ŞİMDİ O SOKAKLARDA YENİDEN YÜRÜME ZAMANI

ykplogo2Anayasa Değişiklikleri reddedildi!

Referandum ve yerel seçimlerin sonuçları, temsili demokrasinin itibar kaybının devam ettiğini göstermektedir; sandığa gitmeyenlerin oranı yükselmiş, son bir yılda Lefkoşa’da seçimlere katılım oranı yüzde 51’lere kadar gerilemiştir. Sandığa gitmeyen, bilinçli olarak boykot edenler, rejime güvenmediklerini ve bir beklentilerinin olmadığını güçlü bir şekilde haykırmışlardır.

29 Haziran’da gerçekleşen referandumda anayasa değişikliğine HAYIR denmesi, statükocuları ciddi bir meşruluk sorunu ile karşı karşıya bırakmıştır. Mecliste temsil edilen partiler TDP, CTP, UBP ve DP, anayasa değişikliğini oybirliğiyle törenlerle onaylamalarına rağmen yükselen toplumsal muhalefet karşısında bu değişiklikleri savunacak bir taban bulamadılar.

Referandumda çıkan HAYIR sonucu, elitist, yukardan dayatmacı, şeffaf olmayan anlayışa karşı da bir duruştur. Meclis, bu yetersiz değişikliklere EVET çıkması için mecliste temsil edilen dört partinin onayı ile herkesten topladığı vergileri kullanarak propaganda bile yapmıştır ama bu sonucu değiştirmemiştir… Hak ve özgürlüklerin aşağıdan yukarı, sokakta mücadele ile kazanılacağı bir süreç için yapılması gerekenler konusunda YKP mücadelesini sürdürecektir.

 

YKP Lefkoşa Belediye Meclisi’ne YKP’den üye!

Başka Bir Lefkoşa Mümkün! sloganıyla Yeni Kıbrıs Partisi listesinden seçime katılan Ortak Muhalefet Alanı’nın seçimde aldığı yüzde 4,5 oy oranı emekten yana, toplumsal cinsiyet eşitlikçi, ekolojist, anti-militarist düşünceleri harmanlayan sosyalist bir harekete verilen desteği göstermesi açısından çok önemlidir. Böylelikle, YKP Yürütme Kurulu üyesi Murat Kanatlı Lefkoşa Belediye Meclisi’ne seçildi. Belediye Meclisi’nde emekten ve ekolojiden yana, anti-militarist ve toplumsal cinsiyet eşitliğini savunan bir toplumsal muhalefetin savunucusu olacağız.

Lefkoşa’nın, Lefkoşalılar tarafından yönetilmesi için gerek mahalle forumlarının, gerekse demokratik kitle örgütlerinin öneri, fikir ve sorunlarının ilgili karar alma mekanizmalarına taşınması için yoğun olarak çalışacağız. Geçmiş yıllarda bir türlü gerçekleştirilemeyen hesap sorulabilir ve şeffaf bir yönetim için elimizde ne gelirse yapacağız. Tüm bunları yaparken, aynı zamanda halkın yararına olan, ekolojist, anti-militarist, toplumsal cinsiyet eşitliğini ve özgürlüğünü yükselten fikirleri destekleyeceğiz. Alınacak tüm kararlarımızı mümkün olan en geniş kesimlerle almaya çalışacağız.

Başka bir siyasetin mümkün olduğuna inanıyoruz, Lefkoşa Belediye Meclisi’ndeki temsiliyetimizle bunu pratikte hayata geçireceğiz!

 

Lefkoşa Belediyesi İzleme Komisyonu yeniden yapılandı!

YKP Yürütme Kurulu, 30 Haziran, Pazartesi gerçekleşen toplantısında, Lefkoşa Belediyesi seçiminde belediye meclisi adayı olan 23 kişinin doğal üyesi olacağı, diğer üyelerin ve çalışma şekillerinin ilerleyen günlerde belirleneceği YKP Lefkoşa Belediye Meclisi İzleme Komisyonu’nun yeniden oluşturulması kararını verdi.

YKP Lefkoşa Belediye Meclisi İzleme Komisyonu eş koordinatörleri Halil Karapaşaoğlu ve Haluk Selam Tufanlı olacak. Komisyon, Belediye Meclisi toplantılarını takip edecek ve mahalle çalışmalarını yürütecek.

