İki toplumun liderleri arasındaki doğrudan görüşmeler sürecine tam desteğimizi bu kürsüden de ifade etmek istiyoruz. BM Güvenlik Konseyi’nin kararları tarafından belirlenen çözüm çerçevesinde olan tezler sunarak müzakere masasında gerçek siyasi irade gösterildiği takdirde kapsamlı ve üzerinde anlaşmaya varılan çözüme ulaşmak mümkündür.

BM Güvenlik Konseyi oylamalarında belirtildiği şekilde iki toplumun siyasi eşitliğinin olacağı iki bölgeli, iki toplumlu federasyon çözümü değişmez hedefimiz olmaya devam etmektedir. Çözüm özlü olarak ülkeyi, halkı, kurumları ve ekonomiyi yeniden birleştirmelidir. Kıbrıslıların tümünün temel özgürlüklerine ve insan haklarına saygılı olmalıdır. Yabancı vasilikler ve bağımlılıklar olmaksızın, Kıbrıslılar tarafından Kıbrıslılar için bir çözüm olmalıdır.

Bu yönde bütün gücümüzle mücadele etmeye devam edeceğimizi bir kez daha vurgulamak istiyoruz. Kıbrıslırumlar ve Kıbrıslıtürkler arasında yeniden yakınlaşmanın güçlenmesi için mücadele etmeye devam edeceğiz. Bütün Kıbrıslılar yeniden birleşmiş, federal ve refah içerindeki bir Kıbrıs’ta barış içerisinde yaşayana kadar mücadeleye devam edeceğiz.

Konuşmamı tamamlarken, kongre çalışmalarınızda size bir kez daha başarılar dileriz.

 

Birleşik Demokratlar 2. Başkan Yardımcısı Thoukis Thoukidides’in konuşması

YKP’li dostlar,

Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum politikacılar,

Türkiye’den gelen değerli parti temsilcileri,

Sevgili yurttaşlar,

 

Birleşik Demokratlar adına 10. Kurultayı nedeniyle YKP’yi kutlamak isterim. Bu kurultaya siyasi yaşamdaki varlığınız ve engellerle dolu faaliyetlerinizle geldiniz. Sesiniz ve siyasi görüşleriniz Kıbrıslı her iki topluma da, belki de daha fazla güneydekilerine ulaştı.

Birleşik Demokratlar, şimdiki ve gelecek nesil tüm Kıbrıslıların yararına ortak ve güzel bir geleceğe doğru ileriye gitmeleri için tüm Kıbrıslıları ve iki toplum liderlerini cesaretlendirmek amaciyle YKP ve Kıbrıslı Türklerin diğer siyasi partileriyle işbirliği yapma fırsatını elde ettikleri için mutludurlar. Aynı zamanda, karşılıklı ziyaretler yoluyla yapılan iki partimiz arasındaki ikili görüş alışverisinden de memnunuz.

 

Sevgili dostlar,

50 yaşında bir kişi olarak babalarımızdan kalan önemli ve sürekli evrim içinde olan bir sorunun mirasçısı olan Kıbrıslılardanım ve bu sorunu çocuklarımıza devretmemek için yemin ettik.

Kıbrıslı siyasi liderlerin ve siyasi partilerin, gelecek nesil Kıbrıslılara, özgür, fakat acı dolu geçmişini unutmayan, bir ülke devretmeleri sorumluluklarını yerine getirmeleri zamanı şimdidir ki böylece çocuklarımız tüm Kıbrıslıların barışçıl işbirliği, hoşgörü, fırsat eşitliği ve refah içinde yaşayabilecekleri gerçek bir Avrupa ülkesi bulabilsinler. Şimdi, partiler arası ya da partiler içi politika yapma zamanı değildir.

Birleşik Demokratlar, tarihin kendilerine yüklediği sorumluluğa yanıt vererek Güvenlik Konseyi’nin ilgili kararlarında belirlendiği şekliyle siyasi eşitliği olan iki toplumlu ve iki kesimli bir federasyon temelinde Kıbrıs’ın yeniden birleştirilmesi yönünde cesaretle ve kararlılıkla ilerlemeleri için iki lidere çağrıda bulunur.

Hristofiyas ve Talat, uzun bir süreden beri devam eden siyasi bir sorunu çözme başarısı göstererek tarih yapma fırsatını ellerinde bulundurmaktadırlar. Bu fırsatı değerlendirmemeleri halinde, tarih onları, ülkelerinin siyasi sorununu çözme fırsatı kendilerine verilen, ancak bu fırsatı ellerinden kaçıran kişiler olarak kayda geçirecektir.

