YKP’nin de gözlemci üyesi olduğu Avrupa Sol Partisi’nin 3. Kongresi (ASP) 3-5 Aralık’ta Paris’te, La Defense’taki CNIT’da yapıldı, Kongrenin son gününde ASP’nin yeni başkanı Fransa Komünist Partisi Genel Sekreteri Paul Laurent seçildi…
YKP’nin de gözlemci üyesi olduğu Avrupa Sol Partisi’nin 3. Kongresi (ASP) 3-5 Aralık’ta Paris’te, La Defense’taki CNIT’da yapıldı, Kongrenin son gününde ASP’nin yeni başkanı Fransa Komünist Partisi Genel Sekreteri Paul Laurent seçildi… Krize ve neo liberal politikalara karşı Sosyal Avrupa Ajandası başlıklı kongre dokümanın Kıbrıs konusundaki bölümde “Adanın işgalini tamamlamaya yönelik politik bir eylemi olan Türkiye’den Kıbrıs’a nüfus transferi hemen durdurulmalı. Kıbrıs Cumhuriyeti’nin yüzde 37’sini işgal etmiş Türkiye işgali son erdirilmelidir. Türkiye hükümeti Kıbrıs sorununun, Avrupa hukukuna, devletler hukuku ve BM kararlarına uygun, adaletli ve uygulanabilir çözümü için devam eden görüşme sürecine daha fazla pratik katkı yapmalıdır. Kıbrıs’taki tüm taraflar ilgili BM kararları çerçevesinde iki bölgeli, iki toplumlu birleşik bir Kıbrıs için daha faza katkı yapmalıdır” ifadelerine yer verildi…
YKP Yürütme Kurulu üyeleri Murat Kanatlı ve Nevzat Hami ile YKPfem aktivisti ve YKP Parti Meclisi üyesi Faika Deniz Paşa YKP adına kongreye katıldı…
Kongre çalışması öncesi 2 Aralık, Perşembe günü Avrupa Sol Partisi’nin Yürütme Kurulu toplantısı yapıldı ve Kongre ile ilgili son çalışmalar değerlendirildi. Yürütme Kurulu toplantısına YKP Yürütme Kurulu Sekreteri Murat Kanatlı da katıldı… 3 Aralık, Cuma günü ise El-fem’in organize ettiği Kadın Meclisi toplantısı yapıldı… Kadın Meclisi toplantısına YKPfem da 2 kişilik delegasyonla katıldı…
Kongrenin ikinci günü olan 4 Aralık, Cumartesi günü çeşitli organlar tarafından hazırlanan raporların tartışılması ve onaylanması, tüzük değişikliğinin onaylanması yanında Kongre delegeler ve konukların da konuşmaları gerçekleşti.
YKP Parti Meclisi üyesi ve YKP-fem aktivisti Faika Deniz Paşa kongrede yaptığı konuşmada Avrupa’da yükselen ırkçılık ve yabancı düşmanlığı konusuna dikkat çekti ve konu ile ilgili Kıbrıs’taki gelişmelerle ilgili bilgi verdi… Paşa, Larnaka’da ırkçılık karşıtı festivaline karşı yapılan saldırıyı da Kongrenin gündemine taşıdı. Paşa, festivale YKP Gençlik’in de katıldığını ve festivalin ana başlığının “Kıbrıslıların ve göçmenlerin krize karşı birliği” sloganı ile yapıldığını söyledi. Paşa konuşmasında Festivalin ırkçılar tarafından saldırıya uğradığını ancak polisin anti-ırkçı festival katılımcılarından 4 Kıbrıslı ve 2 göçmeni tutukladığını ve hükümetin bu konuyu iki marjinal grubun kavgası olarak sunduğu anlattı. Paşa, ırkçılığın ve ayrımcılığın soykırımların yapı taşları olduğunu hatırlatarak, Avrupa halkının Holocaust trajedisi sonrası “bir daha asla” dediğinin altını çizdi. Avrupa Sol’unun kapitalist krizin faturasının göçmenlere, Romanlara ve azınlıklara çıkarılmasına izin vermemesi gerektiği vurguladı. Paşa konuşmasını “eşitsizliğe karşı ve tüm işçilerin haklarını garantiye alan mücadelenin en ön saflarında olmalı; eşitlik ve ayrımcılık karşıtı çalışmanın tüm Avrupa çapında ana akım çalışma olması için mücadele etmeliyiz” diyerek bitirdi…
YKP Yürütme Kurulu Sekreteri Murat Kanatlı ise Kıbrıs sorunundaki son gelişmeleri Kongrenin gündemine taşıdı. Kanatlı, Kıbrıs’ın kuzeyinde işgalin sürdüğünü ve gün ve gün Türkiye’den taşınan nüfusla Kıbrıs’ın kuzeyinin şu aşamada 100 bini Kıbrıslı Türk, 500 bin kişilik aktif nüfusa ulaştığını söyledi… Kanatlı, belki sert bir tanımlama olacağını ama bugünkü durumun pratikteki karşılığının Kıbrıs’ın kuzeyinden Kıbrıslıların etnik temizliği anlamına geldiğini söyledi. Kanatlı, böyle bir tanımlamayı kullandıklarını çünkü 1974 yılında tüm Kıbrıslı Rumların güneye göçe zorlandığını, Kıbrıslı Türklerin ise 74’ten sonra uygulanan politikalarla sürekli olarak kuzeyi terk ettiklerini söyledi.
Taşınan nüfusun hiçbir önlem alınmadığı için daha kötü şartlarda çalışmaya, yani kölelik şartlarında çalışmaya zorlandığını, bunun da Kıbrıs’ın kuzeyindeki çalışma yaşamını da etkilediği ancak YKP’nin emeği ile geçinenlerin hakları için de mücadele ettiği söyledi. Kanatlı, kötüleşen çalışma koşulları ve umutsuzluk ile duş kırıklıklarından dolayı her gün birçok Kıbrıs Türk gencinin ülkenin kuzeyi terk ettiğini söyledi. Bu durumun Kıbrıs’ın kuzeyindeki demografik yapıyı gün ve gün değiştirdiğinin altını çizen Kanatlı, getirilen nüfusun da TC elçiliği tarafından sıkı şekilde kontrol edildiğinin de bilgisini verdi.
Kanatlı Kıbrıs’ın kuzeyinden Kıbrıslıların temizlenmesinin Kıbrıs’ın kalıcı bölünmesi anlamına geleceğini, bunun da Avrupa toprağında savaş koşullarının devam etmesi olduğunu hatırlattı. Kanatlı, Kıbrıs sorunun çözümü ve işgalin sona ermesi için daha aktif dayanışma talep ettiklerini söyledi. Kanatlı konuşmasını “başka bir Kıbrıs’ın mümkün olduğuna inanıyor, nasıl ki başka bir Avrupa’nın mümkün olduğuna inandığımız gibi” diyerek bitirdi…
Krize ve neo liberal politikalara karşı Sosyal Avrupa Ajandası başlıklı kongre dokümanın da karara bağlandığı 5 Aralık’taki son günde ayrıca Kongre kararları da görüşülerek onaylandı. Ajandada Kıbrıs konusundaki bölümde “Adanın işgalini tamamlamaya yönelik politik bir eylemi olan Türkiye’den Kıbrıs’a nüfus transferi hemen durdurulmalı. Kıbrıs Cumhuriyeti’nin yüzde 37’sini işgal etmiş Türkiye işgali son erdirilmelidir. Türkiye hükümeti Kıbrıs sorununun, Avrupa hukukuna, devletler hukuku ve BM kararlarına uygun, adaletli ve uygulanabilir çözümü için devam eden görüşme sürecine daha fazla pratik katkı yapmalıdır. Kıbrıs’taki tüm taraflar ilgili BM kararları çerçevesinde iki bölgeli, iki toplumlu birleşik bir Kıbrıs için daha faza katkı yapmalıdır” ifadelerine yer verildi…
Kongrenin son gününde gelecek dönemdeki Avrupa Sol Partisi başkan ve başkan yardımcılarının seçimi de yapıldı… Fransa Komünist Partisi Genel Sekreteri Paul Laurent gelecek dönemdeki ASP başkanı olarak seçildi. Kongrede ayrıca 4 başkan yardımcısı da Alexis Tsipras (Synaspismos), Marisa Matias (Portekiz Sol Blok), Grigori Petrenco (Moldova Komünist Partisi) ve Maite Mola (İspanya Komünist Partisi) ile yeni mali sekreter Diether Dehm (Die Linke) olarak seçildi.
Kongrede YKP tarafından Kıbrıs ile ilgili sunulan karar tasarısı yanında ayrıca Batı Sahara, Avrupa ve Latin Amerika’daki üsler, Kamusal borçlar, NATO, tasarruf önlemleri politikalar, Romanların durumu, Afganistan savaşı, yoksulluk ve temel gelir için eylem planı, yeni gelişim modeli, Kosova, Latin Amerika, eğitim başlıklarında çeşitli partiler tarafından sunulmuş karar tasarıları komisyonlarda tartışılarak son hallerine getirildi ve Kongreye sunularak onaylandılar…
YKP delegasyonu 5 Aralık, Pazar günü adaya geri döndü…
Dear Comrades,
In the last few days we have listened to our comrades mentioning the struggle against the occupation and war in Iraq and Afghanistan. Unfortunately all these are “new” hot issues, but some “old” occupations are also continuing. Because of the aggression of Israel, most of the people don’t forget the occupation of Palestine.
