Lefkoşa Belediyesi, yıl sonunda 13-14 milyon TL bütçe açığı verecek

Murat KanatlıLefkoşa Belediye Meclisi üyesi Murat Kanatlı’nın belediyenin 6 aylık kesin hesapları detaylarını paylaştı ve yıl sonunda 13-14 milyon TL bütçe açığı vermesinin beklendiğini belirtti.  Sosyal medyadaki paylaşım şöyle:

Lefkoşa Belediyesindeki ekonomik durum nedir? Altı aylık kesin hesaba baktığımızda, yıl sonunda 13-14 milyon TL bütçe açığı verecek, geçmiş yıllarda bu tip açıkları Sigorta ve İhtiyat Sandığı kurumlarına borç yazılarak, nakit sorun ötenebilirken, şimdi bu kurumlara yatırımlar son yasal değişiklikle kaynaktan yani devlet katkısından kesilmektedir. Bu nedenle, yılsonunda doğru, Ekim ayından başlayarak Lefkoşa Belediyesinin mali yapıyı döndürmesi çok güçleşecek…. Olası tek imkan, su fiyatları artırılacağı için bunun bir ekstra nakit sağlaması olacak gibi eğer su paraları tahsil edilebilirse ama toplamda 13-14 milyon TL yaratılamayacağı için sorun 2017 yılı içinde büyüyerek, daha büyük sorun olarak herkesin önüne çıkacak… Belediyenin toplam borcu içinde, banka borçları azalırken, Sigorta ve İhtiyat Sandığı kurumlarına olan borç durduğu, çok az bir kısmı emekli olanlardan dolayı yatırıldığı için faizleri nedeniyle fiili olarak artmaktadır… 2018 yılında bu borcun da yasa gereği yapılandırılması gerekmektedir ama belediyenin yapısal sorunlarını çözmemesi, çözememesi nedeniyle bu yapılandırma imkansız gibi durmaktadır.
RAKAMLAR
Temizlik, ilan ve reklam, otel geceleme, sağlık gibi kalemleri de kapsayan vergi gelirlerde ilk 6 ayda 11.5 milyon TL toplandı, ayni performans aynen yılın ikinci yarısında sürerse 23 milyon TL ulaşılacak, bütçedeki rakam ise 25.1 milyon TL idi, 2,1 milyon TL buradan açık gözükmektedir.
Bunun dışında kıymet tartı, içme su, kanalizasyon, trafik cezaları gibi kalemleri de kapsayan vergi dışı gelirlerde ilk 6 ayda 11.1 milyon TL toplandı, ayni performans aynen yılın ikinci yarısında sürerse 22.2 milyon TL ulaşılacak, bütçedeki rakam ise 29.2 milyon TL idi, 7 milyon TL buradan açık gözükmektedir.
Vergi ve vergi dışı kalemlerin toplam açığı 9 milyon TL olacağı görünmektedir. Gelir kaleminde devlet katkısı ve yardımların tamamlanacağı varsayıldığında gelirlerde 9 milyon TL açık ile yıl sonunun tamamlanacağı söylenebilir…
Personel giderlerinde ise Ocak-Haziran arasında 32.5 milyon TL ödeme yapıldı. Bu, bayramlık ödemesi ve 13 maaş olmadan, aynen devam etmesi halinde 65 milyon ulaşmaktadır, bütçede ise 63,2 milyon öngörülmüştü. Hayat pahalılığı ve emekliliğe çıkanlara yapılan Sigorta ve İhtiyat Sandığı ödemeleri ile ortaya bir açık çıkacağı söylendi. Bu bütçe açığı da adı geçen ödemelerin de eklenmesi ile 4-5 milyon TL gibi bir rakam olacak…
Gelir ve gider kalemlerindeki rakamlar toplandığında 13-14 milyon TL yıl sonunda bütçe açığı olması muhtemel gözükmektedir…

“%45 kaybın sorumlusu su kullanıcısı abone değildir”

Murat KanatlıLefkoşa Belediye Meclisi üyesi Murat Kanatlı’nın su fiyatı konusunda sosyal medyadaki paylaşımı:
Su fiyatı ortaya çıktı… 12 ve 13 Temmuz’daki Tüzük Hukuk ve Su adhoc komisyonunun 2 ortak toplantısı sonrası Lefkoşa’da yeni su fiyatı benim red oyumla, oy çokluğu ile karara bağlandı, nihai halini Pazartesi günkü Belediye Meclisi toplantısında alacak… Bu durumda konutlar için ilk 6 ton için 5 tl/m3, 7-13 ton için 6,5 tl/m3 ve 14 ton ve üzeri için 8,5 tl olacak… Bizim, YKP olarak itiraz noktamız, bu fiyat belirlenirken idarenin geçmişten gelen eksik, hata, yanlışlıklarının belirlenecek fiyata yansıtılıyor olacağıdır. Şu aşamada Lefkoşa Belediyesi aldığı suyun yüzde 65’ini fatura edebilmekte. Bunun nedeni patlaklar, kayıplar, kaçak kullanım ve benzeri sorunlardır. Yani yıllık 4,7 milyon m3 su alınmakta ve 3 milyon m3 su faturalandırabilmektedir, 1.7 milyon m3 su kayıptır… Buna onlarca yıllık belediye başkanları çözmeyerek sorunun bu noktaya gelmesine katkı sağladı… Bunun yanında bu faturalandırılan miktarın da yüzde 85’i tahsil edilebilmektedir. yani günün sonunda alınan suyun yalnızca yüzde 55 tahsil edilebilmektedir. Böylesi bir realite üzerinden ton başı 2.3 tl alınacak suyun abonelere ortalama maliyeti 6.04 tl/m3 olarak ilgili şube tarafından hesaplanmıştır, kademeli olarak dağıtıldığında ise yukarıdaki tablo oluşturulmuştur. Bizim görüşümüze göre yüzde 45 kaybın sorumlusu su kullanıcısı abone değildir. Her abone aldığı hizmetin karşılığını ödemesi gerekir, yani 2,3 artı personel giderleri ile beraber işletim maliyetleri olması gerekir ki bu da ortalama 4 tl/m3 kusur birşey olması gerekir. Eğer su kaçaklarına yönelik yatırım için Lefkoşalıdan bir para toplanacaksa, onun rızası alınmalı ve faturada şebeke yenileme, reorganize ve/veya iyileştirme katkı payı olarak ayni faturada ayrıca gösterilmesi gerektiğine inanmaktayız. Bu nedenle bu ücretlendirmelere Komisyon toplantısında red oyu verdik, pazartesi yurtdışında olacağım için şimdiden görüşümüzü kamuoyu paylaşmanın önemli olduğuna inanıyoruz…

