YKP’nin de gözlemci üyesi olduğu Avrupa Sol Partisi’nin 3. Kongresi (ASP) 3-5 Aralık’ta Paris’te, La Defense’taki CNIT’da yapılmış ve YKP Yürütme Kurulu üyeleri Murat Kanatlı ve Nevzat Hami ile YKPfem aktivisti ve YKP Parti Meclisi üyesi Faika Deniz Paşa YKP adına kongreye katılmıştı…
Krize ve neo liberal politikalara karşı Sosyal Avrupa Ajandası başlıklı kongre dokümanın karara bağlandığı 5 Aralık’taki son günde ayrıca Kongre kararları da görüşülerek onaylanmıştı. Ajandada Kıbrıs konusundaki bölümde “Adanın işgalini tamamlamaya yönelik politik bir eylemi olan Türkiye’den Kıbrıs’a nüfus transferi hemen durdurulmalı. Kıbrıs Cumhuriyeti’nin yüzde 37’sini işgal etmiş Türkiye işgali son erdirilmelidir. Türkiye hükümeti Kıbrıs sorununun, Avrupa hukukuna, devletler hukuku ve BM kararlarına uygun, adaletli ve uygulanabilir çözümü için devam eden görüşme sürecine daha fazla pratik katkı yapmalıdır. Kıbrıs’taki tüm taraflar ilgili BM kararları çerçevesinde iki bölgeli, iki toplumlu birleşik bir Kıbrıs için daha faza katkı yapmalıdır” ifadelerine yer verilmişti…
5 Aralık’ta onaylanan Kıbrıs’la ilgili kararın çevirisi şöyle:
Avrupa Sol Partisi
3. Kongresi – Paris 3-5 Aralık 2010
Kıbrıs’ın yeniden birleştirilmesi için mücadele ve Ortadoğu ile Avrupa’da barış ve güvenlik
Kıbrıs Cumhuriyeti toprağının %37’sinin Türkiye tarafından işgal edilmesini, Türkiye’den planlı bir şekilde nüfus yerleştirilmesini, kültürel mirasın tahrip edilmesini ve 1974’ten bu yana Cumhuriyet’in kontrolu altında bulunmayan bölgelerde toprak ve mal gaspını kınamaktayız.
İnanıyoruz ki, Kıbrıs sorununa barışçı, adil, karşılıklı olarak kabul edilir ve yaşayabilir bir çözüm bulunmasının uygun yolu, BM Güvenlik Konseyi kararları, 1977-79 doruk anlaşmaları, uluslararası hukuk ve aynı zamanda, Avrupa’nın kuruluş değerleri ve ilkeleri temelinde, BM gözetiminde özlü ve doğrudan görüşmelerdir.
BM gözetimi altında görüşmelerin canlandırılmasını memnuniyetle karşılarız. Kapsamlı bir çözüm için yapıcı bir şekilde birlikte çalışmaları konusunda iki lideri teşvik ederiz. bir çözüme varılması için Cumhurbaşkanı Hristofiyas’ın gösterdiği sürekli çabalarına bir kez daha destek belirtiriz. Yakın geçmişin olumsuz deneyimini göz önünde bulundurarak, boğucu takvimlerden ve hakemli arabuluculuktan kaçınılmalı ve sürece Kıbrıslılar sahip olmaya devam etmelidir.
İnanıyoruz ki, tüm çabalar, mümkün olan erken bir zamanda bir çözüme ulaşılması üzerinde yoğunlaşmalıdır. Bu, Türk ve Kıbrıs Türk tarafının, masada makul bir uzlaşmaya hazır olduğunu pratikte göstermesi halinde ve böylece, görüşmeler sürecinin başlamasından önce iki lider tarafından belirlenen çerçeve anlaşması içerisinde kalarak başarılabilinir.
Kıbrıs sorununun çözümünün, Kıbrıs Cumhuriyetinin toprak bütünlüğü, tek egemenliği, uluslararası tek kimliği ve tek yurttaşlığı, BM Güvenlik Konseyi’nin ilgili kararlarında öngörüldüğü gibi siyasi eşitliği olan bağımsız, iki kesimli, iki toplumlu bir federasyona dönüşmesi temelinde olması gerektiğinin altını çizeriz. Çözüm, Türk işgal kuvvetlerinin çekilmesini, işgalin kaldırılmasını ve yasadışı yerleşimci akışının durdurulmasını sağlamalıdır. Kıbrıs sorununun çözümü, tüm göçmenlerin evlerine ve mülklerine dönme hakkı ve her iki toplumdan da kayıp kişilerin ailelerinin, sevdiklerinin akıbetleri konusunda bilgilendirilmeleri hakkı dahil, tüm yurttaşların insan haklarını ve temel özgürlüklerini uluslararası hukuk ve BM anayasası uyarınca güvence altına almalıdır.
