Anti-Militarist Barış Harekâtı, 5. kez gerçekleşti

ambh_2014 (1) ambh_2014 (2) ambh_2014 (3) ambh_2014 (4) ambh_2014 (5) ambh_2014 (6) ambh_2014 (7) OLYMPUS DIGITAL CAMERADün gece, 2010’dan beri olduğu gibi Anti-Militarist Barış Harekâtı 5. kez, Büyük Han’ın yanındaki eskiden Lefkeliler Hanı ya da eski adıyla Kaloyiro’un Hanın bulunduğu meydanda gerçekleşti.

Anti-Militarist Barış Harekâtı, bu yıl, YKP Gençlik ve bağımsız birçok aktivistin katkıları ile düzenlendi.

Gecede Bandista, Grup Hayal, Sazlı Sözlü şarkıları, dans grubu Studio 21 de performansları ile sahne aldı… Eylemce dün akşam (14 Ağustos, Perşembe) Lefkoşa’da surlariçindeki Büyük Han’ın yanındaki eskiden Lefkeliler Hanı ya da eski adıyla Kaloyiro’un Hanın bulunduğu meydanda gerçekleşti.

İnternetten de eylemce canlı olarak verildi.

Geceye ÖDP dayanışma mesajı gönderdi, mesajlar sahneden okundu.

Yüzlerce kişinin izlediği etkinlikte “Ayşe tatil bitti, evine dön”, “Evine dön Ayşe”, “işgallere son”, gibi sloganlar atıldı.

Gecede etkinliğin sunuculuğunu yapan Münevver Özakalın’ın yaptığı açılış konuşması şöyleydi:

Evet dostlar, yoldaşlar;

Bir hareket büyüyor, büyürken kendini geliştiriyor. Katılımcı, dayanışmacı, neşeli ve mücadeleci bir hareket gelişiyor. Ayakları yere basan dans eden, talepleri sloganları net bir hareket büyüyor…

2010’dan beri; egemenlerin saldırısına uğrayan, her defasında yasaklanmaya çalışılan ama inatla ve dayanışma ile, neşeli ve mücadeleci bir şekilde, dost sıcağı yüreklerin katkısı ile aksamadan son 5 yıldır gerçekleşen, gerçekleştikçe büyüyen bir hareket…

2010’dan beri bir hareket büyüyor, 14 Ağustoslarda; umudu anlatan, işgale hayır diyen, anti-militarist…

2010’dan beri Anti-Militarist Barış Harekâtı’nın yolculuğu devam ediyor…

Ahmet Telli’nin dediği gibi “büyük aşklar yolculuklarla başlar/ ve serüvenciler düşer bu yollara ancak”…

2010’dan beri pankartlarda, sloganlarda, meydanlarda ve sokaklarda “evine dön Ayşe” derken anlattığımız hep Ayşe’nin bitmek tükenmek bilmeyen tatilinin sona ermesi gerektiğiydi, bu sene sloganımızla gene her yerde olacağız ve 40 yıldır süren işgalin bitmesi gerektiğini bir kez daha haykıracağız. Düşmanlığa karşı barışın, işgale karşı özyönetimin, sömürüye karşı bağımsızlığın ve ırkçılığa karşı halkların kardeşliğinin sloganlarının yükselteceğiz.

40 yıldır işgalin sürdüğü bir coğrafyada yaşıyoruz, yaşadığımızın adına işgal demeye çekinmiyor ve buna karşı çıkıyoruz. Tel örgülerle bölünmüş bir coğrafyada silahlarını birbirine doğrultmuş piyonlar olmak değil, irademizi çalanlara karşı duran, eşitlikçi bir düzenin olduğu bağımsız bir Kıbrıs talep eden siyasi özneler olmaktır derdimiz. Ordularıyla, memurlarıyla ve paralarıyla bizi satın almaya çalışanlara karşı bir haykırış, bir isyan ve bağımsızlık yolunda emperyalist kuşatmaya karşı bir duruşun önemini yineliyoruz. Yaşamlarımızı dikenli tellerle tutsak etmeye çalışan tüm işgal ordularının postallarını hemen şimdi üzerimizden çekmelerini istiyoruz! Biz, militarist baskı düzeninde yaşamayı, polis devletinin kuklaları olmayı kabul etmiyoruz! Sokaklarda özgürce yürümek, şarkılarımızı söylemek, milliyetçiliğin piyonu olmamak ve dans edebileceğimiz bir devrim için sesimizi yükseltiyoruz.

İşgalin 40. yılında, tıpkı son 5 senedir yaptığımız gibi yeniden “evine dön Ayşe” diyeceğiz… Çağrımızı genişleterek yapıyoruz, Ortadoğu’da Gazze’de, Irak’ta, Mısır’da, Arapların Gecikmiş Baharında, dibimizdeki bir coğrafyada, Mezopotamya’da militarist güçlerin bastırmaya çalıştığı tüm halklar için ve dünyanın başka yerlerinde çatışmanın ve militarizmin, emperyalist müdahalelerin alabildiği yoğun olarak devam ettiği bir zamanda, her dilde dünya halklarına dayanışmamızı da ortaya koyuyoruz, her dilde barış, her dilde savaşa ve militarizme hayır denmesinin çağrısı yapıyoruz.

Yelkenler fora; bir kez daha; 1974’ün 14 Ağustos’unda tatile çıkan Ayşe’yi evine dönmeye çağırmak için; militarizm yükselttiği bir günde, onlar savaşa barış harekâtı dedikleri bir günde… Anti Militarist Barış Harekâtı’nın en baştan beri parçası olan, enternasyonalist dayanışmanın en güzelini şarkıları ile ortaya koyan, BANDİSTA gene bizimle olacak. Bu sene ayrıca genç müzisyenler Grup Hayal ve Sazlı Sözlü sahne alacak. değerli sanatçımız Hamza Irkad ise sağlık problemlerinden dolayı maalesef aramızda olmayı çok istese de olmayacak, ona geçmiş olsun diyoruz…

 

Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP):

40 YIL YETER

EVİNE DÖN AYŞE!

ÖDP Eş Genel Başkanları Alper Taş ve Bilge Seçkin Çetinkaya imzalı açıklama şöyle:

14 Ağustos’ta düzenleyeceğiniz Anti-Militarist Barış Harekâtı etkinliğinekatılan tüm dostları selamlıyoruz.

40 yıldır işgalin sürdüğü bir coğrafyada yaşayan sizlerin “İşgale Son Bağımsız Kıbrıs” haykırışını bizler de destekliyoruz.

Kıbrıs uzun yıllardır Ankara tarafından bilinçli olarak üretimden kopartılarak bir ‘kumarhaneye` çevrildi. Ankara merkezli dayatılan neo-liberal sömürü politikaları ve Kıbrıs`ın cemaatler eliyle kuşatılması bugün de devam ediyor.

Başka bir gelecek için Kıbrıs’ın gerçek acılarını, hayal kırıklıklarını, umutlarını içeren başka bir tarihi birlikte anlatarak, barışın dilini kurmaya kararlıyız.

Tüm silahlı güçler Kıbrıs’ı terk etmeli, ABD ve İngiliz üsleri kapatılmalıdır. Kıbrıs`ı Kıbrıslılar yönetmelidir. Kıbrıs halkının kendi geleceğini tayin mücadelesiyle, emekçilerin güvencesizliğin yaygınlaştırılmasına dönük politikalarına karşı yürüttüğü mücadele ile dayanışma içerisinde olmaya devam edeceğiz.

40 yıldır Ayşe’nin bitmek tükenmek bilmeyen tatilinin sona ermesi gerektiğini bir kez daha sizlerle birlikte haykırıyoruz.

ÖDP olarak, bundan sonrada Kıbrıs’ta iki toplumlu, iki bölgeli federasyona dayalı barışçıl bir çözüm yönünde, birarada yaşama ve barış iradesini savunanların yanında olacağız.

Düşmanlığa karşı barışın, işgale karşı özyönetimin, sömürüye karşı bağımsızlığın ve ırkçılığa karşı halkların kardeşliğinin sloganlarının yükseleceği etkinliğinizi selamlıyoruz.

Çalışmalarınızda kolaylıklar dileriz.

Anti-Militarist Barış Harekâtı, bu akşam 5. kez gerçekleşiyor

ambh2014_poster_web2010’dan beri olduğu gibi Anti-Militarist Barış Harekâtı 5. kez, bu akşam, 14 Ağustos gecesi, Büyük Han’ın yanındaki eskiden Lefkeliler Hanı ya da eski adıyla Kaloyiro’un Hanın bulunduğu meydanda gerçekleşiyor.

Anti-Militarist Barış Harekâtı eylemcesinin çağrısında “1974’ün 14 Ağustos’unda tatile çıkan Ayşe’yi evine dönmeye çağırmak için; militarizm yükseldiği, onların savaşa barış harekâtı dedikleri bir günde, ilki 2010’dan bugüne beşinci kez “Anti Militarist Barış Harekâtı” ile gene sokakta olacağız” denerek, etkinliğe katılım için herkes davet edildi.

Şimdi, işgalin 40. yılında, tıpkı son 4 senedir yaptığımız gibi yeniden “evine dön Ayşe” demek için bir kez daha çağrı yapıyoruz” denen açıklamada “çağrımızı genişleterek yapıyoruz, Ortadoğu’da dibimizdeki bir coğrafyada, Mezopotamya’da ve dünyanın başka yerlerinde çatışmanın ve militarizmin, emperyalist müdahalelerin alabildiği yoğun olarak devam ettiği bir zamanda, her dilde dünya halklarına dayanışmamızı da ortaya koyuyoruz, her dilde barış, her dilde savaşa ve militarizme hayır denmesi çağrısı yapıyoruz” denildi.

Gecede Bandista, Grup Hayal, Sazlı Sözlü şarkıları, dans grubu Studio 21 de performansları ile sahne alacak… Eylemce bu akşam (14 Ağustos, Perşembe) Lefkoşa’da surlariçindeki Büyük Han’ın yanındaki eskiden Lefkeliler Hanı ya da eski adıyla Kaloyiro’un Hanın bulunduğu meydanda gerçekleşecek.

