Durduran: Erken zamanda çözüm beklemeyin

Emine Davut Yitmen – Kıbrıs Gazetesi

Kıbrıs Türk sol siyasetinin önde gelen isimlerinden, Toplumcu Kurtuluş Partisi’nin (TKP) kurucusu ve ilk genel başkanı, bugün Yeni Kıbrıs Partisi (YKP) Parti Meclisi Üyesi Alpay Durduran, Kıbrıs’ta erken bir zamanda çözüm beklenmemesi gerektiğini söyledi.

KIBRIS’a, New York’taki üçlü zirveyi ve müzakereleri değerlendiren Durduran, tarafların güvenlik, yabancı askerler, garantiler ve Türk ile Rum bölgesinin haritası konusunun karara bağlamadığını belirterek, “Tarafların zaman zaman kırmızı çizgilerimizdir diye adlandırdığı sorunlar çözülmelidir ki Kıbrıs sorununda adım atılabildiği görülsün” dedi.

Durduran, görüşmecilerin ve ilgili devletlerin seçimle iş başına geldiğini belirterek, “Seçimle işbaşına geliyorsanız halkınıza amaçlarınızı doğru dürüst anlatmalı ve benimsetmelisiniz. Ne yazık ki bu yapmıyorlar. Tam tersine kırmızı çizgiler diye adlandırılan konularda, halkın kendilerini desteklemesi için sürekli çaba harcıyorlar. Ardından, görüşmeler sırasında olumlu diye nitelendirilen adımlar atıldığında, ‘Merak etmeyin sizin anladığınız gibi değil, taviz vermiyoruz’ diye halkı pasifize etmeye çalışıyorlar. Bu, çözüm çabalarını da güçlendirmez” diye konuştu.

“İyi niyetli bir davet”

BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon’un, her iki liderin kendisinden şahsen sürece müdahil olmasını istedikleri yönündeki açıklaması üzerine Durduran, genel sekreterin, BM kararları doğrultusunda hareket etmekle görevli olduğunu söyledi.

Durduran, BM’nin Kıbrıs sorunun çözülmesini istediğini, bunun için çaba harcadığını ve masraf yaptığını anlatarak, “BM zaman zaman ‘hareketlenmiyorsunuz, çözmüyorsunuz, uzatıyorsunuz’ diye de şikayet ediyor. BM’ye muhtaç olan çok ülke, bölge, toplum var. BM, ‘onlara yeteri kadar kaynak ayıramıyoruz ama burada da masraf yapıyoruz’ diyor. Yani BM, Kıbrıs sorunun çözümünü istiyor ve elinden geleni yapacak” dedi.

“BM’nin başarısı için üye devletlerin katkısına ihtiyaç var”

Durduran, BM’nin başarısının ancak üye devletlerin katkılarıyla mümkün olacağını ifade ederek, şöyle devam etti:

“Ne yazık ki siyaset başka bir şey ve milli devletler zaman zaman tam tersine de çabalar gösterip, sorunlar yaratıyor ve çözmek için silaha başvurulmasını gerekli kılıyorlar. Hepimiz BM’ye muhtacız ama BM’yi düşman gibi gösteren de çok. BM bu aşamada, Kıbrıs sorununun geciktirilmeden çözülmesi amacındadır. Bu nedenle hem Kıbrıs’taki taraflar, hem de dışarıdaki taraflar, yani ilgilenen devletler, daha fazla gayret sarf etmeleri ve daha adil bir çözüme ulaştırılması için BM’nin çabalarını desteklemelerini telkin etmek üzere daha fazla etkili olmaya davet ediliyorlar. Bu davet iyi niyetli bir davettir.”

“İstediğiniz kadar takvim koymayın deyin ama takvim mevcuttur”

Rusya’nın müzakere sürecinde devreye girmek istemesiyle ilgili olarak Durduran, bunun olumlu bir katkısı olmayacağını, Rusya’nın Kıbrıs sorununun çözümünü görmek istemediğini dile getirdi.

Rum tarafının, takvim ve hakemliğe karşı olduğu ancak ortada doğal bir takvim bulunduğu sorusu üzerine Durduran, Rum tarafının hem BM’den, hem de AB’den korktuğunu, geçmişte bu iki tarafça baskı altına alınıp, zorlamalarla karşılaştığı ve onların ‘evet’ diyebileceği bir anlaşmaya kendisinin ‘evet’ diyemeyeceğini düşündüğünü kaydetti.

Durduran, Rum tarafının BM’yi “gelin eksikleri siz doldurun ve bir plan ortaya çıksın” diyerek davet ettiğini ancak BM çabalarıyla ortaya çıkan planı da referandumda reddettirmeye çalıştığını anımsatarak, şunları kaydetti:

“Bu skandaldır. Bu diplomaside kabul edilecek bir şey değil ama oldu. Burada da bir çıkmaz işaretini görüyoruz ama bütün görüşmelerin, etkinliklerin doğal bir takvimi vardır. Sizin istemeniz üzerine başlayıp, istemeniz üzerine bitmez. Muhataplarınızın da kendi takvimleri vardır. Onun için doğal bir programı vardır ve o da uygulanıyor. İstediğiniz kadar ‘takvim koymayın’ deyin ama takvim mevcuttur”.

