YKP Pazar günkü 2. turdaki duruşunu açıkladı

ykplogo2YKP Parti Meclisi aldığı kararı şu şekilde açıklamayı uygun görür:

Yeni Kıbrıs Partisi (YKP) Parti Meclisi, 19 Nisan seçim sonuçları değerlendirmesi kapsamında, halkın ciddi bir kısmının sandığa gitmeyerek mevcut sisteme karşı ortaya koydukları tepkiyi bir kez daha selamlar ve 26 Nisan’da olacak 2. tur seçimi ile ilgili de geçmiş Parti Meclisi tavrını da korur.

YKP, seçim sürecini siyasal bir kampanya örmek için bir fırsat olarak algılar ve o şekilde çalışır. YKP çalışmalarına ekoloji, toplumsal cinsiyet eşitliği, emek, anti-militarizm ve sosyalizm alanlarında devam edecektir.

Egemen siyasetin, milliyetçi ve yozlaşmış figürlerinden olan Eroğlu’nun ekarte edilmesine yönelik bir umudun olduğunu görmekteyiz. Yaşamın her alanında her türlü statükonun yıkılmasının önemli olduğunu, birini yıktığımızda ötekinin karşımıza çıkacağının ve onu da yıkmak için elbirliği ile tekrar çalışmamız gerektiğinin farkındayız.

Diğer yandan, bu makamın, gerek işgal koşullarından dolayı, gerekse zaten “anayasanın” bu makama neredeyse hiç bir yetki vermemesinden ötürü, ihtiyacımız olan sistem değişimini karşılayacak konumda olmadığının altını çizmenin sorumluluğunu hissetmekteyiz. Kaldı ki, bu koşullar ortadan kalksa bile değişimi getiren kapitalist sistem değerleriyle, reklam kampanyalarıyla, popülizm ile “yüceltilmiş” “liderler” olmayacaktır.

“Statüko yıkıldı” manşetleri 2004 seçimleri sonrası da atılmıştı. Yaşadıklarımız bize, yalnız seçimlerle, buna bağlı hareketlenmelerle ve belli makamlara gelerek 41 yıldır süren işgalin sonuçlarını ortadan kaldırmanın, statükoyu geriletmenin imkânı olmadığını göstermiştir.

Deneyimlerimiz göstermektedir ki, şu anda Kıbrıs sorunundaki gelişmeler için de benzer bir sokak inisiyatifine, iş ve güç birliklerine ihtiyacımız vardır.

Bizler, 26 Nisan ve sonrasında da sokakta olacağız ve sol gevezelik yapmaya devam edeceğiz. Çözümün ve barışın seçimle olmayacağını, ateşkes koşullarında demokrasiden bahsedilemeyeceğini haykırmak için sokakta olacağız.

Sokakta her türlü iş ve güç birliğine hazır olduğumuzu, bizimle benzer düşünceleri de sandığa değil sokağa beklediğimizi ilan ederiz.

Çözümsüzlük masada, barış ise sokaktadır.

 

23/4/2015

Seçmen mevcut düzene tepkisini ortaya koydu

ykplogo2YKP Yürütme Kurulu seçim sonuçlarını değerlendirdi. Konu ile açıklama şöyle:

Seçim sonuçları ‘‘HAYIRLI’’ olmuştur.

Değişim yaratma iddiasında olan adaylara rağmen halkın %38’inin sandığa gitmeyi reddetmesi, sisteme güvensizliğin açık göstergesidir. Bu tepkinin örgütlenmesinde payı olan YKP, örgütlü veya örgütsüz sandığa gitmeyip tepkisini en rahatsız edici şekilde ortaya koyanları selamlar. Sonuçlar alternatif mücadele alanlarının yaratılmasına ihtiyaç duyulduğunu bir kez daha yüzümüze vurmuştur.

Seçim sonuçlarına göre beş yıl önceki seçimlere katılım oranı %76’yken şimdi katılım oranı %62’ye gerilemiştir. İkinci tura kalan adaylardan biri toplam seçmenden %17.2, diğeri %16.4 oranında destek almıştır. Bu sonuçlar, ikinci tura kalan her bir adayın aldığı oy oranı toplam seçmenin beşte birinden azının desteğinin göstergesidir.