Şimdi, katılımcı demokrasiyi sokakta, pratikte, hep birlikte hayata geçirmek için yola koyuluyoruz…

Bu süreçte Başka bir Lefkoşa’nın mümkün olduğuna inanan herkesi selamlarız…

Şimdi başka bir Lefkoşa için hep birlikte çalışma zamanı, herkese bu sürece katılım çağrısı yaparız…

Şimdi o sokaklarda yeniden yürüme zamanı…

Lefkoşa’ya feminist sözümüz var!

ykpfemLefkoşa Türk Belediyesi Yeni Kıbrıs Partisi (YKP) listesinden aday olan YKP-fem aktivistleri: Faika Deniz Paşa, Ezgi Bertiz, Hazal Yolga, Münevver Özakalın ve Tuğçe Koruoğlu ile röportaj:

 

Önce kendinizi biraz tanıtır mısınız?

Ezgi: 1989 Lefkoşa doğumluyum. Bakü devlet konservatuarı mezunuyum. Farklı gelişen bireylere müzik öğretmenliği yaparım. Adadaki azınlık gruplardan bireylerle müzik çalışmaları yapmaktayım. Örneğim ÇOGEM ile bir projemiz oldu, şu anda da mülteciler ile çalışmalarımız devam etmekte. Caravan Blue isimli müzik grubu le de aynı zamanda sahne almaktayım.

Hazal: 1987 Lefkoşa doğumluyum. Matematik ve İletişim, Kültür & Teknoloji alanlarında ABD’de eğitim aldım. Kıbrıs Toplum Medyası Merkezi’nde (CCMC) Proje ve İletişim Koordinatörü olarak çalışıyorum. Basın özgürlüğü, toplum medyasının gelişmesi ve barış inşası sürecinde toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması üzerine projeler yürütmekteyim.

Münevver: 1982 Lefkoşa doğumluyum. Brighton Fizyoterapi ve işletme mezunuyum. Fizyoterapist ve akademisyen olarak çalışmaktayım.  Fizyoterapistler Birliği Yönetim Kurulu üyesiyim, son 10 yıldıe engelli bireylerin sosyo-kültürel rehabilitasyonu, mimari düzenlemeler ve koruyucu sağlık hizmetleri alanında belli başlı çalışmalar üretip hayata geçirdim.

Tuğçe: 1984 Lefkoşa doğumluyum. İngiliz dili ve edebiyatı eğitimi aldım. İngilizce öğretmeni olarak çalışmaktayım. Aynı zamanda, Büyük Han’da el emeğim olan çeşitli ürünleri ürettiğim Masal Atölyesi adında bir dükkanım vardır. Diyabet derneğinde 4-5 yıl boyunca gönüllü olarak aktif oldum. Özgür okul isimli bir projemiz kapsamında surlar içindeki kadınlara gönüllü, tamamen ücretsiz, İngilizce dersleri verdim.

Faika: 1987 Lefkoşa doğumluyum. Essex’de hukuk ve ekonomi alanlarında lisansüstü eğitim aldım. Mülteci Hakları Derneği’nde hukukçu olarak çalışmaktayım. Kıbrıslı Türk İnan Hakları Vakfı bünyesinde Kıbrıs’ta kadının insan hakları üzerine haritalandırma raporu yazdım, bu 2012 yılında yayımlandı.

Biraz da YKP-fem’den bahseder misiniz?

Münever: Her şeyden önce ne olmadığımızla başlamakta yarar var: YKP-FEM, YKP’nin Kadın Kolu değildir! (Kol da ne ise zaten gülüşmeler… J ) YKP-FEM, YKP’nin altında faaliyet göstermez, partiyi zemin alarak feminist politika yapar.

Hazal: Yani YKP-fem, YKP ile bağlantılı hareket eder ancak kendi bünyesinde özerk ve bağımsız bir gruptur. Şöyle ki; YKP-fem, anti-militarist, ekolojist, barış yanlısı politikalar, vicdani red hakkı, mülteci hakları, LGBTQ (Lezbiyen Gey Transgender ve Queer) hakları gibi alanlarda politika yapar ve partinin bu alandaki çalışmalarıyla paralel eylemlilik içine girer. Öte yandan, YKP FEM, YKP’den bağımsız olarak, partinin şimdiye kadar hiç dahil olmadığı bir konuyu partinin desteğini alarak veya almayarak ileriye götürebilen özerk bir yapıdır.

Neden belediye meclis üyesi adayı oldunuz?

Faika: Seçimlere, kent hakkı yani kent sakinlerinin bir kenti dönüştürme hakkı talebini yükseltmek, tüm sakinlerin yani kadınların, LGBTTI bireylerin, kentin kurgulanış şeklinden ötürü engellenmiş bireylerin, göçmenlerin, mültecilerin bu hakkı olduğunu hatırlatmak, dayatılan toplumsal cinsiyet rollerine, bunların doğurduğu eşitsizliklere ve gündelik hayatta yarattığı zorluklara karşı “toplumsal cinsiyet özgürlükçü” bir yerelden yönetim mücadelesini örgütlemek ve askersiz bir Lefkoşa’nın gerçekleştirilmesinin mümkün olduğunu dillendirmek için aday oldum.

