Ortak Muhalefet Alanı, Lefkoşa Belediyesi için adaylarını belirledi

ysk_basvuru_wRejime karşı mücadele için Yeni Kıbrıs Partisi, Devrimci Komünist Birlik, ÇAĞ-SEN ve bağımsız birey olarak çeşitli kesimden sendikacıların, aktivistlerin bir araya gelerek oluşturdukları Ortak Muhalefet Alanı, YKP adıyla, 29 Haziran’da Lefkoşa Belediyesi için yapılacak başkan ve belediye meclisi üyeliği seçimi için adaylarını belirledi ve bugün Lefkoşa seçim kuruluna başvuruları yaptı…

Adaylar şöyle:

Belediye Başkanı Adayı: Halil Karapaşaoğlu

Belediye Meclisi üyeliği için adaylar:

  1. Canan Onurer
  2. Celal Devrim Önen
  3. Ceyhun Hami
  4. Ergün Emiroğulları
  5. Evrim Kamalı
  6. Ezgi Bertiz
  7. Faika Deniz Paşa
  8. Gökhan Binici
  9. Gülay Kaşer
  10. Haluk Selam Tufanlı
  11. Hamit Aygün
  12. Hazal Yolga
  13. Kemal Aktunç
  14. Mehmet Karadal
  15. Mehmet Kırmızı
  16. Münevver Özakalın
  17. Murat Kanatlı
  18. Neşe Karakaş
  19. Nevzat Hami
  20. Tolga Yücedal
  21. Tuğçe Koruoğlu
  22. Yusuf Alkım

Ortak Muhalefet Alanı: TC Devleti Ermeni halkından özür dilemelidir

ortakmuhalefetalani_sOrtak Muhalefet alanı yaptığı açıklamada TC Devleti’nin Ermeni halkından özür dilmesi gerektiğini vurguladı. Açıklama şöyle:

Egemen sınıfların kendi uluslarından emekçi sınıflar yanında diğer azınlık uluslar üzerinde de baskı ve sömürüsüne dayanan kapitalizm ve öncesindeki sınıflı toplumlar tarihi, sayısız katliamlara ve soykırımlara tanıklık etmiştir.

Yirminci yüzyılın ilk soykırımı olan Ermeni Soykırımı 1915’te yaşanmıştır. Osmanlı Devleti’nin İttihat ve Terakki güçleri Anadolu’nun her yanındaki Ermeni Halkı yerlerinden sökerek kimilerini hemen, kimilerini ise sürgünde katletmiştir. Bu soykırımda 1 milyonun üzerinde Anadolu Ermeni’si katledilmiştir. Katledilen, sürgüne gönderilen Ermenilerin malları, mülkleri talan edilmiş, el konularak Türklere, Müslümanlara dağıtılmıştır.

Günümüzde Türkiye Devletinin Ermeni soykırımını “1915 olayları” diyerek örtbas etmeye çalışması artık mümkün değildir. Gerek tarihsel belgeler,  gerekse tanıkların ifadeleri yaşanan kanlı dramı, işlenen insanlık suçunu tüm boyutlarıyla ortaya koymaktadır.

Ermenilerin maruz kaldığı kıyım, ne yazık ki, Anadolu coğrafyasında yaşayan halklara karşı yürütülen tek devlet katliamı değildir. Planlı olarak ve organize bir şekilde devlet eliyle yürütülen yok etme politikaları sonucunda Ermeniler, Rumlar, Süryaniler ve diğer birçok azınlık tükenme noktasına getirilmiş, Kürtler ve Aleviler her dönemde devletin zulmüne ve asimilasyon uygulamalarına maruz bırakılmıştır. Dersim’de gerçekleştirilen soykırım, 6-7 Eylül olaylarında İstanbul’da Rum ve Ermenilere yapılan devlet saldırıları hep aynı faşizan anlayışın ürünüdür. Kıbrıslı Türklerin günümüzde yaşamakta oldukları asimilasyon hedefli Türkleştirme ve Sünni Müslümanlaştırma politikaları da aynı anlayışın günümüze uyarlanmış modelidir.