 

“Özelleştirme, güzelleştirme olamaz”

yeni bakışYKP Yürütme Kurulu Örgütlenme Sekreteri ve LTB Meclisi üyesi Murat Kanatlı, Türkiye’den gelen suyun başkent Lefkoşa’ya ulaşmasına 2’nci kez neden “Hayır” dediğinin gerekçelerini Yeni Bakış’la paylaştı…

Deniz ABİDİN

YKP Yürütme Kurulu Örgütlenme Sekreteri ve LTB Meclisi üyesi Murat Kanatlı, Türkiye’den gelen suyun başkent Lefkoşa’ya ulaşmasına 2’nci kez neden “Hayır” dediğinin gerekçelerini Yeni Bakış’la paylaştı. Kanatlı, oylamanın özelleştirme adımı olduğunu söyleyerek, anlaşmadaki maddelere bakıldığında bunun açıkça görüldüğünü kaydetti. Geçiş dönemi için abonelik sözleşmesi olduğunu belirten Kanatlı, imtiyaz hakkı olan devretme sürecinde kararı durdutmanın zor olacağını söyledi. Kanatlı, kaliteli suyun bir iddia olduğunu belirterek, ihale süreci geçtikten sonra işletmesinin özel bir şirkete verileceğini kaydetti. Özel şirketin işletmeyi kar hırsıyla yapacağına dikkat çeken Kanatlı, anlaşmada ileriki yıllarda ne olacağının,işletmenin nasıl yapılacağının ve arıtma işleminin nasıl yapılacağının anlatılmadığını söyledi.

“Biz özelleştirmeye hayır dedik”

Kanatlı şunları söyledi, “Özel bir şirkete yaptırım yapma hakkı yoktur. Yaşadıklarımızı görmemiz gerekir. Paris buna örnektir. Milyarlarca tazminat verip suyu geri aldı. Vatandaşa doğru olmayan bilgiler veriliyor. Bu işin kamudan çıkması ciddi sıkıntı yaratacaktır. Özelleştirme, güzelleştirme olamaz”

Kanatlı, topluma yalan söylenildiğini ifade ederek, bunun anlaşılması için 2012 Meclis tutanaklarına bakılması gerektiğine işaret etti . Kanatlı, geçen Cuma günü Tarım Bakanı Çavuşoğlu ile görüştüklerini tarım alanı açısından suyun nası kullanılağının bile henüz belli olmadığını kaydetti. Kanatlı, kaliteli suyun ilk aşamada promosyon olarak verileceğini, ancak sonrasında nasıl olacağının kesin olmadığını belirtti. “Biz kaliteli suya hayır demedik”diyen Kanatlı, “biz özelleştimeye hayır dedik” dedi.

“Boynumuza  asılacak başka bir siyasal pranga”

Kanatlı şöyle devam etti, “UBP eski başkanı ve eski başbakan İrsen Küçük tarafından imzalanan ve meclisten geçirilen çerçeve antlaşmasının ardılı olan CTP eski başkanı ve eski başbakan Ömer Kalyoncu tarafından imzalanan Su Temini ve Yönetimine İlişkin Hükümetlerarası Anlaşma’nın 22. Maddesi, “Anlaşma’nın dokuzuncu maddesi uyarınca yap-işlet-devret ihalesi yapılıp işletme hakkı devredilinceye kadar” yani özelleştirme süreci tamamlanıncaya bir geçiş sürecinden bahsetmektedir. Bu devredilinceye kadarki süreç içinse belediyelere su temin edilmesi için abonelik sözleşmesi imzalama yetkisinin Belediye Meclisince Belediye Başkanına verilmesi dayatması, TC hükümeti tarafından burdaki idareye, burdaki idare de belediyelere çeşitli şekillerde yapmış, yapmaya da devam etmektedir. Abonelik sözleşmesi, antlaşmada geçen uygulama sözleşmesinin prototipidir ve imzalanması,  için yetki verilmesi özelleştirme sürecinin önünü açacağından ret oyu veriyorum. Suyun özelleştirilmesi, yaşamın kaynağının özelleştirilmesi anlamına geleceği, yaşamın satılık olamayacağı, suya erişimin yaşam hakkı ile bağlantılı bir insan hakkı olduğu; ayrıca suyun TC’deki siyasi iktidara yakın bir tekelin kontrolüne geçmesinin Kıbrıs Türk toplumunun boynuna asılacak başka bir siyasal pranga olacağı, irademizi daha da elimizden alacak bir uygulamaya dönüşeceği için su dahil, müştereklerimizin özelleştirilmesine karşı, kamusal ortak mülkiyet için bu ve benzer uygulamalara karşı reddetmeye, direnç göstermeye devam edeceğiz. Özet olarak suyun özelleştirilmesini reddediyoruz”

Kanatlı, Anlaşma’nın dokuzuncu maddesi uyarınca yap-işlet-devret ihalesi yapılıp işletme hakkı devredilinceye kadar denildiğine dikkat çekerek,  geçiş dönemi koşullarının geçerli olacağını,  Çavuşoğlu’nun imzaladığı protokol çerçevesinde de bu ‘geçiş döneminde su almak isteyenler belediye meclislerinden özelleştirmenin ön kararını alıp abonelik sözleşmesinin imzalanması için belediye başkanına yetki versin’ denildiğini söyledi.

