YKP, seçim sonuçlarını değerlendirdi

baslik_ykp

YKP Yürütme Kurulu’nun seçim sonuçları üzerine değerlendirmesi şöyle:

Lefkoşa ara seçimleri sonuçlandı…

YKP, kendine destek veren yüzlerce Lefkoşalıya teşekkür eder…

Zor koşullarda sürdürdüğümüz seçim kampanyamızda Lefkoşa Belediye Meclisinde YKP’nin aldığı yüzde 3,5 oy oranı, Başka bir Lefkoşa mücadelesinin güçlendiğini ortaya koymaktadır. Tüm baskılara ve dayatmalara, tüm manipülasyonlara rağmen YKP’ye desteklerini ortaya koyanlara teşekkür ederiz.

Bu seçimlerde en düşük yüzde 4,5-5 ile bir Belediye Meclisi üyeliği seçildi. Ayrıca en düşük oyla seçilen Belediye Meclisi üyesi ile YKP Lefkoşa Belediye Meclisi üyeliği adayı Celal Devrim Önen arasında 120 mühür fark vardır. Bu nedenle YKP’nin yüzde 3,5 oy oranı, YKP’nin Lefkoşa Belediye Meclisinde iddialı olduğunu ortaya koyar.

YKP, bu seçimlerde bir Belediye Meclisi üyeliği kazanabilirdi. Ancak mühürlerin kırılması, bunun sonucu tercihlerin dikey değil yatay ve dolayısıyla apolitik bir şekilde dağılması ciddi oy kaybına sebep olmuştur. Her mühür ile 15 oy alınması gerekirken, çoğu oy pusulasından bunun yarısının alınabildiği görülmektedir.

İçine merkez soldakileri de alan solun bölündüğü gibi bazı manipülasyonlara tepki olarak kimilerinin sandığa gitmediği de bilinmektedir. Bu da YKP’nin aldığı sonuca yansımıştır.

YKP, rejimle mücadele ettiği böylesi koşularda, kendi etrafında ortaya çıkan böylesi olumsuzluklarla da mücadele etmek zorunda kalmıştır.

Her şeye rağmen resmi olarak açıklanan 266,808 geçerli oy toplamı içinde YKP’nin 9458 oyu ile elde ettiği yüzde 3,5 ciddi başarıdır ve bir kez daha vurgularız ki radikal solun Belediye Meclisinde temsiliyeti ütopya değil, zamana kalmış, 14 ay sonraya bırakılmış bir randevudur…

Seçim süresince YKP, kendi üyelerinin, sempatizanlarının katkısı olan 5000 TL ile seçim kampanyasını tamamlamıştır. Bunun yanında birçok dostun da kampanyaya gönüllü katkısı olmuştur. Bu nedenle Başka Bir Lefkoşa Mümkün mücadelesini bizimle kuran ve yükselten herkese bir kez daha teşekkür etmek isteriz, Başka Bir Lefkoşa Mümkün bir seçimlik bir heyecanın ürünü değil, üzerinde çok daha önceden durulmuş düşünülmüş ve yapılmış işlerin, söylenmiş sözlerin hep bir ağızdan söylenme haliydi.

Mücadelemiz ne seçimle başladı ne seçimle bitecek, evet, Başka Bir Lefkoşa hala Mümkün!

 

Genel değerlendirme ve ne yapmalı

YKP, bazı örgütlerin maalesef yaydığı sağ yerine sol kazansın gibi sorunu basitleştiren, genelleştirilen duruşun parçası olmadığını, olmayacağını bir kez daha hatırlatır. YKP’nin seçim kampanyası süresince belirttiği gibi, Lefkoşa Belediyesi’nde yaşanan krizin nedeni gene Belediye Meclisinde yer alacak UBP-DP-TDP-CTP’nin yer aldığı 4 partili, muhalefeti içinde barındıramayan yapıdır. YKP, bu nedenle, Belediye Meclisi içindeki muhalefet görevini üstelenme kararı almıştır… YKP, 16 adayı ve partinin diğer üyeleriyle birlikte, Lefkoşa Belediye Meclisi toplantılarına katılacak, Belediye Meclisi Kararlarını yakından takip edecektir. YKP, geçen dönemin usulsüzlüklerinin üstünün de kapatılmasına izin vermeyecektir.

YKP, bu seçim sürecinin üstünün de hemen kapatılmasına karşıdır. Kampanya süresince oy satın almaların olduğu, mafyanın insanları tehdit ettiği, rüşvet verdiği ve benzeri birçok iddia ortaya atılmıştır. YKP’nin Meclis partilerine çağrısı, Meclis Araştırma Komisyonu kurularak bu iddiaların araştırılmasıdır.

YKP, 14 ay boyunca seçime katılan tüm yapıların üzerinde çok az durduğu veya hiç durmadığı Ziraat Bankası kredisi olarak kodlanan, TC yaptırımın hayata geçirilmemesi için toplumsal muhalefeti yükseltecektir.

YKP, Belediye çalışanlarının hak mücadelesinde onlarla dayanışma halinde olmaya devam edecektir.

YKP, hiçbir belediyede taşeronlaştırmayı, hizmet alımını, özelleştirmeyi, kamusal hizmetlerin serbest piyasa koşullarda metalaştırılmasını kabul etmeyecek, bunun için mücadelesini her koşulda sürdürecektir.

YKP, ekolojist, anti-militarist, toplumsal cinsiyete duyarlı katılımcı bütçe mücadelesini yükseltmeyi sürdürecektir…

YKP, Lefkoşa’nın kuzeyi ve güneyi ile ortak yaşam alanına dönüştürülerek, askersiz Lefkoşa ile askersizleştirme için adım atılarak Kıbrıs sorununa ciddi bir katkı yapılabileceğine inanmaktadır, bunun için mücadele etmeye devam edecektir.

YKP, tüm bunları yaparken, dört partili yapıya dolaylı veya direk olarak destek çıkanların kafa karışıklığı yaratacak sözde ‘muhalefetine’ karşı muhalefetini de sürdürecektir…

YKP, süren işgal ortamında, TC’nin asker-sivil bürokrasinin vesayetindeki defakto durumda, seçime seçim deme koşulları için de mücadele edecek, nüfus yapısının ortaya çıkması için uluslararası gözlemciler nezdinde nüfus sayımını talep etmeye, müdahalesiz bir seçim için mekanizmaların yaratılmasını istemeyi sürdürecektir.

