ykp gençlik

Anti-Militarist Barış Harekâtı Afrika Gazetesine tehditleri kınamak için eylem yaptı

Anti-Militarist Barış Harekâtı, Afrika gazetesine yönelik “tehditleri” kınamak ve gazeteyle dayanışmasını ortaya koymak amacıyla 31 Ağustos, Salı günü saat 14’de eylem yaptı. Eylem sırasında yapılan açıklamada, Afrika gazetesine yönelik eleştirilerde de bulunuldu.

Baraka Kültür Merkezi, BKP Gençlik Kolları, Doğa Dostları Derneği, Kıbrıslı Gençlik Platformu, YKP Gençlik ve Bağımsız Genç Aktivistler’den oluşan Anti-Militarist Barış Harekâtı temsilcileri, Afrika Gazetesi önünde toplandı. Eyleme, Afrika gazetesi yazarlarından Mehmet Levent de katıldı.

Ellerinde “Tatil Bitti Ayşe Evine Dön” pankartı bulunan eylemciler, Afrika gazetesi önünden TC Elçiliğine yürüdü. Eylemciler, elçilik kapısı önünde bir bildiri okuyup sloganlar atarak yeniden Afrika gazetesi önünde döndü ve burada eyleme son verdi.

Elçilik önünde Anti-Militarist Barış Harekâtı adına okunan açıklamada, “ülkedeki işgal rejiminin,  toplumsal muhalefet üzerinde uygulanan baskı, sindirme ve yıldırma politikalarıyla kendini her geçen gün daha da açık bir şekilde gösterdiği” vurgulandı. Açıklamada, Anti-Militarist Barış Harekâtı tarafından düzenlenen “Dikkat Askersiz Bölge” konser sürecinde yaşananlarla ilgili eleştirilerde bulunularak, konserle ilgili gelişmelerden sonra, basında yer alanlara yönelik eleştiriler de yapıldı.

Okunan açıklamanın tamamı şöyle:

Ülkemizdeki işgal rejimi, toplumsal muhalefet üzerinde uygulanan baskı, sindirme ve yıldırma politikaları ile kendisini her geçen gün daha da açık bir şekilde göstermektedir. Toplumsal muhalefetin çeşitli unsurlarına yönelik gerçekleştirilen gözaltılar, açılan davalar ve baskılar; basına dayatılan karartma ve sansür politikaları ve ifade özgürlüğüne yönelik yasaklar! Bunların tümü tek ve aynı kaynaktan yönetilmekte, organize edilmektedir.  Bizler bugün bir kez daha bu kaynağı işaret ve teşhir etmek amacıyla bir araya gelmiş bulunmaktayız.

UBP’nin iktidar koltuğuna oturmasıyla birlikte ülkemizde rejime karşı mücadele eden birçok aktivistin üzerinde soruşturma, gözaltı ve dava terörü estirilmeye başlanmıştır. Bunun en yeni ve taze örneği ise “Dikkat askersiz bölge” konser sürecinde yaşananlardı. Bu süreçte Anti-Militarist Barış Harekâtı sergilediği irade ve soğukkanlı duruşu ile konseri büyük bir coşku ve başarı ile gerçekleştirmişti.

Bunun hemen ardından örgütler tarafından ortak bir değerlendirme metni yazılmış ve konser süreci ile ilgili ortaklaşılan görüşlere değerlendirme metninde yer verilmişti. Bu metinde basın da bir yandan duyarsız ve suskun tutumu nedeniyle, diğer yandan da haberi veren gazetelerin haberi veriş biçimlerinden dolayı eleştirilmişti. Bunlarından biri de Türkiyeli göçmenleri ötekileştirici ve çatışmacı bir dil kullanarak, kötümser bir atmosfer yaratarak konser haberini işlemiş olan Afrika gazetesi idi. Bizler hala bu düşüncelerimizin arkasındayız.

Fakat üzücü olan esas unsur, bu eleştirilerin ardından Afrika gazetesinin Anti-Militarist Barış Harekâtı ve bizzat kişilere yönelik neredeyse “bel altı” diyebileceğimiz saldırılarda bulunması idi. Bu ülkede rejime ve işgale karşı yayınlar yapmış ve bu uğurda bedeller ödemiş Afrika gazetesinin eleştirilere kapalı olması ve sol örgütlere karşı başlattığı karalama kampanyası çevremizce üzüntüye ve hayal kırıklığına neden olmuştur. Bizlerin beklentisi icazetsiz bir gazete olan Afrika’nın bu süreçten sonra her yönüyle özgürce düşüncelerimizi ve eleştirilerimizi ifade edebilecek bir zemin yaratması yönünde iken; gazete tam tersini, hem de çarpıcı bir biçimde tam tersini gerçekleştirmiştir.