“Su, tüm canlıların ortak malıdır”

Kanatlı şunları söyledi, “İçme-kullanma suyu, atık su ve yağmur suyu işletmesi ile zirai sulama işletmesi hakları, KKTC mevzuatı çerçevesinde ayrı ayrı yapılacak iki YİD ihalesiyle işletmecilere devredilir” yani su özelleştirilir… Antlaşmanın 12. maddesinde “Uygulama Sözleşmesinde yer almayan Belediyeler” ifadesi var, uygulama sözleşmesi ortalıkta yok ama onun küçük bir modeli olan “abonelik sözleşmesi” var… Cuma günü sorulan  sorunun Türkçeye çevrilmiş hali şu, uygulama sözleşmesi yani özel bir şirketin suyu meta gibi kendi kârını da koyarak satacağı koşulların belirleneceği sözleşmenin prototipi olan abonelik sözleşmesinin imzalanması yani özelleştirme sürecenin bir yerinden de Lefkoşa belediyesinin dahil olması için adım atsın diye belediye başkanına yetki verecek miyiz? YKP sürecin en başından beri ‘su yaşamın kaynağıdır, satılamaz, özelleştirilemez, su tüm canlıların ortak iyisi, ortak malıdır, yaşamı ve tüm canlıların müştereğinin, bir şirketin kâr elde edeceği meta değil, genel tüm canlıların ortak malı olarak kalmasını savunmaya devam edeceğiz dedi, bundan sonra da bunu savunmaya, bunun için mücadele etmeye devam edecek”

Kanatlı: “Özet olarak suyun özelleştirilmesini reddediyoruz”

Murat KanatlıYKP Yürütme Kurulu üyesi ve Lefkoşa Belediye Meclisi üyesi Murat Kanatlı’nın Cuma akşamı su konusundaki belediye meclisi toplantısındaki görüşleri:

Daha önce UBP eski başkanı ve eski başbakan İrsen Küçük tarafından imzalanan ve meclisten geçirilen çerçeve antlaşmasının ardılı olan CTP eski başkanı ve eski başbakan Ömer Kalyoncu tarafından imzalanan Su Temini ve Yönetimine İlişkin Hükümetlerarası Anlaşma’nın 22. Maddesi, “İşbu Anlaşma’nın dokuzuncu maddesi uyarınca yap-işlet-devret ihalesi yapılıp işletme hakkı devredilinceye kadar” yani özelleştirme süreci tamamlanıncaya bir geçiş sürecinden bahsetmektedir.

Bu devredilinceye kadarki süreç içinse belediyelere su temin edilmesi için abonelik sözleşmesi imzalama yetkisinin Belediye Meclisince Belediye Başkanına verilmesi dayatması, TC hükümeti tarafından burdaki idareye, burdaki idare de belediyelere çeşitli şekillerde yapmış, yapmaya da devam etmektedir.

Abonelik sözleşmesi, antlaşmada geçen uygulama sözleşmesinin prototipidir ve imzalanması, imzalanması için yetki verilmesi özelleştirme sürecinin önünü açacağından ret oyu veriyorum.

Suyun özelleştirilmesi, yaşamın kaynağının özelleştirilmesi anlamına geleceği, yaşamın satılık olamayacağı, suya erişimin yaşam hakkı ile bağlantılı bir insan hakkı olduğu; ayrıca suyun TC’deki siyasi iktidara yakın bir tekelin kontrolüne geçmesinin Kıbrıs Türk toplumunun boynuna asılacak başka bir siyasal pranga olacağı, irademizi daha da elimizden alacak bir uygulamaya dönüşeceği için su dahil, müştereklerimizin özelleştirilmesine karşı, kamusal ortak mülkiyet için bu ve benzer uygulamalara karşı reddetmeye, direnç göstermeye devam edeceğiz…

Özet olarak suyun özelleştirilmesini reddediyoruz…

Yanlış sorunun doğru cevabı olmaz, suyun özelleştirilmesine hayır!

Murat KanatlıYKP Yürütme Kurulu üyesi ve Lefkoşa Belediye Meclisi üyesi Murat Kanatlı’nın Cuma akşamı su konusunda toplanacak belediye meclisi toplantısı için görüşleri:
Yanlış sorunun doğru cevabı olmaz… Cuma günü Lefkoşa suyun alıp alınmamasına karar verilmeyecek, soru, suyun istenip istenmediği değil, özelleştirmenin onaylayıp onaylanmadığıdır. Kalyoncu’nun imzalayıp meclisten geçirdiği antlaşmanın 22. maddesi açık, okuyup anlam isteyenlere her şeyi anlatmakta: “İşbu Anlaşma’nın dokuzuncu maddesi uyarınca yap-işlet-devret ihalesi yapılıp işletme hakkı devredilinceye kadar” deniyor geçiş dönemi koşulları geçerli olacak, Çavuşoğlu’nun imzaladığı protokol çerçevesinde de bu ‘geçiş döneminde su almak isteyenler belediye meclislerinden özelleştirmenin ön kararını alıp abonelik sözleşmesinin imzalanması için belediye başkanına yetki versin’ deniyor, dayatma budur, gerçek sorulması gereken soru da, bu dayatmanın onaylanıp onaylanmamasıdır! Neyin geçiş dönemi olduğunu da bilelim, madde 9 bunu anlatmaktadır, “İçme-kullanma suyu, atık su ve yağmur suyu işletmesi ile zirai sulama işletmesi hakları, KKTC mevzuatı çerçevesinde ayrı ayrı yapılacak iki YİD ihalesiyle işletmecilere devredilir” yani su özelleştirilir… Antlaşmanın 12. maddesinde “Uygulama Sözleşmesinde yer almayan Belediyeler” ifadesi var, uygulama sözleşmesi ortalıkta yok ama onun küçük bir modeli olan “abonelik sözleşmesi” var… Cuma günü sorulacak sorunun Türkçeye çevrilmiş hali şu, uygulama sözleşmesi yani özel bir şirketin suyu meta gibi kendi kârını da koyarak satacağı koşulların belirleneceği sözleşmenin prototipi olan abonelik sözleşmesinin imzalanması yani özelleştirme sürecenin bir yerinden de Lefkoşa belediyesinin dahil olması için adım atsın diye belediye başkanına yetki verecek miyiz? YKP sürecin en başından beri ‘su yaşamın kaynağıdır, satılamaz, özelleştirilemez, su tüm canlıların ortak iyisi, ortak malıdır, yaşamı ve tüm canlıların müştereğinin, bir şirketin kâr elde edeceği meta değil, gene tüm canlıların ortak malı olarak kalmasını savunmaya devam edeceğiz dedi, bundan sonra da bunu savunmaya, bunun için mücadele etmeye devam edecek…