YKP, seçime katılmama oranının önemli olduğunu, bunun bir tepkiyi ifade ettiğinin ama bunun boykot veya rejime karşı direk politik bir hareket olarak algılanamayacağının altını çizer. YKP, Lefkoşalıların yarısının sandığa gitmemesinin 4 siyasi partili yapıya ve rejime karşı tepki olarak okunması, buna karşı alternatif olmadığını veya bir şeyleri değiştirebileceğine dair umutlarının güçlü olmadığını göstermesi gerektiğini, bunun da YKP’yi de içine alan toplumsal muhalefete ciddi sorumluluklar yüklediğinin farkındayız. Bu nedenle YKP, yukarda da belirttiği gibi toplumsal muhalefetin sesi, dezavantajlı grupların LGBT bireylerin, engellilerin, kadınların, çocukların, Kürtlerin, Arapların, Ermenilerin, anti-militaristlerin, ekolojistlerin sesi olmaya devam edecektir. YKP, dünyada binlerce örneği olduğu gibi yerel yönetimlerin kamusal hizmet alanının genişletilmesi talebini sürdürecektir.

YKP, seçim süresince en kötü koşullarda en iyi şekilde görevlerini yapmaya çalışan basın emekçilerine de teşekkür eder.

YKP, bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da TC’nin asker-sivil bürokrasine, onun dayatmalarına, onun acentalarına karşı, rejime karşı mücadelesini sürdürecektir.

Mücadele sürüyor…

Başka Bir Lefkoşa Mümkün – Celal Devrim Önen

Celal Devrim Önen – YKP Belediye Meclis Üyesi Adayı

Yerel yönetimden anladığımız bir sokağın, bir mahallenin, bir şehrin, bir toplumun kendi kendini yönetmesi, yani toplumsal bir özyönetim kültürünün yaratılmasıdır, kısaca tam anlamıyla yerinden yönetmektir. Yerel yönetimler demokratik ve halkın katılımını sağlayacak şekilde yapılanmalıdırlar. Halk karar süreçlerinde söz sahibi olmalı katılmadığı kararı değiştirme olanağına sahip olmalıdır. Katılım demek toplumsal eşitsizliklerin ortadan kaldırılmasına hizmet etmek demektir. Bize Lefkoşa’yı iyi niyetli, iyi insanların yönettiğini ve şimdide iyi insanların şehrin yönetimine tekrar talep olduğunu söylüyorlar. Lefkoşa’yı bu duruma getirenler şimdi bu durumdan kurtarmak için onlara güvenmemizi istiyorlar. Bizce güvence, partilerde ve politikacılarda ya da iyi niyetli yöneticilerde değil, halkın yönetime doğrudan katılımındadır. Herkes kamusal politikaların geliştirilmesine ve belirlenmesine katılma hakkına sahiptir. Herkes yaşadığı şehirde ve mahallede öncelikli yatırımların nereye yöneleceği, sosyal yatırımlara ne kadar pay ayrılacağı gibi temel konularda kararlara katılabilmelidir. Bizce güvence halkın kendi sözünü her an söyleyebileceği mekanizmanın yaratılmasındadır. Meclis üyeleri, mahalle muhtarları, mesleki ve sivil toplum örgütleri ile halkın kitleleri kararlara ortak edilmelidir. Belediye başkanlarının sultanlıklarına, son verilmeli belediye meclisi gerçek işlevini yerine getirmelidir. Lefkoşa’da ve diğer yerel yönetimlerde de siyasetin profesyonel politikacıların elinde olmasına, parti içinde yaptığımız gibi lider/başkan sultasına karşı çıkıyoruz. Bunun için daha önce de belirttiğimiz gibi başkanın üyelerle eşit hakları paylaştığı, ön seçimin temel alındığı, kadınların da söz ve karar süreçlerinde eşit bir şekilde temsil edildiği parti içi hayatımızı ve demokrasiyi ülkemiz yerel yönetimlerinde de bir model olarak sunuyoruz. Halkın sürece doğrudan katılarak bireysel iradesini yansıttığı ve kolektif iradenin oluşumuna katkı sunduğu bir Lefkoşa istiyoruz. Biz sağlıklı, insanca, nitelikli, onurlu yaşam olanaklarının herkesin vazgeçilemez hakkı olduğunu ve bu haklarının sağlanmasının da kamusal bir yükümlülük olduğunu söylüyoruz.

Biz başka türlü bir Lefkoşa’dan bahsediyoruz. Çocukların, yaşlıların, engellilerin, çevreleriyle uyum içinde, diğer insanlarla birlikte, tecrit edilmeden, toplum hayatının günlük yaşantısına katılabildiği, katılabilmesi için belediyenin her türlü önlemi aldığı bir Lefkoşa’dan bahsediyoruz. Şiddete maruz kalan kadınların korunduğu bununla ilgili sorumluluk alan bir belediyecilik anlayışından bahsediyoruz.

Kadınların toplumsal cinsiyet rollerinden ötürü sorumlu tutuldukları bakım hizmetleri özlerinde kamusal hizmetlerdir. Bu hizmetlerin de yerel yönetimler tarafından verilmesi kadınların ekonomik ve sosyal hayata katılımlarını arttıracak, görünmez ev içi emeğini görünür kılacaktır. Bu bağlamda belediye yaşlı, hasta ve çocuk bakımını üstlenecek kurumları kurmalı ve faaliyete geçirmelidir.

Yaşamın her alanında dair sözümüz var. Bizler için, önemli olan surlariçi Lefkoşa ve dünya için de önemli bir tarihi dokuyu ihtiva etmektedir, şehrin bu kısmını hem Lefkoşa’da yaşayan hem de ziyaret edenlerin hizmetine sunmalı, devamlı yaşanır hale getirilmelidir. Tarihi tüm eserler korunup kullanılabilir hale getirilmelidir.

Biz başka bir Lefkoşa mümkün, başka bir yaşam tarzı mümkün diyoruz.