Ermeni soykırımının Dünya’da yaşanan benzer katliam ve soykırımlardan hiçbir farkı yoktur. Ancak bugüne dek gerçekleştirilen diğer soykırımlar, bu suçu işleyen ulusların utancına dönüşmüş ve sonraki yıllarda yetkililerin katledilen, yok edilmeye çalışılan halklardan özür dilemek zorunda kalmasına yol açmıştır. Naziler Yahudi Soykırımını gerçekleştirmişler, fakat on yıllar sonra Almanya Başbakanı Willy Brandt Yahudi halkından özür dilemiştir. Yine Kanada Başbakanı, yapılan katliamlardan dolayı Kanada yerli halklarında özür dilemiştir.  Aynı özrü Avustralya Yönetimi de Aborjinlere karsı yürütülen katliamlar için yapmıştır. Fransa, Cezayir halkından benzer şekilde özür dilemiştir.

Türkiye Devleti artık farklı etnik kökene sahip insanlara yönelik bu çağ dışı politikalarına son vermelidir. Bugün, hemen şimdi, Ermeni Soykırımını kabul etmeli ve tüm Ermenilerden özür dilemelidir. 24 Nisan bir fırsattır. Dünya’da Ermeni Soykırımının anıldığı bu günde inkârcılığa son verilmelidir.

İnanıyoruz ki, er veya geç, insanlık kapitalizmi aşarak, ulusların kardeşliğine ve dayanışmasına dayalı, sömürünün ortadan kaldırıldığı bir düzeni tüm dünyada kuracaktır.

Ortak Muhalefet Alanı YDÜ’deki faşist saldırıyı protesto etti

gucbirligi_SOrtak Muhalefet Alanı Ortak Komite açıklaması:

Ortak Muhalefet Alanı olarak yaşanan gelişmeleri değerlendirerek aşağıdaki ortak açıklamayı kamuoyunun bilgisine getiririz:

Bizler Kıbrıs’ın her iki yanında yükselen ırkçı, faşist örgütlenmelerin saldırgan tavrından kaygı duyduğumuzun altını çizeriz. Üniversitelerde ortaya çıkan öğrenci olaylarını karşılıklı çatışma olarak görme koşulları yoktur, faşist örgütlenmelerin sürekli provokasyonu ve saldırganlığı sonrası ortaya çıkan olaylar olarak değerlendirmek gerekir…

Bizler ülkemiz Kıbrıs’ın bütününde faşist örgütlerin hemen kapatılması, faşist saldırganlıklarla ilgili hemen şimdi önlem alınmasını talep ederiz…

Son süreçte Kıbrıs’ın kuzeyinde Kürt öğrencilerin ve derneklerinin hedef alınması karşısında, dayanışmamızı ortaya koyar, faşist saldırganlıklara karşı onlarla birlikte olduğumuzun altını çizeriz…

 

Birleşik muhalefet, BES’i ziyaret etti

BES_birlesikmuhalefet_sRejime karşı birleşik muhalefet alanı için mümkün olan en geniş çaplı birlikteliğin oluşturulması amacıyla Yeni Kıbrıs Partisi, Devrimci Komünist Birlik, ÇAĞ-SEN ve bağımsız birey olarak çeşitli kesimden sendikacılar, aktivistler, başta Lefkoşa Belediyesi olmak üzere Haziran 2014’te yapılacak olan yerel seçimlerde her türlü iş ve güç birliğinin yapılmasına karar vermiş olduklarını kamuoyuna açıklamışlardı…

Rejime karşı birleşik muhalefet bileşenlerinin oluşturduğu Ortak Komite temsilcileri, bugün (31 Mart 2014, Pazartesi) saat 10:30’da Belediye Emekçileri Sendikası (BES) ile belediyelerdeki çalışanların sorunları ve belediyelerdeki durumları değerlendirmek ve görüş alış-verişinde bulunmak için ziyaret etti…

Ziyarette Lefkoşa Belediyesindeki problemler, çalışanların sorunları değerlendirildi. Rejime karşı birleşik muhalefet bileşenlerinin oluşturduğu Ortak Komite temsilcileri Murat Kanatlı ve Yusuf Alkım nasıl bir birliktelik ve yerel yönetimlerde nasıl bir yaklaşım ortaya koyacaklarını da BES yönetim kurulu temsilcilerine aktardı…