Neden hayır? “Kanatlı, Türkiye’den getirilen su konusunda Lefkoşa Belediye Meclisinde neden hayır dediğini açıklamıştı”

Neden hayır?

Murat KanatlıYKP’nin Lefkoşa Belediye Meclisi üyesi Murat Kanatlı, sosyal medyadaki paylaşımı ile Türkiye’den getirilen su konusunda Lefkoşa Belediye Meclisinde neden hayır dediğini açıkladı. Paylaşım şöyle:

“Lefkoşa suya hayır dedi”… Dünkü Belediye Meclisi kararını özellikle sağda olanların, şükrancı kesimlerin sunuş şekli bunun üzerinden, suyun özelleştirilmesini kutsamak ve hayır diyenlere saldırmak şeklinde sosyal medyada kendini gösterdi… Ciddi bir yanılgı içinde olan ve hala hazırda su sıkıntısı çeken halkın da bir kısmı tepkili… Neden? Türkiye’den temin edilen su kurtuluşumuz mu?

Önce şunun bilinmesi önemli, böylesi uzun süreli antlaşmalarda alım garantisi gibi, temin garantisi ve fiyat formülü de olması gerekir. Ancak bu antlaşmada ne temin garantisi var, ne de fiyat formülü… Sisteme dâhil olacak belediyelere dayatılan “abonelik sözleşmesi” üzerine Lefkoşa Belediyesi başkanı ve idare belli bir müzakere yürüttü, bazı maddelerin değişimini talep etti. Adı üstünde “abonelik sözleşmesi”, eğer taraflar sözleşmenin hükümlerine uymazsa iptal koşulları bu sözleşmeye eklensin önerisini hükümet tarafı reddetti. Yani temin garantisi yok, fiyat formülü yok, iptal koşulları yok, sizce bu adil bir antlaşma mıdır? Temin garantisi neden önemli? Herkes biliyor ve tartışıyor ki iklim değişikliği önümüzdeki 10-15 yıllık süreç içinde özellikle Doğu Akdeniz havzasını kötü bir kuraklık olarak vuracak, bunun anlamı, şimdi su temin edilen bölgeyi de kapsayacak kuraklık demek. Eğer suya meta anlamı yüklerseniz, ticari bir mala dönerse, herkes bilir ki bir şey azalırsa, o şeyin değeri de artar, yani kuraklık sürecinde Türkiye’den eğer su gelebilirse, o da “değerli” bir meta olarak gelecek ve buna herkesin ulaşım imkânı olamayacak. Su yaşam hakkı ile bağlantılı bir insan hakkıdır. Ayrıca su eksikliği veya azlığı ayni zamanda kamu sağlığını ilgilendirir, salgın hastalık demektir. Tüm bu riskler vardır. Ayrıca iklim değişimi ile uğraşan, okuyan tartışan herkes bilir ki, havzalar arası su transferleri ile taşıma su ile sorun çözemezsiniz, her su havzası kendi sorunu çözmesi gerekir. Tüm bu riskler sorunlar yanında bir de Kıbrıs’ın kuzeyinin özelleştirme deneyimleri vardır…