İşgale ve sonuçlarına gözünü kapatan, Türkiye’den dayatılan paketleri uygulamada birbirleri ile yarışan, Türkiye sözünden çıkmayarak siyaset geliştirmeye marifet sayanların günün sonunda birbirlerinden ayırt edilemeyecek kadar benzeşmesi de seçimlere katılım oranını etkilemiştir.

Savunduğumuz değerlerin uzağına düşen seçim vaatlerinin reddi, boykotu bir kez daha haklı kılarken, taleplerine yanıt bulamayanların bıkkınlığının örgütlü mücadele ile aşılacağına olan inancımızı koruyoruz.

Sisteme güvenin inkar edilemeyecek kadar azaldığı koşullarda, toplumsal hareketin güçlendirilmesi ve sisteme karşı duruşun tabandan örgütlenmesi gerektiği tespiti ile YKP, toplumsal cinsiyet eşitliği, ekoloji, anti-militarizm, emek, özgürlük ve barış bağlamında sosyalist mücadelesini sürdürecektir.

Yeni Kıbrıs Partisi, rejimden umudunu kesen herkesi sokaktaki özgürlük mücadelesinin bir parçası olmaya çağırır.

YKP Parti Meclisi, 19 Nisan seçimlerini değerlendirmek üzere 23 Nisan Perşembe günü saat 18.00’de toplanacaktır.

Seçime seçim deme koşullarının olmadığı bir kere daha ispatlandı

ykplogo2YKP Yürütme Kurulu üyesi Murat Kanatlı, seçimin son döneminde yaşananlara dair gelişmeleri değerlendirdi.

Seçim başladığından beri siyasi olmayan bir kampanya yürütülmektedir. Herkes halkı kucaklamaktan bahsetmektedir. Daha önce sağ partilerden vekillik yapanların, sağ partilerin desteği ile seçilenlerin,  sol iddiasındaki adayları desteklemesi kimseyi şaşırtmamıştı. Bu hali ile bile bunlar, seçimlerde normal gitmeyen birşeylerin olduğu ortaya koyan kanıtlardı.

Seçimlerde harcanan korkunç miktardaki paranın kaynağının açıklanmamış olması ya da yarım ağız yapılan, denetime tabi olmayan açıklama yapmış gibi tavırları ile şeffaf olmayan seçim dönemi geçirdiğimiz anlaşılmaktadır.

Tüm bunlar YKP’nin yıllardır ortaya koyduğu bu coğrafyada seçime seçim deme koşullarının olmadığının bir basit örnekleriydi ama son günlerde yaşananlar, müdahalesiz de bir seçim ortamının olmadığını ortaya koymaktadır.

TC elçiliği namı diğer valilik, huylu huyundan vazgeçmez deyimine uygun yine müdahalelerde bulunduğu yaygın kanaattir. Kimin lehine ve aleyhine olduğu hâlâ daha tartışmalı da olsa, kamuoyunda da ciddi şekilde elçiliğin müdahale ettiği yönünde kanı oluşmuştur. Seçimi kaybeden taraflardan şimdiden yapılacak müdahale edildiği açıklamalarını duyar gibiyiz. Eğer bu konuda samimi aday varsa, bugünden adaylıktan çekildiği açıklamalıdır. Aksi taktidirde “müdahale oldu” diye konuşmaması gerekmektedir.

YKP, bu coğrafyada, bu koşullarda adil ve demokratik bir seçim yapılamayacağının altını bir kez daha çizer, “hayır”lı seçimler çağrısını yinelemektedir…

KATILIN BİZE, REJİME KARŞI İSYANIMIZ BÜYÜSÜN, SANDIĞA GİTME, BOYKOT ET, BU KİRLİ OYUNLARA ORTAK OLMA!