 

ÇAĞRI

Çağrının tamamı şöyle:

Eylemcenin nedenleri ise açıklamanın devamında şu şekilde ortaya kondu:

Bir hareket büyüyor, büyürken kendini geliştiriyor… Enternasyonal dayanışmanın da pratikte parçası olduğu, katılımcı, dayanışmacı, neşeli ve mücadeleci bir hareket gelişiyor, ayaklarını güçlü yere vuran, dans eden ama talepleri, sloganları net bir hareket büyüyor…

2010’dan beri; egemenlerin saldırısına uğramaya, her defasında yasaklanmaya çalışılan ama inatla ve dayanışma, neşeli ve mücadeleci bir şekilde, dost sıcağı yüreklerin katkısı ile aksamdan son 4 yıldır gerçekleşen, gerçekleştikçe büyüyen bir hareket…

2010’dan beri bir hareket büyüyor, 14 Ağustoslarda; umudu anlatan, işgale hayır diyen, anti-militarist…

2010’dan beri Anti-Militarist Barış Harekâtı’nın yolculuğu devam ediyor…

Şair Ahmet Telli’nin dediği gibi “büyük aşklar yolculuklarla başlar/ ve serüvenciler düşer bu yollara ancak”…

2010’dan beri Anti-Militarist Barış Harekâtı’nın serüveni devam ediyor…

Önceki çağrı metinlerimizden birinde demiştik ki;

“2010’dan beri pankartlarda, sloganlarda, meydanlarda ve sokaklarda “evine dön Ayşe” derken anlattığımız hep Ayşe’nin bitmek tükenmek bilmeyen tatilinin sona ermesi gerektiğiydi, bu sene sloganımızla gene her yerde olacağız ve işgalin bitmesi gerektiğini bir kez daha haykıracağız. Düşmanlığa karşı barışın, işgale karşı özyönetimin, sömürüye karşı bağımsızlığın ve ırkçılığa karşı halkların kardeşliğinin sloganlarının yükseleceği konserimizin çalışmaları, 14 Ağustos’ta sokakta olmanın gerekliliğini önemsediğimizden ötürü devam etmektedir. 14 Ağustos’ta mutlak sokakta olmak, şarkılara eşitlik etmek önemlidir ve davetimiz, ayrımsız, nerede olunursa olunsun ama sokakta, eylemde olunsun…

İşgalin sürdüğü bir coğrafyada yaşıyoruz, yaşadığımızın adına işgal demeye çekinmiyor ve buna karşı çıkıyoruz. Tel örgülerle bölünmüş bir coğrafyada silahlarını birbirine doğrultmuş piyonlar olmak değil, irademizi çalanlara karşı duran, eşitlikçi bir düzenin olduğu bağımsız bir Kıbrıs talep eden siyasi özneler olmaktır derdimiz. Ordularıyla, memurlarıyla ve paralarıyla bizi satın almaya çalışanlara karşı bir haykırış, bir isyan ve bağımsızlık yolunda emperyalist kuşatmaya karşı bir duruşun önemini yineliyoruz. Yaşamlarımızı dikenli tellerle tutsak etmeye çalışan tüm işgal ordularının postallarını hemen şimdi üzerimizden çekmelerini istiyoruz! Biz, militarist baskı düzeninde yaşamayı, polis devletinin kuklaları olmayı kabul etmiyoruz! Sokaklarda özgürce yürümek, şarkılarımızı söylemek, milliyetçiliğin piyonu olmamak ve dans edebileceğimiz bir devrim için sesimizi yükseltiyoruz. Gel sen de bize katıl, hep birlikte haykıralım, tahakküme karşı duralım!”

Şimdi işgalin 40. yılında, tıpkı son 4 senedir yaptığımız gibi yeniden “evine dön Ayşe” demek için bir kez daha çağrı yapıyoruz…

Çağrımızı genişleterek yapıyoruz, Ortadoğu’da dibimizdeki bir coğrafyada, Mezopotamya’da, Kafkaslarda, Ukrayna’da ve dünyanın başka yerlerinde çatışmanın ve militarizmin, emperyalist müdahalelerin alabildiği yoğun olarak devam ettiği bir zamanda, her dilde dünya halklarına dayanışmamızı da ortaya koyuyoruz, her dilde barış, her dilde savaşa ve militarizme hayır denmesi çağrısını yapıyoruz.

Anti-militarist ve işgal karşıtı tüm bireyleri;

• Türkiye’nin Kıbrıs’ı işgali son bulana, tüm silahlı güçler Kıbrıs’ı terk edene, İngiliz üsleri ve ABD başta olmak üzerine diğer ülkelerin askeri tesisleri kapatılana kadar her yıl yeniden “Ayşe tatil bitti, artık evine” demek için,

• Militarizmin evlerimize, sokaklarımıza, ilişkilerimize yansımasına dur demek, eşitlikçi ve özgürlükçü varoluşlar için,

• Kıbrıs’ın kuzeyinde yaşayanların bilinçli olarak üretimden koparılmasına, Ankara merkezli sömürüye, askeri yönetime, polis devletine, Kıbrıs’ın kuzeyindeki irademizin elimizden alınmasına, ülkemizde ve dünyadaki tüm işgallerin, baskıcı rejimlerin bekçisi militarizme karşı bizimle beraber sesimizi yükseltmeye davet ediyoruz.

ASKERSİZ LEFKOŞA için çağrı

askersiz lefkoşa 2014_c

Yeni Kıbrıs Partisi 15 Şubat, Cumartesi gerçekleştirecek kitlesel basın açıklamaları için tüm örgütlere ve halka bir kez daha çağrı yaptı.

Çağrı şöyle:

 

Şubat 2006’dan beri çeşitli eylem ve etkinliklerle ortaya konan “çözüme giden süreçte: Askersiz Lefkoşa” talebi, bugün kitlelerce tartışılan, kabul gören önemli bir noktaya geldi.

“Askersiz Lefkoşa” talebiyle dokuzuncu eyleme giderken yeniden diyoruz ki:

“HEMEN ŞİMDİ ASKERSİZ LEFKOŞA!”

 

Askersiz Lefkoşa, askersiz Kıbrıs taleplerimizi bir kez daha sokakta ortaya koymak için 15 Şubat 2014, Cumartesi saat 14:00’de Ledra Palace trafik ışıklarında buluşup bizi ayıran ateş-kes hattına yürüyeceğiz… Eylemin paralelinde Lefkoşa’nın güneyinde Barış Parkında (Markos Drakos Kavşağı) buluşulup bizi ayıran ateş-kes hattının diğer yanına da yürüyüş olacak!

Anti-militarist mücadelede taraf olan tüm siyasi parti ve örgütleri aramızda görmeyi umuyoruz…

Tüm halkımızı bize katılmaya çağırıyoruz…

 

ASKERSİZ LEFKOŞA, ASKERSİZ KIBRIS MÜMKÜN!

1620397_10153753188245291_512069826_n

SAVAŞA HAYIR DEMEK İÇİN, SOKAĞA, EYLEME!

savasa-hayir-22YKP Gençlik tüm anti-militarist ve savaş karşıtlarını, barış yanlılarını Kıbrıs’taki İngiliz üslerinin Suriye’ye yönelik saldırıda kullanılmasını reddetmek amacı ile yarın düzenlenecek ortak eyleme katılmaya çağırdı.

Açıklama şöyle:

Suriye’de, bodoslama bir savaşa doğru gitmekteyiz…

Ortadoğu’da, dibimizdeki bir coğrafyada, Mezopotamya’da, Afrika’nın birçok yerinde ve dünyanın başka yerlerinde çatışmanın ve militarizmin, emperyalist müdahalelerin alabildiği yoğun olarak devam ettiği bir zamanda, her dilde dünya halklarına bir kez daha dayanışmamızı da ortaya koyuyoruz. Her dilde barış, her dilde savaşa ve militarizme hayır denmesi çağrısını defalarca yaptık, bir kez daha yapıyoruz…

Sürdürdüğümüz, işgal karşıtı anti militarist mücadele Türkiye’nin Kıbrıs’ı işgali son bulana, tüm silahlı güçler Kıbrıs’ı terk edene, İngiliz üsleri ve ABD başta olmak üzerine diğer ülkelerin askeri tesisleri kapatılana kadar sürdürmekte kararlıyız…

Tam da böylesi bir mücadele ifadesini bulan askersiz bir Kıbrıs istemenin bugünlerde, bir kez daha ne kadar değerli bir talep olduğunu görmekteyiz…

Suriye’ye karşı Kıbrıs bir kez daha hem bir uçak gemisi gibi kullanılmak istenmektedir, hem de askeri dinleme tesisleri ile zaten ada savaşın sürekli parçası ve hedefi yapılmaktadır.

YKP Gençlik, diğer gençlik örgütleri ile birlikte, İngiliz üslerine ve Suriye’ye emperyalist saldırganlığa karşı yarın (30 Ağustos, Cuma) saat 15:00’da Kuğulu Park’ta toplanıp önce İngiliz Temsilciliğine ardından da ABD Temsilcilğine yürüyecek…

Tüm anti-militarist ve savaş karşıtlarını, barış yanlılarını bizlere katılmaya davet ederiz…

 

ORTAK AÇIKLAMA

Suriye’ye askeri müdahaleyi protesto etmek ve İngiliz üstlerinin kullanılmaması amacıyla KTOEÖS, DAÜ-SEN, TDP Gençlik Örgütü, YKP Gençlik, BKP Gençlik, Baraka Kültür Merkezi, Devrimci Komünist Birlik (DKB), Poseidon Kültür ve Sanat Merkezi, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Cuma saat 15:00’da eylem çağrısı yaptı.

Ortak  açıklama şöyle:

Yıllardan beridir zulün ve akan kanının durmadığı coğrafyamızda yine savaş tamtamları çalmaya başladı.

Başta ABD, İngiltere ve Türkiye olmak üzere bir çok emperyal güç Suriye’ye karşı kapsamlı bir askeri operasyona hazırlanmakta.

Kıbrıs adası ise ortadoğuda yeni bir işgalin başlangıcı olacağı aşikar olan bu emperyalist müdahalede başta İngiltere olmak üzere askeri operasyonu yapacak olan güçlerin merkezi karargahı olarak kullanılması planlanmakta.