But at the same time, the occupation of Cyprus also continues. Because of “hard” diplomacy power game, most of the political actors prefer to ignore the occupation of Cyprus. But Turkey continues to occupy one third of the island and Cyprus is a full member of the EU, which means that Turkey occupies European territory.
Turkey is not only occupying but also continues to transfer or encourages Turkish people to move to the northern part of Cyprus. The actual active population of the northern part of Cyprus is 500 thousand and of this only 100 thousand is Turkish Cypriot and the rest are mostly Turkish settlers.
We define this situation as an ethnic cleansing of Cypriots from the northern part of Cyprus with a kind of non-violence, over a long term period. Yes “ethnic cleansing” is a strong terminology but the reality forces us to use this terminology.
In 1974, after occupying the northern part of Cyprus, Turkey forced all the Greek Cypriots to move to the southern part of Cyprus. After 1974 Turkey started to transfer its people but at the same time to continue to keep them attached to her with strong Turkish Embassy bureaucracy and activity.
They use the population as an excuse and change the character of the religion, build more mosques and promote Quran courses so the northern part is more conservative than in the past. The newcomers accept to work in worse conditions similar to slavery conditions, due to lack of legal framework to defend the rights of these workers, so the general working conditions are getting worse and worse. YKP, is also struggleing for the working condition of these people…
Plus the persistent and disappointing political atmosphere pushes mainly the young Turkish Cypriots to migrate from the island, but at the same time new settlers are coming from Anatolia day by day.
So this means changing of the demographic structure of the northern part leading to the non-cypriotness, means the ethnic cleansing procedure continues. This procedure will cause the permanent division of the island, and means that war conditions will continue on European territory.
We ask for more active solidarity for the solution of the Cyprus problem and ending the occupation of Cyprus.
We believe that another Cyprus is possible, like another Europe is possible.
Today Europe facing the capitalist crises we see increase of racism and xenophobia, fuelled in part by rising unemployment, insecurity about the future and a growing number of populist political discourses all over the continent.
In Cyprus, in Larnaca just a month ago an anti-racist festival organized with the theme of “Cypriots and Migrants united against the crisis” that also YKP-YOUTH participated was raided by fascist groups who declared that there were marching against “illegal migration’. During the incident a migrant was beaten up severely and a Turkish Cypriot was stabbed on the chest by the neo-nazis. On the other hand the police managed to arrest six persons, all participants in the anti-racist Festival four Cypriots and two underage migrants while the government tried to justify the attacks by stating that it was just a clash between two marginal groups.
We should remember that the increasing manifestations of racism and discriminations were the building blocks of genocide. We should never forget the promise the people of Europe made after the tragedy of Holocaust: ‘Never again’!
European left should not allow migrant, Roma and ethnic and religious minority workers to be scapegoats for the capitalist crises in order to divert attention from the real causes of the crises. We should be in front line in fighting inequalities and ensuring the protection of rights of all workers and must work towards mainstreaming Equality and anti-discrimination across all EU policy areas in order to achieve social cohesion.
YKP’nin 21. Kuruluş yılında, 29 Ekim, Cuma akşamı Dome Otel’de bir Dayanışma Yemeği düzenlendi.
Cuma günü saat 19’da Kokteyl ile başlayan yemeğe katılım yüksek ve coşkulu oldu…
Kokteyl sırasında bir konuşma yapan YKP Yürütme Kurulu Sekreteri Murat Kanatlı, 21 yılın kendileri için önemli olduğunu, ilk yola çıkarken ortaya koydukları ilkelerden sapmaksızın ileriye doğru geliştirerek mücadelelerini sürdüreceklerinin altını çizdi. Kanatlı, katılan herkese teşekkür ettikten sonra dayanışma gösterip katılan sendika ve sivil toplum örgütü temsilcilerini aralarında görmekten de çok mutlu olduklarının altını çizdi. Kanatlı konuşmasının sonunda Dome Otel’e de güzel bir gece hazırladıkları için teşekkür etti… Kanatlı’nın konuşmasından
sonra YKPfem tarafından hazırlanan 2 kısa film gösterildi… Filimlerden biri YKPfemi tanıtan, diğeri de “ben rahatsızım eylem”i üzerineydi.
Geceye BASIN-SEN, BES, KTÖS, DAÜ-SEN, DAÜ-BİR-SEN temsilcileri katıldı.
Yemek sırasında kısa bir konuşma yapam YKP Yürütme Kurulu Üyesi Alpay Durduran partinin 21 yıldır süren mücadelesine ilişkin bazı noktaları aktardı…
Durduran konuşmasında YKP’nin sevgi ve saygısına sahip olduğunu, buna kuşku olmadığını ama mücadele için yeteri kadar destek vermediğini çünkü başarılı olunabileceğinden kuşku duyduğunu dile getirdi. Mücadelede herkesi gönlüne dolduracak kadar yüreklerinin büyük olduğunu onun için yurtta da dünyada da herkese karşı uygulanan ayrımcılıklarla mücadele ettiklerini söyledi. Yalnız Kıbrıslı Türkleri değil Kıbrıs’ta yaşayan herkesi de ırk, din, dil, cinsiyet, kültür ve başka farklılıklar nedeniyle ayrımcılığa uğrayan herkesin kavgasını paylaştıklarını söyledi. Kıbrıs’ta barışın sorunun ve sonucunda süregelen işgalin izlerini silmekle getirilebileceğini bunun için de normal olmayan her şeye son vermek gerektiğini söyledi. Umut olmadığını söylemenin olanaksızlığına işaret eden Durduran önemli olanın mücadele ve erken çözümle Kıbrıslı Türklerin de toplumsal karakterinin korunarak normalleşmedir dedi. Dünyadaki genel durum ve politika buradaki anomalinin devam edemeyeceğini gösterdiğini ama erken bir çözüm için işaret olmadığına işaret etti.
Gecede ayrıca Yeniçağ Gazetesinin 20. yıl pastası kesildi… Burda bir konuşma yapan Murat Kanatlı, Yeniçağ Gazetesinin 2 Eylül 1990’dan beri yayın hayatında olduğunu ve çok kısa bazı aksamalar dışında sürekli her hafta yayınlandığını ve bu hali kuzeyde yayınlanan en uzun süreli haftalık gazete olduğunu hatırlattı. Kanatlı, gazetenin YKP’nin kitlelere ulaşmasında önemli bir işlevi olduğunu hatırlatarak üyelerden Yeniçağ’a daha fazla sahip çıkmaya çağırdı. Kanatlı, gazetenin kitlelere ulaşması için her üyeyi, sempatizani ve parti dostunu en az 2 Yeniçağ Gazetisi almaya çağırdı.
Gece sıcak ve samimi bir ortamda sona erdi…
26 Ekim, Salı günü Kıbrıs Cumhuriyeti parlamentosu Ulaştırma Komitesinde Karpaz’da yapılan yeni yol ve yatırımlar konusu görüşüldü… Toplantıya konuk olarak YKP Yürütme Kurulu Sekreteri Murat Kanatlı da katıldı…
Toplantıya Komite üyesi Milletvekiller yanında Avrupa Komisyonu Kıbrıs Temsilciliği Başkanı Androulla Kaminara, Avrupa Parlamentosunun Kıbrıs Ofisi Başkanı Tasos Georgiu, Dışişleri Bakanlığı, Çevre Dairesi, Arkeoloji Dairesi temsilcileri yanında Karpaz bölgesinden temsilciler de katıldı.
Komite başkanı Zacharias Koulias’ın kısa girişi ile başlayan komite toplantısında daha sonra konunun komite gündemine alınmasını öneren Yeşiller Partisi Milletvekili Giorgos Perdikis’e sözü verdi. Perdikis, YKP Yürütme Kurulu Sekreteri Murat Kanatlı’nın daveti ile Karpaz bölgesinde gözlemde bulunmak için Ekim ayı başında bölgeye gittiklerini belirterek, ziyaret sırasında çektikleri fotoğrafların görüntülerini hem toplantıya katılanlara dağıttılar, hem da slayt gösteri ile gözlemlerini ekrana yansıtarak açıkladılar…
Perdikis’in sunumundan sonra Androulla Kaminara ve Tasos Georgiu konu ile görüşlerini aktardı. Daha sonra resmi temsilciler konuya dair teknik detay verdiler. Çevre Dairesi bölgenin koruma bölgesi olduğunu hatırlattı, Arkeoloji Dairesi de bölgenin kültürel mirasına vurgu yaptı.