“HAYIR”LI SEÇİMLER

hayırlı seçimlerYKP düzenlediği basın toplantısı ile, 19 Nisan’a yönelik çağrısını yineledi, halkı sisteme karşı tepkisi ortaya koymak için sandığa gitmemeye çağırdı. Basın toplantısında Yürütme Kurulu üyesi Celal Devrim Önen, Hazal Yolga, Murat Kanatlı, Parti Meclisi üyesi Alpay Durduran, Rasıh Keskiner, Münevver Özakalın, Hamit Aygün, Lefkoşa İlçe Sekreteri Mehmet Karadal hazır bulundu, açıklamayı Murat Kanatlı okudu… Okunan açıklama şöyle:

Yeni Kıbrıs Partisi olarak, Şubat ayında Cumhurbaşkanı seçimlerinde taraf olmayacağımızı duyurmuştuk. Açıklamamızda, YKP olarak her seçimi kendi koşullarında değerlendirerek kararlar ürettiğimizi ve bu kararı verirken de kılavuzumuzun yaşadığımız toplum ve bütün dünya üstündeki yaşamın daha eşite, daha özgüre, daha adile doğru evirilmesi olduğunun altını çizmiştik.

Bu seçim propaganda sürecinde de toplumu ilgilendiren siyasi konuların değil adayların yaş, cinsiyet ve nereli olduklarıyla ilgilenilen, herkesin Kıbrıs sorununu en erken çözme iddiasında bulunup neyi nasıl yapacağı, engellerin neler olduğu ve nasıl aşılacağını konuşmadığı, fikirlerinin değil içi boş slogan ve aday portrelerinin büyük binaları kapladığını üzülerek yaşadık ve yaşamaktayız…

Bir seçim süreci daha reklam şirketleri zenginleşti, adaylar benzeşti, aday olunan pozisyonun görev ve yetki sınırlarına aldırış edilmeksizin vaatler havada uçuştu…  Medya araçları alternatifsizliği aşıladı, yine birkaç sistemin güçlendirdiği aday çerçevesinde döndü tüm tartışmalar. ‘Hükümet’ olanı da, ‘müzakere edeni’ de hem deneyimliydi, hem iş kotarıyordu, hem de gidişattan mutsuzdu ki ‘düzeltme’ vadediyordu. Bu düzenin alternatifi sorgulanmadı, sorgulanamadı ya, çünkü yine tüm ‘kamusal’ alanlar kiralıktı.

Bizler, YKP içerisinde mücadele eden insanlar olarak, bu seçim süresince çarkın dışında kaldığımız, karartma politikaları, kişisel saldırılar veya boy poster afişlerimiz yerine askersiz Lefkoşa kampanyasını yükselttiğimiz, askeri harcamaları tartıştığımız, enternasyonalist dayanışma çerçevesinde farklı coğrafyalardaki özgürlük mücadeleler ile ilişkilendiğimiz, AVM’lere karşı yerel pazarlarımızı kurduğumuz, paraya inat takası deneyimlediğimiz ve geçmiş devrimci mücadeleleri ve bugüne yansımalarını tartıştığımız için mutluyuz.

YKP, bugünkü mevcut durumda, kimseye hayırlı olmayacak bu seçimlere “hayır” denmesini, böylesi bir alternatifsizlikte sistem içi alternatiflerden bir kopuş olarak düşündüğü açıklamıştı. Sınırlandırılmış, etki alanı daraltılmış böylesi bir temsili sistemin reddinin örgütlenmesi, bu kişiler “beni temsil etmiyorlar” çağrısı yapılması, biliyoruz ki, ilk etapta yalnız bir karşı duruştur. Bu karşı duruşun, taban örgütleri yaratılarak, toplumsal hareket güçlendirilerek alternatif üreten bir sürece dönüştürülmesi gerektiği bilincindeyiz, bunun için çalışıyoruz…

Bizler, Şubat 2015’deki açıklamamızda seçim sloganı olarak değil samimi şekilde ekoloji, toplumsal cinsiyet eşitliği, anti-militarist, emek ilkeleri temelinden yaşamı savunmak için atılacak adımları destekleyeceğimizi belirtmiştik. Ancak gelinen bu noktada, biz ötekilerin iradesinin sandıkta ifade bulmasının imkânlı olmadığını gözlemliyoruz.