Yani kısacası adamız da sömürgeci saldırganlığın içerisine çekilmekte.

Kıbrıs’ın kuzeyindeki örgütler ve bağımsız bireyler olarak Suriye’ye karşı emperyalist saldırganlığın karşısındayız. Adamızın İngiliz üstleri vasıtasıyla bir NATO karargahı olarak kullanılmasını istemiyoruz.

İngiliz üstlerine ve Suriye’ye emperyalist saldırganlığa karşı 30 Ağustos Cuma günü saat 15:00’da Kuğulu Park’ta toplanıp önce İngiliz Temsilciliğine ardından da ABD Temsilcilğine yürüyeceğiz.

Tüm halkımızın gözümüzün önünde gerçekleşen, tam içinde bulunduğumuz savaşa karşı ayağa kalkmaya çağırıyoruz.

Savaş’ın değil barışın parçası olacağız!

Anti-Militarist Barış Harekâtı, 4. kez gerçekleşti; ŞARKILAR VE DANSLAR “EVİNE DÖN AYŞE” İÇİN

Anti-Militarist Bar?? Harekat?Anti-Militarist Bar?? Harekat?Anti-Militarist Bar?? Harekat?Anti-Militarist Bar?? Harekat?Anti-Militarist Bar?? Harekat?Anti-Militarist Bar?? Harekat?2010’dan beri olduğu gibi Anti-Militarist Barış Harekâtı 4. Kez, bu gece, Lefkoşa’da surlariçindeki Büyük Han yanındaki eski Lefkeliler Hanında gerçekleşti.

Anti-Militarist Barış Harekâtı, bu yıl, YKP Gençlik ve bağımsız birçok aktivistin katkıları ile düzenlendi.

Gecede Strange Union, Özgür, Bandista ile En Psychro sırayla sahne aldı… Kadın aktivistlerin katılımı ile de Bandsista’nın şarkıları da söylendi.

İnternetten yayın yapan Radyo Manolis’yen de eylemce canlı olarak verildi.

Geceye ÖDP ve SYKP mesaj gönderdi, mesajlar sahneden Türkçe ve İngilizce okundu.

Yüzlerce kişinin izlediği etkinlikte “Ayşe tatil bitti, evine dön”, “Evine dön Ayşe”, “işgallere son”, gibi sloganlar atıldı.

 

Çağrı

Anti-Militarist Barış Harekâtı eylemcesinin çağrısında “1974’ün 14 Ağustos’unda tatile çıkan Ayşe’yi evine dönmeye çağırmak için; militarizm yükseldiği, onların savaşa barış harekâtı dedikleri bir günde, ilki 2010’dan bugüne dördüncü kez “Anti Militarist Barış Harekâtı” ile gene sokakta olacağız” denerek, etkinliğe katılım için herkes davet edilmişti.

Şimdi, işgalin 39. yılında, tıpkı son 4 senedir yaptığımız gibi yeniden “evine dön Ayşe” demek için bir kez daha çağrı yapıyoruz” denen açıklamada “çağrımızı genişleterek yapıyoruz, Ortadoğu’da dibimizdeki bir coğrafyada, Mezopotamya’da ve dünyanın başka yerlerinde çatışmanın ve militarizmin, emperyalist müdahalelerin alabildiği yoğun olarak devam ettiği bir zamanda, her dilde dünya halklarına dayanışmamızı da ortaya koyuyoruz, her dilde barış, her dilde savaşa ve militarizme hayır denmesi çağrısı yapıyoruz” da denilmişti…

 

Mesajlar

Etkinlik için Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) de bir mesaj göndererek ‘Anti-Militarist Barış Harekâtı’ eylemcesi ve Kıbrıs halklarının mücadelesi ile dayanışma içinde olduklarını belirtti. “Kıbrıs Kıbrıslıların Söz, Yetki, Karar Kıbrıs Halkına” başlıklı ÖDP Eş Genel Başkanları Alper Taş ve Bilge Seçkin Çetinkaya imzalı mesajda “işgalin 39. Yılında bizler de “evine dön Ayşe” çağrısı yapıyoruz” denildi… Dayanışma mesajında “tüm silahlı güçler Kıbrıs’ı terk etmeli, ABD ve İngiliz üsleri kapatılmalıdır. Kıbrıs’ı Kıbrıslılar yönetmelidir. Kıbrıs halkının kendi geleceğini tayin mücadelesiyle, emekçilerin güvencesizliğin yaygınlaştırılmasına dönük politikalarına karşı yürüttüğü mücadele ile dayanışma içerisinde olmaya devam edeceğiz” denildi.

Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi’nin (SYKP) de gönderdiği mesajda “Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi(SYKP) olarak bizler, sömürgeci egemenlerin omuzlarımıza bıraktığı bu utancı artık taşımak istemiyoruz! O nedenle değişik dillerde konuşan Kıbrıs halklarının haklı ve meşru istek ve taleplerinin yanındayız” denildi. Mesajda “Türkiye, “Ayşe tatile çıksın” parolasıyla adanın kuzeyini işgal edeli tam 39 yıl oldu. Tıpkı ABD’nin 2003 yılında Irak’ı “demokrasi getirmek” için işgal ettiğini açıklaması gibi, Türkiye de askeri işgal harekatını “Kıbrıs’a barış getirmek için yaptığını” ileri sürerek, harekatın adına “barış harekatı” dedi. ABD’nin Irak’ı işgaliyle Irak’a demokrasi gelmediği gibi, Türkiye’nin, adına “barış harekatı” demesiyle de Kıbrıs’a barış gelmedi. Ancak, askeri harekatın neticesinde ortaya çıkan işgal, giderek bir fetih siyasetine dönüştü. Bu fetih siyaseti sonucu Türkiye, uyguladığı asimilasyon ve entegrasyon politikaları ile Kıbrıs’ın kuzeyini Türkleştirme ve Sünni – Müslümanlaştırma gayretini bugün de ısrarla sürdürüyor” denildi…

 

Anti-Militarist Bar?? Harekat?Anti-Militarist Barış Harekat?Anti-Militarist Bar?? Harekat?Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP):

Kıbrıs Kıbrıslıların,
söz, yetki, karar Kıbrıs halkına!

ÖDP Eş Genel Başkanları Alper Taş ve Bilge Seçkin Çetinkaya imzalı açıklama şöyle:

14 Ağustos’ta düzenleyeceğiniz Anti-Militarist Barış Harekâtı etkinliğine katılan tüm dostları selamlıyoruz. 39 yıldır işgalin sürdüğü bir coğrafyada yaşayan sizlerin “Bağımsız Kıbrıs” haykırışını bizler de destekliyoruz.  İşgalin 39. Yılında bizler de “evine dön Ayşe” çağrısı yapıyoruz.

Kıbrıs uzun yıllardır Ankara tarafından bilinçli olarak üretimden kopartılarak bir ‘kumarhaneye’ çevrildi. Ankara merkezli dayatılan neo-liberal sömürü politikaları ve Kıbrıs’ın cemaatler eliyle kuşatılması bugün de devam ediyor.

Başka bir gelecek için Kıbrıs’ın gerçek acılarını, hayal kırıklıklarını, umutlarını içeren başka bir tarihi birlikte anlatarak, barışın dilini kurmaya kararlıyız.

Tüm silahlı güçler Kıbrıs’ı terk etmeli, ABD ve İngiliz üsleri kapatılmalıdır. Kıbrıs’ı Kıbrıslılar yönetmelidir. Kıbrıs halkının kendi geleceğini tayin mücadelesiyle, emekçilerin güvencesizliğin yaygınlaştırılmasına dönük politikalarına karşı yürüttüğü mücadele ile dayanışma içerisinde olmaya devam edeceğiz.

ÖDP olarak, bundan sonrada Kıbrıs‘ta iki toplumlu, iki bölgeli federasyona dayalı barışçıl bir çözüm yönünde, birarada yaşama ve barış iradesini savunanların yanında olacağız.

Çalışmalarınızda kolaylıklar dileriz.

 

Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi(SYKP)

Türkiye ve tüm yabancı askeri güçler Kıbrıs’tan çekilmelidir!

SYKP Eş Genel Başkan Yardımcısı ve Enternasyonalist İlişkiler Bürosu Koordinatörü Tülay Hatimoğulları imzalı açıklama şöyle:

14 Ağustos’ta 4. Kez Lefkoşa’da gerçekleştirilecek olan Anti-Militarist Barış Harekâtı eylem ve etkinliklerini düzenleyen tüm kurumları ve eylem ve etkinlik katılımcılarını, Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi(SYKP) olarak devrimci dayanışma duygularımızla selamlıyoruz.

Türkiye, “Ayşe tatile çıksın” parolasıyla adanın kuzeyini işgal edeli tam 39 yıl oldu. Tıpkı ABD’nin 2003 yılında Irak’ı “demokrasi getirmek” için işgal ettiğini açıklaması gibi, Türkiye de askeri işgal harekatını “Kıbrıs’a barış getirmek için yaptığını” ileri sürerek, harekatın adına “barış harekatı” dedi. ABD’nin Irak’ı işgaliyle Irak’a demokrasi gelmediği gibi, Türkiye’nin, adına “barış harekatı” demesiyle de Kıbrıs’a barış gelmedi. Ancak, askeri harekatın neticesinde ortaya çıkan işgal, giderek bir fetih siyasetine dönüştü. Bu fetih siyaseti sonucu Türkiye, uyguladığı asimilasyon ve entegrasyon politikaları ile Kıbrıs’ın kuzeyini Türkleştirme ve Sünni – Müslümanlaştırma gayretini bugün de ısrarla sürdürüyor.

İşgalin yarattığı en olumsuz sonuçlardan birisi, Türkiye den nüfus ihracıyla Kıbrıs’ın demografik yapısının bozulmuş olmasıdır. Bugün Kıbrıs’ın kuzeyinde, Türkiye’den gidenler nüfusun üçte ikisini oluşturuyor. Faşist, mafya elemanı, paramiliter örgüt üyesi birçok kişi KKTC kimliği taşıyor. Kıbrıs, fuhuş, kumar ve kara paraya dayalı bir ekonomi ile adeta Türkiye’nin kirini boşalttığı bir çöplüğe dönüşmüş bulunuyor.

Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi(SYKP) olarak bizler, sömürgeci egemenlerin omuzlarımıza bıraktığı bu utancı artık taşımak istemiyoruz! O nedenle değişik dillerde konuşan Kıbrıs halklarının haklı ve meşru istek ve taleplerinin yanındayız. Gerçek bir barış, Kıbrıslıların özgür iradesinin sonucu olacaktır. Emperyalist güçlerin ve onların bölgesel işbirlikçilerinin hegemonya ve güç mücadelesinin ve çıkar ilişkilerinin içinde kirletilmiş bir çözüm gerçek barışı sağlayamaz. Adada barış ve birlikte yaşam, Kıbrıslıların barış, demokrasi ve kardeşlik doğrultusunda toplumsal hayatın her alanında yürütecekleri mücadele ve birikimleri üzerinden gelişecektir.

İşgalden 39 yıl sonra Kıbrıslılar olarak sizler, “Ayşe evine dön!” şiarıyla işgale karşı mücadelenizi kesintisiz olarak sürdürmeye devam ediyorsunuz. Bizlerde aynı düşünce ve duygularla: Kıbrıs’ın kaderi üzerinde söz sahibi olabilecek olanlar sadece Kıbrıslılardır. Kıbrıs halklarının demokratik ilişkiler içerisinde kendi kaderlerini tayin etmelerine engel olacak her türlü dış müdahaleye son verilmeli, bunun için Türkiye ve tüm yabancı güçler adadaki askeri kuvvetlerini şartsız geriye çekmelidir diyor; mücadeleniz mücadelemizdir yaklaşımıyla sizleri selamlıyoruz.

 

ÇAĞRI

Çağrının tamamı şöyle:

Eylemcenin nedenleri ise açıklamanın devamında şu şekilde ortaya kondu:

Bir hareket büyüyor, büyürken kendini geliştiriyor… Enternasyonal dayanışmanın da pratikte parçası olduğu, katılımcı, dayanışmacı, neşeli ve mücadeleci bir hareket gelişiyor, ayaklarını güçlü yere vuran, dans eden ama talepleri, sloganları net bir hareket büyüyor…

2010’dan beri; egemenlerin saldırısına uğramaya, her defasında yasaklanmaya çalışılan ama inatla ve dayanışma, neşeli ve mücadeleci bir şekilde, dost sıcağı yüreklerin katkısı ile aksamdan son 3 yıldır gerçekleşen, gerçekleştikçe büyüyen bir hareket…

2010’dan beri bir hareket büyüyor, 14 Ağustoslarda; umudu anlatan, işgale hayır diyen, anti-militarist…

2010’dan beri Anti-Militarist Barış Harekâtı’nın yolculuğu devam ediyor…

Şair Ahmet Telli’nin dediği gibi “büyük aşklar yolculuklarla başlar/ ve serüvenciler düşer bu yollara ancak”…

2010’dan beri Anti-Militarist Barış Harekâtı’nın serüveni devam ediyor…

Önceki çağrı metinlerimizden birinde demiştik ki;

“2010’dan beri pankartlarda, sloganlarda, meydanlarda ve sokaklarda “evine dön Ayşe” derken anlattığımız hep Ayşe’nin bitmek tükenmek bilmeyen tatilinin sona ermesi gerektiğiydi, bu sene sloganımızla gene her yerde olacağız ve 38 yıldır süren işgalin bitmesi gerektiğini bir kez daha haykıracağız. Düşmanlığa karşı barışın, işgale karşı özyönetimin, sömürüye karşı bağımsızlığın ve ırkçılığa karşı halkların kardeşliğinin sloganlarının yükseleceği konserimizin çalışmaları, 14 Ağustos’ta sokakta olmanın gerekliliğini önemsediğimizden ötürü devam etmektedir. 14 Ağustos’ta mutlak sokakta olmak, şarkılara eşitlik etmek önemlidir ve davetimiz, ayrımsız, nerede olunursa olunsun ama sokakta, eylemde olunsun…

38 yıldır işgalin sürdüğü bir coğrafyada yaşıyoruz, yaşadığımızın adına işgal demeye çekinmiyor ve buna karşı çıkıyoruz. Tel örgülerle bölünmüş bir coğrafyada silahlarını birbirine doğrultmuş piyonlar olmak değil, irademizi çalanlara karşı duran, eşitlikçi bir düzenin olduğu bağımsız bir Kıbrıs talep eden siyasi özneler olmaktır derdimiz. Ordularıyla, memurlarıyla ve paralarıyla bizi satın almaya çalışanlara karşı bir haykırış, bir isyan ve bağımsızlık yolunda emperyalist kuşatmaya karşı bir duruşun önemini yineliyoruz. Yaşamlarımızı dikenli tellerle tutsak etmeye çalışan tüm işgal ordularının postallarını hemen şimdi üzerimizden çekmelerini istiyoruz! Biz, militarist baskı düzeninde yaşamayı, polis devletinin kuklaları olmayı kabul etmiyoruz! Sokaklarda özgürce yürümek, şarkılarımızı söylemek, milliyetçiliğin piyonu olmamak ve dans edebileceğimiz bir devrim için sesimizi yükseltiyoruz. Gel sen de bize katıl, hep birlikte haykıralım, tahakküme karşı duralım!”

Şimdi işgalin 39. yılında, tıpkı son 4 senedir yaptığımız gibi yeniden “evine dön Ayşe” demek için bir kez daha çağrı yapıyoruz… Çağrımızı genişleterek yapıyoruz, Ortadoğu’da dibimizdeki bir coğrafyada, Mezopotamya’da ve dünyanın başka yerlerinde çatışmanın ve militarizmin, emperyalist müdahalelerin alabildiği yoğun olarak devam ettiği bir zamanda, her dilde dünya halklarına dayanışmamızı da ortaya koyuyoruz, her dilde barış, her dilde savaşa ve militarizme hayır denmesi çağrısı yapıyoruz.

Anti-militarist ve işgal karşıtı tüm bireyleri;

• Türkiye’nin Kıbrıs’ı işgali son bulana, tüm silahlı güçler Kıbrıs’ı terk edene, İngiliz üsleri ve ABD başta olmak üzerine diğer ülkelerin askeri tesisleri kapatılana kadar her yıl yeniden “Ayşe tatil bitti, artık evine” demek için,

• Militarizmin evlerimize, sokaklarımıza, ilişkilerimize yansımasına dur demek, eşitlikçi ve özgürlükçü varoluşlar için

• Kıbrıs’ın kuzeyinde yaşayanların bilinçli olarak üretimden koparılmasına, Ankara merkezli sömürüye, askeri yönetime, polis devletine, Kıbrıs’ın kuzeyindeki irademizin elimizden alınmasına, ülkemizde ve dünyadaki tüm işgallerin, baskıcı rejimlerin bekçisi militarizme karşı bizimle beraber sesimizi yükseltmeye davet ediyoruz.

Anti-Militarist Barış Harekâtı, bu gece 4. kez gerçekleşiyor

ambh2_k2010’dan beri olduğu gibi Anti-Militarist Barış Harekâtı 4. Kez, bu gece, bu kez eski Lefkeliler Hanında gerçekleşiyor.

Anti-Militarist Barış Harekâtı eylemcesinin çağrısında “1974’ün 14 Ağustos’unda tatile çıkan Ayşe’yi evine dönmeye çağırmak için; militarizm yükseldiği, onların savaşa barış harekâtı dedikleri bir günde, ilki 2010’dan bugüne dördüncü kez “Anti Militarist Barış Harekâtı” ile gene sokakta olacağız” denerek, etkinliğe katılım için herkes davet edildi.

Şimdi, işgalin 39. yılında, tıpkı son 4 senedir yaptığımız gibi yeniden “evine dön Ayşe” demek için bir kez daha çağrı yapıyoruz” denen açıklamada “çağrımızı genişleterek yapıyoruz, Ortadoğu’da dibimizdeki bir coğrafyada, Mezopotamya’da ve dünyanın başka yerlerinde çatışmanın ve militarizmin, emperyalist müdahalelerin alabildiği yoğun olarak devam ettiği bir zamanda, her dilde dünya halklarına dayanışmamızı da ortaya koyuyoruz, her dilde barış, her dilde savaşa ve militarizme hayır denmesi çağrısı yapıyoruz” denildi.

Gecede BANDİSTA, Özgür, Strange Union ile En Psychro sahne alacak… Eylemce Lefkoşa surlariçindeki Büyük Han yanındaki eski Lefkeliler Hanında gerçekleşecek.

Etkinlik için Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) de bir mesaj yayınlayarak ‘Anti-Militarist Barış Harekâtı’ eylemcesi ve Kıbrıs halklarının mücadelesi ile dayanışma içinde olduklarını belirtti. “Kıbrıs Kıbrıslıların Söz, Yetki, Karar Kıbrıs Halkına” başlıklı ÖDP Eş Genel Başkanları Alper Taş ve Bilge Seçkin Çetinkaya imzalı açıklamanda “işgalin 39. Yılında bizler de “evine dön Ayşe” çağrısı yapıyoruz” denildi… Açıklamada “Tüm silahlı güçler Kıbrıs’ı terk etmeli, ABD ve İngiliz üsleri kapatılmalıdır. Kıbrıs’ı Kıbrıslılar yönetmelidir. Kıbrıs halkının kendi geleceğini tayin mücadelesiyle, emekçilerin güvencesizliğin yaygınlaştırılmasına dönük politikalarına karşı yürüttüğü mücadele ile dayanışma içerisinde olmaya devam edeceğiz” denildi.

Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi(SYKP) Anti-Militarist Barış Harekâtı için dayanışma mesajı gönderdi ve mesajda “Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi(SYKP) olarak bizler, sömürgeci egemenlerin omuzlarımıza bıraktığı bu utancı artık taşımak istemiyoruz! O nedenle değişik dillerde konuşan Kıbrıs halklarının haklı ve meşru istek ve taleplerinin yanındayız” denildi.