Başka bir yaşam tarzı derken, yalnız insanı merkezine alan değil, doğa içinde insanı değerlendiren ekolojist yaşamın mümkün olduğunu söylüyoruz.

Çünkü içinden geçmekte olduğumuz ekolojik kriz dünyayı yıkma götürmektedir.

Biliyoruz ki dünyanın birçok yerinde ekolojik krizler yaşamaktadır. Bu krizler gittikçe daha yıkıcı, daha geri dönülmez haller almaya devam etmektedir…

Böylesi koşullarda, belirli bir ‘çevre sorununun’ çözümü için noktasal çalışmalar yaparak bu ekolojik krizlerin üstesinden gelemeyiz…

Ekolojik kriz karşıtı mücadele emek ve doğa sömürüsü ekseninde kavranılmasını esas alan ekolojist bir sosyalist algı ile konulara yaklaşılması halinde birçok ‘çevre sorununun’ çözümü mümkün olacağına inanmaktayız. Köklü bir sistem değişimi olmadan doğayı tam anlamı ile koruyamayız…

Ekolojik duyarlılığa sahip bir süreç ancak da insanı ve yaptıklarını tanımlamakla başlarsa anlamlı ve etkili olma şansına sahiptir. Organik bir varlık olarak insan diğer tüm canlılar gibi doğanın bir parçasıdır.

Böylesi koşullarda insanın ekoloji üzerindeki tahakkümüne son verilmeden ekolojik krizlerden kurtulmamızın olanağı yoktur…

Bu nedenle ekolojik krizle mücadele yerel yönetimlerde başlamalı, doğa ile uyumlu projelerle yaşam alanları dönüştürülmelidir diyoruz.

Ekolojik, toplumsal cinsiyet eşitliğine duyarlı katılımcı bütçe bu nedenle çok önemli bir araçtır.

Yayalarla, bisikletlerle, doğa ile dost, engelsiz ve sınırsız, yeşil alanları ile insanca yaşanabilinecek bir şehrin yeniden kurgulanması mücadelesi için bu nedenle tarafız, adayız…

Biz Yeni Kıbrıs Partisine verilecek her oyun başka türlü bir yaşam yürüyüşünde bir adım olacağını, bir umut olacağını söylüyoruz. Ayni şeyleri yapacaklarını farklı dillerle anlatanlardan rahatsızsanız ve evet başka türlü bir yaşam mümkün diyorsanız bir adım atın. Kaybedecek neyimiz var ki. Biz bu yola çıktık, bu yolu yürüyeceğiz. Gelin bu yolu birlikte yürüyelim ve başka türlü bir Lefkoşa mümkün deylim. Bu seçimlerde yapılacak en anlamlı şey başka türlü bir yaşam mümkün diye haykırmak olacaktır.

Lefkoşa’nın genelinde bir farklılık görmek istiyorsanız bu, ancak tek farklı çağdaş projeler ortaya koyan Yeni Kıbrıs Partisi ile mümkündür.

Her seçimde olduğu gibi, at yarışına dönen bu seçimde de, Lefkoşa’yı kurtaracağım diye ortaya çıkanların, aslında kendi siyasi partilerini kurtarmaya çalıştıkları ortadadır. Onlardan kim gelirse gelsin değişecek bir şey olmayacaktır.

YKP’ye vereceğin destek, bir anlam ifade edecek ve ses getirecektir.

YKP’ ye vereceğin destek, talimatla yönetilmek değil, kendi kendimizi yönetmek istediğimizi gösterecektir,

YKP’ ye vereceğin destek, halkların kardeşliğine bir kez daha vurgu yapacaktır.

YKP’ye destek ver, desteğinin bir anlamı olsun.

Emekçi halkımıza ve sevgili Lefkoşalılara huzurlu ve mutlu bir yaşam dileklerimizle

Yeni Bir Lefkoşa Mümkün diyoruz.

YKP’ye oy vermenin nedenleri! – Faika Deniz Paşa

logo_webFaika Deniz Paşa – Yeni Kıbrıs Partisi Belediye Meclis Üyesi Adayı

Yaşadığımız kent Lefkoşa, bu gün sadece kanalizasyon kokulu bir çöp kent görünümünde değil, şehrimiz ayrıca militarist, cinsiyetçi ve milliyetçi güdüler ile de şekillendirilmekte.

Yeni Kıbrıs Partisi’nin Lefkoşa Türk Belediyesi seçimlerine katılma nedenlerinden birisi de, kadınların özel ve kamusal alanda maruz kaldığı eşitsizlikleri anlatmak, mevcut hayatlarını kolaylaştırmak, kadına dayatılan kalıplaşmış rollere karşı, “toplumsal cinsiyet özgürlükçü” bir yerelden yönetim mücadelesini örgütlemektir.

Belediyelerin, kadınların ihtiyaçları ve beklentileri doğrultusunda hizmet vermeleri için, sadece erkeklerin değil, kadınların da yerel yönetimlere katılmaları gerekir. Çünkü yaşadığımız erkek egemen toplumda, kadınlara ve erkeklere farklı roller biçilmesi, ücretli ve ücretsiz işlerin doğası ve kentsel ve özel alanların -ev içinin- kullanımı ile ilgili cinsiyetlendirilmiş farklılıklar yaratmaktadır.

Yeni Kıbrıs Partisi, kadının yönetime katılması konusunda en bilinçli ve samimi partidir. Nitekim Belediye Meclis üyesi adaylarının %40’ı kadınlardan oluşmaktadır ve bu oranla YKP seçime katılan partiler arasında en çok kadın adayı gösteren partidir.

Ayrıca Yeni Kıbrıs Partisi’nin öngördüğü katılımcı bütçe modeli ile gerek mahalle toplantıları gerekse kadın örgütleri aracılığı ile, kadınlar, taleplerini dile getirebilecek, kendi sokaklarının, mahallelerinin ve şehirlerinin, düzenlenmesi ile ilgili bütçelerin oluşumu ile, belediye politikalarında öneri ve söz sahibi olabileceklerdir.