Ezgi: On yıllardır süregelen yorgunluğun ve kadere alıştırılmışlığın hüküm sürdüğü, artık nefes darlığı çeken adanın yeni ve taze nefeslere, seslere ihtiyacı olduğuna ve buna bir umut olabileceğime inandığım için adayım.

Hazal: Yerel yönetimlerde ataerkil zihniyetle şekillenmiş sistemin sunduğu dar alanda küçük değişikliklere değil, kadına ve toplumsal ihtiyaçlara duyarlı demokratik ve yeni bir anlayışa ihtiyaç olduğuna inanıyorum. Lefkoşa’da yaşayan tüm bireylerin mahallelerine ve ortak yaşam alanlarına sahip çıkıp, şehirleri üzerinde eşit söz sahibi olabileceği, kaynakların toplumsal ihtiyaçlar doğrultusunda eşit ve adil kullanılabileceği bir Lefkoşa’nın, toplumsal cinsiyet özgürlükçü, katılımcı, demokratik ve çoğulcu bir yerinden yönetim modeli ile mümkün olacağını dillendirmek için adayım.

Münevver: Başkan adayımız Halil Karapaşaoğlu’nun da dillendirdiği gibi yüzümüzü döndüğümüz değişim rüzgarlarının, insandan, mahalleden ve şehirden başlayarak Ada’yı sarması gerektiğine, yeni kuşağın yeni dilini konuşmamız gerektiğine inanmaktayım. Gökkuşağından feyz alarak.

Tuğçe: Yeni kuşağın sözünün geçtiği, üretimin, özellikle de sistemin görünmez kılmaya çalıştığı kadın emeğinin görünür hale getirilmesi, yok sayılmaması için… Popülizm yapmadan da politikanın mümkün olduğu, böylelikle de değişimin sağlanabileceğine inanıyorum.

Belediyeler kadınların hayatlarını iyileştirmek için neler yapabilir?

Münevver: Toplumsal cinsiyet eşitliği bu adanın tamamı için henüz olgunluğuna ulaşmamış kocaman bir yaradır. Kadına yönelik şiddet toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin bir sonucudur. Gönül isterdi ki kadın sığınma evleri talebinde bulunmadığımız bir toplumda yaşayabilelim. Ancak, kadınlar öldürülüyorken bu gerçeği yadsıyamayız. Her üç kadından birinin erkek şiddetine maruz kaldığı bu toplulukta, eşitlikten konuşurken ilk önce ‘maalesef’ kadını korumak adımı ile başlamalıyız.

Faika: Sığınma evlerinden, bunların kurulmasından bahsederken altını çizmemiz lazımdır ki yeni projeler sunmuyoruz. Aslında halihazırda bulunan ancak yerine getirilmeyen yükümlülükleri hatırlatıyoruz. Meclis tarafından onaylanan Kadınlara Yönelik Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Uluslararası Sözleşmesi (CEDAW) kadına yönelik şiddeti önlemek için tüm önlemler alınmalıdır demektedir. Yine yerel yasa ile onaylanan Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi’nin 23. Maddesinde ‘mağdurlara güvenli barınma imkanı sunmak ve onlara ilişkin önceden önlem almak amacıyla yeterli sayıda, kolay erişilebilir ve uygun sığınma evleri kurmak üzere gerekli hukuki veya diğer tedbirleri’ almak ile ilgili yükümlülük bulunmaktadır. Bu yükümlülükleri yerine getirmenin yasal zemini de Belediyeler Yasası’nda mevcuttur. Belediyeler Yasası muhtaç duruma düşenlere gerekli her türlü yardımı yapmak, rehabilitasyon merkezleri kurmak ve yönetmek ile ilgili belediyeye görev vermektedir.

Ezgi: Kadına yönelik şiddetten bahsetmişken sokakların aydınlatılması alınması gereken önlemlerden bir başkasıdır. Kadınlar olarak taciz ve tecavüz korkusu olmadan Lefkoşa sokaklarında gezmek hakkımızdır. Kadına yönelik şiddet ev içlerinde de meydana geldiğinden ötürü 24 saat açık acil yardım hattı ve şiddete uğrayan kadınlara sosyal ve hukuki desteğin sağlanacağı bir merkezin kurulması da gerekmektedir.