“Görüşmeler kesilmeden devam etmeli”

Kıbrıs’ta yoğunlaştırılmış müzakerelerin üçüncü turu başlayacak, bunun sonucunda neyi öngörürsünüz? Yeni bir üçlü zirve mi, 5’li konferans mı yoksa çoklu uluslararası bir konferans mı?” sorusuna karşılık Durduran, “Bu sorunun çözülmesine herhangi bir şekilde karşı değiliz. Ancak esas olan, tarafların ciddi bir şekilde önemli konuları aralarında görüşüp karara bağlamalarıdır. Kıbrıs’taki, taraflarla görüşmeden bu devletler kendi aralarında bir anlaşmaya varmazlar” yanıtını verdi.

“Görüşmelerin her ne olursa olsun kesilmeden sürmesini yararlı görüyoruz” diyen Durduran, şu anda devam eden müzakerelerin adada bir rahatlık yarattığını, ilişkilerin artışını sağladığını ve bunun devamını istediklerini kaydetti. Durduran, tüm bu nedenlerden dolayı görüşmeleri desteklediklerini de sözlerine ekledi.

Kıbrıs sorunu hükümetin oyuncağı oldu

YKP Yürütme Kurulu Kıbrıs sorunundaki son gelişmeleri değerlendirdi. Konu ile ilgili açıklama şöyle:

Kıbrıs sorunu esaslı konularda karar alınmadan sürdürüldüğü için yine iyi niyet gösterisi şeklinde sürdü ve nihayet hükümetin karşı tarafı suçlarken aslında görevli cumhurbaşkanını suçlamasına dönüştü. İki taraf da resmi olarak ilerleme kaydedildiği iddia eder ve 2016 amacına işaret eder ama Özgürgün açıkça tersini söyleyip Kıbrıslı Rum lidere zaman kazandırılmamasını beklemediğini söyledi. Çözüme muhtaç olmadığını söyledi ve statüko (mevcut durum) sürdürülemez denilmesine karşı olduğunu belirtti. Böylece Türk tarafını zamana oynanmasına yardımcı olmakla itham etti.

Muhalefet partisi gibi açıklamalar yapan hükümet sürekli görüşmelerden haberdar edildiği halde sorumsuzca çözüm karşıtlarını kışkırtmaktan da uzak durmadı. Böylece gayrı ciddi bir yönetime sahip olduğumuz gene ortaya çıktı.

Görüşmelerin esaslı konularda uzlaşma sağlanmadan dış baskıları göğüslemek amacıyla sürdürüldüğü tekrar kanıtlanmış oldu. Önemli konular ele alınma sırasına gelince işin gene yokuşa süreceği bellidir. Son dakika mucize gibi Türkiye ve diğer ilgililerin beşli veya çoklu bir toplantıda kilidi çözeceklerini ancak olağanüstü bir şeyler olursa bekleyebileceğimizi gösteriyor.

YKP çözüm ister ve bunu yalnız Kıbrıs için değil dünya barışı için ister. Ban’ın Kıbrıs’ın konuşulduğu toplantının ardından Kıbrıs’tan çok Ortadoğu’yu anlatması ders olmalıdır. Devletlerin BM kararlarına aykırı politika gütmeleri ve çok daha büyük sorunlara gebe olan yerel sorunları çözmeye katkı yapmamaları çok büyük tehlikeler yaratmaktadır, bunu bize olaylar anlatıyor.

Görüşmeler sürdürülmeli ve taraflar yandaşlarıyla görüşerek kırmızıçizgilerde yakınlaşmaya izin vermelidirler.

Hayvancılar mavi dil hastalığına karşı önlem istemektedirler ama Kıbrıs küçük bir yerdir ve iki tarafın yardımlaşması esastır. Yoksa daha önce yapıldığı gibi anlamsız önlemler alınacak ve hastalığın kuş gribinde olduğu gibi yayılmamasını dileyecektir. Yoksa sineklerin dolaşmasına da çare mi bulacaklarını sanıyorlar? Kıbrıs sorunu çözülmelidir. Engelleyenler insanlarına ve dünya barışına ihanet etmiş olur.

Hakemlik ve takvim istemezler ama BM’nin daha çok müdahil olmasını isterler. AB’nin karışmasını dilediler ama onun da işe karışmasına razı değildirler. Anlaşamıyorlar ama statükoyu da kendileri ayakta tutamıyorlar. Statükoyu ayakta tutmak için gene uluslararası desteğe muhtaçtırlar.

Bunu onurla sona erdirmek için birbirlerinden çok ilgili devletlerle konuşmaya gereksinimleri olduğu anlaşılmaktadır.

Kıbrıs sorunu hükümetin oyuncağı oldu

YKP Yürütme Kurulu Kıbrıs sorunundaki son gelişmeleri değerlendirdi. Konu ile ilgili açıklama şöyle:

Kıbrıs sorunu esaslı konularda karar alınmadan sürdürüldüğü için yine iyi niyet gösterisi şeklinde sürdü ve nihayet hükümetin karşı tarafı suçlarken aslında görevli cumhurbaşkanını suçlamasına dönüştü. İki taraf da resmi olarak ilerleme kaydedildiği iddia eder ve 2016 amacına işaret eder ama Özgürgün açıkça tersini söyleyip Kıbrıslı Rum lidere zaman kazandırılmamasını beklemediğini söyledi. Çözüme muhtaç olmadığını söyledi ve statüko (mevcut durum) sürdürülemez denilmesine karşı olduğunu belirtti. Böylece Türk tarafını zamana oynanmasına yardımcı olmakla itham etti.