1974’ten bugüne, bu coğrafyayı yönetenler her yere son damlaya, son kırıntıya kadar yağmaladı, talan etti. Sanayi Holding bunun bir örneği, 1986 satarsak kurtulacağımız söylendi, sonuç ortada. Salamis, Palm Beach ve daha bir sürü otel de benzer şekilde artık işletilemez hale getirildi, satılırsa “iyi” olacaktı, sonuç belli… Ara ara herkesin aklına gelir Türkiye’deki operatörlerin fiyat tarifeleri ile buradakiler kıyaslanır, lisans devirleri yapılırken her şey güzel olacaktı, sonuç bilinmekte… Son örnek Ercan havaalanıdır. Yüksek bilet fiyatları ile kuruş kuruş bizi soya soya Taşyapı şimdi yeni havaalanı yapacakmış. Farkında değiliz galiba KTHY batmadan, Ercan özelleştirilmeden önce kaça uçabilirdik, rekabetten dolayı bilet fiyatları kaçaydı, şimdi kaça! Hiçbir özelleştirme bize ucuz ve kaliteli hizmet olarak dönmedi. Farkında değil miyiz ki Teknecik hala daha AKSA’dan daha ucuza ve kesintisiz elektrik üretir? Teknecik de devre dışı bırakılır ve özelleştirilse, aradaki fark elektrik faturalarına yansıyacak farkında değil miyiz? Elektrik faturalarında farkın sürekli zarar ettiği söyleyen otelcilerin ucuz elektrik tarifeleri olduğunun farkında mıyız? Ticaret odasına ucuz elektrik tarifesi uygulandığının farkında mıyız? Tümünün farkı evsel amaçlı abone olan kullanıcılara yansımaktadır. Yıllardır bu coğrafyayı idare ettiğini söyleyenler yalnızca sermayeye çalıştılar. Su konusunda da böyle oldu. Ucuz su tarifesi ile kumar turizmi desteklendi, bundan gelir elde edilip su ve elektrik giderleri geliştirilmedi, o patronlar cebi beslendi, şimdi de 2 milyon turist hedefi kondu, neyle? Ucuz elektrik ve su ile! Aradaki ücret farklarını kim ödeyecek? Elbette sıradan vatandaş! 2 milyon turist, 200 bin öğrenci hedeflerine ulaşırken, gelecek su tarım için mi kullanılacak? Ayrıca antlaşmada açıkça fiyatlara altyapı giderleri de yansıtılacağı yazılmaktadır, yani daha önce söylenen ödenen vergiler size elektrik, su, yok olarak dönecek kısmındaki “su” için çifte vergi vermiş olacağız. Su özelleştikten sonra tıpkı Ercan’da olduğu gibi kuruş kuruş bizden aldıkları ile altyapıyı yapacak yani önce bizi soyacak, sonra bize hizmet getirecekmiş? Böylece ucuz ve kaliteli su içecekmişiz?! Su adaya gelelim kaç zaman oldu, hala daha şebekeden geçtikten sonra son noktadaki suyun analiz sonuçları hiçbir yerde yayınlanmadı ama herkes içme suyu hayali kurmaya devam eder! Ucuz? Üzerine şirket kâr da koyup satacak ve ucuz su olacak? Geçiş döneminde bile 0,25’ten 2,30 çıkan su değerleri sizce özelleştirmeden sonra ne olacak? Su fiyatları kimi kullanıcı için kanalizasyon ve su faturalarında toplamda 2 hatta kimi yerde 3 katı olarak yansıyacak, bunu herkes söylüyor farkında mıyız? En ciddi sıkıntı, tüm bunlar olurken “tekelleşme” söz konusu! yani su ne ucuz, ne de kaliteli gelmedi, alternatif arayacan, daha ucuz kaynak bulmaya çalışacan, örneğin deniz suyu arıtmada teknoloji her gün gelişiyor ve İsrail 0,8 dolara kadar düşürebildi fiyatları, bu 25-30 yılda daha da düşürebilir, alternatiflere yönelmek isteyecen ama mümkün değil… Ne temin garantisi var, ne fiyat formülü, ne de abonelik sözleşmesi iptal hakkın, ama alım garantisi var! 42 yıldır bu suyu har vurup harman savuranlar, sırf daha fazla kâr için suyu sürekli kötü şekilde idare edenler, Ağustosta daha fazla kâr için erken kesim yapsın diye tonlarca su ile enginar üretenlerin ve benzeri siyasetlerini geliştiren ve destekleyenler şimdi Lefkoşa belediye meclisi üyelerine saldırıyorlar ve Lefkoşa’yı sussuz bıraktığımızı iddia ediyorlar… Kan emicilerinin siyaseti bu coğrafyayı ne hale getirdiğinin farkında değil miyiz?

Çare var mı? Elbette vardır! Bu coğrafyanın yer altı ve yer üstü kaynakları tüm üstünde yaşayanlara aittir, eğer Lefkoşa belediyesi tanınmış bir belediye ise, Kıbrıs Cumhuriyeti makamlarına resmen başvursun ve Kıbrıs’ın su kaynaklarından yararlanmak istediği söylesin, fiyat farkı yüksek ise, AB ve BM fonlarından insani konularda yardım ve Kıbrıslı Türk toplumun gelişimi için katkı talep etsin, su temini sağlansın, ama bu arada, biz de kendi evimizi düzenleyelim, su kullanımı yeniden planlayalım, az su kaynakları ile nasıl tarım yapacağımızı, nasıl turizm yapacağımızı yeniden şekillendirmezsek, su sorunu ile sonsuza kadar uğraşırız…

Evet, başka türlü su sorunu çözmek mümkün!

Bize dayatılan suyun özelleştirilmesinde sermayeye peşkeşi ve boynumuza geçirilmeye çalışılan yeni bir tahakküm şekillerinin farkı olalım…

Bu nedenle dünkü belediye meclisi kararına biz su yaşamdır, satılamaz dediğimiz için, talimatla yönetilmeyi reddettiğimiz için, ekolojiden yana tavrımızla hayır dedik ama biliyoruz ki bitmedi bu mücadele sürüyor, bundan sonrası için de direneceğiz, reddedeceğiz!

Lefkoşa’nın 2016 bütçesi ile ilgili sorunlar nedir?! – Murat Kanatlı

Murat KanatlıGeçen yılkı bütçe sorunlarına dair yazıma “Lefkoşa Belediye Başkanı tarafından taslağı hazırlanarak Bütçe Komisyonuna sunulan 2015 Lefkoşa Belediyesi bütçesinin bütünü üzerine değil sadece özeti üzerine konuşma fırsatımız oldu. Şimdilik bu konuyla ilgili itirazlarımızı ileriyi götürmedik, umarız gelecek yıl bütçe tartışmasını 2016 bütçesinin bütünü üzerinden yürütebiliriz” diyerek başlamıştım, bu yıl bütçenin bütünü üzerine “iyi” bir tartışma yürüttüğümüz söyleyebilir ki eksikleri Bütçe Komisyonu toplantılarında not ettik, 2017 bütçesinin daha iyi koşullarda hazırlanacağını umuyoruz…

Bu sene, geçen seneden 1 milyon kusur aşağıya 109 milyon 950 bin TL’lik bütçe öngörülmüştür ama yılsonunda denk bitmesi, yazılmış olsa bile çok zor görünmektedir.

Buna dair değerlendirmeyi somutlaştıralım…

2015 yılı kesin hesapları ele aldığımızda, vergi ve vergi dışı kalemlerin toplamı 37.9 milyon TL’dir ki 2014’te 34.7 milyon TL ve 2013’te ise 33,5 milyon TL idi… Bunun anlamı 2014’e göre bu iki kalemdeki gelirler yüzde 9,3 arttı.