Aralık ayındaki değerlendirmelere bir gönderme yapacak olursak, Birleşik Demokratlar olarak hedefimizin Türkiye’yi cezalandırmak ya da sadece Türkiye limanlarının Kıbrıs gemilerine açılması olmaması görüşündeyiz. İleri görüşlülük Türkiye’nin komşularıyla sorunlarını çözmesine yardımcı olmaktır. Dahası, Kıbrıs’ın yeniden birleştirilmesi ve Türk-Yunan sorunlarının hızlı bir biçimde çözümlenmesi, Kıbrıs ve Yunanistan’ın, Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin ekonomik ve siyasi ortakları olmaları yolunu açacak ve Avrupa ile bölge arasında köprü oluşturacaktır.

 

Sevgili dostlar, politikacılar ve YKP’li yurttaşlar,

Birleşik Demokratlar adına partinizin 10. kurultayı çalışmalarında ve ileriki çalışmalarınızda başarılar dilerim.

 

Kıbrıs Yeşiller Partisi Milletvekili Yorgos Perdikes’in konuşması

Yoldaşlar, Yurttaşlar

 

Yeni Kıbrıs Partisi’nin 10. kurultayına Kıbrıs Yeşiller Partisi’nin selamını iletme sorumluluğunu üstlendiğim için kendimi mutlu hissediyorum.

Bugün, bu salonda, tek bir halk olduğumuzu ve tek bir ülkemiz olduğunu gerçekten hissediyoruz. Aynı ananın, Kıbrıs’ın, çocuklarıyız, kardeşiz.

Bizler, Yeşiller Partisi olarak, ilk siyasi adımlarımızı atarken büyük bir vizyon sahibi Alpay Durduran ile tanışma ve onunla bağlantı kurma şansımız oldu. Onun siyasi düşüncesi, “tek ülke, tek halk” yönündeki vizyonu son 14 yıl içindeki yolumuzu aydınlattı. Halkımız için zor günlerdi, Kıbrıs’ı Avrupa Birliği’ne taşıyan günler, ancak o günler Kıbrıs sorununu çözemedi.   Tam tersine, adamızın değiştiğini, insanların daha da vahşileştiğini, değiştiğini gördük. Dağlarımızın ve tarlalarımızın yaralarla, hoşgörüsüzlüğü simgeleyen bayraklar ve anıtlarla dolu olduğunu görüyoruz. Etnik kökeni ne olursa olsun, tüm Kıbrıslıların insan haklarının çiğnendiğini görüyoruz. Hepimizin ölü ve kayıp kişileri, kardeşleri, yabancı askerler ve üslerle bölünmüş bir vatanımız ve bölünmüşlük ile yerleşimciler nedeniyle demografik yapının değişmesinden dolayı tehdit altında olan bir geleceğimiz vardır. Fakat hep birlikte, ümit edeceğiz ve mücadele edeceğiz.

“Yeni Kıbrıs” Partisiyle, kardeşimiz Kıbrıs Partisi ile, en fazla ortak yanlarımızın olduğuna inandığımız partiyle, sağlam ve kalıcı bir işbirliğimiz vardır. Ortak davalarımız ve inisiyatiflerimiz vardır. Akama ve Karpaz yarımadasının tahrip edilmekten kurtarılması, sakinlerinin Mağusa’ya, Maronit köylerine ve Dillirga bölgesine dönmeleri için mücadele ettik. Türkiye’de, Girne sahillerinin tam karşısında,  nükleer bir tesisin kurulmasına karşı, adamızda İngiliz üslerinin varlığına karşı protestolarımız vardır; Lefkoşa’nın ve tüm Kıbrıs’ın askersizleştirilmesi için mücadelemiz vardır. İşte görüyorsunuz; başka bir Kıbrıslı siyasi partiyle bu kadar derin ve sağlam bir işbirliğimiz olduğunu hiç sanmıyorum. Sizleri kardeşlerim ve yoldaşlarım olarak selamlarken bunu bir nezaketten ya da alışkanlıktan dolayı yapmıyorum. Sizlere gerçeği söylüyorum. Bu bizim gerçeğimizdir.

Ellerimizde bu gerçekle ve açık bir vizyonla, AB çerçevesinde, adalet ve dayanışmanın olduğu bir dünyada, yabancı askerlerin, üslerin ve garantilerin bulunmadığı, kurtarılmış, birleşik ve demokratik bir Kıbrıs’ta barış dolu yeşil bir geleceğe umutla bakmaktayız.

 

EDEK Uluslararası İlişkiler Sekreter Yardımcısı ve EDEK Merkez Komitesi Üyesi Andreas Panayides’in konuşması

Yeni Kıbrıs Partisi

  1. kurultayına hitaben

 

Sosyal Demokratlar Hareketi EDEK ve başkanı, Yiannakis Omirou adına, partinizin 10. kurultayına hitap etmek için aldığımız davetten dolayı sizlere teşekkür ederim.