Hazal: Bu noktada da katılımcı ve toplumsal cinsiyete duyarlı bütçeleme yapılmasını çok önemsiyoruz. Yerel yönetimler halkla en çok temasta olan kamu birimleridir ve böylelikle ihtiyaçları en iyi tespit edebilme olanağına sahip olan kuruluşlardır. Bu noktada sokaklardan, mahallelerden başlayarak, ezilen ya da marjinalize edilen toplumsal grupların da katkısı ile ve bu alanlarda çalışan örgütlerle istişare içerisinde hizmetin bu doğrultuda planlanması ve uygulanması sağlanabilir. Bu söylediklerim çok zor şeyler değil aslında, esas zor olan ortak yaşam alanımız olan şehrimizle ilgili kararları tek bir belediye başkanının ve merkezileşmiş bir yerel yönetim anlayışının vermesi ve bunun tüm sakinleri tatmin edebilmesi. Yerel yönetim ve yerinden yönetim arasındaki farkın altını çizmemiz de bu yüzden zaten.

Faika: Bunun yanı sıra belediyelerin görevi olan bakım hizmetlerinin sağlanması, bu konuda belediyelerin görevini yerine getirmesi de oldukça önemlidir. Bunun nedeni kadınlar olarak beledi hizmetler belediyeler tarafından sağlanmadığında erkeklere oranla daha fazla etkilendiğimizdendir.  Öncelikle coğrafyamızda kadınlar erkeklere oranla daha az kazanıyorlar. Bundan ötürü de bunu piyasadan satın alma olanaklarımız daha az. Ayrıca, bu hizmetler, örneğin yaşlı bakımı, çocuk bakımı, engelli bireylerin bakımı, yerel yönetimler tarafından sağlanmadığında bunları toplumsal cinsiyet rolleri gereği, aile içerisinde, ücretsiz olarak, kadınların yapması beklenmektedir.

Ezgi: Bakım hizmetini ücretsiz ve tam zamanlı sağlayabilecek bir kadın aile üyesi olmadığı durumlarda ise düşük ücretlere, uzun saatler boyunca, güvencesiz olarak göçmen kadınlar çalıştırılmaktadır. Bu pratikler bazen kölelik koşullarına dönüşmektedir.

Tuğçe: Birçok kadın da evde bakılması gereken bir birey bulunduğunda ona bakmak veya ücretli bir işte çalışmak arasında seçim yapmaya zorlanmaktadır. Ücretli bir işte çalışırsa da geri kalan vaktinde kendini geliştirme doğrultusunda aktivitelerde bulunmak, bir dernekte, sendikada veya siyasi partide aktif olmak için zamanı kalmamaktadır. Bugün bakıyoruz kamusal hayatta, örgütlerde hep erkekler yer alıyor. Toplumun sadece yarısı kadar olan erkek deneyimleri çerçevesinde hayat şekilleniyor.

Faika: Ayrıca Lefkoşa özelinde de tabii kadın ve kent yaşamını göz önüne aldığımızda adamızdaki işgalci ordularının varlığını ve kurulan militarist düzeni de göz ardı edemeyiz. Militarizmin etkisi askeri kampları kentin tam da ortasına koyarak veya şehrin gelişmesi veya yolları kapaması, düzenlenen törenlerle trafiği felç etmesi ile kısıtlı değil. Bunun yanı sıra Lefkoşa’nın çember, cadde ve meydanları bayraklar, erkek savaşçı heykelleri ve diğer militarist sembol ve öğelerle donatılarak da bu ayrılıkçı erkek egemen ideoloji dayatılmaktadır. Neden erkek egemen? Çünkü militarizm aktif, saldırgan ve kamusal bir erkek ister. Biz kadınları da pasif, evcimen olmaya zorlar. Diğer yandan da bu özellikleri aşağılar. “Karı gibi erkek” derken erkek aşağılanır, erkek gibi kadın demek ise bir övgüdür. Militarizmin temel yapı taşlarından biri toplumsal cinsiyet ayrımcılığıdır. Erkeklerin ve üstün erkekliğin örgütlendiği bir sistemdir. Bizler bu nedene Lefkoşa’nın askersizleştirilmesi gerektiğini de savunuyoruz.