Resmi sunumlarda sonra konuşan Murat Kanatlı, son yıllarda artan bir ivmede hem YKP olarak, hem de çeşitli demokratik kitle örgütleri bölge ile ilgili hassasiyet ortaya koydukları, özellikle elektrik götürülmesi sürecinde ciddi eylemlilik gerçekleştirdiklerini anlattı. Kanatlı son dönemdeki yol çalışmalarının yalnız yolla sınırlı kalmadığını da söyledi.
Kanatlı, altında Eroğlu ve Cemil Çiçek’im imzası olan 5 Kasım 2009 tarihinde TC ile imzalanan Ekonomik ve İşbirliği Protokoluna atıfta bulunarak, bu protokolde de yazılan 26 Haziran 2008 tarihinde ek protokoldeki bazı bilgileri aktardı. Kanatlı, protokolde yazan “2009-2013 yıllarını kapsayan 5 yıllık dönemde Bafra ve İskele bölgelerindeki turizm yatırımlarında kullanılmak üzere Türkiye Kalkınma Bankası tarafından 300.000.000’ya kadar finansman desteği sağlanması” bölümüne dikkat çekti. Kanatlı, yol yapımının sorunun yalnızca bir kısmı olduğu, daha büyük problemin ise bu finansman destekle ile bu bölgenin de hızla betonlaştırılacağını söyledi.
Kanatlı, aslında 2 yol çalışmasından bahsetmek gerektiğini kuzey sahil şeridi ve şu aşamada Erenköy-Karpaz arasında devam eden yol çalışması olduğunu belirtti. Kuzey sahil şeridinin de bölgedeki betonlaşmasının önünü açacağına dikkat çeken Kanatlı, özellikle Davlos sonrası daha önce yolun geçmediği yerden yol geçirerek yapılaşmaya açılacağını ve birçok arkeoloğun bölgedeki sit alanlarına dikkat çektiği belirtti.
Kanatlı Kuzey Sahil Şeridi yolunun 15 bin yatak kapasitesine ulaşması öngörülen Bafra’ya bağlanacağını, bu bağlantının da daha sonra büyük bir ihtimal ile Dipkarpaz köyüne kadar götürüleceğini tahmin ettiklerini söyledi.
Kanatlı, tüm bu yatırımlarla birlikte bölgenin doğal yapısının, eko sistemin ciddi şekilde tahrip olacağına duydukları derin kaygıyı dile getirdi.
Kanatlı natura 2000 projeleri ile bazı korumalar getirildiğini, bundan mutlu olduklarını ama bunun yeterli olamayacağını söyledi. Kanatlı, natura2000 bölgelerinin sınırlarının tam koru bölgeleri olduğu, tam koruma bölgesi sınırına kadar götürülen yapılaşması sonrası zaman içinde bölgenin özelliğini yitirdiği ve zaman içinde koruma bölgelerinin daraldığının dünyada birçok örneğini bulunduğuna dikkat çekerek, natura2000’nin kuzeydeki bölgeleri koruma konusunda yeterli olamayacağını düşündüklerini dile getirdi. Kanatlı buna özellikle Alagadi’nin örnek gösterilebileceğini, Alagadi çevresinde dereceli koruma bölgeleri uygulanmadığı için hızla özelliğini yitirdiğini hatırlattı. Kanatlı, benzer bir tehlikenin Karpaz koruma bölgesi için de geçerli olduğunu söyledi. Hızlı bir yapılaşmanın koruma bölgesi sınırına kadar yığıldığını söyleyerek, bunun Dipkarpaz köyü sonrası kabul edilen koruma bölgesini de zaman için eriteceğini, bu yönde ciddi kaygıları olduğunu anlattı.
Kanatlı, Komiteye gösterdiği hassasiyetten dolayı da teşekkür etti. Kanatlı’nın sunumundan sonra bölge temsilcileri de gözlemlerini aktardı.
Daha sonra Komite üyesi milletvekilleri sunumlar üzerine sorular, sorup görüşlerini açıkladılar.
En son olarak Komite başkanı katılıp görüş sununa herkese teşekkür etti, konunun takipçisi olacaklarının altını çizdi ve toplantıyı kapattı.
YKP ve Yeşiller Partisi benzer görüşleri 15 Ekim’de düzenledikleri basın toplantısı ile de kamuoyu ile paylaşmışlardı.
Kanatlı’nın basın toplantısında kuzeydeki yetkililerin ‘Karpazı Akdeniz’in Las vegas’ı yapacağız’ açıklamasına vurgu yapmıştı. Güneydeki birçok gazete bu açıklamayı da kullanarak haberi yayınlamıştı.
Avrupa Parlamentosu AP Sosyalist Grubu 13 Ekim’de Brüksel’de Yeni Kıbrıs Partisi Yürütme Kurulu Sekreteri Murat Kanatlı ve EDEK Başkanı Yiannakis Omirou, konuşmacı olarak katıldığı ‘Kıbrıs sorunu ve Avrupa Perspektifi’ başlıklı bir panel düzenledi.
AP Sosyalist grup üyesi Kyriakos Mavronikolas’ın girişimiyle Avrupa Parlamentosu binasında düzenlenen panelin açılış konuşmasını grup başkanı Martin Schulz yaptı…
Yeni Kıbrıs Partisi Yürütme Kurulu Sekreteri Murat Kanatlı konuşmasında ana olarak Kıbrıs’ın kuzeyindeki nüfus yapısı ve YKP’nin önerileri üzerinde durdu. Kanatlı, uzun süredir YKP’nin talebi de olan uluslararası gözlemciler nezdinde adanın tamamında nüfus sayımını Avrupa Parlamentosunda da dile getirdi…
Kanatlı 14 Ekim’de adaya dönecek…
Kanatlı konuşmasında Kıbrıs’ın kuzeyinde demografik yapının değiştirilmesinin bir mühendislik süreci olduğunu belirterek başladı. Kanatlı, bunun fetih ve Türkleştirme politikalarını tamamlamak için Türkiye’nin derin ve sivil yönetimlerinin giriştiği politik bir hareket olduğunu belirtti.
Kanatlı işgal edilen bölgeye nüfus taşınmasının bir savaş suçu olduğunu belirterek, 12 Ağustos 1949 tarihli Cenevre Konvansiyonundaki ilgili maddeyi okudu.
Hatırlanacağı gibi 12 Ağustos 1949′da kabul edilen Cenevre Konvansiyonuna göre: “Korunmuş kimselerin işgalci güç tarafından işgal edilmiş bölgeden başka bir bölgeye, işgal edilmiş ülkeden başka bir ülkeye bireysel veya kitle halinde zoraki taşınmaları, kovulmaları, her hal ve karda ve şartta, hangi durumda olursa olsun yasaklanmıştır.(…) İşgalci güç işgal etmiş olduğu bölgeye kendi sivil nüfusunu taşıyamaz” (4. Protokol, Madde. 49) denmektedir.
Kanatlı konuşmasında 74 sonrası kuzeyde yasadışı ayrılıkçı bir yapı kurulduğunu, Türkiye’den nüfus transferi yapılmaya devam ettiğini ve getirilen bu nüfusa yıllardan beri “vatandaşlık” dağıtıldığını da hatırlattı.
Kanatlı, kuzeyde tahmini olarak aktif nüfusun 500 olduğunu düşündüklerini ve son yıllarda yeniden ciddi bir vatandaşlık verilmesi sorunu ile karşı karşıya kaldığını söyledi…
Kanatlı nüfusla ilgili tahmin yapmak zorunda kaldıklarını bu anomalinin yalnızca kendileri tarafından değil diğer yetkililer tarafından da dile getirildiği vurgulayarak İrsen Küçük ve Cemil Çiçek’in açıklamalarını bu konuya örnek olarak okudu…
Hatırlanacağı gibi İrsen Küçük kendine nüfus sorulması üzerine ülkenin kalabalık olduğunu söylemişti, Çiçek de nüfus tartışmalarına taraf olmuş ve planlama yapmak için nüfusun tam olarak bilinmesi gerektiğini açıklamıştı…
Kanatlı, resmi rakamlara güvenilemeyeceğini ancak sorunun genel hatları görmek için bazı rakamları bakılabileceğini söyledi. Kanatlı, “herşeyden önce” 1974’te Kıbrıslı Türklerin nüfusunun 118 bin olduğunu ve yine giriş rakamlarına dayanarak 50 bin civarında Kıbrıslı Türkün 1974’ten bugüne çıkış yaptığını ama dönüş yapmadığını hatırlatarak örneklere girdi…
Yine resmi rakamlara dayanarak 1974’ten bugüne 166 bin Türkiye vatandaşının giriş yaptığını ama dönüş yapmadığını belirtti… Kanatlı, bu rakamlara doğum ve ölüm rakamlarının eklenmediğini, kalan nüfusu anlayabilmek için 33 bin civarında üniversite öğrencisinin de çıkarılması gerektiğini söyledi…
Kanatlı, muhaceret işlemlerinin ve muhaceret polisinin Kıbrıslı Türklerin kontrolünde olmadığını bu nedenle bu rakamların ne kadar güvenli olduğunun da bu nedenle bilinmediğini ancak bu rakamlara bile bakarak bile nüfusun katladığının görülebileceğini söyledi.