Fakat öte yandan konser sürecinin ardından Afrika gazetesi işgal rejiminin en pis ve yoz bir unsuru olan uyuşturucu trafiğini ve arka plandaki kirli ilişkileri ortaya çıkartmış ve bunun üzerine yürümüştür. Gazetecilik ve mücadele anlamında her ne kadar Anti-Militarist Barış Harekâtı ve kişilere yönelik tavrı tarafımızca kabul edilemez olsa da, Afrika’nın son yaptığı yayınlardan dolayı aldığı tehditler de asla kabul edilemezdir. Uyuşturucu trafiğini ve perde arkasındaki kirli ilişkileri ortaya çıkaran Afrika gazetesi aslında ülkemizdeki işgal rejiminin bir başka dayanağını da su yüzüne çıkartmıştır.

Bizler Anti-Militarist Barış Harekâtı bileşenleri, Baraka Kültür Merkezi, Kıbrıslı Gençlik Platformu, Doğa Dostları Derneği, YKP Gençlik ve BKP Gençlik Kolları olarak Afrika gazetesine yönelik mafya baskısının ve tahditlerin karşısındayız. Bu anlamda Afrika gazetesi ile dayanışma içerisindeyiz. Ülkemizdeki basın, medya odakları bir yandan bizzat işgal rejiminin resmi kurumlarından aldıkları talimat ve baskılarla muhalefete yönelik karartma ve çarptırma politikalarını uygularken öte yandan da Afrika örneğinde olduğu gibi bizzat mafya tehditleri ile karşı karşıya kalmaktadırlar. Basın özgürlüğünün ve ezilenlerden yana haklar haberciliğinin savunucusu olan bizler başta Afrika gazetesine yönelik tehditler olmak üzere, medya sektöründeki gerek çalışanlar gerekse de bizzat gazetelerin üzerinde olan baskıların ve dayatmaların karşısındayız, bunlara karşı mücadele içerisindeyiz. Bu nedenden dolayı tüm anti-demokratik gelişmelerin esas kaynak olan TC Elçiliğinin önündeyiz!

Soruşturmalar, gözaltılar, baskılar bizi yıldıramaz. Ankara elini yakamızdan çek!

Anti-Militarist Barış Harekâtı
Baraka Kültür Merkezi, BKP Gençlik Kolları, Doğa Dostları Derneği, Kıbrıslı Gençlik Platformu,
YKP Gençlik ve bağımsız genç aktivistler

Anti-Militarist Barış Harekâtı polis baskısını kınadı: YILDIRAMAYACAKSINIZ

Anti-Militarist Barış Harekâtı adıyla bir araya gelen Baraka Kültür Merkezi, BKP Gençlik, Doğa Dostları Derneği, Kıbrıslı Gençlik Platformu, YKP Gençlik ve bağımsız genç aktivistler, 14 Ağustos 2010 Cumartesi günü “tatildeki Ayşe” teması ile bir konser düzenlemişti.

26 Ağustos 2010, Perşembe günü saat 14:00’te örgüt temsilcilerinin katılımı ile konserin organizayonu öncesi ve sonrasında sürmekte olan polisin tavrını kınamak amacıyla Polis Genel Müdürlüğü önünde kitlesel bir basın toplantısı düzenlendi. Basın toplantısında DAÜ-BİR-SEN ve KTÖS de destek verdi…

Basın toplantısında okunan metin şöyle:

14 Ağustos’ta, Kıbrıs’ta süren işgalleri protesto etmek için bir konser düzenlemek amacıyla bir araya gelen Baraka Kültür Merkezi, BKP Gençlik Kolları, Doğa Dostları Derneği, Kıbrıslı Gençlik Platformu ve YKP Gençlik bu amacına uygun, kitlesel, coşkulu katılımı yüksek bir etkinlik vermenin keyfini çıkarmaktadır.

Gerginlikten uzak, herkesin farkındalıklarına saygılı, çatışmadan kaçınan tavırlarımıza rağmen Kıbrıs’ın kuzeyindeki rejim tarafından konser öncesi başlatılan ve son dönemde polis terörüne dönen davranışlar kabul edilemez…

Her zamanki tavırlarından zaten bahset çok da anlamlı değildir ama bir kez daha not düşmek için söyleyelim ki ileri teknoloji zoomlu fotoğraf makineleri ile eylemlerin içinde, 3-5 metreden yaptıkları fişleme eylemleri bizi yıldırmadı, bundan sonra da etkisi kısıtlı olacaktır. Ama kitlesel eylemlerin içine girip koca koca zoomlu fotoğraf makineleriyle gerçekleştirdikleri provokasyonlarına kontrol dışı tepki olması halinde de, bunların bize mal edilemeyeceğini bugünden bir kez daha söylemek isteriz.