Kıbrıs’ın kuzey kesiminde nüfus yapısının değiştirilmesi bir mühendislik sürecidir. Bu, Türkiye Cumhuriyeti devleti ve sivil yönetiminin, adanın kuzey kesiminin fethi ve Türkiyeleştirme sürecini tamamlaması için siyasi bir eylemidir.
Cenevre Konvansiyonuna göre işgal altındaki bölgelere nüfus aktarılması bir savaş suçudur…
Türkiye üzerindeki etkisini kullanarak, onu Kıbrıs konusundaki sürdürdüğü politikasını terk etmesini; Lefkoşa, Dillirga ve Mesarga bölgesi, Maronit köyleri ve Mağusa’nın askersizleştirilmesini kabul dilmesini ve güven artırıcı bir önlem olarak mülklerine dönebilmeleri için Maraş’ın yasal sahiplerine verilmesini; Yabancı orduların adadan ayrılması konusunda bir gündem hazırlayarak bu çerçevede en azından on bin askerin şimdiden çekilmesine olanak sağlamak ve geriye kalanların da çekilmesi yönünde çalışma yapmak ve yukarıda anlatıldığı biçimiyle Kıbrıs sorununa adil ve yaşayabilir bir çözüm bulunmasına yardımcı olacak yapıcı bir tavır içine girmesini teşvik etmeleri yönünde uluslararası topluluğa çağırıda bulunuruz.
Kıbrıs Türk toplumu da Avrupa ailesinin bir parçasıdır ve Avrupalı tüm diğer işçiler gibi Avrupa hukukundan, direktiflerinden ve Konvansiyonlarından eşit bir şekilde yararlanma hakkına sahiptir…
Avrupalı Sol Partisi, yukarıda anlatıldığı düşünceler doğrultusunda Kıbrıs sorununa bir çözüm bulunması için aktif destek sağlamaya devam edecektir, çünkü Kıbrıs sorununun çözümü Doğu Akdeniz bölgesindeki barışa önemli bir katkı olacak ve yabancı askeri üslerin olmadığı askersiz bir Kıbrıs, Avrupa, Ortadoğu ve Afrika arasında bir barış ve işbirliği köprüsü olacaktır.
YKP’nin de gözlemci üyesi olduğu Avrupa Sol Partisi’nin 3. Kongresi (ASP) 3-5 Aralık’ta Paris’te, La Defense’taki CNIT’da yapıldı, Kongrenin son gününde ASP’nin yeni başkanı Fransa Komünist Partisi Genel Sekreteri Paul Laurent seçildi…
YKP’nin de gözlemci üyesi olduğu Avrupa Sol Partisi’nin 3. Kongresi (ASP) 3-5 Aralık’ta Paris’te, La Defense’taki CNIT’da yapıldı, Kongrenin son gününde ASP’nin yeni başkanı Fransa Komünist Partisi Genel Sekreteri Paul Laurent seçildi… Krize ve neo liberal politikalara karşı Sosyal Avrupa Ajandası başlıklı kongre dokümanın Kıbrıs konusundaki bölümde “Adanın işgalini tamamlamaya yönelik politik bir eylemi olan Türkiye’den Kıbrıs’a nüfus transferi hemen durdurulmalı. Kıbrıs Cumhuriyeti’nin yüzde 37’sini işgal etmiş Türkiye işgali son erdirilmelidir. Türkiye hükümeti Kıbrıs sorununun, Avrupa hukukuna, devletler hukuku ve BM kararlarına uygun, adaletli ve uygulanabilir çözümü için devam eden görüşme sürecine daha fazla pratik katkı yapmalıdır. Kıbrıs’taki tüm taraflar ilgili BM kararları çerçevesinde iki bölgeli, iki toplumlu birleşik bir Kıbrıs için daha faza katkı yapmalıdır” ifadelerine yer verildi…
YKP Yürütme Kurulu üyeleri Murat Kanatlı ve Nevzat Hami ile YKPfem aktivisti ve YKP Parti Meclisi üyesi Faika Deniz Paşa YKP adına kongreye katıldı…
Kongre çalışması öncesi 2 Aralık, Perşembe günü Avrupa Sol Partisi’nin Yürütme Kurulu toplantısı yapıldı ve Kongre ile ilgili son çalışmalar değerlendirildi. Yürütme Kurulu toplantısına YKP Yürütme Kurulu Sekreteri Murat Kanatlı da katıldı… 3 Aralık, Cuma günü ise El-fem’in organize ettiği Kadın Meclisi toplantısı yapıldı… Kadın Meclisi toplantısına YKPfem da 2 kişilik delegasyonla katıldı…
Kongrenin ikinci günü olan 4 Aralık, Cumartesi günü çeşitli organlar tarafından hazırlanan raporların tartışılması ve onaylanması, tüzük değişikliğinin onaylanması yanında Kongre delegeler ve konukların da konuşmaları gerçekleşti.