Muhalefet partisi gibi açıklamalar yapan hükümet sürekli görüşmelerden haberdar edildiği halde sorumsuzca çözüm karşıtlarını kışkırtmaktan da uzak durmadı. Böylece gayrı ciddi bir yönetime sahip olduğumuz gene ortaya çıktı.

Görüşmelerin esaslı konularda uzlaşma sağlanmadan dış baskıları göğüslemek amacıyla sürdürüldüğü tekrar kanıtlanmış oldu. Önemli konular ele alınma sırasına gelince işin gene yokuşa süreceği bellidir. Son dakika mucize gibi Türkiye ve diğer ilgililerin beşli veya çoklu bir toplantıda kilidi çözeceklerini ancak olağanüstü bir şeyler olursa bekleyebileceğimizi gösteriyor.

YKP çözüm ister ve bunu yalnız Kıbrıs için değil dünya barışı için ister. Ban’ın Kıbrıs’ın konuşulduğu toplantının ardından Kıbrıs’tan çok Ortadoğu’yu anlatması ders olmalıdır. Devletlerin BM kararlarına aykırı politika gütmeleri ve çok daha büyük sorunlara gebe olan yerel sorunları çözmeye katkı yapmamaları çok büyük tehlikeler yaratmaktadır, bunu bize olaylar anlatıyor.

Görüşmeler sürdürülmeli ve taraflar yandaşlarıyla görüşerek kırmızıçizgilerde yakınlaşmaya izin vermelidirler.

Hayvancılar mavi dil hastalığına karşı önlem istemektedirler ama Kıbrıs küçük bir yerdir ve iki tarafın yardımlaşması esastır. Yoksa daha önce yapıldığı gibi anlamsız önlemler alınacak ve hastalığın kuş gribinde olduğu gibi yayılmamasını dileyecektir. Yoksa sineklerin dolaşmasına da çare mi bulacaklarını sanıyorlar? Kıbrıs sorunu çözülmelidir. Engelleyenler insanlarına ve dünya barışına ihanet etmiş olur.

Hakemlik ve takvim istemezler ama BM’nin daha çok müdahil olmasını isterler. AB’nin karışmasını dilediler ama onun da işe karışmasına razı değildirler. Anlaşamıyorlar ama statükoyu da kendileri ayakta tutamıyorlar. Statükoyu ayakta tutmak için gene uluslararası desteğe muhtaçtırlar.

Bunu onurla sona erdirmek için birbirlerinden çok ilgili devletlerle konuşmaya gereksinimleri olduğu anlaşılmaktadır.

Durduran: Erken zamanda çözüm beklemeyin

Emine Davut Yitmen – Kıbrıs Gazetesi

Kıbrıs Türk sol siyasetinin önde gelen isimlerinden, Toplumcu Kurtuluş Partisi’nin (TKP) kurucusu ve ilk genel başkanı, bugün Yeni Kıbrıs Partisi (YKP) Parti Meclisi Üyesi Alpay Durduran, Kıbrıs’ta erken bir zamanda çözüm beklenmemesi gerektiğini söyledi.

KIBRIS’a, New York’taki üçlü zirveyi ve müzakereleri değerlendiren Durduran, tarafların güvenlik, yabancı askerler, garantiler ve Türk ile Rum bölgesinin haritası konusunun karara bağlamadığını belirterek, “Tarafların zaman zaman kırmızı çizgilerimizdir diye adlandırdığı sorunlar çözülmelidir ki Kıbrıs sorununda adım atılabildiği görülsün” dedi.

Durduran, görüşmecilerin ve ilgili devletlerin seçimle iş başına geldiğini belirterek, “Seçimle işbaşına geliyorsanız halkınıza amaçlarınızı doğru dürüst anlatmalı ve benimsetmelisiniz. Ne yazık ki bu yapmıyorlar. Tam tersine kırmızı çizgiler diye adlandırılan konularda, halkın kendilerini desteklemesi için sürekli çaba harcıyorlar. Ardından, görüşmeler sırasında olumlu diye nitelendirilen adımlar atıldığında, ‘Merak etmeyin sizin anladığınız gibi değil, taviz vermiyoruz’ diye halkı pasifize etmeye çalışıyorlar. Bu, çözüm çabalarını da güçlendirmez” diye konuştu.

“İyi niyetli bir davet”

BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon’un, her iki liderin kendisinden şahsen sürece müdahil olmasını istedikleri yönündeki açıklaması üzerine Durduran, genel sekreterin, BM kararları doğrultusunda hareket etmekle görevli olduğunu söyledi.