Tuğçe: Kadın istihdamı erkeklere oranla fark edilebilir derecede azdır. Kadınların ekonomik olarak ailedeki erkeklere bağımlı olmaları, kadın özgürleşmesinin önünde engeldir. Belediyeler ücretsiz, nitelikli meslek kursları verebilir. Tabii bunlar geleneksel kadın işleri olarak tanımlanan alanlar ile kısıtlı kalmaması gerekir. Belediye’nin kendisi de bir istihdam alanıdır, bu kurumda da kadın çalışanların tüm mevkilerde yer alabilmesi için önlemler belediye bünyesinde alınabilir. Örneğin Türkiye’de Diyarbakır’ın Bağlar Belediyesi’nde kadınlar otobüs şoförlüğü yapmak için eğitim gördüler ve işe alındılar. Bu şekilde hem kadınların çalışma hayatına katılımı desteklendi, hem de toplumsal cinsiyet rollerini kırmak için bir adım atılmış oldu. Böyle adımlar neden Lefkoşa’da da atılmasın?

Münevver: Tabii tüm bunların hayat bulması için belediye bünyesinde çalışanların toplumsal cinsiyet farkındalığını yaratmak, çoğaltmak için eğitim çalışmaları da düzenlenmelidir. Mesela, yerel yönetim kadrolarından başlayarak nefret içeren söylemlerin yumuşatılması ve ortadan kaldırılması.

Ayrıca YKP-fem olarak LGBT (Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Transeksüel) Özgürlük mücadelesinde de taraf olduğunuzu söylüyorsunuz. Bununla ilgili belediyelere sizce düşen görev ne?

Hazal: Katılımcı bir modelle LGBT bireylerin deneyimlerinin karar verme süreçlerinde yer alabilmeleri, bir toplumsal grup olarak LGBT’lerin de ihtiyaçları ve sorunları doğrultusunda (güvenli ulaşım, sağlık, barınma vs.) cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği konularında çalışan sivil toplum kuruluşları ile yerel yönetimlerin diyalog içerisinde olmaları, birlikte politika üretmeleri ve hayata geçirmeleri gerekmektedir. Yerel yönetimlerde LGBT eşitliği politikaları kapsamında hizmet birimlerinde çalışanların LGBT hakları ve eşitliği konularında meslek içi eğitimler alması da önemli tabii.

Faika: Her yerde olduğu gibi şüphesiz belediyelerin bünyesinde çalışan, çalışmak için başvuruda bulunan LGBT bireyler vardır. Belediyeler de insan haklarına saygı göstermeyi kendi kurumlarından başlayarak hayata geçirmeli gerek istihdam yaparken, gerekse çalışma hayatında ve terfi süreçlerinde bireylere cinsel yönelimleri ve/veya cinsiyet kimlikleri nedeni ile ayrımcılık yapmamalıdırlar. Bunun yanı sıra ayrımcılık içeren uygulamalara tabii olunduğunda, bunu kendi bünyelerinde soruşturmalıdır. Özellikle de trans bireylerin, gerek erkek trans gerekse kadın trans olan, çalışma alanında, iş bulma sorunu yaşadıkları, istihdam edilmedikleri bilinen bir gerçek. Belediyeler yasasında muhtaç duruma düşen kişilere iş bulmak belediyenin sosyal yardıma ilişkin görevleri arasında yer almaktadır. Bu doğrultuda belediyeler eşit fırsat tanınması için politika geliştirebilir, bunu beyan edebilirler.

Münevver: Her kamu kurumunun olduğu gibi belediyelerin de insan haklarına saygı gösterme yükümlülükleri olduğu gibi hakların yükseltilmesi, ihlallerin olmaması için üzerlerine düşen çabaları sarf etmeleri beklenmektedir. Bu bağlamda yıllarca yapıldığı gibi yandaş olunan örgütler yerine, belediyeler, LGBT kişilerin hakları ile ilgili çalışmalar yapan sivil toplum örgütlerine destek verebilir, belediyenin fiziksel olanaklarından faydalanmalarını sağlayabilirler. Ayrıca, belediyenin sosyal yardıma ilişkin yasalarda belirlenmiş görevleri doğrultusunda sağladığı sağlık, bakım ve sosyal hizmetleri LGBT’ler için elverişli hale getirebilir.

Toparlayacak olursak YKP-fem’den kadınların düşündeki Lefkoşa nasıl bir yer?

Münevver: Öteki değil “Başka” bir Lefkoşa hayal ediyoruz. Ötekileştirmeyen, liderlerin veya iktidarların emrivaki dayatmalarından arınmış, bireyin taleplerini gerçekleştirecek katılımcı bir Lefkoşa hayal ediyoruz. Gelenek, görenek diye arkasına sığınılan yanlışların içselleştirilmediği, kadının ve ötekileştirilen her bireyin önemsendiği bir Lefkoşa hayal ediyoruz.