YKP Parti Meclisi üyesi ve YKP-fem aktivisti Faika Deniz Paşa kongrede yaptığı konuşmada Avrupa’da yükselen ırkçılık ve yabancı düşmanlığı konusuna dikkat çekti ve konu ile ilgili Kıbrıs’taki gelişmelerle ilgili bilgi verdi… Paşa, Larnaka’da ırkçılık karşıtı festivaline karşı yapılan saldırıyı da Kongrenin gündemine taşıdı. Paşa, festivale YKP Gençlik’in de katıldığını ve festivalin ana başlığının “Kıbrıslıların ve göçmenlerin krize karşı birliği” sloganı ile yapıldığını söyledi. Paşa konuşmasında Festivalin ırkçılar tarafından saldırıya uğradığını ancak polisin anti-ırkçı festival katılımcılarından 4 Kıbrıslı ve 2 göçmeni tutukladığını ve hükümetin bu konuyu iki marjinal grubun kavgası olarak sunduğu anlattı. Paşa, ırkçılığın ve ayrımcılığın soykırımların yapı taşları olduğunu hatırlatarak, Avrupa halkının Holocaust trajedisi sonrası “bir daha asla” dediğinin altını çizdi. Avrupa Sol’unun kapitalist krizin faturasının göçmenlere, Romanlara ve azınlıklara çıkarılmasına izin vermemesi gerektiği vurguladı. Paşa konuşmasını “eşitsizliğe karşı ve tüm işçilerin haklarını garantiye alan mücadelenin en ön saflarında olmalı; eşitlik ve ayrımcılık karşıtı çalışmanın tüm Avrupa çapında ana akım çalışma olması için mücadele etmeliyiz” diyerek bitirdi…
YKP Yürütme Kurulu Sekreteri Murat Kanatlı ise Kıbrıs sorunundaki son gelişmeleri Kongrenin gündemine taşıdı. Kanatlı, Kıbrıs’ın kuzeyinde işgalin sürdüğünü ve gün ve gün Türkiye’den taşınan nüfusla Kıbrıs’ın kuzeyinin şu aşamada 100 bini Kıbrıslı Türk, 500 bin kişilik aktif nüfusa ulaştığını söyledi… Kanatlı, belki sert bir tanımlama olacağını ama bugünkü durumun pratikteki karşılığının Kıbrıs’ın kuzeyinden Kıbrıslıların etnik temizliği anlamına geldiğini söyledi. Kanatlı, böyle bir tanımlamayı kullandıklarını çünkü 1974 yılında tüm Kıbrıslı Rumların güneye göçe zorlandığını, Kıbrıslı Türklerin ise 74’ten sonra uygulanan politikalarla sürekli olarak kuzeyi terk ettiklerini söyledi.
Taşınan nüfusun hiçbir önlem alınmadığı için daha kötü şartlarda çalışmaya, yani kölelik şartlarında çalışmaya zorlandığını, bunun da Kıbrıs’ın kuzeyindeki çalışma yaşamını da etkilediği ancak YKP’nin emeği ile geçinenlerin hakları için de mücadele ettiği söyledi. Kanatlı, kötüleşen çalışma koşulları ve umutsuzluk ile duş kırıklıklarından dolayı her gün birçok Kıbrıs Türk gencinin ülkenin kuzeyi terk ettiğini söyledi. Bu durumun Kıbrıs’ın kuzeyindeki demografik yapıyı gün ve gün değiştirdiğinin altını çizen Kanatlı, getirilen nüfusun da TC elçiliği tarafından sıkı şekilde kontrol edildiğinin de bilgisini verdi.