Kanatlı ayrıca özellikle 2004’ten sonra yasa ve tüzüklerin değiştirilerek gelenler geri dönmemesi koşullarının oluşturulduğunu, çalışma izni veya sürekli oturma izni alanların hiçbir ciddi engelle karşılaşmadan tüm ailesini getirebildiğini bu şekilde de kuzeydeki nüfusun içinden çıkılamaz hale geldiğini anlattı… Kanatlı gelenlerin geri dönmemesi için özellikle TC Elçiliğinin çaba sarf ettiği de vurguladı. Kanatlı, Hataylılar, Reyhanlılar, Adanalılar, Konyalılar dernekleri gibi hemşeri derneklerinin de bu çerçevede TC Elçiliği tarafından desteklenerek gelenlerle ilgilendiği, sorunlarının çözüldüğü, bu şekilde de gelenler kalmaya teşvik edildiklerini anlattı.
Gelenlerin geri dönmemesi sonucu bazı sonuçların çeşitli çevrelerce hissedilmeye başlandığını söyleyerek bunlara bazı örnekler vermek istediğini belirtti.
Kanatlı bu çerçevede, 2004’te 60’ı Kıbrıslı 110 imam bulunduğunu, 2008 yılına gelindiğinde ise faaliyette olsun olmasın 160 camiye bir imam ve bir de müezzin atanarak bu sayının 320 çıkarıldığının örneğini de verdi. Kanatlı, ayrıca TC ile Kıbrıs’ın kuzeyinde yapılan protokolde de 15 milyon euro gibi bir paranın yeni cami yapımı veya cami tamiratı için ayrıldığını da söyledi.
Kanatlı nüfus yapısının görülebilmesi için KTÖS’ün Haziran 2008’de yaptığı araştırmanın da verilerini hatırlattı.
Kanatlı ayrıca Tabipler Birliği’nin ve Tıp-İş’in 8 Eylül’de yaptıkları 2000’li yıllarda 100 bin kişiye, 2008’in sonlarına doğru ise 700 bin kişiye hizmet vermek zorunda olunduğunu açıklamasını da dinleyicilere aktadır.
Kanatlı konuşmasına resmi rakamların güvenirliği sorgulamak istediğini söyleyerek 2006 nüfus sayımı ile başladı… Kanatlı, bu noktada Muharrem Faiz’in Cyprus Review Dergisinde yayınlanan yazısında alıntı yaptı. Bu alıntıda 78’deki başarısız tarım sayımı hariç 74 -96 arasında hiçbir sayım yapılmadığı belirtilmekteydi. Ayrıca 22 yıllık DPÖ verilerinin projeksiyon olduğu ama herhangi bir trende bağlı kalmaksızın yükseltildiği ve tüm verilerin hatalı olduğu anlatılmaktaydı. Örneğin de facto nüfus 1996 sayımı hemen öncesi 178,023 olarak verilmiş ama sayımından sonra 201,008 olarak açıklanmıştı. Ayni şekilde de facto nüfus 215,436 olarak 2006 sayımı öncesi açıklanmış ama sayım sonucun 265,100 olduğu açıklanmıştı. Makalede ayrıca istatistiğin amacı ve de jure ve de facto terimlerinin tarifi ve uygulanmasında da ciddi eksikliklerin olduğu vurgulanmıştı.
Kanatlı DPÖ’nün de verileri verdiği bir tablo ile sorguladı. Kanatlı DPÖ’nün 2004 ve 2008 yılındaki nüfusa ilişkin cinsiyet ve yaşlara bölünmüş tabloyu karşılaştırdı. Kanatlı yaş aralıklarının 4 yıl ara ile gittiğini belirterek 2004’teki bir yaş kuşağı içinde olan birinin 4 yıl sonra yani 2008’de bir üst yaş kuşağına çıktığını anlatarak 2004’teki blokları bir yukarı kaydırarak oluşturulan tabloyu katılımcılarla paylaştı.
Kanatlı, 2004 yılında 15-19 kuşağında olan birinin 2008’de aşağı yukarı benzer bir sayıda 20-24 kuşağına geçmesi gerektiğini söyledi. Kanatlı bu sayının yüzde 163 artığını, 25-29 kuşağının yüzde 64, 15-19 kuşağının ise 4 yıl içinde yüzde 85 olduğunu 75 yaş üstünün ise yüzde 31 azaldığını belirterek sayılar arasındaki mantıksızlığa dikkat çekti. Kanatlı, DPÖ’nün projeksiyonlarla nüfusu tahmin ettiğini ama yaş kuşakları arasındaki büyük oynamaların bir amaç için yapıldığı, bu nedenle sayılarla oynandığını söyledi. Kanatlı, öğrencilerden ve diğer alanlardan dolayı bazı yaş kuşaklarındaki sayının saklanmasının kolay olmadığını ama genel nüfusun ayarlanması için rakamlarla oynanma ihtimalinin olduğunu söyledi.
Kanatlı tüm bu nedenlerle resmi rakamların güvenilmez olduğunu belirtti.
Kanatlı herşeye rağmen bazı şeylerin izlerini sürebilmek için bazı rakamlara bakmanın iyi olacağını söyleyerek örnekler vermeyi sürdürdü. Kanatlı adaya turistlerin daha çok uçakla geldiğini söyleyerek 2000’ler başındaki adaya gelen Türkiye vatandaşının yüzde 40’nın deniz yolu ile gelmesinin bu nedenle ilginç bir veri olduğunu söyledi. Kanatlı ayrıca 2006-2009 adasında adaya gelenlerin her yıl 300 binin üzerinde bir rakamın otellerde kalmadığının da diğer bir ilginç veri olduğunu söyledi.
Turizm yıllığındaki “Turistik konaklama tesislerinde konaklayan kişi sayısı, geceleme ve doluluk oranının ikamet ettikleri ülkelere ve yıllara göre dağılımı.(2006-2009)” ile “KKTC’ne hava ve deniz limanlarından gelen yolcuların TC, Yabancı ve KKTC bazında aylara göre dağılımı (2006-2009)” yıllıkları karşılaştıran Kanatlı 2006’da Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan 572.633 kişinin adaya girdiğini 225.052 kişisinin konakladığını farkın ise 347.581 olduğu, sırası ile 2007’de 634.580 giriş, 265.273 konaklama farkın ise 369.307; 2008’de 650.405 giriş, 317.509 konaklama farkın ise 332.896 ve 200’da 638.700 giriş, 304.942 konaklama farkın ise 333.758 olduğunu söyleyerek bu rakamların bazı şeyleri anlattığı söyledi.
Kanatlı öneri olarak ise Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPA) tarafından da kabul edilen Cuco raporundaki tavsiyelerin bugün de geçerliği olduğunu söyleyerek Avrupa Parlamentosunun sorumluluk alarak bu rapordaki tavsiyelerin hayata geçirmesi için çalışma yapılmasını önerdi. Kanatlı ayrıca Kıbrıs’taki demografik yapı ile ilgili yeni bir raporun da hazırlanması gerektiğini söyleyerek bu konuda da Avrupa Parlamentosu’nun sorumluluk alması gerektiğini söyledi.
Hatırlanacağı gibi Cuco raporunda (27 April 1992 Doc. 6589 1403- 23/4/92- 4- E / Rapporteur Mr CUCÓ) Adadaki otoritelere işbirliği ile uluslararası gözlemciler nezdinde nüfus sayımı yapılmasını, adaya giriş çıkışların etkin denetim altına alınmasını ve Kıbrıslı Türklerin idaresini demografik yapıyı değiştirecek sonuçlardan kaçınmasını tavsiye etmekteydi…
Yeni Kıbrıs Partisi’nin de gözlemci üye olduğu Avrupa Sol Partisi (EL) Yürütme toplantısı 24-26 Eylül tarihlerinde Luxembourg’da gerçekleştirildi. YKP’yi temsilen Yürütme Kurulu Sekreteri Murat Kanatlı toplantıya katıldı…
Toplantılarda ana olarak Aralık’taki kongre çalışmaları ele alındı…
YKP de toplantılara Kıbrıs sorunundaki gelişmeleri ve kuzeydeki eylemleri ve rejimin saldırganlıklarını, açılan davaları, sürdürülen baskıları taşıyacak.
23 Eylül’de ekonomik krize karşı solun alternatifleri üzerine Lothar Bisky (Die Linke), Yannis Bournous (Synaspismos), Christine Mendelsohn (Fransız Komünist Partisi), Miguel Portas (Portekiz Sol Blok, Avrupa Parlamenteri), Serge Urbany (Luxembourg Sol Parti) konuşmacı olduğu bir de panel düzenlendi…
Kıbrıs’taki Avrupa Komisyonu Temsilciliği Başkanı Andrula Kaminara, Birleşik Demokratlar (EDI) ve Yeni Kıbrıs Partisi’nin (YKP) ortak düzenlediği iki toplumlu etkinlikte, AB 2020 Avrupa Stratejisi’nin ana hatlarını anlattı.