Bu artış üzerine de konuşmak gerekir… Temizlik, ilan ve reklam, otel geceleme, sağlık gibi kalemleri de kapsayan vergi gelirler, yalnızca yüzde 4,9 artış göstererek 2014 ile kıyaslandığında 17,7 milyon TL’den 18,6 milyon TL’e geldi… 2015 bütçesi için 25,1 milyon TL hedeflenmişti… 2016 yılı bütçesinde ise 24,7 milyon TL olarak öngörülmüştür. 2015 yılı gerçekleşmeleri düşünüldüğünde 2016 yılı hedefine ulaşabilmesi için 18.6 milyondan 25.1 milyona çıkması için gelirlerde yüzde 35’lik artış olması gerekecek…

Bunun dışında kıymet tartı, içme su, kanalizasyon, trafik cezaları gibi kalemleri de kapsayan vergi dışı gelirler yüzde 14 artış göstererek 17 milyon TL’den 19,4 milyon TL’e geldi… 2015 bütçesi için 32,3 milyon TL hedeflenmişti… 2016 yılı bütçesinde ise 29,2 milyon TL olarak öngörülmüştür. 2015 yılı gerçekleşmeleri düşünüldüğünde 2016 yılı hedefine ulaşabilmesi için 19,4 milyondan 29,2 milyona çıkması için gelirlerde yüzde 51’lik artış olması gerekecek…

2015 yılı kesin hesapları ile düşünüldüğünde vergi ve vergi dışı gelirlerde 16,371,648 TL artış sağlanması gerekir ki öngörülen hedeflere ulaşılsın!

2015’te olduğu gibi vergi ve vergi dışı kalemlerindeki gelir artışının yüzde 10 civarı olması halinde yardımlar ve artırılmış devlet katkısı ile beraber 97 milyonluk toplam gelir elde edilebileceği görülmektedir. Bu durumda 109 milyon 950 bin TL’lik bütçede açık minimum 13 milyon TL olacaktır. Mevcut bütçe performansı devam edebilirse oluşacak açıktan bahsetmekteyiz, 2016 ekonomik olarak herkes için zor geçeceği düşünüldüğünde, bu iyimser bir bütçe açığı olacak! Ayrıca unutmamak gerekir ki 2013 Kadri Fellahoğlu döneminde 2013-2014 yıllarında vergi ve vergi dışı kalem gelirleri 33.5 milyondan 34.7 milyona çıkmış yani yüzde 3,6 oranında artmıştı…

Bütçe açığının daha az olabilme ihtimali olup olmadığını görebilmek için tahakkuk, tahsilat ve bakiye raporlarına bakmak gerekir… 2012 yılı sonu itibarı ile 6,9 milyon TL olan su kullanımı bakiyesi 15 Aralık itibarı ile 8,3 milyon TL’ye çıktı… Emlak vergisi ise 2013 sonu ile 3,9 milyon TL iken şu anda 4,3 milyon TL’dir… Temizlik 2012 sonunda 2,5 milyon TL iken 15 Aralık’ta 3,9 milyon TL’dir… Toplamda ise bakiyeler 29,7 milyon TL’yi bulmuş durumdadır ki buna gecikme faizleri dâhil değildir. 2014 ve 2015 kesin hesapları incelendiğinde emlak vergisinde 1,3 milyon TL fark olduğu da görülmektedir. Benzeri büyük fark ilan ve reklam gelirlerinde de görülmekte, ordaki fark ise 200 bin TL’dir…

Yani tahsilatta hala sıkıntılar mevcut ve aşılamamıştır. Birçok kalemin bakiyelerde ise artış sürmektedir.

Bunun yanında 2014 ve 2015 kesin hesapları incelendiğinde ciddi artış gösteren dış faktörlere bağlı yapı izin harcı, trafik cezaları gibi kalemlerin de bütçe performansında koyduğumuz değerlerin sürdürülebilirliği de kuşku uyandırmaktadır.

Ciddi gelir artışı olabilecek otel geceleme ücretlerinde yasal mevzuata takınılması, kıymet tartı ile ilgili hükümetin tüzük çıkarmamış olması da olumsuz etkiler arasındadır. Gelir artışı konusunda yapılması gereken yasa ve tüzük değişikliklerinde çok yavaş ilerleme de diğer sıkıntılı konudur. Ekonomik krizler, döviz dalgalanmaları ve diğer sorunlar da düşünüldüğünde başka gider kalemi de açılmadığı varsayıldığında 13 milyon TL’lik bütçe açığı bu bakımdan dediğimiz gibi iyimser bir rakam olarak önümüzde durmaktadır.

Giderler kısmında ise, personel giderlerini bütçe görüşmelerinde detaylı konuşmadık ama bütçe içinde sosyal yatırımlarla birlikte 76 milyon TL ile önemli kısmı tutmaktadır. Yeni son geçen belediyeler değişiklik yasası ile 1 Ocak 2018 itibari ile yürürlüğe gireceği kriterleri uygulayacaksak bu durumda 2018 bütçesi minimum 160 milyon TL olması gerekecek! Ayrıca 1 Ocak 2018’de geriye dönük Sosyal Sigorta ve İhtiyat Sandığı borçlarının da “uzlaşılan” taksitlerini yatırmaya başlıyor olunması gerekecek! Yani bugünden 2019’a kadar ekonomik süreci de planlamak kaçınılmazdır.

Giderle kalemlerinde bağımsız denetçi kontrolü olmadığı için teknik personelden gelen rakamlara fazla dokunulmadı. Ancak 1,4 milyon TL’lik akaryakıt ve yağ alımı, 1,6 milyon TL’lik elektrik alımı, 1,860 milyon TL’lik taşıt bakım ve onarım giderleri, 405 bin TL’lik hammadde alımı ki bunun önemli kısmı ilaçlama hammaddesidir. Bunlar önemli rakamlardır bu nedenle hangi koşullarda ve nasıl kullanıldığı, etkin ve verimli olup olmadığı konularında iç denetim mekanizması çalışmalıdır.