Kanatlı Kıbrıs’ın kuzeyinden Kıbrıslıların temizlenmesinin Kıbrıs’ın kalıcı bölünmesi anlamına geleceğini, bunun da Avrupa toprağında savaş koşullarının devam etmesi olduğunu hatırlattı. Kanatlı, Kıbrıs sorunun çözümü ve işgalin sona ermesi için daha aktif dayanışma talep ettiklerini söyledi. Kanatlı konuşmasını “başka bir Kıbrıs’ın mümkün olduğuna inanıyor, nasıl ki başka bir Avrupa’nın mümkün olduğuna inandığımız gibi” diyerek bitirdi…
Krize ve neo liberal politikalara karşı Sosyal Avrupa Ajandası başlıklı kongre dokümanın da karara bağlandığı 5 Aralık’taki son günde ayrıca Kongre kararları da görüşülerek onaylandı. Ajandada Kıbrıs konusundaki bölümde “Adanın işgalini tamamlamaya yönelik politik bir eylemi olan Türkiye’den Kıbrıs’a nüfus transferi hemen durdurulmalı. Kıbrıs Cumhuriyeti’nin yüzde 37’sini işgal etmiş Türkiye işgali son erdirilmelidir. Türkiye hükümeti Kıbrıs sorununun, Avrupa hukukuna, devletler hukuku ve BM kararlarına uygun, adaletli ve uygulanabilir çözümü için devam eden görüşme sürecine daha fazla pratik katkı yapmalıdır. Kıbrıs’taki tüm taraflar ilgili BM kararları çerçevesinde iki bölgeli, iki toplumlu birleşik bir Kıbrıs için daha faza katkı yapmalıdır” ifadelerine yer verildi…
Kongrenin son gününde gelecek dönemdeki Avrupa Sol Partisi başkan ve başkan yardımcılarının seçimi de yapıldı… Fransa Komünist Partisi Genel Sekreteri Paul Laurent gelecek dönemdeki ASP başkanı olarak seçildi. Kongrede ayrıca 4 başkan yardımcısı da Alexis Tsipras (Synaspismos), Marisa Matias (Portekiz Sol Blok), Grigori Petrenco (Moldova Komünist Partisi) ve Maite Mola (İspanya Komünist Partisi) ile yeni mali sekreter Diether Dehm (Die Linke) olarak seçildi.
Kongrede YKP tarafından Kıbrıs ile ilgili sunulan karar tasarısı yanında ayrıca Batı Sahara, Avrupa ve Latin Amerika’daki üsler, Kamusal borçlar, NATO, tasarruf önlemleri politikalar, Romanların durumu, Afganistan savaşı, yoksulluk ve temel gelir için eylem planı, yeni gelişim modeli, Kosova, Latin Amerika, eğitim başlıklarında çeşitli partiler tarafından sunulmuş karar tasarıları komisyonlarda tartışılarak son hallerine getirildi ve Kongreye sunularak onaylandılar…
YKP delegasyonu 5 Aralık, Pazar günü adaya geri döndü…
Dear Comrades,
In the last few days we have listened to our comrades mentioning the struggle against the occupation and war in Iraq and Afghanistan. Unfortunately all these are “new” hot issues, but some “old” occupations are also continuing. Because of the aggression of Israel, most of the people don’t forget the occupation of Palestine.
But at the same time, the occupation of Cyprus also continues. Because of “hard” diplomacy power game, most of the political actors prefer to ignore the occupation of Cyprus. But Turkey continues to occupy one third of the island and Cyprus is a full member of the EU, which means that Turkey occupies European territory.
Turkey is not only occupying but also continues to transfer or encourages Turkish people to move to the northern part of Cyprus. The actual active population of the northern part of Cyprus is 500 thousand and of this only 100 thousand is Turkish Cypriot and the rest are mostly Turkish settlers.
We define this situation as an ethnic cleansing of Cypriots from the northern part of Cyprus with a kind of non-violence, over a long term period. Yes “ethnic cleansing” is a strong terminology but the reality forces us to use this terminology.
In 1974, after occupying the northern part of Cyprus, Turkey forced all the Greek Cypriots to move to the southern part of Cyprus. After 1974 Turkey started to transfer its people but at the same time to continue to keep them attached to her with strong Turkish Embassy bureaucracy and activity.