 

Hazal: Toplumsal cinsiyet eşitlikçi, katılımcılık esaslı, ekolojik, insana değer veren bir yerinden yönetimi mümkün kılmak için tüm çabalarımız. Düşlediğim herkesin kendi rengiyle özgürce var olabildiği, bütün dayatmalara rağmen öğrenilmiş çaresizliği üzerinden atabilmiş, değişimi bir merkezden beklemek yerine kendisi başlatabilen bir Lefkoşa…

 

Ezgi: İktidardan, ki eril bir hiyerarşiden bahsediyoruz, değil de toplumun, yerelin, bireyin isteklerine duyarlı ve o ihtiyaç ve istekleri karşılayabilecek dinlemesini bilen bir Lefkoşa…

 

Tuğçe: Yaratıma, üretime, güzel ilerlemeye katkı koymak için toplumun bütün kesimlerinden bireylerin de katılımı ile sağlanabilecek, geçmişle hesaplaşmalarını demokrasi çerçevesinde verebilecek bir Lefkoşa…

 

Faika: Lefkoşa’da yaşayan herkes yani erkekler, kadınlar, heteroseksüeller, eşcinseller, translar, engelliler, üretenler, yerliler ve göçmenler olarak kendi arzu ve ihtiyaçlarımızın çerçevesinde yaşadığımız şehri ve böylelikle de hem kendi yaşamlarımızı hem de birbirimizle kurduğumuz ilişkilerimizi değiştirebileceğimiz bir mekan.

Karapaşaoğlu: “Başka yolu yok” söylemlerine alternatif için adayım!

halil karapaşaoğluYKP Ortak Muhalefet Alanı Lefkoşa Belediye Başkan Adayı Halil Karapaşaoğlu, düzenin dayattığı çözüm önerilerine ve “başka yolu yok” söylemlerine alternatif yollar olduğunu göstermek için aday olduğunu vurguladı.

Karapaşaoğlu, “Bizim ortaya koyduğumuz siyaset mahalle komiteleridir. Çünkü biz bir şehirde yaşayan insanların sorunlarını tespit etmeden, nasıl proje üretebiliriz ki?” dedi.

Yeni Kıbrıs Partisi Ortak Muhalefet Alanı Lefkoşa Belediye Başkan Adayı Halil Karapaşaoğlu, Lefkoşa’da ve ülke genelinde var olan yabancılaşma ve yozlaşmaya dikkat çekerek, “Ezilenin, sömürülenin, yoksulun, ötekileştirilenin, yok sayılmak istenenlerin sesini, derdini hem daha yüksek bir sesle ifade etmek hem de mevcut sorunlara kendi çözüm önerilerimizi de sunarak, düzenin bize dayattığı “çözüm önerilerinin”, “başka yolu yok” söylemlerinin yerine alternatif yolların olduğunu tartıştırabilmek ve gerektiği zamanda bunları pratik hayatta gerçekleştirmek için adayolduk” ifadelerini kullandı.

 

“Bize yalan söylemesine zemin hazırlıyoruz”

Ülkedeki en büyük yanılgılardan birinin proje meselesine yanlış yerden bakılması olduğunu belirten Karapaşaoğlu sözlerini şöyle sürdürdü:

“Proje meselesine yanlış yerden bakıyoruz, yanlış yerden baktığımızdan dolayı da çok sıkıntılı tartışmaların içinde buluyoruz kendimizi. Bu noktadan olaya baktığımız içinde aslında rejimi sürekli baştan üretiyoruz. Bu çarkın parçası oluyoruz biz de. Sürekli umut tacirliği yapılıyor. Sanki siyasal kişilik vaat vermezse o önemsizleşiyor. Ciddiye alınmıyor. Biz bu ülkede siyasetçilerin bize yalan söylemesinden, sözlerini tutmamasından şikayetçi değil miyiz? Bunu bile bile düzen partilerinin bize yalan söylemesine neden ısrarla zemin hazırlıyoruz? Neden rejimin partilerini temsil eden politikacıların bize vaat vermesini istiyoruz? Bunu anlamak mümkün değil.”

 

“Mesele makam ve iktidar hırsından başka birşey değil”

“Hala kişiler üstünden projeler üstünden tartışmaya devam ediyoruz. Halka açık açık yalan söylüyorlar. Bizi dün kandırdıkları gibi bugün de kandırmaya çalışıyorlar. Ellerinde imkan varken iş yapmayan düzen partileri seçilmeleri durumunda yine iş yapmayacaklar. Anlayışlar, siyasal gelenekler, ortaya konan düşünceler burada çok önemlidir. Mesele sadece makam ve iktidar hırsından başka bir şey değildir.”

 

“Nasıl proje üretebiliriz?”