6 Eylül Pazartesi günü, Gazeteciler Birliğinde düzenlenen “Avrupa 2020: Akıllı, sürdürülebilir, kapsamlı büyüme için strateji” konulu etkinliği Birleşik Demokratlar Dış İlişkiler üyesi Chris Sofroniou yönetti. Andrula Kaminara’nın ana konuşmacı olduğu etkinlikte, YKP Yürütme Kurulu Sekreteri Murat Kanatlı ve EDI Başkanı Praxoula Antoniadou Kyriacou kısa birer açılış konuşması yaptı.
İlk sözü alan Kanatlı da konuşmasında, “Maalesef Kıbrıs sorunu bütün siyasi faaliyetimizi ve yaşamımız kaplıyor. Daha da kötüsü Kıbrıs Rum ve Kıbrıs Türk grupları, siyasi partiler, sendikalar iki toplumlu etkinlikler düzenlediklerinde, tartışma konusunun Kıbrıs sorunu olması gerektiğini düşünüyorlar” dedi.
Kanatlı, Kıbrıs’ın Avrupa Birliği’nin bir üyesi olduğunu, vatandaşlarının da AB vatandaşı olduğunu, kendilerinin de Avrupa’nın geleceğiyle ilgili konuşmaları, tartışmaları, hazırlık yapmaları ve faaliyetlere katılmaları gerektiğini vurguladı.
Kanatlı konuşmasında Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının Lizbon antlaşmasını ilk imzalayanlardanken partisinin bu antlaşmaya karşı olan, YKP’nin de gözlemci üyesi olduğu Avrupa Sol Partisi ile hayır kampanyası yaptığını ancak bunun hiçbir Kıbrıslı için dert olmadığı hatırlattı.
Kanatlı, etkinliği Avrupa Parlamentosu içindeki iki farklı siyasi gruptan, Kıbrıs’ın her iki yanından gelen siyasi partiler olarak düzenlediklerini ve bunun önemli olduğu söyledi. Kanatlı, YKP olarak beklentilerinin bu tartışma ile yeni bir sürecin başlaması ve daha geniş bir zeminde bu konuları tartışma olanağı bulunması olduğunu dile getirdi.
Kanatlı sözlerinin sonunda Avrupa Sol Partisi ile birlikte Avrupa 2020 ile ilgili, muhalif cephenin içinde olduklarını, Avrupa Birliğinin en başta kuruluş ilkelerinden uzaklaştığını belirterek kapalı kapılar ardında sorunları çözen değil, halkın katılımcılığı ile mücadelelerle sorunların çözüleceği bir Avrupa hayal ettiklerini söyledi. Kanatlı sözlerini “başka bir Avrupa mümkün, halklarına ait olan sosyal bir Avrupa için mücadeleye devam edeceğiz” diyerek bitirdi.
Kanatlı konuşması sırasında “zaman kazanmak adına bizlerin düşüncelerini öğrenmek için sizlere bazı görüşleri paylaşmak da istedik” diyerek Avrupa 2020’ye yönelik Avrupa Sol Partisi üyesi Synaspismos temsilcisinin ve Die Linke Avrupa Parlamenterinin hazırladığı dökümanları dinleyicilere dağıtıldı.
Birleşik Demokratlar Başkanı Praxoula Antoniadou Kyriacou da etkinlikteki konuşmasında, “Birleşik Demokratlarla Yeni Kıbrıs Partisi’nin yeniden birleşme hedefine ve gerekliliğine gerçekten inanan siyasi partiler olarak sorunun kendisini tartışma konusunda kendilerini kısıtlamadıklarını ancak “Ertesi Gün, örneğin herkes için kalıcı barış, işbirliği, ekonomik gelişim, refah ve kaliteli yaşamı elde etmesi için en iyi stratejinin ne olması gerektiğine” de baktıklarını söyledi.
Kyriacou, “Eğer bir noktada bir çözüm bulunursa ancak Avrupa ailemizin günlük yaşantısında, Birleşik bir Kıbrıs’ta tüm vatandaşların tam katılımı için gerekli politika ve altyapı bulunmazsa tabii ki tuhaf olur” dedi.
Giriş konuşmaları sonrası konuşan Andrula Kaminara, dünya mali krizinin Avrupa Birliği üzerindeki olumsuz etkilere değindi ve diğerlerinin yanı sıra Gayrı Safi Yurt İçi Hâsıla’da büyümenin 2009’da 1030’dan bu yana en kötü sonuç olan % -4 olduğunu söyledi.
Sanayi üretimin de krizde 1990’ların gerisine giderek % -20 olduğunu belirten Kaminara, 23 milyon kişinin işsiz kaldığını, 20 ay içerisinde 7 milyon kişinin işini kaybettiğini bildirdi.
İşsizlik oranın 2010’da % 10,3’e (1990’ın gerisine) ulaşmasının beklendiğini, genç nüfusun işsizlik oranının da % 21’in üstünde olduğunu belirtti.
Andrula Kaminara, Avrupa Birliği’ne üye 27 ülkede işsizlik oranın Temmuz 2010’da % 9,6 (İspanya’da % 20,3, Mayıs’ta Birleşik Krallıkta % 7,8, Mart’ta Yunanistan’da % 11,0, Kıbrıs’ta % 7,1, Temmuz 2009’da % -5,5) olduğunu söyledi.
“Krizde büyüme potansiyelimiz yarıya düştü” diyen ve “Hiçbir şey yapmazsak on yılı çok düşük ekonomik büyümeyle sonlandıracağız” uyarısında bulunan Kaminara, yaşlanmanın arttığını, çalışan nüfusun yaşının 2020’ye kadar 2 milyon azalacağını, 60 yaşın üstündeki nüfusun 2007 öncesinden daha hızlı olarak iki kat arttığını ifade etti.
Üretkenlik düzeyinin, düşük üretime bağlı olarak Amerika Birleşik Devletleri’yle gelir açısından geride kaldığına dikkati çeken Kaminara, stratejik hedefler konusunda, 20-64 yaş arasındaki % 75 nüfusun istihdam edilmesi gerektiğini söyledi.
Andrula Kaminara, “20.20.20” iklim/enerji hedeflerine ulaşılması, 1990ların düzeyiyle karşılaştırıldığında sera gazı emisyonlarının % 20’ye düşürülmesi (koşullar uygun olursa % 30’a çıkabilir), nihai enerji tüketiminde yenilenebilirlerin payının % 20’ye kadar artırılması ve enerji verimliliğinin % 20’ye çıkarılması gerektiğini anlattı.
İlkokulu bırakanların payının % 10’un altında olması gerektiğini ve genç neslin en az % 40’ının yüksek okul mezunu olması gerektiğine işaret eden Kaminara, yoksulluk riskindeki kişilerin sayısının 20 milyonun altında olması gerektiğinin altını çizdi.
Sunumunun ardından Kaminara dinleyicilerden gelen soru ve yorumları cevapladı.
Etkinliğe Hollanda, İngiltere, İrlanda Büyükelçileri de katıldı…
Kıbrıslılar, “1 Eylül Dünya Barış Günü”nü 1 Eylül akşamı Ledra Palace yakınlarındaki Taksim Sahası’nda gerçekleştirilen ortak etkinlikle kutladı. Etkinlik, aralarında YKP’nin de olduğu iki toplumlu Birleşik Kıbrıs Barış İnisiyatifi ile PEO ve DEV-İŞ tarafından düzenlendi.
Dünya Barış günü etkinliği için kuzeyde Kuğulu Park; güneyde ise Solumou Meydanı’nda saat 19.00’da buluşarak, iki noktadan Taksim Sahası’na yüründü.
YKP da, saat 18:00’de YKP Genel Merkezi önünde toplanarak Kuğulu Parka kendi korteji ile yürüdü.
BM yetkililerinin ortak etkinlik alanına taşınan Yeni Kıbrıs Partisi’nin (YKP) “İsyanımız İşgale” pankartının siyasi mesaj içerdiği ve provokasyon yarattığı gerekçesiyle kardırılması istemesi partililer ile Baraka ve Kıbrıslı Gençlik Platformu ve bazı katılımcıların tepkisine neden oldu. Söz konusu pankart kaldırılmazken, konuşmalar sırasında “İsyanımız İşgale”, “Bağımsız Kıbrıs, Bütün Halklar Kardeştir”, “Son Son Son İşgallere Son” sloganları da atıldı.
BM yetkililerinin ortak etkinlik alanına taşınan YKP’nin “İsyanımız İşgale” pankartının siyasi mesaj içerdiği ve provokasyon yarattığı gerekçesiyle kardırılması istemesi partililer ile Baraka ve Kıbrıslı Gençlik Platformu ve bazı katılımcıların tepkisine neden oldu. Söz konusu pankart kaldırılmazken, konuşmalar sırasında “İsyanımız İşgale”, “Bağımsız Kıbrıs, Bütün Halklar Kardeştir”, “Son Son Son İşgallere Son” sloganları da atıldı
Etkinlik, Sol Anahtarı grubunun müzikleriyle başladı. Bunu arada yapılan konuşmalar ve iki toplumlu koronun seslendirdiği eserler izledi. Ortak etkinliğin selamlama konuşmaları sırasıyla PEO Genel Sekreteri Pambis Kristsis ile iki toplumlu “Birleşik Kıbrıs İnisiyatifi” adına KTÖS Genel Sekreteri Şener Elcil tarafından yapıldı. Selamlama konuşmaları ve ortak bildirilerin okunmasından sonra Yunanlı sanatçı Pandelis Thalassinos, Kıbrıslı Türk ve Rum sanatçılar Umut Albayrak ile Vula Konstantinu eserlerini seslendirdi.