Aynı zamanda varlığı ve 20 yıldır sürdürdüğü çabalardan dolayı partinizi kutlamak ve özellikle hem Kıbrıslı Türklerin yaşamını iyileştirmede ve hem de Kıbrıs sorununun çözümü yönündeki mücadelede olumlu ve yapıcı tutumlarından dolayı partinizi övmek isterim.

Bizler, EDEK ve sosyalistler olarak adil ve demokratik bir toplum, refah, dayanışma ve tutarlı bir toplum, yönündeki mücadelemizi sürdürüyoruz ve sürdürmeye devam edeceğiz.

EDEK olarak bizler, 1977 ve 1979 üst düzey anlaşmaları, BM Güvenlik Konseyi kararları ve Avrupa ile uluslararası insan hakları ve özgürlükleri konvansiyonları temelinde Kıbrıs sorununa adıl, işleyebilir ve yaşayabilir bir çözüm bulmak için Cumhurbaşkanı Dimitris Hristofiyas ve Kıbrıs Türk Lideri Mehmet Ali Talat arasında devam eden görüşmeleri destekliyoruz.

EDEK olarak biz, tek bir egemenliği, tek bir uluslararası statüsü ve tek kimliği olan Avrupalı birleşik bir Kıbrıs için, yabancı askerlerin ve garantörlerin olmadığı Kıbrıslılar için bir Kıbrıs, insan hakları ve özgürlüklerinin tüm Kıbrıslılar, Kıbrıslı Rumlar, Kıbrıslı Türkler, Ermeniler ve Maronitler için uygulanan demokratik bir Kıbrıs için çalışıyoruz ve çalışmaya devam edeceğiz.

Eminim ki mücadelemizde partinizin ve diğer ilerici Kıbrıslı Türklerin desteğini ve dayanışmasını alacağız.

 

Sevgili dostlar,

Bu düşüncelerle kurultayınıza başarılar dilerim.

Teşekkürler.

 

NPA (Nouveau Parti Anticapitaliste, Yeni Antikapitalist Parti) temsilcisi Emre Öngün

Değerli yoldaşlar,

 

Size Fransa’dan Yeni Antikapitalist Parti adına sesleniyorum. Partimiz genç bir parti, Şubat 2009 ayında kuruldu. Değişik çevre ve ufuklardan gelen militanlardan kurulu, kapitalizme ve her türlü toplumsal dışlamaya karşı mücadele eden, kapitalizmin aleti olmuş sosyal-demokrasiden bağımsız ve 21inci yüzyılın sosyalizmi için mücadele eden bir partidir.

İlk meşruluk sınavımızı, demokrasiden oldukça uzak olan Avrupa Parlamentosu seçimlerinde %4,5 skorumuzla verdik. Bu süreç boyunca tüm Avrupa’da Antikapitalist Solun inşası için emek verdik ve şunu tekrarladık “ Bu kriz kapitalizmin krizidir. Bedelini halklar ve emekçiler ödememeli.”. Bu söylemle Portekiz, Danimarka ve İrlanda’dan Avrupa Parlamentosuna 5 yoldaşımız seçildi.

Ancak derhal şunu belirtmek isterim: bizim için burjuva kurumların sınırlarında kalarak dünyayı değiştirmek mümkün değil temelimiz toplumsal mücadeleler olmalı ve bu eksende bir siyaset geliştirmeye çalıştık.

Kıbrıs’la ilgili olarak size her şeyden evvel partimizin dün yayınladığı basın açıklamayı iletmek isterim:

“29 ekim 2009 tarihinde, KKTC kamu çalışanları sosyal kazanımlarını derinden sarsacak bir yasa tasarısına karşı genel grev ve eylem düzenlediler.

Kamu sektörü Kıbrıs Türkler için en önemli mesleki imkandır: Kıbrıs’da 40 000 asker bulunduran siyasi hayatını kontrol eden Türkiye Cumhuriyeti KKTC’ye yönelik sömürgeci bir politika geliştirmekle kalmayıp kendisine bağımlılığı pekiştirmek için üretimin kaybolmasına ön ayak oldu.

Böylece, söz konusu yasa tasarısının sonucu sadece sosyal bir gerileme değil ama aynı anda Kıbrıs Türk halkının ortadan kaldırılmasının ve Türk devletinin adanın kuzeyinde ki emperyalizminin başarısı anlamına gelir.

29 ekim eyleminin baskısı mücadelenin önemine işaret ediyor: 16 militana haklarında polisinin görevini yapmasını engellemek suçlaması ile dava okunmuştur.