YKP olarak, başka türlü bir dünya, başka türlü bir siyasi anlayışın mümkün olduğuna inananları sokakta olan biz “ötekilerin” yanına çağırırız.

YKP olarak çağrımız;

“Pazar günü mevcut sisteme karşı öfken, seçimi boykot ile sokakta umuda dönsün…”

“HAYIR”lı Pazarlar…

Gelin irademizin geleceğimizi belirleme gücü haline gelmesi için seçime katılmayın ve YKP’ye bilinçli destek olun

ykplogo2YKP Parti Meclisi üyesi Alpay Durduran, cumhurbaşkanlığı seçimine seçime katılmama çağrısı yaptı. Açıklama şöyle:

YKP seçimlerde halkımızı oy kullanmamaya ve etkisiz ve yetkisiz makamlara seçim yapmayacağını göstermeye çağırdı. Kimsenin bize yaraşır bir yönetime sahip olmak için halkın desteğini istemediğini, sanki yasaların verdiğinden bile fazla güç elde edecekmiş gibi atıp tutuklarını açıkladı.

Hazineyi batırdılar, sosyal, ekonomik ve kültürel politikaları Türkiye ile protokollere bağladılar. Tüm yetkileri devrettikleri için çok önem verdiklerini iddia ettikleri anayasanın emri olan uzun vadeli kalkınma planı yapmaktan vazgeçtiler. Yıllık program yapmaktan bile caydılar. Devlet Planlama Örgütünü güdük hale getirdiler. Basın bile sosyal, ekonomik ve kültürel istatistik ve haberleri DPÖ’den değil başında Türkiyeli bir memurun oturduğu merkez bankasından veya TC elçiliğinin web sayfasından almaya başladı.

Üniversiteler YÖK’ün emrine verildi. Diplomaların karşılıklı tanınması protokolü imzalanarak YÖK’ün onayladığı müfredat bizimkilere emredildi. Diplomaların tanınması için bizim yönetime hiçbir şans bırakılmaz iken bizimkilerin diplomaları için denetleme haklarını ellerinde tutmayı için YÖK’e yetki verildi. Meslek yetkisi vermeye hakkı olmayan okullar orada sonradan üniversite denkliği kazandı diye onların eski mezunlarına bile denklik dayatıldı ama bizimkiler bu yetki verilmedi.

Devlet dairelerine TC’li memurlar yığıldı. Su gelecekmiş ama su dairesine teknik personel almak protokollerle kısıtlandı. Şimdi de kimleri, bizde yok diye bize göndereceklerini, ne zaman yurttaş yaptıracaklarını izleyecek hale düşürüldük.

Bunları görüyorsak gördüğümüzü protesto ve seçimleri boykotla göstermeli ve aktif bir şekilde bunlara karşı mücadele edecek partiye güç vererek geleceğimiz elimize almalıyız. YKP’nin seçim kazanamayacağını düşünerek oyunu boşa atmak istemediğini söyleyerek daha ne kadar zaman oylarını sorumsuzlara vererek çöpe atacağız. Oyunun çöpe gitmesini istemeyen, partilere sahip çıkıp tutmayacağı belli partilerin sözlerine kanmadığını parti içi demokrasiyi işleterek kanıtlamak zorundadır. Gelecek hepimizin geleceğidir. YKP mücadelesini sapmadan sürdürüyor ve oy uğruna halkın desteğini kandırarak değil mücadelesine desteği bilen halkın desteğiyle devam etmek için aydınlatıcı olmaya çalışmaktadır. Bize alternatif gösterin seçime katılın diyenlere bize desteğinizi sürdüreceğinizi katılarak gösterin diyoruz. Oyunuzu alıp da desteklemediğiniz politikaları uygulama yalanına kapılmıyoruz.

Gelin irademizin geleceğimizi belirleme gücü haline gelmesi için seçime katılmayın ve YKP’ye bilinçli destek olun.