Yeni Kıbrıs Partisi olarak bizler diyoruz ki, çocuklar, hastalar, engelli bireyler ve yaşlıların bakımı, kamusal hizmetlerdir. Ancak, bu hizmetleri şehrimizde aile içindeki kadınlar tarafından sağlanmakta ve kadınlar bu hizmetler karşılığında hiçbir ücret almamaktadırlar.

Bakım hizmetlerinin piyasada pahalılaşmasından ötürü de birçok kadın ücretli bir işte çalışıp bunu karşılamak ile, evde bu hizmeti ücretsiz sunmak arasında bir seçim yapmaya zorlanmaktadır.

Bakım hizmetini ücretsiz ve tam zamanlı sağlayabilecek bir kadın aile üyesi olmadığı durumlarda göçmen kadınlar, düşük ücretlere, güvencesiz olarak,  haftanın her günü ve her saati evlerde bakıcı olarak çalıştırılmakta, birçoğunun pasaportuna işverenleri tarafından el konulmakta, ev içi olan, iş yerlerinde konaklamak zorunda oldukları için de yemek ve kalma giderleri de maaşlarından kesilmektedir. Bu pratik emek sömürüsü ve insan ticaretidir, nihayet bir tür modern kölelik midir?

Ne yazık ki öyle!…

Bu nedenledir ki; Yeni Kıbrıs Partisi olarak, ücretsiz, nitelikli ve yeterli sayıda bakım hizmeti sağlayan, belediyeye ait kurumların gerekliliğini savunuyoruz.

Böylece kadınların görünmez emekleri bir nebze olsun görünür kılınacak, yoksulluğun kadınlaştığı günümüzde, kamusal hayatın büyük oranda erkeğin olduğu şehrimize bir çeki düzen verme girişimi olacaktır.

Böylesi bir politika kölelik koşullarında kadın bakım emeği alımı talebini azaltacak, bakım hizmetini ev içinde ücretsiz ya da emek sömürüsüne maruz kalarak sağlayan kadınların, emek piyasasına girmelerini kolaylaştırabilecektir. Böylece kadının kamusal hayata katılmasının önündeki engellerden birisinin kalkmasına ve kadının özgürleşmesine katkıda bulunulacaktır.

….

Bugün Kıbrısta kadın istihdamı erkeklerin yarısı kadardır. Amirlik ve müdürlük mevkilerinde ise kadınların varlığı çok daha azdır.

Kadınların ekonomik olarak ailedeki erkeklere bağımlı olmaları, kadın özgürleşmesinin önünde engeldir.

Bununla ilgili Yeni Kıbrıs Partisi kadın istihdamının belediye kurumunda, tüm seviyelerde eşit olması için, pozitif ayrımcılık dahil tüm uygun önlemlerin alınması gerektiğini savunur.

Ayrıca ekonomik yaşamda da, Belediye tarafından, kadınların çalışma hayatlarına katılımlarını destekleyici önlemler alınması gerektiğine vurgu yapar.

YKP, Belediye’nin ücretsiz, nitelikli meslek kursları vermesini ve bunların geleneksel kadın işleri olarak tanımlanan alanlar ile kısıtlı kalmaması gerektiğine de işaret eder.

….

Kadına yönelik şiddet gelir, sınıf ve kültür farkı gözetmeden Lefkoşa’daki tüm kadınları etkilemektedir.

Kadına yönelik şiddet, esasen, kadın ve erkek arasındaki eşitsizliklerin doğrudan bir sonucudur.

Tarih boyunca, kadına yönelik şiddet, kadınların hem ailede hem de toplumdaki ikincil konumda kalmasının bir aracı ve kadınları kontrol etmenin bir yolu olarak kullanılmıştır.

Ayrıca kadına yönelik şiddet, kadınların temel insan haklarının ihlalini oluşturmaktadır. Bunu önlemek ise tüm kurumların olduğu gibi Lefkoşa belediyesinin de sorumlulukları arasındadır.

Kadınlar olarak taciz ve tecavüz korkusu olmadan Lefkoşa sokaklarında gezmek hakkımızdır.

Sokakların aydınlatılması alınması gereken önlemlerin başında gelmektedir. Bir diğeri 24 saat açık acil yardım hattı ve şiddete uğrayan kadınlara sosyal ve hukuki desteğin sağlanacağı bir merkezin kurulmasıdır.

Bildiğimiz gibi kadına yönelik şiddet sadece sokaklarda değil aynı zamanda da, işyerlerinde ve özel alanlarda yani, ev içinde, ailede de sistematik bir şekilde meydana gelmektedir.

Bizler Lefkoşa Türk Belediyesi’nin kendisinin de bir çalışma alanı olarak şiddetten arındırılması gerektiğini söylüyoruz.

Bu nedenle de kadına yönelik iş yerinde uygulanan şiddet ve mobbinge karşı farkındalık arttırıcı faaliyetlerin yapılması gerektiğini, ve bu tür şiddetin meydana gelmesi halinde de yaptırım uygulayıcı disiplin yönetmeliklerinin yürürlüğe konması gerektiğini savunuyoruz.

58/2011 numaralı yasa ile onaylanan Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi’nin 23. Maddesinde kadına yönelik şiddete uğrayanlara ‘ güvenli barınma imkanı sunmak ve onlara ilişkin önceden önlem almak amacıyla yeterli sayıda, kolay erişilebilir ve uygun sığınma evleri kurmak üzere gerekli hukuki veya diğer tedbirleri’ almak gerekmektedir.

Kaldı ki, Belediyeler Yasası’nda ise muhtaç duruma düşenlere gerekli her türlü yardımı yapmak ve rehabilitasyon merkezleri kurmak ve yönetmek ile ilgili belediyelerin yükümlülükleri  bulunmaktadır.

Ancak, Lefkoşa Belediyesi’nin geçmiş yıllardaki yöneticileri, dünyanın birçok yerinde olduğu gibi şehrimizde de sistematik bir sorun olan kadına yönelik şiddetin önlenmesi ve şiddete uğrayan kadınlara destek sağlanmasına ilişkin hiçbir adım atmamışlardır. Bunun yanında kadınlar için gereken harcama yapılmamış, bütçeleme işlemlerinde toplumsal cinsiyet eşitsizliği tamamen göz ardı edilmiş ve belediye kadına yönelik şiddete dair bu yükümlülüklerini hiçbir şekilde dikkate almamıştır.