Açıklamada “Türkiye, “Ayşe tatile çıksın” parolasıyla adanın kuzeyini işgal edeli tam 39 yıl oldu. Tıpkı ABD’nin 2003 yılında Irak’ı “demokrasi getirmek” için işgal ettiğini açıklaması gibi, Türkiye de askeri işgal harekatını “Kıbrıs’a barış getirmek için yaptığını” ileri sürerek, harekatın adına “barış harekatı” dedi. ABD’nin Irak’ı işgaliyle Irak’a demokrasi gelmediği gibi, Türkiye’nin, adına “barış harekatı” demesiyle de Kıbrıs’a barış gelmedi. Ancak, askeri harekatın neticesinde ortaya çıkan işgal, giderek bir fetih siyasetine dönüştü. Bu fetih siyaseti sonucu Türkiye, uyguladığı asimilasyon ve entegrasyon politikaları ile Kıbrıs’ın kuzeyini Türkleştirme ve Sünni – Müslümanlaştırma gayretini bugün de ısrarla sürdürüyor” tespitleri de yapıldı

 

Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP):

Kıbrıs Kıbrıslıların,
söz, yetki, karar Kıbrıs halkına!

ÖDP Eş Genel Başkanları Alper Taş ve Bilge Seçkin Çetinkaya imzalı açıklama şöyle:

14 Ağustos’ta düzenleyeceğiniz Anti-Militarist Barış Harekâtı etkinliğine katılan tüm dostları selamlıyoruz. 39 yıldır işgalin sürdüğü bir coğrafyada yaşayan sizlerin “Bağımsız Kıbrıs” haykırışını bizler de destekliyoruz.  İşgalin 39. Yılında bizler de “evine dön Ayşe” çağrısı yapıyoruz.

Kıbrıs uzun yıllardır Ankara tarafından bilinçli olarak üretimden kopartılarak bir ‘kumarhaneye’ çevrildi. Ankara merkezli dayatılan neo-liberal sömürü politikaları ve Kıbrıs’ın cemaatler eliyle kuşatılması bugün de devam ediyor.

Başka bir gelecek için Kıbrıs’ın gerçek acılarını, hayal kırıklıklarını, umutlarını içeren başka bir tarihi birlikte anlatarak, barışın dilini kurmaya kararlıyız.

Tüm silahlı güçler Kıbrıs’ı terk etmeli, ABD ve İngiliz üsleri kapatılmalıdır. Kıbrıs’ı Kıbrıslılar yönetmelidir. Kıbrıs halkının kendi geleceğini tayin mücadelesiyle, emekçilerin güvencesizliğin yaygınlaştırılmasına dönük politikalarına karşı yürüttüğü mücadele ile dayanışma içerisinde olmaya devam edeceğiz.

ÖDP olarak, bundan sonrada Kıbrıs‘ta iki toplumlu, iki bölgeli federasyona dayalı barışçıl bir çözüm yönünde, birarada yaşama ve barış iradesini savunanların yanında olacağız.

Çalışmalarınızda kolaylıklar dileriz.

 

Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi(SYKP)

Türkiye ve tüm yabancı askeri güçler Kıbrıs’tan çekilmelidir!

SYKP Eş Genel Başkan Yardımcısı ve Enternasyonalist İlişkiler Bürosu Koordinatörü Tülay Hatimoğulları imzalı açıklama şöyle:

14 Ağustos’ta 4. Kez Lefkoşa’da gerçekleştirilecek olan Anti-Militarist Barış Harekâtı eylem ve etkinliklerini düzenleyen tüm kurumları ve eylem ve etkinlik katılımcılarını, Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi(SYKP) olarak devrimci dayanışma duygularımızla selamlıyoruz.

Türkiye, “Ayşe tatile çıksın” parolasıyla adanın kuzeyini işgal edeli tam 39 yıl oldu. Tıpkı ABD’nin 2003 yılında Irak’ı “demokrasi getirmek” için işgal ettiğini açıklaması gibi, Türkiye de askeri işgal harekatını “Kıbrıs’a barış getirmek için yaptığını” ileri sürerek, harekatın adına “barış harekatı” dedi. ABD’nin Irak’ı işgaliyle Irak’a demokrasi gelmediği gibi, Türkiye’nin, adına “barış harekatı” demesiyle de Kıbrıs’a barış gelmedi. Ancak, askeri harekatın neticesinde ortaya çıkan işgal, giderek bir fetih siyasetine dönüştü. Bu fetih siyaseti sonucu Türkiye, uyguladığı asimilasyon ve entegrasyon politikaları ile Kıbrıs’ın kuzeyini Türkleştirme ve Sünni – Müslümanlaştırma gayretini bugün de ısrarla sürdürüyor.

İşgalin yarattığı en olumsuz sonuçlardan birisi, Türkiye den nüfus ihracıyla Kıbrıs’ın demografik yapısının bozulmuş olmasıdır. Bugün Kıbrıs’ın kuzeyinde, Türkiye’den gidenler nüfusun üçte ikisini oluşturuyor. Faşist, mafya elemanı, paramiliter örgüt üyesi birçok kişi KKTC kimliği taşıyor. Kıbrıs, fuhuş, kumar ve kara paraya dayalı bir ekonomi ile adeta Türkiye’nin kirini boşalttığı bir çöplüğe dönüşmüş bulunuyor.

Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi(SYKP) olarak bizler, sömürgeci egemenlerin omuzlarımıza bıraktığı bu utancı artık taşımak istemiyoruz! O nedenle değişik dillerde konuşan Kıbrıs halklarının haklı ve meşru istek ve taleplerinin yanındayız. Gerçek bir barış, Kıbrıslıların özgür iradesinin sonucu olacaktır. Emperyalist güçlerin ve onların bölgesel işbirlikçilerinin hegemonya ve güç mücadelesinin ve çıkar ilişkilerinin içinde kirletilmiş bir çözüm gerçek barışı sağlayamaz. Adada barış ve birlikte yaşam, Kıbrıslıların barış, demokrasi ve kardeşlik doğrultusunda toplumsal hayatın her alanında yürütecekleri mücadele ve birikimleri üzerinden gelişecektir.

İşgalden 39 yıl sonra Kıbrıslılar olarak sizler, “Ayşe evine dön!” şiarıyla işgale karşı mücadelenizi kesintisiz olarak sürdürmeye devam ediyorsunuz. Bizlerde aynı düşünce ve duygularla: Kıbrıs’ın kaderi üzerinde söz sahibi olabilecek olanlar sadece Kıbrıslılardır. Kıbrıs halklarının demokratik ilişkiler içerisinde kendi kaderlerini tayin etmelerine engel olacak her türlü dış müdahaleye son verilmeli, bunun için Türkiye ve tüm yabancı güçler adadaki askeri kuvvetlerini şartsız geriye çekmelidir diyor; mücadeleniz mücadelemizdir yaklaşımıyla sizleri selamlıyoruz.

 

ÇAĞRI

Çağrının tamamı şöyle:

Eylemcenin nedenleri ise açıklamanın devamında şu şekilde ortaya kondu:

Bir hareket büyüyor, büyürken kendini geliştiriyor… Enternasyonal dayanışmanın da pratikte parçası olduğu, katılımcı, dayanışmacı, neşeli ve mücadeleci bir hareket gelişiyor, ayaklarını güçlü yere vuran, dans eden ama talepleri, sloganları net bir hareket büyüyor…

2010’dan beri; egemenlerin saldırısına uğramaya, her defasında yasaklanmaya çalışılan ama inatla ve dayanışma, neşeli ve mücadeleci bir şekilde, dost sıcağı yüreklerin katkısı ile aksamdan son 3 yıldır gerçekleşen, gerçekleştikçe büyüyen bir hareket…

2010’dan beri bir hareket büyüyor, 14 Ağustoslarda; umudu anlatan, işgale hayır diyen, anti-militarist…

2010’dan beri Anti-Militarist Barış Harekâtı’nın yolculuğu devam ediyor…

Şair Ahmet Telli’nin dediği gibi “büyük aşklar yolculuklarla başlar/ ve serüvenciler düşer bu yollara ancak”…

2010’dan beri Anti-Militarist Barış Harekâtı’nın serüveni devam ediyor…

Önceki çağrı metinlerimizden birinde demiştik ki;

“2010’dan beri pankartlarda, sloganlarda, meydanlarda ve sokaklarda “evine dön Ayşe” derken anlattığımız hep Ayşe’nin bitmek tükenmek bilmeyen tatilinin sona ermesi gerektiğiydi, bu sene sloganımızla gene her yerde olacağız ve 38 yıldır süren işgalin bitmesi gerektiğini bir kez daha haykıracağız. Düşmanlığa karşı barışın, işgale karşı özyönetimin, sömürüye karşı bağımsızlığın ve ırkçılığa karşı halkların kardeşliğinin sloganlarının yükseleceği konserimizin çalışmaları, 14 Ağustos’ta sokakta olmanın gerekliliğini önemsediğimizden ötürü devam etmektedir. 14 Ağustos’ta mutlak sokakta olmak, şarkılara eşitlik etmek önemlidir ve davetimiz, ayrımsız, nerede olunursa olunsun ama sokakta, eylemde olunsun…

38 yıldır işgalin sürdüğü bir coğrafyada yaşıyoruz, yaşadığımızın adına işgal demeye çekinmiyor ve buna karşı çıkıyoruz. Tel örgülerle bölünmüş bir coğrafyada silahlarını birbirine doğrultmuş piyonlar olmak değil, irademizi çalanlara karşı duran, eşitlikçi bir düzenin olduğu bağımsız bir Kıbrıs talep eden siyasi özneler olmaktır derdimiz. Ordularıyla, memurlarıyla ve paralarıyla bizi satın almaya çalışanlara karşı bir haykırış, bir isyan ve bağımsızlık yolunda emperyalist kuşatmaya karşı bir duruşun önemini yineliyoruz. Yaşamlarımızı dikenli tellerle tutsak etmeye çalışan tüm işgal ordularının postallarını hemen şimdi üzerimizden çekmelerini istiyoruz! Biz, militarist baskı düzeninde yaşamayı, polis devletinin kuklaları olmayı kabul etmiyoruz! Sokaklarda özgürce yürümek, şarkılarımızı söylemek, milliyetçiliğin piyonu olmamak ve dans edebileceğimiz bir devrim için sesimizi yükseltiyoruz. Gel sen de bize katıl, hep birlikte haykıralım, tahakküme karşı duralım!”