Yalan seçim vaatlerine kanma, oyunu yakma, siyasi tavrını göster, sandığa gitme

ykplogo2YKP Yürütme Kurulu üyesi Murat Kanatlı, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde söylenen vaatleri değerlendirdi, yasal mevzuatla ilgili hatırlatmalarda bulundu, halka siyasi olarak kendini temsil etmeyen birine oyunu vererek yakmama çağrısı yaptı. Açıklama şöyle:

Seçimlerde aday olanların vaatleri havada uçuşmaya devam etmektedir.

Yalnız gözden ısrarla kaçırılan cumhurbaşkanlığına alınacak tuvalet kâğıdı için bile hükümetin bütçede bunu öngörmesi gerekirken, adaylar bunu halktan gizleyip vaatlerinin mümkün olduğu yanılsamasını yaratmaya çalışmalarıdır.

Seçim sonrası iki toplum liderlerinin görüşmelerinin Cenevre’de başlaması öngörülmektedir. Eğer hükümet bu ziyaret için ödenek çıkarmazsa, seçilecek olan kişi kendi cebinden uçak parası kesip Cenevre’ye mi gidecek? Bu durumda Cenevre’ye gidip gitmeme konusu bile hükümete bağlıdır.

Bazı adaylar Maraş’ın ve yeni geçiş noktalarının açılmalarından bahsetmektedirler. Eğer bu konuda yürütme ve yasama gerekli adımları atmazsa, cumhurbaşkanı bu konuda adım atacak durumda olmadığını niçin halktan gizlemeye çalışmaktadırlar?

Geçiş noktası açılması önemli bir konudur ve Mağusa’ya Derinya, Lefkoşa’ya Mağusa Kapısı, Lefke-Aplıç’a yeni geçiş noktaları açılmalıdır. Bunu YKP olarak destekliyoruz ama bugünkü yasal mevzuat içinde, bu geçiş noktalarına yönelik yasal düzenlemeler yapılmalıdır, Maliye Bakanı ödenekler çıkarıp yeni personel alması, hükümetin bu konuda diğer yürütme konularını gerine getirmesi gerekmektedir. Bu süreçte cumhurbaşkanın görevi sembolik olarak iki toplumlu görüşmelerde bu süreci ileri taşımaktan öteye gidemez. Benzer sorun Maraş için de geçerlidir. Maraş konusunda da yasama ve yürütmenin yapması gereken bir sürü iş vardır. Cumhurbaşkanın ise hiçbir yetkisi yoktur. Cumhurbaşkanın yetkisi, yasama ve yürütme eğer bu yönde irade gösterirse ve kendisine görev verirse iki toplumlu görüşmelerde kabül edildiği hali ile toplum lideri ünvanı ile bunu ileriye taşımaya çalışmaktan başka elinde yapacağı bişey yoktur.

Maraş’ın açılması ile bağlantılı doğrudan ticaret konusu yeniden gündeme gelmiştir. Daha önce yürütme bu konuda masaya konan önerileri benimsememiştir. “kktc”’yi tanıtma anlamına gidecek şekilde ithalat ve ihracatta “kktc” mühürlerinin kullanılması ısrarı nedeniyle tıkanan süreci cumhurbaşkanın aşma olanağı yoktur. Bu yöndeki yürütme kararı aslolandır, cumhurbaşkanın değil!

Benzer şekilde binalar yapacakları, kurullar, konseyler kuracakları vaatleri de boştur. Bina yapmak için bütçe onayı, Kurullar ve Konseylerin işlevsel olması için meclisten yasaları onaylanması gerekir. Cumhurbaşkanı bu konuda sembolik girişim yapabilir ama ötesine gidebilecek yetki ve sorumluluğu yoktur. Üçlü kararnamedeki imzasından bile sorumlu değildir ki bütçeye, yasalar yapmaya müdahil olsun!

Bu nedenle YKP olarak yalan seçim vaatlerine aldanılmaması çağrısını yeniden yapıyoruz. Geçmişte “seçimde söylenen seçimde kalır” sözcüklerinin aday olanlar tarafından her seçim sonrası söylendiğini hatırlatırız.