Böylelikle, bu güne dek, Lefkoşalının paraları ile yandaş kişi ve şirketleri zengin ederken, zenginliğine zenginlik katılırken, Lefkoşalı kadınlar, erkek şiddetine uğramaya ve bunun karşısında can güvenliklerini, ve bedensel ve ruhsal bütünlüklerini sağlayabilecek, mekan ve destek mekanizmaları yoksun, hayatlarını sürdürmeye çalışmıştır.

Avrupa Konseyi’nin belirlediği standartlara göre  her 7500-10000 nüfusa karşılık bir kalacak yer olmak üzere sığınma evleri bulunmalıdır. Buna karşılık 60bini aşkın nüfusu olan Lefkoşa’da bir sığınma evi dahi bulunmamaktadır.

Lefkoşa Belediyesi tarafından 2012 yılı bütçesinde derneklere bağış adı altında 150,000TL milliyetçi, paramiliter ve/veya diğer yandaş gruplara dağıtıldı. Bir diğer yandan ise, belediyenin kadına yönelik şiddet ile ilgili sorumluluklarını yerine getirmediği için, Lefkoşa’da sivil toplum oldukça kısıtlı imkanlarla bunu üstlenmeye, erkek şiddeti mağduru kadınlara geçici barınma imkanı sağlamaya çalıştı.

Yeni Kıbrıs Partisi olarak, Lefkoşa’da şiddete maruz kalan kadınlara barınma imkanı sağlayan bu tek yapıyı sığınak haline getirebilmek için mekan ve finansman olarak desteklenmesi, uzun vadede ise Belediye tarafından evrensel sığınak ilkeleri çerçevesinde, nitelikli, erişilebilir sığınakların Lefkoşalı kadınların talepleri doğrultusunda, sivil toplum ile istişare içerisinde hizmete sunulması gerektiği görüşündeyiz.

….

Lefkoşa’da kadın ve kent yaşamını göz önüne aldığımızda Kıbrıs’taki işgalci ordularının varlığını da göz ardı edemeyiz.

Bunun nedenini kısaca şu şekilde açıklayabiliriz: militarizm aktif, saldırgan ve kamusal bir erkeği ve erkekliği idealize eder. Bu “ideal erkek”, kendinden beklenen özellikleri ile pasif, evcimen ve sadık olan ideal kadından keskin hatlarla ayrılmıştır. Militarizm erkeklerin ve üstün erkekliğin güçlü bir şekilde örgütlendiği bir sistem ve temel yapı taşı cinsiyet ayrımcılığı olan ataerkil bir ideolojidir.

Yeni Kıbrıs Partisi “çözüme giden süreçte: askersiz Lefkoşa” başlığı ile Şubat 2006’dan beri, 7 yıldır, bir kampanya yürütmektedir. Kampanya çerçevesinde Yeni Kıbrıs Partisi olarak, kitlesel basın açıklamalarımızla Lefkoşada sokakta olduk, bu taleplerimizi kamuoyu ile sürekli paylaştık…

Ayrıca, son üç yıldır bizden bağımsız ama koordineli olarak Lefkoşa’nın güneyinde benzer bir etkinlik düzenleniyor ve paralel olarak, karşılıklı, bizi ayıran yıkılası duvara karşı yürüyoruz…

Yeni Kıbrıs Partisi olarak, bölünmüş bir kent olan Lefkoşa’nın askersizleştirilmesinin büyük önemi olduğunu düşünüyoruz.

Lefkoşa, özellikle eski Lefkoşa (Surlariçi) Kıbrıs’ı ve Kıbrıslıları bölen hattın birbirine en yakın olduğu yerdir. Bu, iki tarafın silahlı birliklerinin birbirlerine en yakın olduğu bölge anlamına da gelmektedir. Kimi yerde bir yolun ayırdığı hatta, yaşları çoğu kez 18 olan iki tarafın gençlerinin birbirlerini görerek nöbet tutukları tek bölgedir.

Eski Lefkoşa, askeri bölge olması ya da ara bölgede kalması nedeni ile, bir zamanlar yaşamın olduğu ama şimdi kullanılamayan, tarihi önemi de olan, ölü bölgeyi de içinde barındırmaktadır..

Askerin varlığı, Lefkoşa’daki, özellikle kuzeydeki şehrin genişlemesini, trafik akışını, sosyal, sportif, kültürel çalışmaları yani tüm sivil yaşamı da etkilemektedir.

Lefkoşa’nın askersizleştirilmesi, Lefkoşa’nın siviller tarafından yeniden daha rahat planlanmasını sağlayacaktır.

Askeri bölgelerden dolayı çıkmaz sokaklarla dolu Lefkoşanın, askersizleştirmeyle beraber trafik sorunu da daha rahat çözebilecektir.

Lefkoşa’nın askersizleştirilmesi ara bölgede kalan yüzlerce evin, işyerinin yeninden yaşam bulmasının fırsatını yaratacaktır.

Bu bölge, ortak çalışma alanlarına dönüştürülerek, Kıbrıs’ı ayıran hat, Kıbrıs’ı birleştiren mekânlara dönüştürülebilir.

..

Bizler için Lefkoşa’nın askersizleştirilmesi, sadece Lefkoşa’nın askeri birliklerden arındırılması demek değil, askeri törenlerden arındırılması anlamına da gelmektedir.

Lefkoşa’da yılda 4 kere askeri tören yapılmaktadır.

Her defasında da bu yetmezmiş, ya da unutulabilirmiş gibi bir de tatbikatları yapıldığını göz önüne aldığımızda, şehrimizden yılda 8 kez askeri araçlar, tanklar, uçaklar geçmektedir. Askeri törenlerle yaratılan gerginlikler yalnızca şovenizmi körüklemekte ve düşmanlık unsurlarını ön plana çıkarmakla kalmamakta, ayrıca yolları tahrib ve trafiği de felç etmektedir.

Yeni Kıbrıs Partisi olarak, ana caddelerin trafiğe kapatılarak yapılan askeri törenlerin artık yapılmaması gerektiğini, ille de yapılacaksa tören alanının stadyuma kaydırılmasını ve ana caddelerin kapatılmasına son verilerek  halkın yollarda çektiği çilenin ve ağır araçların yolları tahrib edmesinin son bulması gerektiğini savunuyoruz.