Şimdi işgalin 39. yılında, tıpkı son 4 senedir yaptığımız gibi yeniden “evine dön Ayşe” demek için bir kez daha çağrı yapıyoruz… Çağrımızı genişleterek yapıyoruz, Ortadoğu’da dibimizdeki bir coğrafyada, Mezopotamya’da ve dünyanın başka yerlerinde çatışmanın ve militarizmin, emperyalist müdahalelerin alabildiği yoğun olarak devam ettiği bir zamanda, her dilde dünya halklarına dayanışmamızı da ortaya koyuyoruz, her dilde barış, her dilde savaşa ve militarizme hayır denmesi çağrısı yapıyoruz.

Anti-militarist ve işgal karşıtı tüm bireyleri;

• Türkiye’nin Kıbrıs’ı işgali son bulana, tüm silahlı güçler Kıbrıs’ı terk edene, İngiliz üsleri ve ABD başta olmak üzerine diğer ülkelerin askeri tesisleri kapatılana kadar her yıl yeniden “Ayşe tatil bitti, artık evine” demek için,

• Militarizmin evlerimize, sokaklarımıza, ilişkilerimize yansımasına dur demek, eşitlikçi ve özgürlükçü varoluşlar için

• Kıbrıs’ın kuzeyinde yaşayanların bilinçli olarak üretimden koparılmasına, Ankara merkezli sömürüye, askeri yönetime, polis devletine, Kıbrıs’ın kuzeyindeki irademizin elimizden alınmasına, ülkemizde ve dünyadaki tüm işgallerin, baskıcı rejimlerin bekçisi militarizme karşı bizimle beraber sesimizi yükseltmeye davet ediyoruz.

39 yıl oldu, tatil bitti, evine dön artık Ayşe!

afis2013_32010’dan beri olduğu gibi Anti-Militarist Barış Harekâtı 4. Kez, 14 Ağustos’ta, bu kez Lefkeliler Hanında gerçekleşiyor.

Anti-Militarist Barış Harekâtı eylemcesinin açıklamasında “1974’ün 14 Ağustos’unda tatile çıkan Ayşe’yi evine dönmeye çağırmak için; militarizm yükseldiği, onların savaşa barış harekâtı dedikleri bir günde, ilki 2010’dan bugüne dördüncü kez “Anti Militarist Barış Harekâtı” ile gene sokakta olacağız” denerek, etkinliğe katılım için herkes davet edildi.

Etkinlik için Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) de bir mesaj yayınlayarak ‘Anti-Militarist Barış Harekâtı’ eylemcesi ve Kıbrıs halklarının mücadelesi ile dayanışma içinde olduklarını belirtti. “Kıbrıs Kıbrıslıların Söz, Yetki, Karar Kıbrıs Halkına” başlıklı ÖDP Eş Genel Başkanları Alper Taş ve Bilge Seçkin Çetinkaya imzalı açıklamanda “işgalin 39. Yılında bizler de “evine dön Ayşe” çağrısı yapıyoruz” denildi…

Açıklamada etkinlikle ilgili destek ve dayanışma da ortaya kondu. ÖDP Eş Genel Başkanları Alper Taş ve Bilge Seçkin Çetinkaya ortak imzalı açıklamalarında, “14 Ağustos’ta düzenleyeceğiniz Anti-Militarist Barış Harekâtı etkinliğine katılan tüm dostları selamlıyoruz” ve “39 yıldır işgalin sürdüğü bir coğrafyada yaşayan sizlerin “Bağımsız Kıbrıs” haykırışını bizler de destekliyoruz” denildi.

Eylemce ile ilgili Anti-Militarist Barış Harekâtı organizasyon komitesi üyesi Haluk Selam Tufanlı, etkinliğin bu yıl YKP Gençlik ve bağımsız birçok aktivistin katkıları ile düzenleneceğini belirtti.

Tufanlı, Anti-Militarist Barış Harekâtı’nın eylem ve eğlencenin bir arada söyleniş şekli ile bir eylemce olduğunu da hatırlattı.

Haluk Selam Tufanlı, etkinliğin iki toplumlu karakterine de dikkat çekti. “Her yıl Kıbrıslı Rum gençlik örgütleri gelip stand açmakta, birçok aktivist eylemceye katılmaktaydı, bu yıl Kıbrıslı Rum bir müzik grubu da eylemcede sahne de alacak” dedi.

Tufanlı sözlerini şöyle sürdürdü “elbette, Kıbrıslı gruplar yanında, Anti Militarist Barış Harekâtı’nın en baştan beri parçası olan, enternasyonalist dayanışmanın en güzelini şarkıları ile ortaya koyan, BANDİSTA gene bu yıl da bizimle olacak. 39 yıldır tatilde olan Ayşe’yi evine dönmesi çağrısını bu yıl da, hep beraber, her dilde ve renkte müzikle yapacağız” dedi. Tufanlı, rap müzik yapan Özgür diğer yıllarda olduğu gibi bu sene de sahne alacağını belirterek bu sene ayrıca Kıbrıs’tan alternatif rock grubu Strange Union ile punk grubu En Psychro da sahne alacağının bilgisini verdi…

Etkinliğin yeri ile ilgili ise “bir kez daha Lefkoşa’nın surlariçinde olacağız, Büyük Han’ın yanındaki eski Lefkeliler Hanı ya da eski adıyla Kaloyiro’un Hanın bulunduğu meydanda olacağız” dedi.

Haluk Selam Tufanlı, geçen yıl dedikleri gibi 14 Ağustos’ta sokakta olacak kitlenin önemine dikkat çekti ve herkesi dans ederek, şarkı söyleyerek, tüm işgallere karşı sokakta olmaya davet ettiklerinin altını çizdi…

Anti-Militarist Barış Harekâtı, 14 Ağustos, Çarşamba 20:00’de başlayacak…

 

ÇAĞRI

Etkinlikle ilgili bir de çağrı yayınlandı.

Şimdi, işgalin 39. yılında, tıpkı son 4 senedir yaptığımız gibi yeniden “evine dön Ayşe” demek için bir kez daha çağrı yapıyoruz” denen açıklamada  “çağrımızı genişleterek yapıyoruz, Ortadoğu’da dibimizdeki bir coğrafyada, Mezopotamya’da ve dünyanın başka yerlerinde çatışmanın ve militarizmin, emperyalist müdahalelerin alabildiği yoğun olarak devam ettiği bir zamanda, her dilde dünya halklarına dayanışmamızı da ortaya koyuyoruz, her dilde barış, her dilde savaşa ve militarizme hayır denmesi çağrısı yapıyoruz” denildi.

Çağrının tamamı şöyle:

Eylemcenin nedenleri ise açıklamanın devamında şu şekilde ortaya kondu:

Bir hareket büyüyor, büyürken kendini geliştiriyor… Enternasyonal dayanışmanın da pratikte parçası olduğu, katılımcı, dayanışmacı, neşeli ve mücadeleci bir hareket gelişiyor, ayaklarını güçlü yere vuran, dans eden ama talepleri, sloganları net bir hareket büyüyor…

2010’dan beri; egemenlerin saldırısına uğramaya, her defasında yasaklanmaya çalışılan ama inatla ve dayanışma, neşeli ve mücadeleci bir şekilde, dost sıcağı yüreklerin katkısı ile aksamdan son 3 yıldır gerçekleşen, gerçekleştikçe büyüyen bir hareket…

2010’dan beri bir hareket büyüyor, 14 Ağustoslarda; umudu anlatan, işgale hayır diyen, anti-militarist…

2010’dan beri Anti-Militarist Barış Harekâtı’nın yolculuğu devam ediyor…

Şair Ahmet Telli’nin dediği gibi “büyük aşklar yolculuklarla başlar/ ve serüvenciler düşer bu yollara ancak”…

2010’dan beri Anti-Militarist Barış Harekâtı’nın serüveni devam ediyor…

Önceki çağrı metinlerimizden birinde demiştik ki;

“2010’dan beri pankartlarda, sloganlarda, meydanlarda ve sokaklarda “evine dön Ayşe” derken anlattığımız hep Ayşe’nin bitmek tükenmek bilmeyen tatilinin sona ermesi gerektiğiydi, bu sene sloganımızla gene her yerde olacağız ve 38 yıldır süren işgalin bitmesi gerektiğini bir kez daha haykıracağız. Düşmanlığa karşı barışın, işgale karşı özyönetimin, sömürüye karşı bağımsızlığın ve ırkçılığa karşı halkların kardeşliğinin sloganlarının yükseleceği konserimizin çalışmaları, 14 Ağustos’ta sokakta olmanın gerekliliğini önemsediğimizden ötürü devam etmektedir. 14 Ağustos’ta mutlak sokakta olmak, şarkılara eşitlik etmek önemlidir ve davetimiz, ayrımsız, nerede olunursa olunsun ama sokakta, eylemde olunsun…

38 yıldır işgalin sürdüğü bir coğrafyada yaşıyoruz, yaşadığımızın adına işgal demeye çekinmiyor ve buna karşı çıkıyoruz. Tel örgülerle bölünmüş bir coğrafyada silahlarını birbirine doğrultmuş piyonlar olmak değil, irademizi çalanlara karşı duran, eşitlikçi bir düzenin olduğu bağımsız bir Kıbrıs talep eden siyasi özneler olmaktır derdimiz. Ordularıyla, memurlarıyla ve paralarıyla bizi satın almaya çalışanlara karşı bir haykırış, bir isyan ve bağımsızlık yolunda emperyalist kuşatmaya karşı bir duruşun önemini yineliyoruz. Yaşamlarımızı dikenli tellerle tutsak etmeye çalışan tüm işgal ordularının postallarını hemen şimdi üzerimizden çekmelerini istiyoruz! Biz, militarist baskı düzeninde yaşamayı, polis devletinin kuklaları olmayı kabul etmiyoruz! Sokaklarda özgürce yürümek, şarkılarımızı söylemek, milliyetçiliğin piyonu olmamak ve dans edebileceğimiz bir devrim için sesimizi yükseltiyoruz. Gel sen de bize katıl, hep birlikte haykıralım, tahakküme karşı duralım!”