Durduran, BM’nin Kıbrıs sorunun çözülmesini istediğini, bunun için çaba harcadığını ve masraf yaptığını anlatarak, “BM zaman zaman ‘hareketlenmiyorsunuz, çözmüyorsunuz, uzatıyorsunuz’ diye de şikayet ediyor. BM’ye muhtaç olan çok ülke, bölge, toplum var. BM, ‘onlara yeteri kadar kaynak ayıramıyoruz ama burada da masraf yapıyoruz’ diyor. Yani BM, Kıbrıs sorunun çözümünü istiyor ve elinden geleni yapacak” dedi.

“BM’nin başarısı için üye devletlerin katkısına ihtiyaç var”

Durduran, BM’nin başarısının ancak üye devletlerin katkılarıyla mümkün olacağını ifade ederek, şöyle devam etti:

“Ne yazık ki siyaset başka bir şey ve milli devletler zaman zaman tam tersine de çabalar gösterip, sorunlar yaratıyor ve çözmek için silaha başvurulmasını gerekli kılıyorlar. Hepimiz BM’ye muhtacız ama BM’yi düşman gibi gösteren de çok. BM bu aşamada, Kıbrıs sorununun geciktirilmeden çözülmesi amacındadır. Bu nedenle hem Kıbrıs’taki taraflar, hem de dışarıdaki taraflar, yani ilgilenen devletler, daha fazla gayret sarf etmeleri ve daha adil bir çözüme ulaştırılması için BM’nin çabalarını desteklemelerini telkin etmek üzere daha fazla etkili olmaya davet ediliyorlar. Bu davet iyi niyetli bir davettir.”

“İstediğiniz kadar takvim koymayın deyin ama takvim mevcuttur”

Rusya’nın müzakere sürecinde devreye girmek istemesiyle ilgili olarak Durduran, bunun olumlu bir katkısı olmayacağını, Rusya’nın Kıbrıs sorununun çözümünü görmek istemediğini dile getirdi.

Rum tarafının, takvim ve hakemliğe karşı olduğu ancak ortada doğal bir takvim bulunduğu sorusu üzerine Durduran, Rum tarafının hem BM’den, hem de AB’den korktuğunu, geçmişte bu iki tarafça baskı altına alınıp, zorlamalarla karşılaştığı ve onların ‘evet’ diyebileceği bir anlaşmaya kendisinin ‘evet’ diyemeyeceğini düşündüğünü kaydetti.

Durduran, Rum tarafının BM’yi “gelin eksikleri siz doldurun ve bir plan ortaya çıksın” diyerek davet ettiğini ancak BM çabalarıyla ortaya çıkan planı da referandumda reddettirmeye çalıştığını anımsatarak, şunları kaydetti:

“Bu skandaldır. Bu diplomaside kabul edilecek bir şey değil ama oldu. Burada da bir çıkmaz işaretini görüyoruz ama bütün görüşmelerin, etkinliklerin doğal bir takvimi vardır. Sizin istemeniz üzerine başlayıp, istemeniz üzerine bitmez. Muhataplarınızın da kendi takvimleri vardır. Onun için doğal bir programı vardır ve o da uygulanıyor. İstediğiniz kadar ‘takvim koymayın’ deyin ama takvim mevcuttur”.

“Görüşmeler kesilmeden devam etmeli”

Kıbrıs’ta yoğunlaştırılmış müzakerelerin üçüncü turu başlayacak, bunun sonucunda neyi öngörürsünüz? Yeni bir üçlü zirve mi, 5’li konferans mı yoksa çoklu uluslararası bir konferans mı?” sorusuna karşılık Durduran, “Bu sorunun çözülmesine herhangi bir şekilde karşı değiliz. Ancak esas olan, tarafların ciddi bir şekilde önemli konuları aralarında görüşüp karara bağlamalarıdır. Kıbrıs’taki, taraflarla görüşmeden bu devletler kendi aralarında bir anlaşmaya varmazlar” yanıtını verdi.

“Görüşmelerin her ne olursa olsun kesilmeden sürmesini yararlı görüyoruz” diyen Durduran, şu anda devam eden müzakerelerin adada bir rahatlık yarattığını, ilişkilerin artışını sağladığını ve bunun devamını istediklerini kaydetti. Durduran, tüm bu nedenlerden dolayı görüşmeleri desteklediklerini de sözlerine ekledi.

YKP: Görüşmelerin kesilmesinden endişe ediyoruz

YKP Yürütme Kurulu Kıbrıs sorunundaki son gelişmeleri değerlendirdi. Açıklama şöyle:

Görüşmelerin devamı olarak BM Genel Merkezine giden Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum toplumu temsilcileri ve onlar adına açıklama yapanlar, ilerlemeler olduğunu, iyi niyetle çalıştıklarını ve umutlu olduklarını söylemektedir. Ancak BM özel temsilcisi Eide umutları paylaşmadı, onlar umutlu ise kendi de o kadar umutludur demekle yetindi.

Açıklamalardan anlaşılan odur ki görüşmelerde esaslı konularda uzlaşma olmadı. Uzlaşma bazı konuların detaylarında olsa da, hakkında yalnızca genel değerlendirme yapabildikleri garantiler, toprak (yönetim bölgeleri) ve güvenlik konularında bol kırmızıçizgileri vardır. Bunları da açıkladılar ve toplantıya giderken kırmızıçizgi koymama anlaşmasını da çiğnediler.