Kiristsis: Kendi ülkelerinde göçmen oldular
PEO Genel Sekreteri Pambis Kristsis selamlama konuşmasında Kıbrıslı Rum ve Türk emekçilerin Dünya Barış Günü’nü kutlamak amacıyla bir araya geldiğine işaret ederek, barışın herkesten çok emekçilere gerekli olduğunu söyledi. Kiritsis, hala siyasi sorunların savaşlarla çözümlenmeye çalışıldığını ifade ederek, Kıbrıslıların savaşlardan zarar gördüğünü, binlerce Kıbrıslının savaşlar nedeniyle kendi ülkesinde göçmen olarak acılar çektiğini söyledi.
PEO Genel Sekreteri Pambis Kristsis alanda bulununan siyasi parti temsilcilerine tek tek isimleri ile seslenerek hoş geldin derken yalnızca YKP’ye atlaması da dikkat çekti…
Elcil: Batmayan uçak gemisi
İki toplumlu Birleşik Kıbrıs inisiyatifi adına selamlama konuşması yapan Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası (KTÖS) Genel Sekreteri Şener Elcil ise insanlığın var olduğu günden beri çıkarlara dayalı savaşların insanlığın kaderi olduğunu ifade ederek, 20’nci yüzyılda yaşanan iki dünya savaşının insanlığın kitle imha silahlarıyla ne kadar büyük yıkımlara neden olabileceğini gösterdiğini söyledi.
Elcil, tüm Kıbrıslıların savaşın yıkım ve göçlerinin acısını çok yakından tattığını ifade ederek, 1950’lı yıllardan beri emperyalizmin çıkarları doğrultusunda kışkırtılan milliyetçilik, şovenizm ve ırkçılığın 1974’te yaşanan trajik gelişmelere neden olduğunu söyledi.
Şener Elcil, “batmayan uçak gemisi” olan Kıbrıs adasında Kıbrıslılar dışında herkesin hak iddia ettiğini belirterek, adada temel çözümün iki toplumlu, iki bölgeli, tek egemenliğe, tek vatandaşlığa, tek uluslararası kimliğe sahip, BM parametreleri doğrultusunda toplumların siyasi eşitliğine dayalı AB üyesi Birleşik Federal Kıbrıs’ın yaratılması olduğunu kaydetti.
Ortak deklarasyon okundu
Ortak Barış deklarasyonu, Barış Derneği’nden Doğan Arşehit ile Hristos Eftimiyu tarafından okundu.
Ortak deklerasyon şöyle:
Nazi Almanya’sının insanlığa karşı saldırısı ve nazizm ile faşizmin milyonlarca kurbanının anısına Sendikalar tarafından dünya eylem günü olarak belirlenen 1 Eylül’de sokaktayız. Ülkemizde ve dünyada barışın egemen olması için hepimiz üzerimize düşen mücadele etme görevini yerine getirmeliyiz.
İnsanlığın yaşadığı en yıkıcı savaşın üzerinden 65 yıl geçmiştir. Ancak, dünyanın her köşesinde savaşlar ve düşmanca faaliyetler insanlığa büyük acılar yaşatmaya devam etmektedir.
Aynı anda, yaşadığımız dünyada ekonomik eşitsizlik, sömürü, yoksulluk ve sefalet büyüyor. İşsizliğin artması, onurlu bir yaşam için insanların yığınsal göçleri, ırkçılığın artışında yeni dalga, iklimsel koşulların değişimi ve büyük çevre yıkımları dünyadaki dengeleri olumsuz olarak etkileyen ve barışı tehlikeye sokan sorunlardır.
İnsan hakları ve işçi hakları için, eşitsizliklerin ve sömürünün olmadığı daha iyi bir dünya inşa etmek için mücadele eden tüm halklara dayanışmamızı ve desteğimizi ifade ediyoruz. Savaşlar ve dünya halkları için mutsuzluk yaratan emperyalist Yeni Dünya Düzeni’ne karşı uluslararası hukuk ilkelerine dayalı, dünya barışı için mücadele eden ilerici güçlerle sesimizi birleştiriyoruz.
En büyük ekonomik krizin yaşandığı 1930’lu yıllardan bu yana, tahmin edilenden daha derin ve daha uzun süreli yeni bir krizin sonuçlarını tüm dünyada çalışanlar en sert biçimde yaşıyorlar. Eşitsizliğin derinleşmesine ve sosyal devletin altının oyulmasına götüren bu krizin, kapitalizmin ve neo-liberalizm krizi olduğu açıktır.
Sistemin, krizin sonuçlarının yükünü çalışanların sırtına yüklemeyi amaçladığını biliyoruz. Dünyadaki tüm çalışanlarla aynı saflardayız ve kapitalizmin yarattığı krizin bedelini çalışanların ödemesini kabul etmiyoruz. Küresel kriz ülkemizdeki çalışanları ciddi olarak etkilerken, milliyetçilik, ırkçılık, yeni faşizm patlama halindedir. Karşı karşıya olduğumuz en büyük tehlike, ülkemizin bölünmüşlüğünün devamıdır.
Bizim temel önceliğimiz barış ve adamızın yeniden birleşmesi mücadelesidir. Tek egemenliğe, tek vatandaşlığa ve tek uluslararası kimliğe sahip tek devlet çerçevesinde, ilgili BM parametreleri doğrultusunda, iki bölgeli, iki toplumlu, iki toplumun siyasi eşitliğine dayalı federal çözüm arayışlarına kararlı bir biçimde bağlı olmaya davet ediyoruz.
Çözüm; iki toplum arasında varılan üst düzey antlaşmalar çerçevesinde olmalı, Avrupa ilke ve değerlerine dayanarak vatandaşların insan haklarına saygı duymalıdır.
Görüşmeler sürecini istenilen sonuca bir an önce varılmak üzere destekliyoruz. İki toplum liderini Kıbrıs’ı yeniden birleştirecek ve onu özgür, bağımsız ve Kıbrıslıların tümünün vatanı kılacak çözüm hedefine ulaşmak için çalışmaya ve bir sonuca varmaya davet ediyoruz.
Üzerinde anlaşmaya varılmış bir çözümün hayata geçmesi için müzakerecilerin yapıcı bir ruhla ve iyi niyetle yoğun bir biçimde çalışmaya devam etmelerini istiyoruz. Müzakere masasında bugüne kadar varılan antlaşmalardan geri adım atılmamalıdır. Zamanın geçişi çözüm hedefine değil bugünkü durumun kalıcılaşmasına yardım etmektedir. Tüm ilgili tarafları, adamıza barış getirecek ve ülkemizi yeniden birleştirecek bir çözüm için çabalarını yoğunlaştırmaya davet ediyoruz.
Kıbrıs sorununun çözümü ve Kıbrıs’ın yeniden birleşmesi dünya barışına önemli bir katkı sağlayacaktır. Bu çerçevede Kıbrıs’ın tümünün askersizleştirilmesi önerimizi tekrarlıyoruz.
Birleşik Kıbrıs İki Toplumlu Barış İnisiyatifi, PEO ve DEV-İŞ olarak Barış için Dünya Eylem Günü olan bu günde, çözüm ve ülkemizin yeniden birleşmesi iradesini bir kez daha vurgularız.
Bu amaç için tüm Kıbrıslıları 1 Eylül’de bizle birlikte olmaya çağırıyoruz.
Yeni Kıbrıs Partisi kurucularından, Hüseyin Önen, ölümünün yıldönümünde mezarları başında anıldı.
2 Ağusos, Pazartesi günü saat 18:30 gerçekleşen anma etkinliğine, ailesi, dostları ve kavga arkadaşlarından oluşan bir grup katıldı. Anma etkinliğinde Rasık Keskiner bir konuşma yaptı.
Keskiner’in konuşması şöyle:
Bu gün bir kez daha sevgili arkadaşımız Hüseyini anmak için burdayız.
Aslında bu anma buluşmalarımızda bir yerde biz de kendi kendimizi ve ülkemizin son durumununun muhasebesini yapmaktayız.
Arkadaşlarımızı anmak için buluştuğumuz böylesi günlerde, “ acaba kaç tane daha Hüseyin kaldık”, kaç tane daha Erbil, Asi kaldık diye tartıp değerlendirmekteyiz.
Çünkü bu arkadaşlarımız hepsi de Kıbrıslının birer karakterini yansıtmakta, yaşayayarak göstermekteydi.
Bu bakımdan Hüseyin i her hatırladığımızda:
- Yaşamın her alanında kararlılık ve disiplinin ön planda olduğunu
- Yaşamın her alanında birlikte olduğun insanları sevmenin, saymanın önemli olduğunu
- Politik yaşamda kararsızlığa, kaypaklığa yer olmadığını da hep hatırlarız.