Oy verme siyasi bir tavır göstermektir, siyasi olarak seni temsil etmeyeceğe mühür vurup oyunu yakma, siyasi tavrını, rejime karşı öfkeni sandığa gitmeyerek göster…

Bizi hiçe sayan bir yönetimin adayları büyük laf ettiler diye umut yaratamazlar

ykplogo2YKP Parti Meclisi üyesi Alpay Durduran, cumhurbaşkanlığı seçiminde aday olanların açıklamalarını değerlendirdi. Değerlendirmesi şöyle:

Seçim kampanyası üzerinde düşünülmüş ve çoğunlukla profesyonel yardım alınmış şekilde seçmene hoş görünecek söylem yarışı olarak sürüyor. Halka anlaşılabilecek tutumları anlatma çabası ve yeni görüşlerle zenginleştirme gayreti görünmemektedir. Tam tersine umutsuzluğa batmış seçmene başka seçenekleri olmadığını gösteren şablonlar sunulmaktadır.

Ortak özellik siyasetin iflasına rağmen güya ondan uzak durarak makamın gücüyle büyük işler yapabilirlermiş havası vermektir.

Türkiye’den arada aksaklık olsa da su gelecektir ama gelecek suyun nasıl yönetileceği bile umurlarında değilse etkisiz ve yetkisiz bu yönetimin başına seçilecekler de suyu o zaman mı hatırlayacaklardır. Su dairesini, diğer daireler gibi unutup gittiler. İş yapacak personelin yerine taraftarlarını yerleştirirken iş yapacak personel kadroları boş kalmasını umursamayan ve ilgili bakanın “Biz suyu idare edecek deneyime sahip değiliz” açıklamasına rağmen önlem düşünmeyen partiler bu adayları halka önerirler. Bu demek midir ki o zaman gayrete gelecekler? Yasal yetkisi olmayan birisi onlara yol gösterecek de akılları başlarına mı gelecek?

Bu halkla alay etmektir.

Kıbrıs konusunda da yetkisizdirler. Halk hala daha Barbaros’un hangi pazarlıklarla çekildiğini merak etmektedir. Dışişleri bakanı çekildi derken Eroğlu duyduğunu bile söylemedi. İyi oldu da demedi. Rumlar masadan kaçtı ama geri döndüklerinde bizi bıraktıkları yerde bulmayacaklar dediğini de unutarak “gelsinler biz zaten masadayız” dedi. Dışişleri bakanı da “Barbaros çekildi dedi ama sadece özel şirket kendisininkini çekti diye çekmiş” dedi. Eide Türkiye’yi ziyaret etti ve Kıbrıs’a görüşmeleri başlatmak için ortamı görmek için gelmiş biz de Eide’nin Türkiye’de ne konuştuğunu öğrenmeye çalışıyoruz ve inanıyoruz ki Eroğlu da hükümet de bizim gibi bekliyor.

Rum tarafındaki haberlerden ne olup bittiğini öğrenmeye çalışıyoruz.

Bunlara rağmen adaylar atıp tutuyor. Diklenmeyecekler ama dik duracaklarmış. Su dairesine personel alamayan, suyun kaça satılacağını hala bilmeyen meclisteki partiler çoktan suyun ne maksatla kullanılacağını kararlaştırmadıklarını unutarak ekonomik paketleri eleştiriyorlar.

Hiçbir ehliyet göstermedikleri için her konuda kapısını çalacak hale düştükleri Türkiye’ye onurlu ilişki iddiasında bulunuyorlar. Dairlerini boşalttılar, hazineyi batırdılar, paramızı Türkiye borsalarına kaptırdılar ve devlet desteği olmadan yaşayamayacak bir ekonomi için el açmaktan kurtulamayacak hale geldiler. Kendi memurları kendilerinin haberi olmadan Türkiyeli memurlarla işi pişirirler protokol diye anlaşmaları imzalamakla yetinirler.

Bizi hiçe sayan bir yönetimin adayları büyük laf ettiler diye umut yaratamazlar. Seçimin ilk sonucu halkın bunu anladığını ortaya çıkaracak katılmama ve protesto oyları olacaktır. Yolumuzu ondan sonra sokaktan iktidara bulacağız. Bunlar yetkisiz ve işlevsiz olmaktan öteye gidemezler.