Durum böyle olunca görüşmelerin sürdürülememesi olasılığı ortaya çıkıyor.

YKP görüşmelere son verilmemesini ister ve sonuca götürecek şekilde esaslı konularda hemen ilgili taraflarla görüşmeler yapıp onların desteğini almaya çalışılmasını doğru bulur. Çünkü görüşmelerin iyi hazırlık yapılmadan başlatılması ve sonra da bu açığı kapatmadan devam ettirilmesi nedeniyle başarısızlık garanti edilmişti. Halkın desteği de aşırıları teskin ve tatmin etmek için gereksiz yalpalamalara neden olmasıyla kaybedilmişti.

Akıncı’nın Türkiye ile temasları da desteğinin yüzeysel ve esaslı sorunlara çare olmayacak şekilde gelişmesine neden olmuş gibi idi. Diğer tarafın da benzer duruma düştüğü kabul edilebilir. Hatta teskin edici açıklamalarına rağmen hükümet krizi de ufukta görülmüştür.

Ne yazık ki YKP’nin uyarılarına rağmen zamana önem verilmemiş, esaslı konular öncelikle ele alınmamış, her şey tehlikeye sokulmuştur.

BM ile görüşmelerin ve değerlendirmelerin, görüşmeleri sona erdirmesine izin verilmemelidir. Sorunlar iki tarafın da kendi ilgilileriyle görüşerek yolu açmalarıyla çözülmeye çalışılmalıdır.

Halkımız tarafların ve arkalarındakilerin esas niyetlerini ve çözüm için gerekli adımları atmalarını görmek istediğini enerjik olarak ifade etmelidir. Zaman aleyhe işlemektedir.

YKP: Görüşmelerin kesilmesinden endişe ediyoruz

YKP Yürütme Kurulu Kıbrıs sorunundaki son gelişmeleri değerlendirdi. Açıklama şöyle:

Görüşmelerin devamı olarak BM Genel Merkezine giden Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum toplumu temsilcileri ve onlar adına açıklama yapanlar, ilerlemeler olduğunu, iyi niyetle çalıştıklarını ve umutlu olduklarını söylemektedir. Ancak BM özel temsilcisi Eide umutları paylaşmadı, onlar umutlu ise kendi de o kadar umutludur demekle yetindi.

Açıklamalardan anlaşılan odur ki görüşmelerde esaslı konularda uzlaşma olmadı. Uzlaşma bazı konuların detaylarında olsa da, hakkında yalnızca genel değerlendirme yapabildikleri garantiler, toprak (yönetim bölgeleri) ve güvenlik konularında bol kırmızıçizgileri vardır. Bunları da açıkladılar ve toplantıya giderken kırmızıçizgi koymama anlaşmasını da çiğnediler.

Durum böyle olunca görüşmelerin sürdürülememesi olasılığı ortaya çıkıyor.

YKP görüşmelere son verilmemesini ister ve sonuca götürecek şekilde esaslı konularda hemen ilgili taraflarla görüşmeler yapıp onların desteğini almaya çalışılmasını doğru bulur. Çünkü görüşmelerin iyi hazırlık yapılmadan başlatılması ve sonra da bu açığı kapatmadan devam ettirilmesi nedeniyle başarısızlık garanti edilmişti. Halkın desteği de aşırıları teskin ve tatmin etmek için gereksiz yalpalamalara neden olmasıyla kaybedilmişti.

Akıncı’nın Türkiye ile temasları da desteğinin yüzeysel ve esaslı sorunlara çare olmayacak şekilde gelişmesine neden olmuş gibi idi. Diğer tarafın da benzer duruma düştüğü kabul edilebilir. Hatta teskin edici açıklamalarına rağmen hükümet krizi de ufukta görülmüştür.

Ne yazık ki YKP’nin uyarılarına rağmen zamana önem verilmemiş, esaslı konular öncelikle ele alınmamış, her şey tehlikeye sokulmuştur.

BM ile görüşmelerin ve değerlendirmelerin, görüşmeleri sona erdirmesine izin verilmemelidir. Sorunlar iki tarafın da kendi ilgilileriyle görüşerek yolu açmalarıyla çözülmeye çalışılmalıdır.

Halkımız tarafların ve arkalarındakilerin esas niyetlerini ve çözüm için gerekli adımları atmalarını görmek istediğini enerjik olarak ifade etmelidir. Zaman aleyhe işlemektedir.

Murat Kanatlı: “Çerçeve anlaşması yapılmalı”

Eniz Orakcıoğlu – Yeni Bakış Gazetesi

YKP Yürütme Kurulu üyesi Murat Kanatlı,Yeni Bakış’a  müzakere sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

 

“Çok umutlu değiliz”

Kanatlı, Kıbrıs sorunu ile ilgili esas görüşmelerin New York’ta başlayacağını söyleyerek, “Orada çıkacak sonuca göre durum daha net ortaya çıkabilir ama biz, çözüm konusunda çok umutlu değiliz. Yapılan görüşmelerde çok fazla detaya girilmiş durumdadır ve bu kadar detayla sorunu çözmek mümkün değildir. Bunun yanında ortada doğru dürüst bir bilgilendirme ve doğru dürüst bir tartışma yok, daha çok yorumlar vardır. Bu yorumlar üzerinden de Kıbrıs Rum toplumunun nabzı ölçülmeye çalışılmaktadır. Bu ölçümün sağlıklı olduğunu düşünmüyorum, çünkü insanlar sağlıklı bilgi alarak sağlıklı karar verebilir” dedi.