Geçmişte 1-2 sivlil giyimli polis memuru aracılığı ile yapılan fişlemelere artık direk askerin Sivil İşleri de dahil olmuştur. Bunun yanında Sivil Savunma ve TC Elçiliği istihbarat elemanları da her eylemde cirit atmaktadır. Her eylemde elini nere atsan kameralı bir “sivil”e çarpması muhtemeldir. Bu da, amacın yalnızca fişlemek değil taciz etmek, korkutmak, yıldırmak olduğunu gösteriyor ki buna karşı tüm demokratik kitle örgütlerini, siyasi partileri herkesin ifade özgürlüğünü özgürce, baskı altında kalmadan, tehdit edilmeden kullanabilmesi için mücadele etmeye çağırıyoruz…

Baskı, tehdit yıldırma işleri yalnızca bunlar değildir. Başkaları için suç olmayan, dava açmaya gerek görünmeyenler konular bu süreçte suç olmuş ve 2 arkadaşımıza dava açılmıştır.

“Yetkili makamlardan izin almaksızın afiş asmak” gerekçesi ile Nevzat Hami ve Eyyüp Sabih Benzetsel’e dava okunmuştur.

İddia edilen suç mahalli Dereboyu’ydu. 11 Ağustos’ta bildiri dağıtımı sırasında bazı arkadaşlarımızın daha önce afiş asılan yerlerin yanlarına, 14 Ağustos’ta düzenlenecek Bandista’nın da konser vereceği etkinliğinin afişini asmasına karşı “bir kısım” arkadaşımıza “yetkili makamlardan izin almaksızın afiş asmak” suçlaması getirilerek dava açılması kara mizah örneğinden başka bir şey değildir. Benzer konser ve etkinlik poster ve benzeri basılı materyallerinin sürekli ve yoğun olarak asıldığı Dereboyundaki Caddeye afiş asmak başka herhangi biri için “yetkili makamlardan izin almaksızın afiş asmak” suçlamasını içermezken –ki bizimle ayni gün bizden bağımsız başkaları başka bir etkililiğin afişi de asmaktaydılar, ayni yerlerin yanına bizim asmamızın izin gerektirmesi ve olmadığı için dava açılmasının tek anlamı vardır, polisin siyasal tercihi… Polis siyasi tercih yaparak taraf olmakta ve kasıtlı olarak baskı uygulamak için bu dava sürecini başlatmaktadır ama susacağımızı düşünürlerse yanılırlar, bu eskimiş methodlar bizleri yıldıramaz…

Ancak süreç bununla da kalmadı sonrası resmen polis terörüne döndü ki buna da herkesin tepki vermesi gerekir. Yeni Kıbrıs Partisi Yürütme Kurulu üyesi de olan, tüm kimlik bilgileri ve adresi poliste bulunan Nevzat Hami 2 dakikalık ifade için 4 saat polis tarafından özgürlüğünden mahrum bırakılmış, fiili gözaltı gerçekleştirilmiş, sonrasında da güneye geçişi engellenmiştir.