Şimdi işgalin 39. yılında, tıpkı son 4 senedir yaptığımız gibi yeniden “evine dön Ayşe” demek için bir kez daha çağrı yapıyoruz… Çağrımızı genişleterek yapıyoruz, Ortadoğu’da dibimizdeki bir coğrafyada, Mezopotamya’da ve dünyanın başka yerlerinde çatışmanın ve militarizmin, emperyalist müdahalelerin alabildiği yoğun olarak devam ettiği bir zamanda, her dilde dünya halklarına dayanışmamızı da ortaya koyuyoruz, her dilde barış, her dilde savaşa ve militarizme hayır denmesi çağrısı yapıyoruz.

Anti-militarist ve işgal karşıtı tüm bireyleri;

• Türkiye’nin Kıbrıs’ı işgali son bulana, tüm silahlı güçler Kıbrıs’ı terk edene, İngiliz üsleri ve ABD başta olmak üzerine diğer ülkelerin askeri tesisleri kapatılana kadar her yıl yeniden “Ayşe tatil bitti, artık evine” demek için,

• Militarizmin evlerimize, sokaklarımıza, ilişkilerimize yansımasına dur demek, eşitlikçi ve özgürlükçü varoluşlar için

• Kıbrıs’ın kuzeyinde yaşayanların bilinçli olarak üretimden koparılmasına, Ankara merkezli sömürüye, askeri yönetime, polis devletine, Kıbrıs’ın kuzeyindeki irademizin elimizden alınmasına, ülkemizde ve dünyadaki tüm işgallerin, baskıcı rejimlerin bekçisi militarizme karşı bizimle beraber sesimizi yükseltmeye davet ediyoruz.

 

Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP):

 

Kıbrıs Kıbrıslıların,
söz, yetki, karar Kıbrıs halkına!

ÖDP Eş Genel Başkanları Alper Taş ve Bilge Seçkin Çetinkaya imzalı açıklama şöyle:

14 Ağustos’ta düzenleyeceğiniz Anti-Militarist Barış Harekâtı etkinliğine katılan tüm dostları selamlıyoruz. 39 yıldır işgalin sürdüğü bir coğrafyada yaşayan sizlerin “Bağımsız Kıbrıs” haykırışını bizler de destekliyoruz.  İşgalin 39. Yılında bizler de “evine dön Ayşe” çağrısı yapıyoruz.

Kıbrıs uzun yıllardır Ankara tarafından bilinçli olarak üretimden kopartılarak bir ‘kumarhaneye’ çevrildi. Ankara merkezli dayatılan neo-liberal sömürü politikaları ve Kıbrıs’ın cemaatler eliyle kuşatılması bugün de devam ediyor.

Başka bir gelecek için Kıbrıs’ın gerçek acılarını, hayal kırıklıklarını, umutlarını içeren başka bir tarihi birlikte anlatarak, barışın dilini kurmaya kararlıyız.

Tüm silahlı güçler Kıbrıs’ı terk etmeli, ABD ve İngiliz üsleri kapatılmalıdır. Kıbrıs’ı Kıbrıslılar yönetmelidir. Kıbrıs halkının kendi geleceğini tayin mücadelesiyle, emekçilerin güvencesizliğin yaygınlaştırılmasına dönük politikalarına karşı yürüttüğü mücadele ile dayanışma içerisinde olmaya devam edeceğiz.

ÖDP olarak, bundan sonrada Kıbrıs‘ta iki toplumlu, iki bölgeli federasyona dayalı barışçıl bir çözüm yönünde, birarada yaşama ve barış iradesini savunanların yanında olacağız.

Çalışmalarınızda kolaylıklar dileriz.

Anti-Militarist Barış Harekâtı 4. kez, 14 Ağustos’ta

afis2013_kucukAnti-Militarist Barış Harekâtı 4. Kez, 14 Ağustos’ta, Lefkeliler Hanında gerçekleşiyor.

Anti-Militarist Barış Harekâtı eylemcesinin açıklamasında “1974’ün 14 Ağustos’unda tatile çıkan Ayşe’yi evine dönmeye çağırmak için; militarizm yükseldiği, onların savaşa barış harekâtı dedikleri bir günde, ilki 2010’dan bugüne dördüncü kez “Anti Militarist Barış Harekâtı” ile gene sokakta olacağız” denerek, etkinliğe katılım için herkes davet edildi.

Eylem ve eğlencenin bir arada söylenmesi olan eylemcenin açıklamasında çalışmaların sürdüğüne dikkat çekildi ve “Anti Militarist Barış Harekâtı’nın en baştan beri parçası olan, enternasyonalist dayanışmanın en güzelini şarkıları ile ortaya koyan, BANDİSTA gene bizimle olacak, her yıl olduğu gibi Özgür de o gece sahne alacak” denilirken diğer sahne alacakları ise en kısa sürede açıklayacağı belirtildi. Bu sene ayrıca alternatif rock grubu Strange Union ile punk grubu En Psychro da sahne alacak…

Etkinliğin yeri ile ilgili ise açıklamada “bir kez daha Lefkoşa’nın surlariçinde olacağız, Büyük Han’ın yanındaki eski Lefkeliler Hanı ya da eski adıyla Kaloyiro’un Hanın bulunduğu meydanda olacağız” denildi. Etkinlik 14 Ağustos, Çarşamba 20:00’de başlayacak…

Eylemcenin nedenleri ise açıklamanın devamında şu şekilde ortaya kondu:

Bir hareket büyüyor, büyürken kendini geliştiriyor… Enternasyonal dayanışmanın da pratikte parçası olduğu, katılımcı, dayanışmacı, neşeli ve mücadeleci bir hareket gelişiyor, ayaklarını güçlü yere vuran, dans eden ama talepleri, sloganları net bir hareket büyüyor…

2010’dan beri; egemenlerin saldırısına uğramaya, her defasında yasaklanmaya çalışılan ama inatla ve dayanışma, neşeli ve mücadeleci bir şekilde, dost sıcağı yüreklerin katkısı ile aksamdan son 3 yıldır gerçekleşen, gerçekleştikçe büyüyen bir hareket…

2010’dan beri bir hareket büyüyor, 14 Ağustoslarda; umudu anlatan, işgale hayır diyen, anti-militarist…

2010’dan beri Anti-Militarist Barış Harekâtı’nın yolculuğu devam ediyor…

Şair Ahmet Telli’nin dediği gibi “büyük aşklar yolculuklarla başlar/ ve serüvenciler düşer bu yollara ancak”…

2010’dan beri Anti-Militarist Barış Harekâtı’nın serüveni devam ediyor…

Önceki çağrı metinlerimizden birinde demiştik ki;

“2010’dan beri pankartlarda, sloganlarda, meydanlarda ve sokaklarda “evine dön Ayşe” derken anlattığımız hep Ayşe’nin bitmek tükenmek bilmeyen tatilinin sona ermesi gerektiğiydi, bu sene sloganımızla gene her yerde olacağız ve 38 yıldır süren işgalin bitmesi gerektiğini bir kez daha haykıracağız. Düşmanlığa karşı barışın, işgale karşı özyönetimin, sömürüye karşı bağımsızlığın ve ırkçılığa karşı halkların kardeşliğinin sloganlarının yükseleceği konserimizin çalışmaları, 14 Ağustos’ta sokakta olmanın gerekliliğini önemsediğimizden ötürü devam etmektedir. 14 Ağustos’ta mutlak sokakta olmak, şarkılara eşitlik etmek önemlidir ve davetimiz, ayrımsız, nerede olunursa olunsun ama sokakta, eylemde olunsun…

38 yıldır işgalin sürdüğü bir coğrafyada yaşıyoruz, yaşadığımızın adına işgal demeye çekinmiyor ve buna karşı çıkıyoruz. Tel örgülerle bölünmüş bir coğrafyada silahlarını birbirine doğrultmuş piyonlar olmak değil, irademizi çalanlara karşı duran, eşitlikçi bir düzenin olduğu bağımsız bir Kıbrıs talep eden siyasi özneler olmaktır derdimiz. Ordularıyla, memurlarıyla ve paralarıyla bizi satın almaya çalışanlara karşı bir haykırış, bir isyan ve bağımsızlık yolunda emperyalist kuşatmaya karşı bir duruşun önemini yineliyoruz. Yaşamlarımızı dikenli tellerle tutsak etmeye çalışan tüm işgal ordularının postallarını hemen şimdi üzerimizden çekmelerini istiyoruz! Biz, militarist baskı düzeninde yaşamayı, polis devletinin kuklaları olmayı kabul etmiyoruz! Sokaklarda özgürce yürümek, şarkılarımızı söylemek, milliyetçiliğin piyonu olmamak ve dans edebileceğimiz bir devrim için sesimizi yükseltiyoruz. Gel sen de bize katıl, hep birlikte haykıralım, tahakküme karşı duralım!”

Şimdi işgalin 39. yılında, tıpkı son 4 senedir yaptığımız gibi yeniden “evine dön Ayşe” demek için bir kez daha çağrı yapıyoruz… Çağrımızı genişleterek yapıyoruz, Ortadoğu’da dibimizdeki bir coğrafyada, Mezopotamya’da ve dünyanın başka yerlerinde çatışmanın ve militarizmin, emperyalist müdahalelerin alabildiği yoğun olarak devam ettiği bir zamanda, her dilde dünya halklarına dayanışmamızı da ortaya koyuyoruz, her dilde barış, her dilde savaşa ve militarizme hayır denmesi çağrısı yapıyoruz.

Anti-militarist ve işgal karşıtı tüm bireyleri;

• Türkiye’nin Kıbrıs’ı işgali son bulana, tüm silahlı güçler Kıbrıs’ı terk edene, İngiliz üsleri ve ABD başta olmak üzerine diğer ülkelerin askeri tesisleri kapatılana kadar her yıl yeniden “Ayşe tatil bitti, artık evine” demek için,

• Militarizmin evlerimize, sokaklarımıza, ilişkilerimize yansımasına dur demek, eşitlikçi ve özgürlükçü varoluşlar için

• Kıbrıs’ın kuzeyinde yaşayanların bilinçli olarak üretimden koparılmasına, Ankara merkezli sömürüye, askeri yönetime, polis devletine, Kıbrıs’ın kuzeyindeki irademizin elimizden alınmasına, ülkemizde ve dünyadaki tüm işgallerin, baskıcı rejimlerin bekçisi militarizme karşı bizimle beraber sesimizi yükseltmeye davet ediyoruz.