Sandığa gitme, rejime karşı isyan büyüsün

ykplogo2YKP Parti Meclisi üyesi Rasıh Keskiner “boykot siyasi bir tavırdır, rejime ve rejimin temsilcilerine karşı bir başkaldırıdır, Rejime teslim olmadığımızın bir göstergesidir” diyerek halkı sandığına gitmemeye çağırdı. Açıklama şöyle:

19 Nisan yaklaşıyor. Kıbrıs’ın kuzeyinde vitrini süslemek için mevcut rejim tekrar işbaşında. Rejimin temsilcilerinin de olmayan bir makam için kapışmaları sürüyor. TC yerel alt yönetiminin baş acentalığı için sahne alanların, KSP adayı dışındakilerin tümü ideolojik hiçbir görüş ortaya koymamaktadırlar. Günler değil, saatler içinde renkten renge, kılıktan kılığa girmektedirler. Tek dertleri oy avcılığı… Sabahleyin KOP için başvuranları ziyaret edip destek vermekte, bir süre sonra KOP’a başvuranları hain ilan eden dernekleri ziyaret ederek destek vermektedirler. Sabahleyin Kıbrıs’ta federal bir yapıyı savunanları ziyaret edip destek vermekte, öğleden sonra Kıbrıs’ta iki devleti savunan dernekleri ziyaret edip destek vermektedirler. Bu nasıl bir midedir ki böylesi tutarsız davranışları sergilerken de hiç utanmamakta, çekinmemektedirler.

Aylardır konuşuyorlar. Aslında hiçbir şey söyledikleri yok. Sadece “en büyük ben, ben birinciyim” sözleri ile halktan kopuk, halka tepeden bakan kendi egolarını ortaya koymaktadırlar. Hepsi halkı kucaklamaktan bahsetmekte, ama halkın kucaklanmak isteyip istemediği umurlarında değil. Her seçimde gördüğümüz manzaralar, çocuklar, nineler, dedeler kucaklanmakta, suni gülücüklerle sırıtmaktadırlar. Defalarca sorduk: Sağcı mısınız, solcu musunuz? Net yanıt yok. TC’de halkına eziyet üstüne eziyet, baskı üstüne baskı uygulayan, herkesi aşağılayan Tayyip Erdoğan için bir şey söylediklerini duyan var mı? Radikal dinci akımların Kıbrıs’ın kuzeyine yuvalanmalarına, külliye kurulmasına bir şey söyleyeni duydunuz mu? Gençliğimizi yiyip bitiren bet-ofisler için, aileleri perişan eden kumarhaneler için bir şey söylediklerini duydunuz mu? Ve defalarca sorup yanıt istediğimiz, kampanyada har vurup harman savurdukları milyarlarca liranın kaynağını, bu değirmenin suyunun nerden geldiğini açıkladılar mı? Dağıtılan yasa dışı yurttaşlıklardan konuştuklarını duydunuz mu? Kısacası rejimi rahatsız edecek hiçbir şey söyleyememektedirler. Çünkü rejim tarafından bu şekilde programlandılar.

Biz, Yeni Kıbrıs Partisi olarak, seçim kampanyası başlamadan, bugün sahne alan bu zat-ı muhteremlerin bu topluma verecek bir şeyleri olmadığını söyledik. Çünkü biz bu gibi filmleri ve bu gibi aktörleri çok gördük. Biz bunları tanıyoruz. Ve şimdi de halkımıza çağrımız bunları iyi tanımaları, hiçbir söylediklerine inanmamaları ve 19 Nisanda bunları sandığa gitmeyerek, sandığı boykot ederek cezalandırmalarıdır.

Boykot siyasi bir tavırdır. Boykot Rejime ve Rejimin temsilcilerine karşı bir başkaldırıdır. Boykot Rejime teslim olmadığımızın bir göstergesidir.

Katılın bize. Rejime karşı isyan büyüsün.