18 Ağustos, Çarşamba günü saat 16:35 sıralarında Kermiya geçiş noktasından güneyden kuzeye geçiş sırasında Lefkoşa Polis Merkezinden birilerinin gelip dava okuyacağını söylenerek, orda bulunan karakoluna alınan ve 5 dakika beklemesi söylenen Nevzat Hami burada bir buçuk saatten fazla bekletilmiş hatta bu bekletme sırasında karakol olarak kullanılan odadan sigara içmek için bile dışarıya çıkmasına izin verilmemiştir. Saat 18:10 civarlarında ‘aranan azılı suçluyu almaya geliyorlarmış’ gibi ikisi sivil giyimli 3 polis memuru gelip davanın Lefkoşa Polis Merkezinde okunacağını, oraya gidilmesi gerektiği belirterek, Nevzat Hami’yi polis nezaretinde saat 18:20 civarında Lefkoşa Polis Merkezine getirdiler. Buna rağmen ifadesi saat 20:20 civarında alındı, dava okundu ve serbest olduğu söylendi ama serbestlik kuzey sınırları için geçerliydi. Ertesi günü işe gitmek için güneye geçmesi gerektiğinden ayni gece saat 21 civarında geçiş noktasında Nevzat Hami’nin kendisinin yaptığı tespitte güneye geçişinin yasak olduğunu öğrendi, yani 4 saatten fazla özgürlüğü keyfi olarak engellenen Nevzat Hami’nin rejimin yurtdışı saydığı güneye geçişi de mahkeme kararı olmaksızın engellendi. Daha sonra YKP Yürütme Kurulu Sekreteri Murat Kanatlı’nın durum tespiti için Lefkoşa Polis Müdürlüğü ziyareti sırasında, bu engellemenin geçici olduğu ve dava okunduktan sonra kalktığı ama Polis’in bilgisayar ağının bu yeni durumu geçiş noktasındaki yetkililere aktarmasında teknik sorun(!) olduğu saat 23:30’da nöbetçi polis amiri ile yapılan görüşmede belirtildi. Bu ziyaret sırasında polis, hak ihlallerine devam etmiş, durum tespiti için işlem yapan polislerin bilgisi rica edilmesine rağmen “Ercan Çavuş deyin de herkes beni bilir” denerek bilgiye ulaşma hakkı da engellenmeye çalışılmıştır. Her resmi görevlinin yaptığı işleminin karşılığı şikayet edilebilmesi, kişinin maruz kalacağı kötü muamelenin soruşturulma akıbetini takip edebilmesi için karşısındaki resmi yetkilinin kimliğini açık olarak bilme hakkı vardır. Belli oluyor ki keyfilik, dayatmacılık, zorbalık, “bize bir şey olmaz”, “şikayet etseniz de bir şey olmaz” tavırları polisteki tüm kesimlere sirayet etmiştir. Meclis önündeki eylemlerde polislerin isimliklerini çıkarma emrini veren ayni zihniyettir. Bu, polisi denetlemeden kaçırma yani polise “ne istersen yap, ben seni gizlerim, korurum” diyen mantıktır ki bu polis devleti olmanın en büyük kanıtıdır. Polis sistematik olarak hak ve özgürlükleri çiğnemeyi, keyfi uygulamalar yapmayı daha sık adet edinmiştir. Bu çok ciddi tehlikeleri ihtiva etmektedir. Bu zihniyete karşı mücadele edilmelidir.

18 Ağustos’ta Nevzat Hami’nin yaşadığı süreçle İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin 9,11, 13 ve 19. Maddeleri açıkça ihlal edilmiştir.

Madde 9- Hiç kimse keyfi olarak yakalanamaz, tutuklanamaz ve sürgün edilemez.

Madde 11 – 1. Kendisine bir suç yüklenen herkes, savunması için gerekli olan tüm güvencelerin tanındığı açık bir yargılama sonunda, yasaya göre suçlu olduğu saptanmadıkça, suçsuz sayılır

Madde 13 – 1. Herkesin bir devletin toprakları üzerinde serbestçe dolaşma ve oturma hakkı vardır.

2. Herkes , kendi ülkesi de dahil olmak üzere, herhangi bir ülkeden ayrılmak ve ülkesine yeniden dönmek hakkına sahiptir.

Madde 19- Herkesin düşünce ve anlatım özgürlüğüne hakkı vardır. Bu hak düşüncelerinden dolayı rahatsız edilmemek, ülke sınırları söz konusu olmaksızın, bilgi ve düşünceleri her yoldan araştırmak, elde etmek ve yaymak hakkını gerekli kılar.

Kimsenin mahkeme kararı olmaksızın Kıbrıs’ın kuzeyinden çıkışı engellenmemelidir, bu yönde var olan düzenleme de varsa, polis tarafından bunun kötüye kullanıldığı anlaşılmaktadır, polisteki bu keyfilik, siyasi tavır alma, denetlemeden kaçma halleri devam ettiği, polis devleti kuralları sürdüğü sürece polisin eline verilecek ucu açık yetkilerin polis tarafından kötüye kullanılacağı açıktır, geçmişte bununla ilgili birçok örnek yaşanmıştır. Bu nedenle hak ve özgürlüklerimizin korunması için polisin keyfi tavrı engellenmelidir, buna karşı mücadelede kararlıyız…

Bizler, Baraka Kültür Merkezi, BKP Gençlik Kolları, Doğa Dostları Derneği, Kıbrıslı Gençlik Platformu ve YKP Gençlik olarak başlattığımız mücadelelerimizi sürdürmekte kararlıyız, hiçbir baskı methodu bizi yıldıramaz.