KKTC’nin gerici hükümeti ve Türkiye yöneticiler onları tehdit eden önemli bir toplumsal hareketin son vermek istiyorlar.

NPA toplumsal hareketin bastırılmasını ve 29 ekim eylemcilerine açılan davaları kınıyor. NPA kıbrıs türk kamu emekçileri hareketiyle ve adada birleşik, bağımsız ve sosyalist bir Kıbrıs için mücadele eden militanlarla dayanışmasını ilan ediyor.”

Bunun yanı sıra enternasyonalizmi somutlaştırmak adına iki davetimiz var:

  1. Uluslar arası BDS kampanyasına katılmak. BDS’in anlamı Boycott Disenvestment Sanction’dur. Amacı Filistin halkıyla dayanışmak için her ülkede İsrail sermayesine ve kurumlarına (üniversiteler ve kültürel olmak üzere) mücadele vermektir. Bu inisiyatifi Filistinli aktivistler almıştır ve enternasyonalizme somut bir temel sunmaktadır. Nitekim bu kampanya geniş kapsamlı olabilir.
  2. Partimiz 2010 yılında Marsilya’da Akdeniz Antikapitalist örgütler konferansı düzenleyecektir ve YKP davetlidir.

 

NPA adına kongrenizi selamlar ve çalışmalarınızda başarılar dilerim.

 

 

DİKO’nun mesajı

Sayın Alpay Durduran,

Sayın Murat Kanatlı,

Bu Kurultayın Sayın Katılımcıları,

Bayanlar ve baylar;

 

  1. 20. kuruluş yıl dönümünü kutlamakta olan Yeni Kıbrıs Partisi’nin 10. kurultayında sizlere bugün hitap etmekten büyük mutluluk duymaktayım.
  2. Ledra Palace’da Kıbrıslı Rum ve Kıbrıslı Türk siyasi partiler arasında yapılmakta olan aylık toplantılarından partinizin liderlerini tanımaktayız ve yakınlaşma yönündeki yapıcı rolünüze ve çabalarınıza, iki toplumlu, tek vatandaşlığı, uluslararası tek tanınmışlığı, tüm Kıbrıslı yurttaşların barış içinde ilerlemeden ve refahtan herkesin yararlanabileceği Avrupa Birliği üyesi birleşik bir ülkede, tüm vatandaşlarının insan haklarından yararlanabilecekleri ortak ülkemiz Kıbrıs’ın tek egemenliği ve iki kesimli federal bir hükümet şekli olması için gösterdiğiniz siyasi kararlılığa müteşşekiriz.
  3. Kurultayınızın başarılı geçmesini dileriz.

 

Emek Partisi Uluslararası İlişkiler Bürosu Üyesi Mehmet Özer’in mesajı

Partinizin 20. kuruluş yıldönümü nedeniyle düzenlediğiniz kurultaya davetiniz için teşekkür ederiz. Ancak kurultaya katılamayacağımızı üzüntüyle belirtmek istiyoruz.

Kurultayınıza ve partinize mücadelenizde başarılar diliyoruz.

 

 

Sosyalist Demokrasi Partisi Genel Başkanı Rıdvan Turan’ın mesajı

Değerli arkadaşlar sevgili yoldaşlar

 

Aranızda olmayı çık istememe rağmen yoğun programım nedeniyle aranızda olamıyorum…

Birleşik ve demokratik bir Kıbrıs ve özgür bir dünya mücadelenizin önemli bir dönemeci olan kongre çalışmalarınızda yoğun gündemlerimiz nedeniyle bulunamamış olmaktan dolayı üzgünüz.

Adanın Türk devletince işgal edilmiş olmasının, adanın siyasal, kültürel, demografik yapısını ve özeliklerini uluslararası anlaşmaları da ihlal edecek bir biçimde nasıl tahrip edildiğini yakından görüyoruz. Atılan demokrasi nutuklarına karşın, Türk devletince geliştirilmekte olan şovenist-militarist politikaların tüm ada halkının en demokratik hakkı olan barış içinde yaşama hakkını elinden aldığına üzülerek tanıklık ediyoruz. Buna karşın coğrafi olarak uzak olsak da, sizler Kıbrıs’ta bizler de Türkiye’de birleşik bir demokrasi mücadelesini farklı coğrafyalarda sürdürmekte oluşumuzu çok önemli görüyoruz. Ortak bir düşmana karşı verdiğimiz mücadelede sizleri siper yoldaşlarımız mücadelenizi de mücadelemiz görüyoruz.

kongrenizin başarılı geçmesini dilerken siz yoldaşlarımızın nezdinde tüm kıbrıs halklarına dayanışma duygularımızı iletiyoruz.

devrimci selamlarımızla.

yaşasın devrim ve sosyalizm