“Suçlama oyunundan vazgeçmediler”

Güney Kıbrıs’taki Lefkoşa Üniversitesi’nin yaptırdığı ankette çıkan sonuca göre referandumda çözüme yüzde 51 hayır bulgusunun umut veya umutsuzluk verebileceğinden bahseden Kanatlı, “Bir yıl öncesinde herhangi bir çözüme ‘evet’ denmesinin yüzde 70lerde olduğunu bilmekteyiz ve bu sayının şimdi yüzde 49’lara düşmesinin tehlike arz etmektedir. Bu noktada da demek ki bizim Kıbrıs Rum toplumuna verdiğimiz mesajlar, Kıbrıs Rum toplumunda olumsuzluklar yaratmıştır. Örneğin Cumhurbaşkanlığı sözcüsü Barış Burcu’nun toprak ile ilgili ‘Anan planının bile gerisindeyiz’ şeklinde yaptığı açıklamalar olumsuzluk yaratıyor ve Rum toplumunu rahatsız ediyor. Aynı şekilde Rum toplumunun liderlerinin de açıklamaları bizim toplumu rahatsız ediyor. Demek ki liderler iddia ettikleri gibi suçlama oyunundan vazgeçmediler, usulünü ve şeklini değiştirdiler ki bu çözüm süreci için iyi bir şey değildir” diye konuştu.

“Çerçeve anlaşması yapılmalıdır”

Liderlerin bu kadar detayla uğraşmasına gerek olmadığını vurgulayan Kanatlı, “Yapılacak bir çerçeve anlaşması bize göre yeterlidir. Özlü konuların üzerinde yeteri kadar tartışma yapılmıştır. Toprak, garantiler, nüfus ve asker gibi konularla ilgili olarak tıpkı Kuzey İrlanda da yaptıkları gibi bir çerçeve anlaşması ve yol haritası yapılmalıdır.  Bu yol haritası ile ilgili  toplumlu, bütün kesimlerin, bütün siyasi gurupların dahil olacağı, daha sonra da Federal Cumhuriyetin meclisi olacak bir ortak olgunun diğer konuları çözmesi gerekmektedir. Merkez Bankası’nı tek başına Anastasiadis ve Akıncı çözemez, çünkü bu konunun içinde siyasi yönü de vardır. Bir sağcı ve bir solcu aynı merkez bankasını tartışamaz ve bunun da ana metne girmesi şart değildir. Aynı şekilde ana metne Euro veya ekonomik konular gibi konuların girmesi gerekmemektedir. Bu konular federal organlar tarafından çözülmelidir. Liderlere düşen ise toprağı, mülkiyetle ilgili ana prensipleri ve askerle ilgili kısmı çözmektir ki bunlar çözüldükten sonra zaten Kıbrıs sorunun da çözülür” şeklinde konuştu.

“Önemli olan yurttaşlara eşit davranılmasıdır”

Kanatlı, Güney Kıbrıs’taki Lefkoşa Üniversitesi’nin yaptırdığı anketin sonucuna göre Rum toplumunun yüzde 70 oranında Türk Devlet başkanı istemedikleriyönündeki sonucu değerlendirirken ise şunları söyledi; “Herkes anketlerin nasıl yapılığını bilmektedir. Bir şeyi kabul edip etmemek onu nasıl sunduğunuzla alakalıdır. Kaldı ki bize göre bu tür tartışmaların etnik temelde yapılması da yanlıştır. Örneğin, bir fizik profesörü arıyorsunuz ve en iyi fizik profesörü Rum’sa illa kotada Türk var diye oraya Türk mü yerleştireceksiniz? Kısacası bunlar bile başımızı ağrıtacaktır. Geçiş sürecinde bunlar konuşulsun Devlet lideri Türk mü olur? Rum mu olur? Tartışılsın ama ilerde bu tartışmalar başımızı ağrıtacaktır. Çünkü 7’ye 3 kotayı o vasıfta insanlarımız yoktur diye dolduramadık ve o yüzde 30 kota dolsun diye oraya uygun olmayan insanlar getirildi. Benzer şekilde sırf Kıbrıslı Rum olsun ve yüzde 70 kota dolsun diye oraya da alakasız insanlar geldi. Bu noktada yapılması gereken hukukun üstünlüğünü yerleştirmektir. Örneğin şu anda Amerika seçimlerinde başkan siyah ya da beyaz olsun diye konuşulmuyor, o başkanın bütün yurttaşlara eşit davranıp davranmayacağını konuşuyorsunuz. Amerika’da etnik kökeni önemsemiyorsunuz, peki orda konuşmadığınıza göre neden bizim coğrafyada bunu konuşuyorsunuz.”