Bir kez daha söylüyoruz susmadık, susturamayacaklar, mücadele sürüyor, sürdüreceğiz…

Anti-Militarist Barış Harekatı eylemi değerlendirdi: “gelecek sene 14 Ağustosta da yine meydanlarda olacağız”

Baraka Kültür Merkezi, BKP Gençlik, KGP, YKP  Gençlik, Doğa Dostları Derneğinin oluşturduğu Anti-Militarist Barış Harekatı Ayşe evine dön eylemini değerlendirdiği Baraka Aktivisti Hasan Yıkıcı imzalı açıklama şöyle:

‘Ayşe’ pabucu yarım çık dışarıya ‘dans’ edelim!

Anti-militarist Barış Harekatı’nın organize ettiği “Dikkat Askersiz Bölge” konseri geçtiğimiz Cumartesi başarı ile gerçekleştirildi. “Tatil bitti, Ayşe evine dön” teması ile gerçekleştirilen etkinlikte sırasıyla Gommalar Müzik Savaşçıları, Özgür, Sol Anahtarı ve Bandista sahne aldı. Sahne alan gruplar ve kişiler etkileyici performansları ile işgal karşıtı, anti-militarist ve anti-kapitalist sloganlara güç ve anlam kattılar.

Türkiye’den Kıbrıs’a tüm kültürel, ideolojik ve dini anlam ve değerlerin ithal edildiği bir ortamda  Bandista grubunun sahneden “biz buraya devrimcilik ithal etmek için değil, buradaki devrimcilerle dayanışmak için geldik” demesi enternasyonalist anlamda önemli bir mesaj olmakla birlikte, Kıbrıs ve Türkiye halklarının emperyalizme ve kapitalizme karşı ortak mücadelesi anlamında da ayrı bir değer taşıyordu.

Konserin örgütlenme çalışmaları sürerken iki arkadaşımıza afiş astıkları gerekçesiyle emniyet tarafından suç duyurusunda bulunuldu. Ardından son dakikada emniyet ve kaymakamlık tarafından konserin, Barış Manço Park’ında yapılması engellenerek Selimiye Meydanı konser alanı olarak gösterildi. Konser, aktivistlerin yoğun çabaları sonucunda Selimiye Meydanı’nda gerçekleştirildi. Emniyet ve kaymakamlığın tüm engelleme ve sabote etme çabalarına rağmen konser muhteşem bir devrimci coşku ve kitle potansiyeli eşliğinde gerçekleşti. Bandista grubu Kıbrıs ile ilgili yaptığı şarkılarını ilk kez seslendirdi. Kalabalığın attığı işgal karşıtı ve anti-kapitalist sloganlar sahneden yükselen ezgilere karışarak şehrin sokaklarında yankılandı. Egemenler tarafından uygulanmak istenen tüm baskı ve korkutma girişimlerine rağmen Selimiye Meydanı’nda insanlar ayaklarını yere vura vura dans ettiler, özgürlüğün şarkılarını söylediler…

Konserin hem örgütleme sürecinde hem de hemen ardından yaşananlar egemen bloğun baskıcı ve antidemokratik yüzünü bir kez daha çıplak bir biçimde göstermiştir. Farklı seslere tahammül edemeyenler veya bundan korkanlar bir yandan yıldırma politikaları izlediler, diğer yandan da başta medya aracılığı ile görmemezlikten gelerek, yok saymaya çalıştırlar. Bu süreç içerisinde yalnızca birkaç unsur göze en fazla çarpanlardı :