Bunun yanı sıra Lefkoşa’nın çember, cadde ve meydanları bayraklar, erkek savaşçı heykelleri ve diğer militarist sembol ve öğeler tarafından işgal edilmektedir.

Bu sayede işgal rejiminin empoze ettiği militarizm, varlığını ve otoritesini devamlı olarak hatırlatılmakta ve kent hayatının bir parçası olarak sunmaktadır.

Yeni Kıbrıs Partisi olarak bizler kentimizin bu alanlarının, sanatsal mekanlara dönüştürülmesi ve halkla iletişime geçecek üç boyutlu çalışmalar ve uyumlu şehir eşyalarıyla donatılması gerektiğini savunuyoruz.

Bu nedenlerle Askersiz Lefkoşa kampanyasını yükseltmek, askerlerden, silahlardan, işgallerin yarattığı tahribatlardan, tel örgülerden, bölücü duvarlardan, militarist törenlerden anıtlardan arınmış bir şehre ulaşmaya yönelik anti-militarist bir mücadeleyi ileri taşımak için için de adayız!

 

Gelin hep beraber kadınlar için de olan, buram buram barış ve sanat tüten askersiz bir Lefkoşa’yı bugünden kuralım…

Lefkoşa’lılar, YKP’ye vurulan her mühür toplumsal cinsiyet eşitliği için, askersiz bir Lefkoşa yani başka bir Lefkoşa için bir isyandır. YKP’YE MÜHÜR VUR SESİNİ DUYUR !

YARIN DEĞİL ŞİMDİ, BAŞKA BİR LEFKOŞA DEME ZAMANI!

logo_webYKP Seçim Komitesi adına Murat Kanatlı’nın açıklaması şöyle:

7 Nisan’daki seçimler için artık saatler kaldığı koşullarda Yeni Kıbrıs Partisi bir kez daha bazı gerçeklerin altını çizerek hatırlatmak ister…

Lefkoşa Belediyesi mali krizin yanında hatta ondan daha önemli, yönetememe krizi mevcuttur! Bu da şimdiki kaosu daha da büyütmektedir, temel soru, bunun mali boyutunun faturasını kim ödeyecek?

Aralık 2012 tarihli Belediye Meclisi kararına göre toplam borç 89 milyon TL’dir ve bu borcun yarıya yakını Sosyal Sigorta ve İhtiyat Sandığı prim borcudur.

Sosyal Sigorta ve İhtiyat Sandığı primleri için Lefkoşalılar ödeme yapmıştır. Bu ödemeler, çalışanların brüt maaşlarına yansımış, çalışanların ellerine de net maaşları geçmiştir. Çalışanların bu primlerinin yatırılmaması tam kelime anlamı ile hırsızlıktır. Çalışanlara ait paralar çalınmış, bu soygun 7 yıl sürmüştür. Bu süre zarfında hiçbir şey yapmayan tüm Belediye Meclisi üyeleri, bu hırsızlığa ortak olmuş durumdadır.

Hırsızlıkla ilgili işlem yapılacağı beklenirken, dört iddialı olduğunu söyleyen parti bu parayı sorumlulardan temin etmek yerine borçların yeniden yapılandırılması adı altında yeniden Lefkoşalılara fatura etmeye kararlıdırlar. Borçların yeniden yapılandırma, hırsızlıkla hiç edilen paraların Lefkoşalılara ikinci kez fatura edilmesidir. Lefkoşalılar aydınlatma paralarında olduğu gibi ikinci kez, çift faturalandırma ile karşı karşıya kalacaktır. Buna tepki sandıkta olmalıdır.

Sosyal Sigortalar Müdürlüğü, İhtiyat Sandığı Yönetim Kurulları ve onların bağlı olduğu bakanlıklar da kararlar almalarına rağmen, kararlarını ileriye götürmeyerek bu hırsızlığa seyirci kalmışlardır. Bu nedenle hırsızlık sonucu biriken prim borçlarından hükümetler ve onların atadığı bu kurumlardaki temsilciler de sorumludur.

Tam da bu nedenle dört iddialı olduğu söylenen parti kendi insanlarını korumak için borcu Lefkoşalıların sırtına yüklemekte uzlaşmıştır… Kendinden olanları korumak için faturayı Lefkoşalılara kesmeye niyetli olanlara tepkini göstereceğin tarih 7 Nisan’dır.

Lefkoşa Belediye Meclisi kararında gözükmeyen diğer elektrik, vergi gibi konulardaki bakiyelerle ilgili de Lefkoşalılar ödeme yapmışlardır, borçların yeniden yapılandırılması adı altında bunlar da yeniden ve bir kez daha Lefkoşalılara fatura edilmeye çalışılıyor, bu oyuna gelme, tepki göster!

Belediyede personel fazlası ve bu alanda çalışan onlarca çalışanı olmasına rağmen temizlik, ilaçlama gibi konularında hizmet alımına gidilmiştir. Bunlarla ilgili de doğru dürüst ihaleye çıkılmamış, usulsüz hizmet alımları yapılmıştır. Hizmet alımları ile bütçe şişirilmiştir, bunların izini Lefkoşa Belediye bütçelerinde görebilirsiniz. 2011’de 5 milyon kusur olan temizlik hizmet alımı,2012’de 1 milyon kusura çekilmiştir, çünkü belediye mali yapısı zora girip kaynak bulamamıştır. Bu hizmet alımlarını karşılamak için de Sayıştay raporlarına yansıyan birçok da usulsüz borçlanma yapılmış, belediye yalnız banka ve kooperatiflerle çalışabilirken, finans kurumlarından borç alınmıştır. Tüm bunlar bir de yüksek faizlerle şişmiştir.

Tüm bunlar olurken 7 yıllık belediye meclisi üyeleri bu süreci yalnız seyretmiş, son bir yılda ise gereklerine yerine getirmek yerine şova yönelik hareketlerde bulunmuşlardır.