Hüseyin arkadaşımızı en azından ben, her parti meclisi toplantılarında hatırlarım, ve ararım,
Hüseyin arkadaşımızı her içki masası buluşmalarımızda ararım,hatırlarım,
Hüseyin arkadaşımızı iş alanındaki profesyonel anlayışı ile ararım, hatırlarım,
Şakacı, esprili sohbetleri ile tam bir Kıbrıslı karakterini yansıtmaktan örnek bir insandı.
Partide başlattığımız hareketin, mücadelenin temel taşlarındandı.
Ama yaratılan batak onu da zamansız aramızdan aldı.
Tam 13 yıl geçti.
Bu zaman süreci içinde Önümüze koyduğumuz hedeflerden Kıbrısın ve Kıbrıslıların birleşmesini gerçekleştiremedik.
Önümüze mücadele alanı olarak koyduğumuz Kıbrıs Türk toplumunun varlığının korunmasını da ne yazık ki beceremedik.
Her geçen yıl değil, ay değil, günler artık bizden birşeyler alıp götürüyor.
Kendisinden daha çağdaş, daha refah içinde yaşayan bir toplum görmek istemeyen TC yönetimleri bütün güçleri ile çullandılar üstümüze.
Daha refah yaşantımız hep dillerinde oldu. Ve bu kıskançlık komplekse dönüştü.
Ne acıdır ki onların bu komleksine işbirlikçi yerliler de ortak oldu.
Çok uzağa gitmiyorum. Son Erbil ve Asi arkadaşımızı andığımız günden bu yana durumumuz daha da kötüye gitmektedir.
Ekonomik tedbirler adı altında, Kıbrıslının yaşamına kast etmeye başladılar. Bu durum Kıbrıslının göçünü ve giderek yok oluşunu hazırlamaktadır.
Durum yıllar önce terspit ettiğimiz gibi bir yokoluş sürecine girmiştir.
Böylesi durumlarda bu gidişi durdurmak için direnmek gerekmektedir.
Ancak, bilhassa 74 sonrası ganimetle beslenen toplumun büyük bir kesimi hala kendini yoketmek için yola çıkanlara şükran çekmektedir.
Bütün bu zor koşullara karşın, biz bu gidişe karşı mücadelemizi sürdürmekteyiz.
Çünkü biz bu mücadeleyi, Kıbrıs türk toplumunun varlığını koruma mücadelesini bir onur mücadelesi bildik. Bunu sürdürmekteyiz. Biz her hal ve şartta mücadele etmeyi, direnmeyi seçtik.
Yine öyle yapmaktayız. Teslim olmayacağız. Az veya çok ama bu onurlu mücadelemiz sürecektir.
Çünkü bu yola çıkarken, birlikte yola çıktığımız Hüseyin, Erbil, Asi ve zamansız kaybettiğimiz diğer mücadele arkadaşlarımızla söz verdik.
Mücadele sürecinde aramızdan ayrılanlar olmuştur. Ama biz kalanlarla ve aramıza katılan genç arkadaşlarımızla devam ediyoruz.
İşte biz her anma buluşmalarında, arkadaşlarımıza aslında bir kez daha sesleniyoruz. Bize emanet olarak bırakılan mücadeleyi sürdürüyoruz.Biz burdayız teslim olmadık. En büyük mutluluk bizler için budur.
Ne iyi ki Hüseyin gibi bir mücadele arkadaşımız var.
Onu hep hatırlayacağız, ve gelecek kuşaklara anlatacağız.
Dinlediğiniz için teşekkür ederim.
Yeni Kıbrıs Partisi kurucularından, İnşaat Mühendisleri Odası eski Başkanlarında Mehmet ASİ Göze ve yine YKP kurucularından Erbil Refik, ölümlerinin yıldönümünde mezarları başında anıldı.
Mehmet ASİ Göze’nin 14 Haziran günü saat 18:30 gerçekleşen anma etkinliğine, meslektaşları, ailesi, dostları ve kavga arkadaşlarından oluşan kalabalık bir grup katıldı. Toplantıda yapılan konuşmalarda ASİ’nin siyasi ve mesleki konulardaki mücadelesi anlatılarak Mehmet Göze’nin bıraktığı bayrağın kavga arkadaşları tarafından taşınmaya devam ettiği vurgulandı. Toplantıda Bektaş Göze, Alpay Durduran ve Themos Dimitriu birer konuşma yaptı.
Konuşmalarda, Asi’nin kavgasının kimsenin kimseyi sömürmediği, insanların özgür yaşadığı, ezenle ezilenin bulunmadığı bir vatan ve bir dünya yaratma kavgası olduğunu belirtildi. Asinin bu amaç için mücadele eden örgütlü yığınların saflarında bir sıra neferi olduğunu hayatının en verimli günlerinin yığınların bu kavgayı başarabilmek için en ileri düzeyde örgütlenmesi uğraşı içinde geçtiği belirtildi.
Son yıllarda inşaat sektöründe yaşanan ve patlama diye tabir edilesi talan veya yağmanın ardından ulaşılan nokta doğruları bir kere daha ilan ediyor. Bir yandan yeni tamamlanmış durumda oturulamayan konutlar bir yandan ek harcamalarla yerleşilen konutlarda tapu beklerken mahkemelerin haciz kararı ve satış muamelesi ile yüz yüze gelmektedir. Bilim ve teknoloji uygulamasının bu sonuçları üretmesi mümkün değildir. Asinin bunun olmaması için yıllardan beri mücadele eden teknik eleman kadrolarının en önünde yürümüştür denildi.
Ülkede teknik elemanlarının içinde bulunduğu büyük işsizliğe rağmen yurt dışından proje gelmesi ülkedeki önemli projelerin yabancı firmalara yaptırılması gibi uygulamaların sürdürüldüğü belirtilerek meslek örgütlerinin buna karşı aktif ve dinamik bir tavır alması gerektiği vurgulandı.
Kıbrıs’ta çözümsüzlük durumunun devam ettiğinin belirtildiği konuşmalarda Türk tarafının sürdürülen görüşmelerde çözüm aramak değil masada oturmanın amaçlandığının artık bizzat görüşmeci tarafından itiraf edildiği belirtildi. Ülkemizde barışa yönelik adım atılabilmesi için halkın hareketlenmesinden başka bir alternatif olamayacağı ifade edildi.
Ayni gün saat 19:30’da Erbil Refik için düzenlenen anma etkinliğine YKP’liler, ailesi ve dostları katıldı. Buradaki etkinlikte de konuşan Kutman Tayaz, Erbil Refik’in mücadelesini hatırlattı… Tayaz duygusal konuşmasının bir kısmını direk Erbil Refik’e hitap ederek sürdürdü ve eksikliğinin hissedildiğini ve YKP’lilerin mücadelesini bıraktığı yerden sürdürmeye kararlı olduğunun altını çizdi.