  • Medyanın görmemezlikten gelmesi! Sağcı, milliyetçi medya odaklarını geçtik. Kendisini demokrasi ve barış yanlısı olarak ifade eden, bağımsız gazetecilik yaptığını savunan medya odakları dahi bu süreci görmemezlikten gelerek, gazetelerinde ya hiç yer vermediler ya da olayın tüm politik içeriğini boşaltarak magazinsel bir unsura dönüştürerek (Yenidüzen gazetesi) verdiler. CTP’nin kendisinin dışında seslere ve farklılıklara tahammül edememesi ve adadaki işgale karşı bir tavır alamaması böylelikle yine kanıtlanmış oldu. Bu, her iki koşulda da medyanın bu süreçte sınıfta kaldığını, hak odaklı habercilik anlayışı bir yana, etik kaygılar bile gütmediğinin göstergesidir. Fakat bu medyamızın alamet-i farikasının bir yanı. Öte tarafta ise Afrika gazetesinin haberi verme biçimi var ki, okuyanların tüylerini diken diken eder. Tamamen çatışmacı bir dil ile yazılan haber metni, konserin temsilini etkinlikte olay çıkmaması üzerinden işliyor. Haberdeki “Türkiyelilerin yoğun bulunduğu bölgede gerçekleşen konser” ve “olaysız geçti” ibreleri bir yandan Türkiyelilere karşı dışlayıcı ve ötekileştirici anlamları taşırken öte yandan da konserin içinde taşıdığı mesajla bire bir zıtlık güdüyordu. Konserde halkların dayanışması ve ortak mücadelesi mesajları ön plana çıkarken, Afrika gazetesi sanki bunlar hiç olmamış gibi “Türkiyelilerin yoğun yaşadığı bölgedeki konser olaysız geçti”  demeyi tercih etti. Diğer taraftan Bandista’nın enternasyonal dayanışma mesajını ve  halkların kardeşliği vurgusunu öne çıkarmayıp gelecek  14 Ağustos ile ilgili önerisini ön plana çıkarması ve tüm karamsar ve kötümser haber dilinin ortasında buna -hedef gösterircesine- yer vermesi çevremizce rahatsızlığa sebebiyet vermiştir. Diğer taraftan ise haberdeki fotoğraflar ile spotların bir birini tutmaması, Günün Kahramanı bölümünde Bandista yazıp Sol Anahtarının fotoğrafının çıkması habercilik sorumluluğunun ne kadar önemsendiğini sergilemektedir. Diğer bir nokta ise Afrika Gazetesinin organizatör örgütlere yer vermesine rağmen KGP ve Doğa Dostları Derneğini haberin dışında bırakmasıdır. Üzücü olan bire diğer unsur ise etkinliğin ana sloganlarından biri olan “Ankara elini yakamızdan çek” sloganını gazetenin yanlış yazmış olmasıdır.

Bizler her iki durumda da (hem yok saymak hem de haberi özensiz ve içinin boşlatılarak verilmesinde) bunun gazetecinin, muhabirin hatası olabileceğini düşünmüyoruz. Bunun tamamen bilerek ve isteyerek, editöryal bir tercih veya yukarıdan gelen bir talimatın sonucunda  olduğunu düşünmekteyiz.

  • Medyamızın zat-ı muhteremlerden aldığı talimatlar doğrultusunda ‘görevini’ başarı ile yerine getirmesi tek başına yeterli olamazdı kuşkusuz. Polis, emniyet ve kaymakamlık da ‘görev’ başındaydı. Konserden önce gerçekleştirilen “Dereboyu yürüyüşünde” iki arkadaşımız afiş astıkları gerekçesi ile ertesi gün polis karakoluna çağrılarak haklarında suç duyurusunda bulunuldu. UBP hükümeti ‘iş başına’ geldi geleli demokrat ve devrimci kesimler üzerinde uygulanan soruşturma ve dava terörü yine egemenler tarafından bir baskı ve yıldırma aracı olarak karşımıza çıkartıldı. Diğer bir yıldırma unsuru ise son dakikada Kaymakamlığın Barış Manço Park’ında ‘meskun mahal’ gerekçesi ile konserin yapılmasını yasaklayarak, yer olarak Selimiye Meydanı’nı göstermesiydi. Bir yandan son gün konserin yapılacağı yerin duyurularını yenilemeye çalışırken diğer yandan da Ramazan ayından dolayı konserin saatinin ileriye alınması organizasyonda aksamalara neden olsa da yine de egemenler amaçlarına ulaşamadılar. Konser camide kılınan namazdan sonra, Selimiye Meydanı’nda coşkuyla gerçekleştirildi. Hatta ‘emniyetin bize attığını sandığı kazık kıyağa bile dönüşmüştü!’

Velhasıl kelam bir 14 Ağustos daha geride kaldı Bizler gelecek sene 14 Ağustosta da yine meydanlarda olacağız. Ayaklarımızı yerlere vura vura dans edecek, avazımız çıktığı kadar sloganlarımızı atacak, özgürlüğün şarkılarına eşlik edeceğiz.

Hani o türküde diyordu ya “halk isyanı coştukça askerler kaçar oldu.” İşte tam da öyle…

Not: Bu vesile ile en sıkışık zamanımızda bizlere yeri doldurulamaz katkılar yapan bölgedeki Galif Meyhanesi ve HASDER’e çok teşekkür ederiz.

Anti-Militarist Barış Harekâtı: son, son, son işgallere son!