Aralık 2012’deki Belediye Meclisi kararında, Belediyenin borçları listesindeki diğer yarı borç da bankalaradır ve bankalara oluşan bu borcun ciddi kısmı ise yukarda anlattığımız usulsüz, gereksiz, keyfi hizmet alımıdır.

İddialı olduğu söyleyen dört aday bu banka borçlarını da yapılandıracaklarını söylemektedirler. Yani bunları da Lefkoşalılara fatura edeceklerdir. Çünkü yargılama süreci başlarsa kendi partili belediye meclisi üyeleri de yargılanacak ve büyük ihtimal mahkûm olacaklardır. Yukarda anlattığımız gibi kendi partililerini korumak adına bunun da faturasını Lefkoşalılara kesme niyetindedirler…

Alınacak kredi konusunda en meşhuru olan Ziraat Bankası kredi şartları ortadadır. Bu kredi için ortaya konan “önlemler” tipik Ankara menşeli ekonomik yıkım paketlerinin yavrusudur, sahibi de TC yardım heyetidir.

Kredi alınması konusunda Belediye Meclisinde Aralık 2012’de alınan karar ortadadır. Bu karara bakarsak şunu görürüz, fatura yalnız Lefkoşalılara değil çalışanlara da kesilmektedir. Ziraat Bankasından alınacak kredi için Aralık 2012’de Belediye Meclisi üç yıllık bütçe taslağı yaptı, bu da usulsüzdür, yeni seçilecekleri de elini ayağını bağlayacak anti-demokratik bir hareket olacaktır. Bu anti-demokratik, usulsüz üç yıllık taslak bütçe çalışanların gelirleri ve sigorta primleri karşılaştırmalı incelendiğinde çok ciddi çalışanın isten çıkarılacağı anlaşılmaktadır. Geçiciler ve sözleşmeli personelin çok, çok ciddi kısmı da durdurulacaktır. Bundan doğacak hizmet aksamaları için ise taslak bütçede ilk yıl hizmet alımı kalemi rakamsal olarak artırılmaktadır. İlginç bir şekilde ise yeni çalışan alınmayacağı koşullarda bir sonraki yıl ise hizmet alımı rakamsal olarak düşürülmektedir. Hizmetler devam edeceğine göre, bu miktarın bütçeden çıkarıldığı anlamındadır ve bir hizmet gideri ancak özelleştirme veya o iş sonlandırılırsa bütçeden çıkar.

Özelleştirme süreçleri ile son yıllarda yaşadığımız deneyimlere bakarsak bunun da faturası hem çalışanlara, hem de Lefkoşalılara çıkacaktır. Örnek iki örnek Ercan Havaalanı ve KTHY örnekleri önümüzde sıcak olarak bulunmaktadır. Daha yeni Ercan Havaalanındaki servislere astronomik zamlar yapılmıştır. Özelleştirme sonucu bu coğrafyada hizmetler bugüne kadar hiç ucuzlamadı, tersine pahalı, sağlıksız ve düzensiz hale geldi. Elektrik alanından Aksa da bu konuya örnektir… Bu gerçekler unutulmamalıdır.

İddialı olduğunu söyleyen dört aday da Ziraat Bankası kredisine olumsuz bakmadıklarını söylemektedirler, yani faturayı çalışanlara ve Lefkoşalılara çıkarmakta kararlıdırlar.

Dört iddialı olduğunu söyleyen parti, Lefkoşa belediyesinin bugünkü krizin nedenlerinden olan personel yapısındaki atamalardan ve görevlendirmelerden de sorumlu olduğunu unutmamak gerekir. Bunların yasal hale getirildiği oy birliği ile geçen Belediye Meclisi kararı unutulmamalıdır.

Hukuktan yana olduğunu seçimde iddialı olduğu söylenen partilerin eski Belediye Meclisi üyelerinin, uyarılara rağmen KTMMOB Yasasını çiğneyen Belediye Meclisi kararında imzaları varıdır.

Bu seçimde iddialı olduğunu söylenen partilerin eski Belediye Meclisi üyelerinin önemli kısmının Ankara Çağlayan Parkı isim değişikliği için alınan Belediye Meclisi kararında imzaları varıdır.

Bu kararları örtmek için kimi çevreler yanıltıcı şekilde “sağ kazanmasın” “sağa karşı solu destekleyelim” gibi sloganları yükseltmektedir.

Sağın karşısına alternatif diye konan partilerin kendi belediyelerindeki taşeronlaştırmaları görmeyen, hizmet alımı ile sendikal ve emek mücadelesine vurdukları darbeleri gizleyen anlayışların görülmeyeceğini zannederlerse, yanılırlar…

Gerçekler ortadadır, son yedi yılda şikâyet edilen birçok konunun hayata geçmesi için ihtiyacı olan Belediye Meclisi kararında iddialı olduğu söylenen sol ve sağ fark etmez, Belediye Meclisi üyelerin ya imzası var veya katkısı vardır.

Bu nedenle fular renkleri ve gülümseme halleri hariç tümü bu yaptıklarından ve önerdikleri çözümlerden dolayı aynidirler.

Fark için, radikal bir değişim için, tavrını politik bir zeminde sandığa yansıt! Politik tavrını gösterecek olan mühürdür!

8 Nisan’da faturanın sana ve Lefkoşa’ya çıkarılmaması için fark yarat, mühürlerinle YKP’de sesini birleştir!

YKP’ye her mühür, acentalara karşı, rejime karşı, hepsi ayni korosuna karşı bir yanıt olacaktır!

Yarın değil, şimdi! Başka bir Lefkoşa mümkün, değiştirebiliriz!

Kimsenin iş kazasından ölmediği Başka Bir Lefkoşa Mümkün! – Emir Taşcıoğlu

YKP Seçim Komitesi adına Emir Taşcıoğlu’nun açıklaması şöyle: 

Çalışanların daha sağlıklı, daha güvenli ve daha insancıl ortamlarda çalışmalarını temin etmek sosyal anlayışın olmazsa olmaz bir parçasıdır. Günümüzde insan değer verilen ülkelerde, emek veya teknoloji gerektiren hiçbir iş, iş sağlığı ve güvenliği (İSG) tedbirleri alınmadan yapılmamaktadır. İSG kavramı adeta çağdaşlığın bir göstergesi durumundadır.