“Bizim ortaya koyduğumuz siyaset mahalle komiteleridir. Mahalle komitelerinin bir an önce kurulup, insanların kendi sorunlarını ortaya koyması ve bu sorunların muhtarlar aracılığıyla belediye yönetimine aktarılmasıdır. Çünkü biz bir şehirde yaşayan insanların sorunlarını tespit etmeden, nasıl proje üretebiliriz ki? Belediye ve halk arasında bundan dolayı bir kopukluk olmaktadır. Tramvay projesi, bisiklet projesi, park projesi bütün projeler insanların kendi tespit ettiği sorunlar değildir. Düzen partilerinin kendi profesyonel ekipleri tarafından, hazırlanan ve halka bir anlamda dayatılan projelerdir. Ne yazık ki halkın pratik ve acil ihtiyaçları listesinde üretilen hiçbir projenin karşılığı yoktur.”

 

“Personel aktarımı yapılmalı”

Karapaşaoğlu, LTB gibi sorunlu bir belediyede hizmet tanımlarının yapılması gerekliliğine değinerek, kimin nerede ne iş yaptığının bilinmesi gerektiğini ve personel eksikliği olan birimlerin tespit edilerek, kalabalık olan birimlerden oralara personel aktarımı yapılması gerektiğini vurguladı.

Mahalle komiteleri kurulması gerektiğini yineleyen Karapaşaoğlu, mahalle komiteleri aracılığıyla Belediye Meclisi’nde alınan kararların ve Belediye bütçesi ile ilgili detayların halkla paylaşılması gerektiğini ifade etti.

 

“Bankalar batmış bir kuruma neden borç verir?”

Karapaşaoğlu, “Sosyal sigorta ve ihtiyat sandığı borçlarında, devletle oturulup tekrardan yapılandırılmalı. Çünkü bunca yıl bu paralar çalışanlardan kesilmesine rağmen yatırılmamışsa burada Çalışma Bakanlığının ve adı geçen kurumların da sorumluluğu vardır. Bu kurumların işleri zaten çalışanın haklarını sözde korumaktır. O yüzden onlara da hesap sorulmalıdır. Bankalarla ilgili olan borçlar belediyenin ödeyebileceği şekilde tekrardan yapılandırılmalıdır. Batmış bir belediyeye borç verirken, bankalar bunun sorumluluğunu bilmeliydiler. İflas etmiş bir vatandaşa borç para herhangi bir banka vermezken, batmış bir kuruma neden borç verir? Bu noktalarda başka çıkar ilişkileri vardır. Acil olarak bunların yapılması gerektiğini düşünüyoruz genel anlamda” şeklinde konuştu.

 

“CTP’nin çöküşü örtbas edilmeye çalışılıyor”

Mevcut belediye yönetiminin “bir yılda ancak bu kadar olurdu” söylemini değerlendiren Karapaşaoğlu, bunun Belediye Başkanı’nın ve CTP’nin çöküşünü örtbas etmek için öne sürülen bir söylem olduğunu belirtti.

“Söz sahibi olmak için bir başkaldırı”

soz_sahibi_olmak_icin_bir_baskaldiri_h13672Gazeteci Kartal Harman’ın Genç TV’de hazırlayıp sunduğu “Ayaküstü 1 Saat” programının Pazartesi akşamki konuğu Yeni Kıbrıs Partisi’nin (YKP) Lefkoşa Türk Belediyesi Başkan Adayı Halil Karapaşaoğlu oldu. Karapaşaoğlu, Belediye Başkanı olması durumunda gerçekleştirecekleri projeler hakkında bilgi verirken, belediyenin mevcut durumu hakkında da eleştirilerde bulundu. Karapaşaoğlu, ülkenin ekonomik kriz ve siyasal yozlaşma içerisinde olduğunu ifade ederken, kendini toplum ile ilgili karalar veren siyasilere ve otoritelere müdahale etmek zorunda hissettiğini belirtti.

“Gençler geleceklerini göremiyor”

Ülkede birçok yolsuzluk olduğunu belirten Karapaşaoğlu, askerlik probleminden, ekonomik nedenlerden ve partilerin siyasal rantlarından dolayı insanlarımızın yurt dışına göç ettiğini söyledi. Karapaşaoğlu, ülkenin ekonomik anlamda bir kriz içerisinde ve siyasal olarak yozlaşma içinde olduğunu ifade ederken, ülkenin tüccarlarla birlikte bazı partilerin işbirliği içinde yönetildiğini vurguladı. Gençlerin ülkelerinde bir gelecek göremediklerini ifade eden Karapaşaoğlu, ülkede büyük bir umutsuzluğun hâkim olduğunu anlattı.