Türkiye’nin 1974’te 2. askeri Harekâtın başladığı yani Ayşe’nin tatile çıktığı gün olan 14 Ağustos’un yıldönümünde, anti militarist ve barış sloganların eşliğinde Kıbrıs’taki barış ve işgal karşıtı mücadeledeki tarihi bir günü Selimiye Meydanı Kıbrıs’ın her iki yanından yüzlerce kişinin katılımı ile yaşadı; Ayşe’ye tatilin çok uzadığı mesajı net olarak verildi… Gecede yalnızca Türkiye işgali değil, adadaki diğer tüm yabancı orduların varlıkları ve sürdürdükleri her türlü işgal, gerek sloganlarla ve asılan pankartlarla, gerekse sahneden yapılan konuşmalarla kınandı, ve sona erdirilmesi talep edildi…

Anti-Militarist Barış Harekâtı adıyla bir araya gelen Baraka Kültür Merkezi, BKP Gençlik, Doğa Dostları Derneği, Kıbrıslı Gençlik Platformu, YKP Gençlik ve bağımsız genç aktivistler, 14 Ağustos 2010 Cumartesi Lefkoşa’da surlariçinde Selimiye Meydanında “tatildeki Ayşe” teması ile barış, anti-militarizm, bağımsızlık ve halkların kardeşliği özleminin vurgulandığı bir konser düzenledi. Türkiye’de devrimci müziğin öncülerinden olan ve kendine has tarzıyla tanınan Bandista ve Kıbrıs’ın kültürel değerlerini devrimci müzik ile harmanlayan Sol Anahtarı, protest rap müzik yapan genç sanat aktivisti Özgür ile Gommalar Müzik Savaşçıları gecede sahne aldı…

Daha önce Barış Manço Parkında olacağı duyurulan ancak “meskûn mahal” olduğu gerekçesi ile ses yükseltici kullanılmasına izin verilmeyen ve bu nedenle kendilerine önerilen Selimiye Meydanında konser yapmayı kabul eden örgütler ve aktivistler, burada da bir kez daha duyarlılık göstererek Meydanın bitişiğindeki camideki namazı da göz önüne alarak konseri biraz gecikmeli olarak başlatarak gerçekleştirdiler. Saat 21 civarında yapılan anons ile duyarlılıklar göz önüne alındığı belirtilerek konserin 22’de başlayacağı anons edildi.

Saat 22:30’da önce Gommalar Müzik Savaşçıları sahneye çıktı ve daha sonra Özgür… Özgür’den sonra ise Sol Anahtarı sahne aldı. Özgür ve Sol Anahtarı sahnedeyken Bandista’nın yeni bir EP (extended play) albümünün ipuçlarını verdiler… Bandista ise sahneye çıktığında Kıbrıs ana temalı EP’lerinin kendilerinin sahne alması ile ayni anda internet sitelerinden de ücretsiz olarak indirilebilecek duruma geldiğini, canlı olarak ise alandakilerin ilk kez dinleyeceğini duyurdu.

Bandista konser öncesi yaptığı kısa konuşmada konsere katılmalarını enternasyonal dayanışmanın bir parçası olarak açıkladı. Amaçlarının dışarıdan, Türkiye’den devrimcilik ithal etmek olmadığını söyleyen grup üyeleri enternasyonal dayanışma adına burada bulunduklarını ve Kıbrıs’taki işgale karşı Kıbrıs halklarının mücadelelerini desteklediklerini açıkladılar. Daha sonra Kıbrıs ana temalı yeni EP’de yer alan Gavur İmam İsyanı, Hiçbir Yerin Şarkısı ve Beton Millet Sakarya başta olmak üzere alandakilerin çoğunun ezbere bildikleri “Haydi Barikata” başta olmak üzere onlarca şarkısını gece sonuna kadar söylediler. Gavur İmam İsyanı’nı ise Sol Anahtarını da sahneye çağırarak birlikte seslendirdiler… Hatırlanacağı gibi ‘Dolama’ olarak bilinen şarkı, ‘Gavur İmam İsyanı’ olarak ilk kez Kıbrıslı müzisyen Hamza Irkad tarafından kayıt altına alınmıştı, daha sonra Sol Anahtarı kendi çıkardıkları albümlerinde yer verdiler. Son olarak da Bandista kendi EP’lerinde bu parçaya yer verdi…

Konserde sık sık “son, son, son, işgallere son!”, “Ayşe tatil bitti, evine dön”, “Ankara elini yakamızdan çek” ve “Bağımsız Kıbrıs, bütün halklar kardeştir” sloganları atıldı.

Gecede örgütler kendi standlarını da açtı, kendi pankart ve bayrakları ile alanı süslediler…

Alandaki pankartlar arasında “isyanımız işgale”, “tankların gölgesinde 26 yıl”, “tek yol devrim”, “tek yol feminizm”, “yaşasın halkların kardeşliği” yazanlar dikkat çekiciydi. Alanda konserin ana afişi olan “dikkat askersiz bölge” de pankart olarak yer aldı.