Ülkemizde maalesef bu alanda hiçbir denetim yapılmamakta, çalışanların hayatı adeta hiçe sayılmaktadır. LTB’de de durum ülke genelinden hiç farklı değildir. Geçen yıl meydana gelen ve LTB personeli Mehmet Zubi’nin genç yaşta hayatını kaybettiği korkunç iş kazası hala hafızalardadır.  Buna rağmen ne belediyenin günlük faaliyetlerinde, ne de denetlemekle görevli olduğu inşaat şantiyelerinde hiçbir İSG tedibiri alınmaktadır.

Yeni Kıbrıs Partisi’nin ‘Başka Bir Lefkoşa Mümkün’ yolculuğunda İş Sağlığı ve Güvenliği kavramı çok önemli bir yer tutmaktadır. YKP, hiçbir çalışanın iş kazasında ölmeyeceği bir Lefkoşa’nın mümkün olduğunu haykırmaktadır. Emeğin ve emekçilerin savunucusu olan YKP’nin görüşlerinin hakim kılındığı bir kent ve belediyede, risk değerlendirmesi yapılmadan hiçbir faaliyetin yürütülmesi söz konusu olmayacaktır. Baretsiz, eldivensiz, maskesiz hiçbir çalışanın kalmayacağı gibi meslek hastalıkları denetimi rutin olarak yapılacaktır.

İSG kavramının şehrin genelinde hakim kılındığı, çalışanların mutlu ve sağlıklı olduğu, işlerin güvenli bir şekilde yürütüldüğü bir Lefkoşa tüm Lefkoşalıların hakkıdır. Bu alanda Lefkoşa’nın genelinde bir farklılık görülmesi isteniyorsa, bu ancak ve ancak farklı projeler ortaya koyan, genç ve dinamik bir ekibe sahip Yeni Kıbrıs Partisi ile mümkündür.

Bundan dolayı, Lefkoşalıyı tercihini Yeni Kıbrıs Partisi’nden yana kullanmaya çağırıyoruz. Lefkoşalılar, bu sese kulak verin. Ancak, YKP’ye vereceğiniz desteğin bir anlamı olacaktır.

Çağdaş ve yaşanabilir bir kent için, radikal değişimlerin gözüpek partisi YKP, tek seçenektir.

YKP’ye mühür vur, sesini duyur.

Değişebilirsin! – Münevver Özakalın

Münevver Özakalın – YKP Belediye Meclisi Üye Adayı

Şehirler, bizim büyük evimiz, içinde yaşadığımız toplumsal çevremizdir. Nasıl bir yaşam ve toplum istiyorsak, ona uygun ve onun oluşumunu kolaylaştıracak şehirler isteriz. Yaşamımızı değiştirmek ve daha yaşanabilir yerleşim yerleri için, yaşadığımız yerlerle ilgili sözümüz ve yerel yönetimlerdeki kararlara katılım hakkımız vardır, OLMALIDIR!

Yerel yönetimlerde figüran olmak istemiyorsak BİRLİKTE YÖNETMENİN gerekliliğini anlamalıyız.

Sağlıklı, insanca, nitelikli, onurlu yaşam olanaklarının herkesin vazgeçilemez kamusal hakkı olduğunu ve bu haklarının sağlanmasını da kamusal bir yükümlülük olduğunu görüyoruz.

Yerel yönetimlerde de siyasetin profesyonel politikacıların elinde olmasına, lider/başkan sultasına karşı çıkıyoruz. Bunun için başkanın meclis üyeleri ile eşit hakları paylaştığı, ön seçimin temel alındığı, kadınların, söz ve karar süreçlerinde eşit bir şekilde temsil edildiği parti içi hayatımızı ve demokrasiyi, yerel yönetimler için de bir model olarak sunuyoruz.

Demokratik politikanın hayata geçirilebilmesi için bugüne kadar toplumu yalnızca “hizmet bekleyen” hatta artık onu da beklemekten vazgeçerek pasifleştiren egemen siyaset anlayışının gerçek anlamda ters yüz edilebilmesi gerekmektedir.

Bunun için Lefkoşa’da yaşayan her insanın toplumsal yaşamı yeniden kurgulaması, kendi iradelerini kullanacakları bir ortamın yaratılmasına ihtiyaç vardır. Ancak, böyle bir ortamda doğrudan demokrasi kanalları yeşerebilir.

Değişebilmek, dönüşebilmek ya mesele; umut tam orada işte…

“Neyi arıyorsan sen O’sun der Mevlana. Zulmü arıyorsan zalim, aşkı arıyorsan aşık…”

özgürlüğü arıyorsan peki? eşitliği arıyorsan?

Usulca gözlerini kapat ve bir coğrafya çizmeye başla, “Başka”, özlediğin, unuttuğun bir coğrafya… Evvela kokuları bulur seni her hayalin, sakın ha duyuların kandırmasın… Gökyüzü lacivertinde, sapsarı güneşte gelir geçer bulutların altında “tam” olmayı bekleyen bir şehir; Lefkoşa… Kapalıyken görebildiklerine göz sürmelisin…

Vaat değil, kendi gerçekliğinin alabildiğine varolduğu bir hayale inanan Yeni Kıbrıs Partisi olarak ısrarla ve hürmet ile Lefkoşa’nın mevcut buhranından sıyrılıp “başka”laştırılmasın haritasını seçim döneminde kullandığımız görselimizde de vurguluyoruz.

Pasifleştirildiğinize inanıyorsanız, değişmelisiniz!

Kullanıldığınıza inanıyorsanız, değişmelisiniz!

Zaman geçiyor…

Yönetilen değil, yöneten olmak istiyorsanız, değişmelisiniz!

Sağlıklı olmak istiyorsanız, değişmelisiniz!

Lefkoşa’yı istiyorsanız, değişmelisiniz!

Bir Başka Lefkoşa Mümkün…

Gözleri kör olmayan, kulakları sağır, duyamayan, elleri bağlı dokunamayan, dilleri lal sesini duyuramayan bir Lefkoşa istemiyorsan, değişmelisiniz!

Yeni Kıbrıs Partisi’ne Mühür Vur, Sesini Duyur…

Umut illa ki dönüşebilmekte…