“2016 çok hayalci bir hedeftir”

“Yılsonuna kadar çözüm olmaması halinde Kıbrıs sorunu çözümünün zora gireceğini, çünkü 2018 yılında Güney Kıbrıs Lideri seçimleri var” söylemlerini de değerlendiren Kanatlı, şunları söyledi; “Kıbrıs’ta seçimler hiçbir zaman bitmedi ve hep aynı şey söylendi. Sayın Talat’da bize hep aynı şeyleri söylerdi. Bana göre seçim bir bahane, seçim bir gerekçe değildir. Niyet olduktan sonra çözüm olur. Herkes seçimler tartışması üzerinden kendisine bir pozisyon ve gerekçe yaratmaya çalışmaktadır ki bizce bu doğru bir gerekçe değildir. Bunun yanında bize göre 2016 yılının sonunda bir çözüm olacağını söylemek çok hayalci bir hedeftir. Çünkü dönüp Annan Planını kabul etmeyeceğiz diyen bir sözcünün olduğu koşullarda 2016 hedefinin olduğunu söylemek hayalciliktir.

Alpay Durduran: Görüşmelerde arpa boyu yol gidildi

YKP Parti Meclisi üyesi Alpay Durduran, Kıbrıs sorunundaki gelişmeleri değerlendirdi ve görüşmelerde bir arpa boyu yol gidildiği belirtti. Durduran, “halkımız artık bu verimsiz, etkin olmayan müzakerelere ve görüşmeleri de siyasi entrikalara oyuncak eden düzene dur demelidir” diyerek halka çağrıda da bulundu. YKP Parti Meclisi üyesi Alpay Durduran’ın değerlendirmesi şöyle

Ardı ardına açıklamalar yayımlanarak görüşmelerde hep ileri adımlar atıldığı belirtildi. Sonunda insan olana çok bile denilen doksan günde anlaşamaya varılabileceği ilan edildi. Ancak dilin kemiği yok yerine göre altı başlık var ya onların dördünde ilerleme oldu ama gene de esaslı (özlü) konularda mutabakat sağlanamadığı da vurgulandı. Olmaya da halkın umudu artar ve sonuç için hareketlenme başlar der gibi frene basıldı.

Unutulmaması gerekir ki sonunun esaslı yanları sona saklanmıştı. Onların yani ele alınan kolay sorunları olan dört başlık dışındaki iki esaslı başlığın üzerinde samimi denilen bir fikir jimnastiği yapılmıştı.

Önce şunu bilmeliyiz ki sorunun esasları tüm etkin ülkelerin arasında çözüme yetecek kadar uzlaşma olmazsa çözümde ilerleme iddiası boşunadır. Esas başlıklar da o esas konulardadır. Yani önce ucundan dokundular ve sonra sıra esasa gelince BM’ye gidiyorlar.

Tarihe bakarsak esasta hazırlanıp görüşmeye oturanlar ikinci dünya savaşı sonrasında üç günde dünyayı paylaşmışlardı, küçücük Kıbrıs’ı değil. Bizimkiler ise koyunu kuyruğundan değil boynundan yüzmeye kalktılar. Kurban zamanıdır görmüş olabilirsiniz.

Akıncı dört başlıkta ilerleme var deyince basın yayın çeşitli sıfatlar kullanarak ilerleme olduğunu kabul etti ama o dördünde de esaslı konularda uzlaşmazlığın varlığını da ilan etti. Korkmayın çözüm için daha çok yol var, hem hakkınızdır referandumda reddedebilirsiniz dedi. Anastasiyades de korkmayın doksan gün gibi kısa bir sürede çözüm olacak değil ve muhaliflere güvence vermeye çalıştı. Kendilerini seçenler sanki azınlıkmış gibi birlik beraberlik diyerek muhaliflerine mesajlar verdiler. Basın haberleri daha iyi sunmalıdır.

İçlerinden kimse sıkışık durumdayız ama çözüm için gerekirse daha cesur olacağız demedi ve itiraz edilen noktalarda açıklama yapıp zaruri şey veya yanlış değerlendirme yapıyorsunuz demedi. Yalnız birisi diğerine cesur olması gerek diye laf attı. Ama o 200 itirazını kayda geçirdi.

Taraflar konuyu tamamlamazlarsa hiçbir şey yapmış olmayacaklar. Çünkü paket görüşme yapıyorlar. Gizlilik kararı da verdilerdi. Ama şimdi gizlilik kararı kalktı. Sonucu sağlayamadıktan sonra gizlilik kararını da boşuna harcamış oldular.

Yönetim başlığında çok ileri gitmişler iddiası doğru ise onu uygulayıp geri kalan konuları seçilecek yeni organlara bırakmak da olanaksız oldu. Çünkü paket antlaşma şartı var. Hâlbuki antlaşma tamamlansaydı seçilecek yeni organlara bundan sonraki geleceğimizi emanet edecektik. Şimdiki iki parça yönetimle daha mı iyi işler yapacaklar ki yenisine bırakamıyorlar?

Gide gide bir arpa boyu yol gittikleri belli oldu.

Halkımız artık bu verimsiz, etkin olmayan müzakerelere ve görüşmeleri de siyasi entrikalara oyuncak eden düzene dur demelidir. Bu yıldan sonra artık hiç bir şey eskisi olmayacak tehditleri aslında artık evimize evimiz diyemeyeceğimiz acı geleceği anımsatıyor, kaderimize sahip çıkmalıyız.