İki anma etkinliği de mezarlara karanfillerin konması ile son buldu…
Yeni Kıbrıs Partisi (YKP), Yunanistan Sol Hareketler ve Ekoloji İttifakı Partisi (Synaspismos) ve Sosyalist Demokrasi Partisi (SDP) Kongrelerine katıldı, Atina ve Ankara’da temaslar yaptı…
Yunanistan Sol Hareketler ve Ekoloji İttifakı Partisi (Synaspismos)’un Atina’da, 3-6 Haziran 2010 tarihlerindeki 3 günlük Olağanüstü Kongresinde Alexis Tsipras 1038 delegenin 785 oyunu alarak yeniden seçildi. Sosyalist Demokrasi Partisi (SDP) 4. Olağan Büyük Konferans/Kongresi ise 29-30 Mayıs 2010 tarihlerinde Ankara’da toplandı ve Kongrede SDP Genel Başkanlığına Rıdvan Turan yeniden seçildi. İki kongreye de YKP konuk olarak katıldı…
YKP yanında, Kıbrıs’tan SDP kongresine AKEL ve Synaspismos Kongresine AKEL ve BKP temsilcileri de konuk olarak katıldı…
Synaspismos Kongresi
Synaspismos’un Atina’da, 3-6 Haziran 2010 tarihlerindeki 3 günlük Olağanüstü Kongresi Paleo Faliro bölgesinde bulunan TAEK WO DO Spor Kompleksinde yapıldı… Perşembe günkü açılışta Yunanistan’daki partiler yanından dünyanın çeşitli yerlerindeki siyasi parti ve örgütlerin temsilcilerinin yer aldığı uluslararası delegasyon da katıldı. 5 Haziran’daki kapanışta ayrıca Avrupa Sol Partisi Başkanı Lotar Bisky de bir konuşma yaptı…
4 Haziran’da Synaspismos Kongresi devam ederken katılan uluslararası delegasyon üyeleri ile birlikte Filistin üzerine bir de toplantı gerçekleşti, toplantıdan sonrası ortak bir de deklarasyon yayınlandı. Filistin ile ilgili toplantı son yardım gemileri ile Gazze’ye gitmeye çalışan ve İsrail askerleri tarafından saldırıya uğrayan Synaspismos üyesi de olan Dimitris Yalelis’in gemide ve sonrasında yaşadıkları ile ilgili tanıklıklarını ortaya koyması ile başladı. Daha sonra Filistin Kurtuluş Örgütü temsilcisi de olan Filistin Elçiliği Basın sözcüsü Mustafa Ajouz ve Filistin’in Kurtuluşu için Demokratik Cephe (FKDC) Merkez Komite üyesi Mihiar Eqtami Filistin’de ve özellikle Gazze’de yaşananlarla ilgili bilgi verdiler. Daha sonra uluslararası delegasyon temsilcileri hem son dönemde Filistin topraklarında yaşananlar üzerine hem de İsrail’in son gemi saldırıları sonrası eylemler ve yapılabilecekler ilgili görüşlerini aktarması ile devam etti… Toplantıya Yunanistan’dan Radikal Sol Koalisyon Syriza içinde de yer alan Yeniden Komünist Ekolojist Sol Parti (AKOA) temsilcisi de katıldı…
Ortak deklarasyonda uluslararası sularda İsrail’in Gazze’ye insani yardım taşıyan gemilere yaptığı saldırı ‘İsrail devletin yeni suçu’ olarak tanımlanıp şiddetle kınandı. Ortak deklarasyonda adil ve şeffaf soruşturma da talep edildi. Deklarasyonda bir kez daha İsrail işgali kınanırken, 1967 sınırlarına geri dönülmesi de talep edildi. Ortak deklarasyonda İsrail’deki sol ve barış yanlısı güçlerin mücadelesi de selamlandı. Ortak deklarasyonda ayrıca Ortadoğu’nun nükleer ve diğer kitle imha silahlarından arındırılması ve nükleer silahların yayılmasını önleme anlaşması Non – Proliferation Treaty (NPT) Ortadoğu’daki tüm ülkeler tarafından imzalanması talep edildi…
Synaspismos Kongresine katılan uluslararası delegasyon temsilcileri ayrıca 5 Haziran’da Yunanistan’daki ekonomik kriz ile ilgili hükümetin aldığı tavrı protesto için sendikaların düzenlediği eyleme de katıldılar… Eylem Omonia meydanından başladı ve Yunanistan Parlamentosu önüne kadar devam etti… Eylem Yunanistan Parlamentosu önünde sona erdi…
Synaspismos Kongresine ve bu çerçevede düzenlenen çalışmalara YKP adına Yürütme Kurulu Sekreteri Murat Kanatlı katıldı. Kanatlı Yunanistan’da bulunduğu süre zarfında ayrıca haftalık Epohi gazetesine de röportaj verdi…
Kanatlı 5 Haziran günü diğer temaslar için İstanbul’a gitti ve 7 Haziran’da adaya geri döndü…
Ortak Deklarasyon
Sol partilerin Filistin hakkındaki uluslararası özel toplantısı
İsrail Hükümetinin yeni suçu hakkında Karar
SYNASPISMOS’un 6. Kongresi dolayısıyla Sol Partilerin özel uluslararası toplantısı 4 Haziran’da yapıldı ve aşağıdaki karar onaylandı:
İsrail hükümetinin uluslararası sularda Gazze’ye insani yardım götürmekte olanların katledilmelerine neden olan yeni suçunu şiddetle lanetliyoruz. Bu, Özgürlük Filosuna, dünya yurttaşlarının dayanışmasını ilerletmeye karşı bir saldırıdır.
Bu, ayni zamanda uluslararası toplumunun bir yenilgisidir, zamanında müdahale edip insani yardımın engelsiz yerine ulaşmasını temin etmeli ve eylemcilerin hayatlarını korumalı idi. Özel bir suçlama ABD yönetimi ve AB’ye insanlık dışı ve yasadışı ablukanın onların desteği ile devam etmekte olması nedeniyle yapılmalıdır.
Bu trajedinin sorumlularının örnek olacak şekilde cezalandırılması için her önlemin alınması dünya kamuoyunun acil bir isteğidir. İsrail hükümeti uluslararası adaletin önüne çıkarılmalıdır. Saldırıdan acı çeken eylemciler adına bu yönde hareketi destekleriz.
İsrail’in yeni suçu için BM gözetiminde adil ve şeffaf uluslararası koğuşturma talep ederiz.
Gazze’nin her gün sivillerin ve çocukların ölmesine neden olan barbar ablukasına derhal son verilmelidir.
Devletlere İsrail ile askeri işbirliği antlaşmalarını derhal iptal etmeleri çağrısını yaparız.
AB ve üye ülkelerine İsrail-AB birlik antlaşmasını dondurma çağrısı yaparız.
Filistin halkı ile ve onun özgürlük, bağımsızlık ve onur savaşımı ile tam ve koşulsuz dayanışmamızı ifade ederiz. Dayanışmamız BM kararlarının uygulanması ve İsrail işgalinin son bulması ve 1967 hudutları içinde başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız Filistin devleti kurulması ve Filistinlilerin ülkelerine dönüş içindir de…
İsrail’in sürekli politikası olan topraklara el konulmasını ve 1967 işgal ettiği Filistin topraklarına, Doğu Kudüs dahil yerleşim yerleri yapılmasını ayni zamanda Batı Şeria’da ayrılıkçı duvarın yapılmasını lanetleriz.
Filistin halkına tüm politik güçlerinin ulusal uzlaşma ve birlik olmaları ve FKÖ ile başkalarıyla ilgili çalışmaları desteklemeleri özel başvurusunu yaparız.
İsrail’de çok zor koşullarda mücadele eden sol ve barış güçlerini selamlar, onların eylemlerine yapılan saldırıları lanetler ve onlarla her türlü olası yolla dayanışmamızı ilan ederiz.
Nükleer silahlardan ve diğer kitle imha silahlarından arınmış bir Ortadoğu kampanyamızı ileri götürmenin ve tüm devletlerin Kitle imha silahlarının yayılmasını önleme sözleşmesine uymalarının ortak amacımız olduğunu da açıklarız.
Filistin halkı ile Orta Doğu’da barış ve adalet için daha büyük dayanışma hareketi ile çabalarımızı yoğunlaştırmaya yeniden kendimizi adarız.
Atina, 4 Haziran 2010
Sosyalist Demokrasi Partisi (SDP) 4. Olağan Büyük Konferans/Kongresi ise 29-30 Mayıs 2010 tarihlerinde Ankara’da toplandı. YKP adına YKP Yürütme Kurulu Sekreteri Murat Kanatlı kongreye katıldı…
SDP 4. Olağan Genel Kongresi, Ankara İnşaat Mühendisleri Odası Konferans Salonu’nda yapıldı. Kongre salonuna ‘Silahlar sussun halk konuşsun’, ‘Yaşasın barış, yaşasın halkların kardeşliği’ pankartları asıldı.
SDP Genel Başkanı Rıdvan Turan açılış konuşmasında Türkiye ve dış politikaya yönelik partinin görüşlerini ortaya koydu… Turan konuşması sırasında Kıbrıs’a da değindi ve bölgesel barışın önkoşullarını ortaya koyarken “garantör devletlere Kıbrıs’tan el çektirmek, Kıbrıs halklarının kendi siyasi geleceklerini demokratik ve özgür iradeleriyle belirlemeleri, iki bölgeli, iki kesimli, siyasi eşitliğe dayanan federal bir Kıbrıs’ın kurulması, adanın tamamının askersizleştirilmesini sağlamak bölgesel barışın ön koşuludur” dedi… Turan konuşmasında ayrıca “emperyalist tahakküme karşı eşitlik özgürlük ve demokrasi talepleriyle direnen Irak, İran, Filistin, Lübnan, Kürdistan ve Kıbrıs başta olmak üzere tüm Ortadoğu halklarını selamlıyor ve dayanışma duygularımı iletiyorum” da dedi…
(Konuşmanın tamamı: http://www.sdp.org.tr/duyuru/20100530a.htm)
Turan’ın açılış konuşmasından sonra Türkiye ve yurtdışından katılan konuklar da birer konuşma yaptı.
Kanatlı konuşmasında partinin çeşitli konulardaki görüşlerini ortaya koyarken ayrıca Türkiye’deki devrimcilerin ve ilericilerin Kıbrıs’ta süren işgale karşı daha fazla sorumluluk alması gerektiğinin altını bir kez daha çizdi… Kongreye AKEL temsilcisi de katıldı ve bir de konuşma yaptı…
SDP 4. Kongresinde yeni Parti Programı kabul edildi ve Parti Tüzüğünde değişiklikler yapıldı. Kongrede ayrıca bir dizi karar tasarısı kabul edildi.
Katılan tüm konuklar DEV-LİS tarafından 30 Mayıs’ta düzenlenen eyleme de katıldılar…
Kanatlı, Ankara’da bulunduğu süre içinde ÖDP başta olmak üzerine çeşitli parti, örgüt ve sendikalarla da temaslar yaptı. Kanatlı, 31 Mayıs’ta adaya geri döndü…