Muhalefet için güç birliği ilkelerini ilan etti

gucbirligi_SMümkün olan en geniş çaplı birlikteliğin oluşturulması amacıyla Yeni Kıbrıs Partisi, Devrimci Komünist Birlik, ÇAĞ-SEN ve bağımsız birey olarak çeşitli kesimden sendikacılar, aktivistler, başta Lefkoşa Belediyesi olmak üzere Haziran 2014’te yapılacak olan yerel seçimlerde her türlü iş ve güç birliğinin yapılmasına karar vermiş olduklarını kamuoyuna açıklamışlardı…

Muhalefet için güç birliği ilkeleri de bugün (22 Mart, Cumartesi) saat 11’de KTÖS’te gerçekleşen basın toplantısında açıklandı…

Basın toplantısında güçbirliği süreci ile ilgili bilgi veren DKB temsilcisi  ve Ortak Komite üyesi Yusuf Alkım, sürecin yeni başladığını Ortak bir Komitenin oluşturulduğunu, yeni katılan birey ve örgüt temsilcileri ile güçbirliğinin genişleyeceğini, Ortak Komite’nin de yeni katılan temsilcilerle son şekli alacağını söyledi ve tüm kesimleri bu sürece katılmaya ve katkı koymaya çağırdı.

Daha sonra YKP Yürütme Kurulu üyesi ve Ortak Komite üyesi Faika Deniz Paşa açıklamayı okudu.

Açıklama şöyle:

Değerli Basın Emekçileri,

Kıbrıs’ın kuzeyindeki rejime karşı mümkün olan en geniş muhalif güçbirliği bloğunu oluşturmayı amaçlayan örgüt ve bireyler olarak bir araya gelmiş bulunuyoruz.

Benimsediğimiz ideallerimiz; İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nde yer alan tüm hak ve özgürlüklerin hayata geçirildiği; insanların ırk, renk, cinsiyet, cinsel yönelim, dil, din, siyasi görüş, ulusal veya etnik kökeninden dolayı ayrımcılığa uğramadığı; baskı ve sömürünün yaşanmadığı; halktan, ezilenden, doğadan, özgürlükten, eşitlikten, barıştan, adaletten, demokrasiden yana bir düzenin kurulduğu; tüm ezilenlerin, işçilerin, emekçilerin, memurların, küçük esnafın, göçmenlerin, kadınların, köylülerin, gençlerin, emeklilerin, engellilerin, LGBTİ bireylerin, dışlanan, yok sayılan ve yok edilmeye uğraşılan bütün kesimlerin söz sahibi olduğu; bağımsız, birleşik, federal bir Kıbrıs’tır.

İnanıyoruz ki; adamızda uzun yıllardır olağanüstü hal yaşanmasına neden olan Kıbrıs sorunu, birçok sorunun temel kaynağıdır. Ortadoğu’yu ve bölgedeki yeraltı ve yerüstü kaynaklarını kontrol altında tutmak isteyen emperyalist güçlerin Türkiyeli, Yunanistanlı ve Kıbrıslı işbirlikçileri de kullanarak sürekli canlı tuttuğu bu sorun yüzünden, Kıbrıslılar yıllardan beri çatışmalar, savaşlar yaşamakta, bunların yol açtığı türlü sorun ve acılarla boğuşmaktadır. Hatırlanacağı gibi, Yunan Cuntası’nın 15 Temmuz 1974’te gerçekleştirdiği faşist darbenin ardından, Türkiye Cumhuriyeti (TC) Devleti, 20 Temmuz 1974’te askeri müdahalede bulunarak Kıbrıs’ın coğrafi ve siyasi olarak bölünmesini sağlamış ve adanın kuzeyinde tamamen kendi kontrolünde, uluslararası kararlarla da teyit edilen “bölgesel bir alt yönetim” oluşturmuştur. Türkiye, Cenevre Konvansiyonu’na aykırı bir şekilde, savaş suçu işleyerek, 1974’ten günümüze Kıbrıs’ın kuzeyine nüfus aktararak demografik yapıyı da değiştirmiştir. Değişen demografik yapıyı bir araç olarak kullanan ve Kıbrıslı Türkler’in siyasi iradesini gasp eden bu baskıcı rejim, ateşkes koşullarını da ileri sürerek tüm Kıbrıslıların insan hak ve özgürlüklerini açıkça çiğnemekte ve uluslararası hukuka aykırı bir biçimde adadaki varlığını sürdürmektedir.