They use the population as an excuse and change the character of the religion, build more mosques and promote Quran courses so the northern part is more conservative than in the past. The newcomers accept to work in worse conditions similar to slavery conditions, due to lack of legal framework to defend the rights of these workers, so the general working conditions are getting worse and worse. YKP, is also struggleing for the working condition of these people…
Plus the persistent and disappointing political atmosphere pushes mainly the young Turkish Cypriots to migrate from the island, but at the same time new settlers are coming from Anatolia day by day.
So this means changing of the demographic structure of the northern part leading to the non-cypriotness, means the ethnic cleansing procedure continues. This procedure will cause the permanent division of the island, and means that war conditions will continue on European territory.
We ask for more active solidarity for the solution of the Cyprus problem and ending the occupation of Cyprus.
We believe that another Cyprus is possible, like another Europe is possible.
Today Europe facing the capitalist crises we see increase of racism and xenophobia, fuelled in part by rising unemployment, insecurity about the future and a growing number of populist political discourses all over the continent.
In Cyprus, in Larnaca just a month ago an anti-racist festival organized with the theme of “Cypriots and Migrants united against the crisis” that also YKP-YOUTH participated was raided by fascist groups who declared that there were marching against “illegal migration’. During the incident a migrant was beaten up severely and a Turkish Cypriot was stabbed on the chest by the neo-nazis. On the other hand the police managed to arrest six persons, all participants in the anti-racist Festival four Cypriots and two underage migrants while the government tried to justify the attacks by stating that it was just a clash between two marginal groups.
We should remember that the increasing manifestations of racism and discriminations were the building blocks of genocide. We should never forget the promise the people of Europe made after the tragedy of Holocaust: ‘Never again’!
European left should not allow migrant, Roma and ethnic and religious minority workers to be scapegoats for the capitalist crises in order to divert attention from the real causes of the crises. We should be in front line in fighting inequalities and ensuring the protection of rights of all workers and must work towards mainstreaming Equality and anti-discrimination across all EU policy areas in order to achieve social cohesion.
YKP Yürütme Kurulu Üyesi Alpay Durduran ülkedeki son siyasi gelişmeleri değerlendirdi. Konu ile ilgili açıklama şöyle:
Hükümette olan partinin transferle ayakta durması ve kurultayına giderken çiğnemedik kural bırakmayarak devletin tüm olanaklarını parti içi kavgaya tahsis etmesi inanılacak gibi değildir. CTP de benzer bazı şeyler yapınca saki de bir yarış başlattılar ama bu dünya sadece CTP ve UBP’den ibaret değildir, bu ülke de onlardan ibaret değildir ve ikisi de bir araya gelse yapılan ahlaksızlıkları ahlaklı hale getirmez.
Devletin radyo ve televizyonları Küçük’ün emrine giremez. Devlet araçları böyle işler için kullanılamaz. Devlet dairelerinde parti maksatlı toplantı ve görüşmeler yapılamaz. Bunu haber yapan basın normal bir iş yapılmış gibi davranamaz. Basını da korkutup sindirebiliyorlarsa ne kadar devlet gücünü kötüye kullandıklarını anlamalıyız.
Halkımız bunların hesabını sormaya hazırlanmalı ve bu ahlaksızlıklardan uzak durulmasını istemelidir. Hesap sorulmasını sağlayacak olanlara destek olmalıdır. Bakılırsa görülür ki adaylar ve yandaşları medyadan diğerlerinin devletin olanaklarını nasıl kullandıklarını anlatmaktadırlar. İşledikleri suçların tanıkları da kendileridir. Ben seçilirsem bunlara son vereceğim demeye zahmet eden yoktur.
Unutulmamalıdır ki önümüzdeki günlerde iyi fiyat bulamazsa mahvolacak zeytin üreticilerinin desteklenmesi için para bulma sorunu vardır. Bu ahlaksızlıklara devlet hazinesini soymanın hesabı sorulmazsa zeytinin de tutarı olmayacaktır. Bundan sonra da zeytine yatırım olmayacaktır. Bahçesindeki ağaca bakan kendine ve dostlarına ikram edecektir o kadar üretim göreceğiz.
Politikanın halkın cebine ele atmakla yapılmaması ve kamu yerlerinin başka maksatlarla kullanılmasına izin verilememesi şarttır. Bunu göre göre bu ahlaksızlıkları yapanlara arka çıkmak söz hakkını da halkın elinden alacaktır.
Halk söz hakkı isterse gücünü kanıtlamalıdır.