Bütçe görüşmesinden bir gün önce idare 2016 bütçesine yönelik önerilerini sosyal medyada paylaşmaya başlamıştır. Ekim’den beri süren bütçe görüşmelerinde kimi zaman bunlar sözlü olarak dile getirilse de, somut yazılı bir doküman olarak Bütçe Komisyonu toplantılarda ortaya konmamıştı. Bu nedenle bunları değerlendirmek ve bunlar üzerinden yorum yapmak bu aşamada zordur. Ayrıca giderler kaleminde tasarruf için öngörülenlere dair açıklama da net değildir. Bütçe bu tasarruflar ele alınmadan oluşturuldu ama sosyal medyada tasarruf öngörüleri yayınlandı. Bu da bir çelişkidir.

Tüm bu veriler bize 2015 yılının bütçe performans açısından iyi hazırlanılmadan geçildiğini, 2016 yılı için umut edilen performans artışları ve kimi tasarruf önlemleri dışında, somut, sonuç verici çalışma olmadığı görülmektedir. Böylesi koşullarda bu bütçeye olumlu oy verme imkânımız yoktur. Umut edilenin gerçekleşmesi içinse katkı koymaya devam edeceğiz…

Lefkoşa Belediyesinin son ekonomik durumu

YKP’nin Lefkoşa Belediye Meclisi üyesi Murat Kanatlı, sosyal medyadaki paylaşımı ile Lefkoşa Belediyesinin kesin hesaplar üzerinden son durumunu paylaştı:

Lefkoşa Belediyesindeki son ekonomik durumu, kamuoyunun bilgilenmesi açısından yazalım… Kasım sonu kesin hesapları üzerinden rakamlar bize bu seneki bütçe performansının bir miktar artığını ama bugünkü ekonomik çıkmazdan kurtulmak için yeterli olmadığını göstermekte… Kasım sonu itibari ile vergi gelirleri yani temizlik, reklam vbleri resimlerin toplamı 17.4 milyon TL, 2014 Aralık sonu itibari ile 17.7 milyon TL toplanmıştı… vergi dışı gelirleri diye tanımlanan içme suyu, kanalizasyon vb kalemlerin toplamı 17.5 milyon TL, 2014 Aralık sonu itibari ile 17.7 milyon TL toplanmıştı. Diğer mülkiyet geliri yani kiralar vb Kasım sonu ile 780.9 bin TL toplandı, 2014 Aralık sonu itibari ile 748,6 bin TL toplanmıştı… Para cezalar Kasım sonu itibarı ile 4,5 milyon TL toplandı, 2014 Aralık sonu itibari ile 4,3 milyon TL toplanmıştı… Bir ay daha olduğu düşünüldüğünde bu rakamlar biraz daha yukarı çıkacak ama dediğimiz gibi bu, mevcut borçlar düşünüldüğünde ciddi bir artışa karşılık gelmemektedir. 2012 itibari ile tahakkuk edilip tahsilatı sağlanamayan bakiye miktarı 13 milyon TL iken, bu rakam her yıl artmakta, 15 Aralık itibari ile bu rakam 29,7 milyon TL’dir ki buna gecikme faizleri dahil değildir… Bütçe görüşmeleri sırasında sorduğumuzda büyük borçlulardan birinin Yakın Doğu Üniversitesi olduğu söylendi, kayıtlı borcu 3 milyon TL civarında… Borçlu olanların önemli bir kısmı için de dava yoluna gidildiği bilgi verildi, 13 milyon TL kusurluk alacak davası açıldı… Bunun yanında her ülkede city tax adı ile otellerin turist başı ödedikleri rakamlar vardır, Kıbrıs’ta da var ama Lefkoşa’da toplanan rakam çok düşük. Yasa gereği kalan her turist için yatak ücreti üzerinden alınması gerekir, bütçe görüşmeleri sırasında aldığımız bilgi, oteller hem gerçek turist sayısını vermemekte ve maalesef Turizm bakanlığı bu konuda Belediye ile işbirliğini yasaları gerekçe göstererek işbirliği yapmamakta ve ayrıca oteller yatak ücretini düşük tutup astronomik “kahvaltı” ücretleri ile ödemesi gereken ücretlerden kaçınmaktadır… geçen sene bütçeye bu konuda toplanabileceği düşünülerek 750 bin TL konmuş ama Kasım sonu itibari ile toplanabilen 280 bin TL!
Bu ekonomik tablonun böyle yönleri de var…
Ekonomik anlamda durum şu aşamada bu…

Lefkoşa Belediyesindeki son ekonomik durumu, kamuoyunun bilgilenmesi açısından yazalım…

Lefkoşa Belediyesinde TİS ile bütçeye gelecek ek yük tartışması

YKP’nin Lefkoşa Belediye Meclisi üyesi Murat Kanatlı, sosyal medyadaki paylaşımı ile Lefkoşa Belediye Başkanı Mehmet  Harmancı’nın sosyal medyadaki suçlamalarını yanıtladı:

Kamuoyunun doğru bilme hakkı vardır.

1- Lefkoşa Belediye Başkanı 27 Kasım 2014’te hiçbir Belediye Meclisi üyesini bilgilendirmeden, mevcut olan Toplu İş Sözleşmesi Komisyonu üyesi Belediye Meclisi üyelerinin tartışmasına getirmeden kendi önerilerini sendikaya iletti, demokrasi bu mudur?

2- Bu yapılan önerilerde, çalışanın birçok hakkı ile ilgili ciddi budamalar vardı, sendika birçoğunu reddetti, emekten yana olmak bu mudur? Herkes kendisi görebilsin diye Lefkoşa Belediye Başkanının önerilerini buradan okuyabilirsiniz:

https://drive.google.com/open…

3- Plan yapmaması belediyeye ciddi sorunlar getirdi ama hala öğrenilemedi, belli. Kasım 2014’te Kentsel Ulaşım sınıfı kaldırılsın diye öneri sunuldu, Aralık’ta bu sendika tarafından kabül edilse Belediyenin artık hiçbir Kentsel Ulaşım personeli olmayacaktı. Ama Eylül 2015’te Lefkoşa Toplu Taşımacılık diye yeni şirket kurma çalışması için Meclisinden yetki alındı, bu hayata geçerse Kentsel Ulaşım personeline iş verebilecek noktaya gelinecek! Bu nasıl öneri, bu nasıl planlama? İş gücü planlaması ve hizmet şeması istenmesine hala tepkiyi anlamakta zorluk çekiyoruz. Yeni yapılacak sınıflandırmalarda benzer sorunlar çıkmasından kuşku duyduğumuzu dile getiriyoruz, öfkeli cevaplarla karşılanıyoruz.