TC’nin yeraltı ve yerüstü silahlı kuvvetlerinin yanı sıra her türlü ekonomik ve kamusal yararı olan hizmet sektörü yani bankaları, üniversiteleri, okulları, dershaneleri, otelleri, kumarhaneleri, hava yolları, nakliye şirketleri, kargo şirketleri, telekomünikasyon şirketleri, televizyonları, gazeteleri, lokantaları, pastahaneleri, dini kurumları, su işleri dairesi, toplu konut idaresi gibi devlet daireleri çok özel ayrıcalıklar sağlanarak Kıbrıs’a taşınmış ve Kıbrıs’ın kuzeyindeki tüm sektörler, TC’nin kamu ve özel kurumlarının mutlak hakimiyeti altına alınmıştır. Kısaca söylemek gerekirse, hayatın her alanı TC’nin kurumları, memurları ve sermayesinin işgali altındadır. Kıbrıslı Türkler, TC’nin adanın kuzeyinde uygulamakta olduğu sistematik asimilasyon politikaları neticesinde, toplumsal olarak yok oluş noktasına gelmiştir. Hem işbirlikçi hükümetlerin, hem de sistem içi muhalefetin ayrılıkçı rejimle bütünleştiği bu siyasi yapıda Kıbrıslı Türkler, uluslararası statüden yoksun bir şekilde hiçbir düzeyde temsil edilememekte, sesini duyuramamaktadır. Oysa son dönemde, Kıbrıs sorunuyla ilgili bir takım gelişmeler yaşanmakta, emperyalist güçlerin bölgemizde yeni bir ayar yapma çalışmaları yoğunlaşmaktadır. Bu gelişmeler olurken, Kıbrıs’ta yaşayan emekçilerin iradesinin ortaya konmasına her zamankinden daha çok ihtiyaç vardır.

Böylesi koşullarda, çözüm bütün Kıbrıslıların insan haklarına ve temel özgürlüklerine saygılı olmalı, herhangi bir yabancı ülkenin garantörlüğünü reddetmeli, NATO ya da benzeri bir ittifakın hegamonyasını dışlamalı, Kıbrıs’ı tam bağımsızlığa kavuşturmalıdır. Varılacak anlaşma, Kıbrıs’ın yeniden birleşmesini, tüm yabancı askerlerden ve üslerden arındırılmasını, işgale son verilmesini sağlamalı; toplumların üzerinde mutabık kaldığı bağımsız Kıbrıs’ı hayata geçirmelidir.

Bizler, Kıbrıs sorunu ve diğer toplumsal sorunlar yanında yaklaşan yerel seçimlerde de iş ve güç birliği yapmayı, mümkün olan en geniş muhalefet bloğunu oluşturmayı hedeflemekteyiz. Bu amaçla; başta Lefkoşa olmak üzere, mümkün olan belediyelerde ortak belediye başkan adaylarının belirlenmesi, Lefkoşa Belediye Meclisi üyeliği için Yeni Kıbrıs Partisi ismiyle seçimlere girilmesi ve adayların da isim bazında saptanması için çalışmalarımızı başlatmış bulunmaktayız. Çalışmalarımızın koordinasyonunu sağlamak amacıyla, bugüne kadar blok içinde yer alacağını açıklayan örgüt ve bireylerden oluşan bir ortak komiteyi de belirlemiş bulunmaktayız. Güç birliğine ileride katılacak örgütlerin temsilcilerinin de yer almasıyla komite gelişerek güçlenmeye devam edecektir. Bu vesileyle, iş ve güç birliğimizi daha da genişletmek amacıyla, ülkemizdeki rejime karşı mücadele eden tüm siyasal yapı, örgüt ve bireyleri muhalefet bloğuna katılmaya çağırıyoruz.