YKPfem: “köleliğin ülkemizde normalleştirilerek devam ettirilmesine sessiz kalma”

118


YKP-fem’in 2 Aralık ‘Köleliğin Kaldırılması Uluslararası Günü’ bildirisi şöyle:

Köleliğin yüzyıllar önce kınanmasına ve on yıllardır birçok insan hakları belgeleri tarafından yasaklanmasına rağmen, bu gün hala kölelik ve kölelik benzeri uygulamaların var olduğu bir dünyada ve coğrafyada yaşıyoruz. Günümüzde milyonlarca kadın, erkek ve çocuk köle gibi yaşamaya ve çalışmaya zorlanmakta. Modern kölelik olarak adlandırılan bu sömürünün şartları kölelik ile aynı: insanlar mal gibi satılmakta, çok az bir kazanca ya da ücretsiz olarak çalışmaya zorlanmakta ve ‘işverenlerinin’ insafına bırakılmaktalar.

Modern köleliğin bir yüzü ise insan ticaretidir. İnsan ticareti, kuvvet kullanarak veya kuvvet kullanma tehdidi ile veya diğer bir biçimde zorlama, kaçırma, hile, aldatma, nüfuzu kötüye kullanma, kişinin çaresizliğinden yararlanma veya başkası üzerinde denetim yetkisi olan kişilerin rızasını kazanmak için o kişiye veya başkalarına kazanç veya çıkar sağlama yoluyla kişilerin istismar amaçlı temini, bir yerden bir yere taşınması, devredilmesi, barındırılması veya teslim alınması anlamına gelir.

Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO)’ya göre, dünya çapında, yaklaşık 12.3 milyon insan çalışmaya zorlanmaktadır. Bu sayının yaklaşık 2.4 milyonu ise insan ticareti mağdurudur. Kadınlar ve kız çocukları ise hem cinsel sömürü hem de emek sömürüsü nedeni ile insan ticareti mağdurlarının çoğunluğunu oluşturmaktadırlar ki bu oran yaklaşık yüzde 80’ine tekabül etmektedir.

Kıbrıs’ın kuzeyinde ise insan ticaretinin yasaklanmasına ilişkin yasal bir mevzuat bulunmamaktadır. Üstelik insan ticareti seks işçiliği ve ev/inşaat işçiliği gibi ucuz iş gücü sahaları üzerinden devlet tarafından çeşitli politikalarla cesaretlendirilmektedir.

Kıbrıs’ın kuzeyindeki yüzlerce kadın seks işçiliği alanında gece kulüplerinde kölelik şartlarında çalışmaya ve yaşamaya zorlanmaktadırlar. Gece kulübü patronları tarafından borca bağlanan ve kendilerini cinsel hastalıklara karşı koruyamadan zorla çalıştırılan kadınların pasaportları devlet tarafından alınmakta ve devlet hastanesinde dahi kilit altında tutulmaktadırlar.

Yasada sadece kamu sağlığı ve alacağı vergileri düzenleyen devlet, yaptığı ender baskınlarda fuhuştan geçimlerini sağladıkları gerekçesiyle kadınları yargılamakta çoğu zaman da sınır dışı etmektedir. Ancak bir yandan fuhuş iddiasıyla kadınları tutuklayan otoriteler kadınların çalışma koşulları ya da maruz kaldıkları muameleye ilişkin herhangi bir soruşturma başlatmadığı gibi köle tacirlerini serbest bırakmaktadır.

Yine Kıbrıs’ın kuzeyinde, ucuz işgücü kapsamında birçok kadın insan tacirleri tarafından istismara uğramaktadır. Çoğunluğu ev emekçisi ve yabancı uyruklu olan kadınlar, internet üzerinden ya da turizm acenteleri aracılığı ile seçilip adaya getirilmekte ve karın tokluğuna 24 saat çalıştırılmaktadırlar. Bu kadınların yaşam şartları ve durumuna da devlet gözlerini kapamaktadır. Ev işçiliği yapması için adaya getirilen bazı kadınların emek sömürüsüne ilaveten işverenleri tarafından tecavüze uğradığı bildiğimiz bir gerçekken, insan ticaretini suçlaştıran yasal dayanakların eksikliği ve sorumlu kişilerin yabancı düşmanlığı hesaba katılınca, bu tecrübelerin açığa çıkıp suçluların cezalandırılması neredeyse imkânsızlaşmaktadır.

YKP-fem modern köleliğin önlenmesine ilişkin insan ticaretini yasaklayan etkin yasaların geçirilmesi, konu ile ilgili görevlilerin eğitilmesi ve mağdur kadınlar için destek mekanizmalarının kurulmasını talep eder.

YKP-fem ayrıca 2 Aralık Köleliğin Kaldırılması Uluslararası Günü’nde yüzyıllar önce sona erdirilen köleliğin ülkemizde normalleştirilerek devam ettirilmesine sessiz kalmama çağrısı yapar.