4-Rakamlarla oynayarak sorunu yokmuş gibi yapmak demogoji değil mi? Maliye Şubesi sorumlusunun da olduğu TİS Komisyonu toplantısında Sosyal Sigorta ve İhtiyat Sandıkları yatırımları ile birlikte aylık 60-65 bin TL yeni sınıflandırmanın ek yük getireceği konuşulmadı mı? Bu tüm bir yıl ödemelerine yayıldığında 750-800 bin TL’ye denk gelmez mi? Cuma günü olan Belediye Meclisi toplantısında ‘bu çalışanların hakları olduğunun farkındayız ama günün sonunda bu bütçeye böylesi ek bir yük getiriliyor, bunun kaynakları da konuşulması gerekir, Bütçe Komisyonuna gelip orda da değerlendirilmiş olması ve daha sonra bunun Belediye Meclisine mali yönü ile de gelmesi gerekirdi’ dememize rağmen, sanki sınıflandırmalara karşıymışız gibi kamuoyuna “şikayet” demagoji değil mi?

5- Ben ilk baştan itibaren Maliye Şubesinden yazılı net rakam isterken, verilen yetersiz rapor aslında bir şeyleri saklama telaşı sayılmaz mı? Madem 1 milyon TL değil, sınıflandırma ve TİS’teki diğer düzenlemelerin 2016 yılı bütçesine ne kadar yansıyacağını açıklayın!

6- Tarihine sahip çıkıldığı söylenen TKP, 1975’lerde “Bütçe meclise” kampanyalar yapmaktaydı. Bugün bir imza ile 2016 yılı bütçesine ekstra bize toplantılarda belirtilen rakamlarla 1 milyon TL’ye yakın ek yük geliyor, “bütçe komisyonu bunun için çalışsın” dendiğinde bize karşı saldırganlığı anlamak mümkün değil. Ayrıca bu, canlı bir yük olacak, 2017 yılında artacak bir milyon kusur olacak, 2018 o da artacak, Belediye Meclisi üyeleri, Belediyeler Yasasından gelen bütçe ve kesin hesapları inceleme, bunlar için karar verme hakkı için talepte bulunmasına öfke neden? Son bir yıllık Lefkoşa Belediyesi bütçe performansı gösteriyor ki en küçük bütçe artışı bile kaldıracak durum değildir, bu koşullarda kaynağı nerden bulunacak sormak suça mı giriyor?

7- Meclisler tarihlerinin en başından beri temelde bütçe denetleme mücadelesi üzerinden de şekillendi, ilk başta seçilmişler kralların, imparatorların uygulamalarını bütçe denetimleri ile kontrol altına almaya çalıştılar, kralların, yeni tip kralların iki dudağı arasında milyonlar harcanmasın diye “bütçe meclise” mücadelesi dün verildiği gibi bugün de verilecek…

Ne emeğin haklarından, ne adaletten ama ne de demokrasiden asla taviz vermeyeceğiz, bizim anladığımız sol anlayış bunu gerektirir…

Lefkoşa Belediye Başkanı Mehmet  Harmancı’nın paylaşımı


Lefkoşa Belediye Meclisi üyesi Onur Olguner’in paylaşımı


Lefkoşa Belediye Meclisi üyesi Sonuç Koyuncu’nun paylaşımı


Havadis Gazetesinde çıkan konuya dair haber
http://www.havadiskibris.com/Haberler/kibris/ltbye-1-milyonluk-ek-kulfet/66978

havadis

Lefkoşa Belediye Meclisi üyesi Murat Kanatlı’nın Toplu İş Sözleşmesine red gerekçesi

Murat KanatlıYKP’nin Lefkoşa Belediye Meclisi üyesi Murat Kanatlı, sosyal medyadaki paylaşımı ile 2015-2016 yılı Toplu İş Sözleşmesine red gerekçesini açıkladı. Açıklama şöyle:

Lefkoşa belediye meclisinde toplu iş sözleşmesi oy çokluğu ile geçti… ben red oyu verdim, red gerekçem:
“Ortaya çıkan BES ile imzalanacak olan 2015-2016 yılları kapsayacak Toplu İş Sözleşmesi’nin içeriğine yönelik red gerekçemi oluşturacak önemli bir sorun yoktur fakat usulüne yönelik gerekçelerle red oyu veriyorum.
Yeni TİS ve ona bağlı oluşacak sınıflandırmalar toplamda yıllık bütçeye 1 milyon TL üzerine ek yük getirecektir. Halen yürürlükteki mevzuatın yani yasa ve tüzüklerin genel ruhuna bakılırsa, Başkan ve hatta Kira İhale Komisyonuna çok dar bir bütçeden rakam kullanma yetkisi vermiştir. Böylesi koşullarsa yeni imzalanacak TİS’in Bütçe Komisyonunda görüşülerek ayrıca bu yönü ile de Belediye Meclisine gelmesi gerekmekteydi.
Yeni TİS ve ona bağlı oluşacak sınıflandırmalar ve işçilerin bu sınıflara yerleştirilmesi konusunda da, önce işgücü planlaması ve hizmet şeması oluşması daha sonra işçilerin bu yeni sınıflara yerleşim sağlanmalıydı. Belediye Meclisin görevleri arasında “Belediye çalışma plan ve programlarını karara bağlamak” (Belediyeler Yasası 48(1)) olduğundan böylesi kapsamlı yeniden işçilerin sınıflarına yerleşim bir plan dahilinde belediye meclisinin onayı ile karara bağlanması gerekmekteydi.
Usul yönünden sorunlu bu iki nedenden dolayı red oyu veriyorum.”