Ayşe Teyze Ayşe Teyze bahçene gireyim mi? – Niyazi Çoban

askersiz_sKüçücük bir kız değilsin artık Ayşe Teyze. Geldiğinde küçücük bir kız çocuğuydun, babanın bir telefonuyla uçaklarına atlayıp hoooop buralara geldin. Geldin tamam, yasal hakkındı. Geldin tamam, bozulan anayasal düzeni tekrardan tesis etmek görevindi. Geldin tamam,da bir gidemedin be Ayşe

Teyze…

Şimdi geçmiş 50-60 yıla bir kez kabataslak bakalım.

1955’de EOKA kuruldu

1958’de TMT kuruldu

1960’da Kıbrıs Cumhuriyeti kurduruldu,

1963’de toplumlararası çatışmalar başladı

15 Temmuz 1974’de Yunan cuntası, Makarios’a karşı darbe yaptı.

20 Temmuz 1974’de Türkiye Cumhuriyeti, 1960’dan doğan garantör devlet hakkını kullanarak adaya müdahale etti.

16 Ağustos 1974’de ilk harekatın ardından yapılan görüşmelerin çıkmaza girmesi üzerine Türkiye Cumhuriyeti bir harekat daha düzenledi.

Stop.

Buraya kadar her şey normal gibi. Bunu söylerken ikinci harekatı parantez içine da alabilirik ama genel hatlarıyla Türkiye’nin garantör ülke olma haklarından faydalanarak askeri müdahale yaptığını söylemek yanlış olmaz. Bu müdahalelerde amaç, Yunan cuntasının darbesi yüzünden bozulan anayasal düzeni –Kıbrıs Cumhuriyeti’ni- yeniden yürürlüğe sokmaktı (yasal olarak). Ancak sevgili Ayşe ve kıymetli Türkiye Cumhuriyeti, bu müdahalelerden sonra “olley beee toprak aldık” çığlıkları atarak adanın kuzeyini parsellemişler –böylece Yunanistan’la sıkı ilişkiler içerisindeki Helen Kıbrıslılar ile Türkiye’nin güney kıyıları arasında bir tampon bölge de oluşturulmuşlar-. Bu parselizasyon işleminden sonra da garantörü olduğu Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bozulan anayasal düzenini tekrar yürürlüğe sokmayı, iki toplumu bir cumhuriyet altında birleştirmeyi bırakın, adanın kuzeyinin Türkiye’ye bağlanması için elinden geleni yapmıştır. Bunlardan en bariz olan iki tanesi, adanın kuzeyine taşınan nüfus (Osmanlı’nın 1400-1500’lerde fethettiği yerlerdeki nüfusu Türkleştirmek ve Müslümanlaştırmak ve böylelikle olası tepkilerin nüfusa oranını seyreltmek için izlediği politikanın 1900’lü yılların sonları versiyonu) ve “adadaki kalıcı barışın güvencesi olarak” adaya yığılan askerler olarak sayabiliriz.

Şimdi taşınan nüfusu ve bu nüfusa bahşedilen Helen Kıbrıslılara ait malları, ya da bu nüfusun coğrafyanın demografik yapısı üzerindeki etkilerini bir yana bırakıp adaya doldurulan askerlere yoğunlaşalım.

Kıbrıs’ın kuzey coğrafyasının hatrı sayılır bir bölümü, Türk Silahlı Kuvvetleri kontrolü altında. Bunu söylerken, TSK’ya bağlı bir kolordu olan Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı’nın kontrolü altında olan bölgeleri de dahil ediyorum. Hal böyle olunca da bahse konu bölgeler “askeri” bölge” haline geliyor ve fotoğraf çekmek, girmek yasaklanıyor. Bunun meali, seyahat özgürlüğümüz militer çıkarlar doğrultusunda (ve çoğu zaman da keyfi bir şekilde) kısıtlanıyor. Bunu biraz açalım.

Geçtiğimiz günlerde basına yansıyan bir haberde, askeri bir birliğin koşu antrenmanı sebebiyle Luricina-Lefkoşa yolunun trafiğe kapandığı belirtilmişti. Olaya bakın, askerler koşu yapacaklar diye bir köyün başka bir yerlerşim yeri ile olan trafiği engelleniyor. Bu küçük bir şey gibi görünse de aslında çok önemli bir hak olan seyahat özgürlüğünün engellenmesi kapsamına girdiği için en başlarda sayılabilecek bir insan hakları ihlalidir. Bu örnek dışında daha merkezi bir örnek verecek olursak, Lefkoşa’da Dumlupınar ile Çağlayan bölgelerini birbirine bağlayan ve alternatiflerine göre oldukça kısa olan yol da asker kontrolü altında belli saatlerde açılıp belli saatlerde kapatılıyor. Yani asker, vatandaşın, yurttaşın vergileriyle yapılan yolu kullanmasını denetliyor, istediği vakitlerde bu yolun kullanılmasına izin verip istediği saatlerde bu  yolun sivil kullanımını engelliyor. Bu, askerin üstüne vazife değildir; Kıbrıs’taki bir yolun girişini çıkışını denetlemek, burada işgalci olarak bulunan TSK’nın ya da TSK’ya bağlı hiçbir kuvvetin üstüne vazife değildir, olmamalıdır.

Bunlar, basit, önemsiz, ihmal edilebilir gelecek kadar küçük görünse bile özünde büyük bir insan hakları ihlalini barındırmakta olan örneklemelerdir.

Asker kontrolündeki yolların yanında, asker kontrolündeki bölgelere de sıkça rastlamak mümkün. Bu bölgeler de aynı şekilde seyahat özgürlüğü kısıtlamaları barındırmakla birlikte; biraz duygusal biraz da “farklı” açılardan ele alınabilecek yerlerdir. En bariz, en göz önündeki örnek olarak Maraş’ı verelim. Maraş, bildiğiniz gibi dönemin en popüler eğlence yerlerinden birisi olma özelliğini taşımaktaydı. Oldukça Mutlu Barış Harekatları’ndan sonra ise Maraş, TSK kontrolüne geçmiştir. Orada bulunan bankaların, otellerin ganimet değerleri üzerine sanıyorum ki herkesin gördüğü, duyduğu çok renkli hikayeler vardır. Zihinlerde son derece merak uyandırsa da, “acaba nasıl bir yer” desek de, Maraş’a girdiğimiz an “birinci derecede askeri bölgeyi ihlal etme” suçundan yakalanıyor, sorgulanıyor ve gözaltına alınıyor olmamız işten bile değildir. Birkaç kilometre uzağımızda olsa bile, standart bir Kıbrıs insanına en az Mars kadar uzak bir yer bu Maraş dedikleri. Kimbilir ne güzellikler, ne doğal-şehir manzaraları vardır içerisinde, kimbilir… Aynı şey Erenköy için de geçerli. Kimbilir…

Dahası, bu bölgelerde herhangi bir tadilat, tamirat işlemi yapılması çeşitli fasafisolardan dolayı söz konusu değil, yani şehir – Maraş- gözümüzün önünde ama gözden gönülden uzakta yokolup gitmekte, çürümekte…

Maraş kadar büyük alan kaplamasa da aynı durum (kapalılık, çürüme-yıkılma, yokolup gitme, ganimet vs…) Lefkoşa’nın kalbi için de geçerli. 74, hatta 60’lardan sonra kendini bilenlerin neredeyse adını bile duymadığı, adını duyanların ise çok çok çok azının görebildiği yerler var. Baf Sokağı var, Ermou caddesi var, Mağusa kapısı civarları var, var da var var… Kaderimin cilvemtrak torpiliyle o bölgeleri biraz görebildim. Eski Lefkoşa’yı az da olsa tadabildim, hayalimde canlandırabildim. Boylu boyunca uzanan dükkanları, yapıldıkları döneme göre oldukça lüks olan binaları, evleri, çocukların oyuncaklarını, arabaları gördükçe; bir gecede, bilemedin birkaç gecede dükkanlarını bırakmak zorunda bırakılan esnafları, evlerini terketmek zorunda bırakılan aileleri, oyuncaklarını alamadan kaçışa sürüklenen çocukları, arabalarını geride bırakan araba sahiplerini, o sokaklardaki her şeye emek verip de birkaç günde koparılan, sonra da geri dönmelerine izin verilmeyen herkesi düşündüm. Savaş böyle bir şey işte… ama şimdi savaş nerde? Ayşe savaşı bitirmek için gelmemiş miydi? Şimdi savaş bittiğine göre neden halen burada? Hani anayasal düzeni tesis edip gidecekti? Yorgo’nun dükkanı neden halen nöbet kulübesi olarak kullanılıyor? Peki ya Hasan Dayı’nın kahvesindeki iskemleleri hangi komutan çalıp evine götürdü? Neden Ermou caddesinde bir tur yürüyüş yapıp eski Lefkoşa’yı seyredemiyoruz?

İsteyen istediği yeri istediği saatte kullanabilsin diye,

Yakınlar uzak olmasın ve saklı güzellikler herkes tarafından görülebilsin diye,

Askeri personel ve sivil halk arasındaki fırsat eşitsizliği durumu son bulsun diye,

Yağmalamalar son bulsun diye,

Görevi kötüye kullanmalar son bulsun diye,

Kalıcı barışa bir adım daha yaklaşalım diye,

Sevgili Ayşe, kıymetli Eleni, muhterem Elizabeth;

Kapalı kapılar ardında olanları bilmek, saklananları görmek, yurdumuzun her karışını özgürce gezebilmek en başta gelen haklarımızdan, Kıbrıs’a gönül vermiş bireyler olarak en doğal isteklerimizdendir. Özelde TSK, genelde ise adayı üs bellemiş olan Yunanistan, İngiltere ve muhtelif ordular olmak üzere ada üzerindeki tüm askeri güce karşı mücadele etmek, yurdumuzun bir an önce silahsızlaştırılması, askersizleştirilmesi ve bir üs, bir kontrol noktası olarak görülmesinden vazgeçilmesi, şüphesiz ki ada üzerinde kalıcı barışa giden en temel adımdır.