Yeni Kıbrıs Partisi (YKP), Belediye Emekçileri Sendikası’nın (BES) 33’üncü Olağan Genel Kuruluna katıldı

bes-33-genel-kuruluBelediye Emekçileri Sendikası’nın (BES) 33’üncü Olağan Genel Kurulu 10 Eylül 2016, Cumartesi günü yapıldı. Kıbrıs Türk Amme Memurları Sendikası’nda gerçekleşen Genel Kurulda yapılan oylama sonucunda başkanlığa Mustafa Yalınkaya seçildi. Genel Kurula, YKP Yürütme Kurulu Murat Kanatlı da katıldı. YKP Yürütme Kurulu ayrıca Genel Kurula bir de mesaj gönderdi:

Belediye Emekçiler Sendikası Genel Kurulu’na

Yeni Kıbrıs Partisi olarak, kritik bir dönemde toplanan Belediye Emekçiler Sendikası’nın 33. Olağan Genel Kurulu selamlar, başarılar diler, sonuçlarının emek hareketine güç vereceğini umarız…

BES Olağan Genel Kurulu, Kıbrıs sorununda hareketliliğin yaşandığı, bu hareketliliğin nereye evrileceğinin belirsiz olduğu koşullarda, tüm siyasi parti, sendika ve demokratik kitle örgütlerinin ortak hareket ederek adada sorunu çözecek bir antlaşma için daha yakın çalışması ve mücadele etmesi gerektiği bir dönemde toplanmaktadır, bu yönü ile de Genel Kurulunuza başarılar dileriz…

Kıbrıs’ın kuzeyinde neoliberal saldırganlığın sürdüğü, bunun sonuçlarının özellikle yerel yönetimlere yansıdığı, suyun özelleştirilmesi baskının en fazla hissedildiği ama belediyelerinin diğer hizmetlerin de özelleştirilmek istendiğinin sır olmadığı bir dönemde, asgari ücretlinin ezildiği, özel sektörde sendikasızlaştırılmanın kurumsallaştırıldı böylesi zamanlarda güçlü bir BES’e ihtiyaç duyulduğu koşullarda, Genel Kurulu’nuzun başaralı geçmesi bizler için önemlidir…

Ülkede insan hak ve özgürlüklerinde ciddi erozyonların yaşandığı, asimilasyon politikalarının sürdüğü, demokratik laikliğin ciddi saldırı altında olduğu, bir sürü dini cemaatlerin güçlendiği böylesi zamanlarda çağdaş demokratik, laik bir sistemi isteyen demokratik kitle örgütlerinin güçlü olması gerektiği bu koşullarda da BES’in genel Kurulu’na başarılar dileriz…

YKP olarak, çeşitli dönemlerde birlikte hareket ettiğimiz, dayanıştığımız BES’e başarılar diler, yeni dönemde de yakın işbirliğimizin sürmesini diler, bir kez daha Genel Kurulunuza başarılar dileriz.

Yeni Kıbrıs Partisi

Yürütme Kurulu

10/09/2016


Belediye Emekçileri Sendikası’nın yeni yönetiminde bulunan isimler şunlar:

“Başkan: Mustafa Yalınkaya

Yönetim Kurulu: Elif Numan, Kemal Uygun, Ayhan Kalaycılar, Serkan Gölcük, Ali Doymuş, Ali Ateş, Fatoş Anter, Ecevit İnançoğlu, Mithat Arsu, Fehim Şemmedi, İbrahim Bulutbeyaz

Disiplin Kurulu: Şebnem Barın Özkibar, Hüseyin Kaymaklılı, Ahmet Demiray

Denetleme Kurulu: Bora Ernaz, Toykan Özdamar, Ecvet Orhon.”


 

YKP ve diğer meclis dışı partiler Akıncı ile görüştü

(T.A.K.): Akıncı, Meclis’te temsil edilmeyen siyasi parti başkan ve yetkililerine yönelik Kıbrıs müzakereleriyle ilgili bilgilendirme toplantısı düzenledi. Toplantı sonrası Yeni Kıbrıs Partisi (YKP) Parti Meclisi Üyesi Alpay Durduran açıklamasında Kıbrıs müzakerelerinde ilerleme diye bir şeyin söz konusu olmadığını belirtip “fazla pişmiş bir aşla” karşı karşıya bulunduklarını söyledi.
Durduran, Kıbrıs sorununun konuşulan konular bakımından konuşulup durduğunu, dibinin tuttuğunu ama tav alamadığını söyledi. İlgili tarafların bugüne kadar konuşulmamış konularda anlaşmazlarsa Kıbrıs sorununun çözülemeyeceğini dile getiren Durduran, “bugün görüşme çabasının devam ettirilmek istendiğini tespit ettiklerini, bunun iyi bir şey olduğunu, bunun dışında Kıbrıs sorununun çözüleceği konusunda ellerinde şu anda yeni ve güvenilir bir delil olmadığını, görüşmelerin esaslarının hala görüşülmüş olmadığını” belirtti.