Konser hiçbir gerginlik olmaksızın saat 01:00 civarında sona erdi…

Konser öncesi basın toplantısı

Konser yerinin değiştirilmesi ile ilgili örgüt temsilcileri 13 Ağustos Cuma günü KTÖS lokalinde bir basın toplantısı yaparak konserin Selimiye Meydanında gerçekleşeceğini ve herkesin katılımını beklediklerini açıklamışlardı. Basın toplantısında okunan açıklama şöyleydi:

“Anti-militarist Barış Harekatı adıyla bir araya gelen Baraka Kültür Merkezi, Doğa Dostları Derneği, Kıbrıslı Gençlik Platformu, BKP Gençlik, YKP Gençlik ve bağımsız genç aktivistler olarak bizler “Ayşe Evine Dön” temalı bir konser düzenlemekteyiz. Düşmanlığa karşı barışın, işgale karşı özgürlüğün, sömürüye karşı bağımsızlığın ve ırkçılığa karşı halkların kardeşliğinin sloganlarının yükseleceği konserimizin çalışmaları son hızıyla devam ediyor.

Bilindiği üzere konserimizin Barış Manço parkında yapılacağını duyurmuştuk. Ancak bu konserle duyulmasını istediğimiz ses birilerini pek rahatsız etmiş olacak ki Lefkoşa Türk Belediyesi’nden yazılı izin almış olmamıza karşın Lefkoşa Kaymakamlığı ve Lefkoşa Polis Müdürlüğü gibi bazı yetkili makamlar “meskun mahal” olduğu gerekçesiyle konserin Barış Manço parkında gerçekleştirilmesini engellemeye çalıştılar. Bu duruma karşı yaptığımız girişimler sonucunda konser alanı Selimiye Meydanı olarak değiştirildi. Selimiye meydanının da meskun mahal olduğu gerçeğinden hareketle asıl yapılmak istenilenin konserin gerçekleştirileceği mekanın değişmesi değil, konserin gerçekleşmesinin engellenmesi olduğu açık bir şekilde anlaşılmaktadır. Ancak bizlerin kararlı duruşu karşısında egemenler etkinlik alanını değiştirmekle yetinmek durumunda kalmışlardır. Bu etkinlikle ifade edilmek istenen barış, anti-militarizm, halkların kardeşliği, sınırsız, sömürüsüz, işgalsiz bir Kıbrıs ve Dünya özlemi ve çabasının önüne geçmek isteyen zihniyet hiç şüphesiz ki bu yoz, köhnemiş, asalaklaşmış, başka ülkelerin tahakkümü altında kalmış sistemin savunucuları olan egemenlerinin zihniyetidir. Sudan gerekçelerle yapılmak istenen etkinliğin organizasyonuna ket vurma çabası içerisinde olan kurumların niteliği, haykırılmakta olan taleplerimizin haklılığını göstermektedir. Bununla birlikte bu haklı savunulardan rahatsız olanlar haksızlığın çığırtkanlığı görevini ne denli içlerine sindirdiklerini de gözler önüne sermiştir. Kıbrıs’ın hem kuzeyi hem de güneyi için aynı duyguları, fikirleri ve talepleri barındıracak olan etkinliğimiz egemenlerin tüm engelleme girişimlerine rağmen gerçekleşecektir. Özgür, bağımsız, işgallerden arınmış, kendi kaderini tayin etme ve ortak bir kültür örme çabasının dile getirileceği ve haklı mücadelemizin alkışlarla, tınılarla, ritimlerle, notalarla, sloganlarla ifade edileceği bu konserin yapılmasına hiçbir gücün engel olamayacağını buradan bir kez daha açıkça belirtiriz. Bandista ülkemize bugün ayak bastı, Sol Anahtarı konser çalışmalarını tamamladı, Özgür en keskin kelimelerini bu konser için biledi, konsere katılacak olanlar yanlarında getirecekleri arkadaşlarıyla, aileleriyle, sevgilileriyle yarın akşam için çoktan sözleşti, ses sistemi ayarlandı, duyurular yapıldı, umut, emek, sevgi, neşe, heyecan, direnç, kararlılık ve bu sayfaya sığmayan başka tüm güçlü duygular ve düşünceler kuşanıldı ve yarın akşam her şeye ve herkese rağmen etkinliğimiz tüm coşkusuyla gerçekleşecek. 14 Ağustos Cumartesi saat 21:00’da Selimiye Meydanı’nda haklı kavgamızın müzikal tarifine tüm halkımız davetlidir.

Bizler orada olacağız, siz de gelin, siz de buyurun.”