“Söz sahibi olmak için bir başkaldırı”

Siyaseti bir var olma biçimi olarak gördüklerini belirten Karapaşaoğlu, “Siyasi mevkiye gelmek istemiyoruz. Geleceğimize sahip olmak istiyoruz. Düşüncelerimizi, hayallerimizi, projelerimizi ortaya koyamıyoruz ve bu nedenle büyük bir sıkıntı içerisindeyiz” dedi.

Ülke gençliğinin bilimden sanata kadar bütün alanlarda umutsuzluk ve boş vermişlik içinde olduğuna dikkat çeken Karapaşaoğlu, Belediye Meclisi’ne 15 gencin aday olduğunu ve bunun söz sahibi olmak için bir başkaldırı olduğunu belirtti.

“Kurumları sorgulayabilecek tek organ basın”

Partilere bakıldığı zaman başkanlık kurumunun öne çıkarıldığını belirten Karapaşaoğlu, bunu medya sayesinde yaratıldığını ileri sürerek, karar merciin Belediye Meclisi olduğunu ve ancak ikinci planda kaldığını belitti. Karapaşaoğlu, partileri yalan söylemekle suçlayarak, demokratikleşmenin böyle olamayacağını ifade etti. Her sene seçimlere katılım oranının düştüğüne de işaret eden Karapaşaoğlu, insanların hayal ve umutlarıyla oynandığını, bunun ancak basın yoluyla değiştirilebileceği ve bütün kurumları sorgulayabilecek tek organın basın olduğu görüşünü ortaya koydu.

Mahalle komitelerinin kurulması

Katılımcı demokrasiyi ve katılımcı bütçeyi savunduklarını belirten Karapaşaoğlu, “mahalle komitelerinin kurulması” yönünde bir çalışmayı savunduklarını, insanların katılabileceği komitelerin kurulması gerektiğini belirtti. Bölgelerin sıkıntılarının bu şekilde belediyeye aktarılabileceğini ifade eden Karapaşaoğlu, tespit edilecek sorunların muhtar aracılığıyla da belediye meclisine taşınabileceğini anlattı. Karapaşaoğlu, belediyenin icraatlarının belediye meclisinin ürettiği kararlarla şekillenmesi gerektiğine inandıklarını belirtti.

“Kendi ayaklarımız üstünde durmalıyız”

Karapaşaoğlu, teslimiyetçi bir politika altında yaşamak istemediklerini ifade ederek, TC hibe programlarından, AB’den veya Amerika’dan para alarak proje gerçekleştirmek istemediklerini söyledi. Ülke siyasetinin teslimiyetçi bir politika üzerinde şekillendiğini ileri süren Karapaşoğlu, “Öz kaynaklarla kendi insanımızı harekete geçirmek istiyoruz” dedi.

Karapaşaoğlu, “Bu ülkenin özgürleşmesini istiyorsak, demokratikleşmesini savunuyorsak kendi ayaklarımız üzerinde durmaktan başka bir çaremiz yok” diye konuştu.

Toplum bilincinin sabit bir doğası olmadığını belirten Karapaşaoğlu, bu değişken yapının ekonomik ve kültürel ilişkilerle alakalı olduğunu, bunlara müdahale edilmesi halinde bir değişim yaratabileceğimizi belirtti. Karapaşaoğlu, kendini toplum ile ilgili karalar veren siyasilere ve otoritelere müdahale etmek zorunda hissettiğini belirtti.

“Adalet mekanizmasının çalışması gerekir”

Karapaşaoğlu, borçları üç şekilde yapılandıracaklarını ve bunların “bankalara”, “finansal kuruluşlara” ve “devlete” olan borçlar olduğunu belirtti. En büyük problemin hesap sorulmaması olduğunu belirten Karapaşaoğlu, adaletsizlik yapanların, hukuka aykırı davrananların yargılanmadığını savundu. Karapaşaoğlu, mahkemeye başvurarak, belediyenin ödeyebileceği bir şekilde borçların tekrardan yapılandırılmasını gerçekleştirmek istediklerini belirtti.

Adalet mekanizmasının çalışması gerektiğini belirten Karapaşaoğlu, yargı sistemini eleştirdi. Karapaşaoğlu, belediyede görev tanımlaması yapılması gerektiğini, hizmet satın almanın israf olduğunu ve mevcut belediye çalışanlarına görev tanımı yapıp görevlendirme yapılması gerektiğini kaydetti.

“Kriz döneminde bunların yaşanmaması gerekir”

Belediye Başkan maaşının 135 binden 170 bine çıkarıldığını belirten Karapaşaoğlu, Belediye Meclisi’nin buna itiraz etmediğini ve Mehmet Harmancı’nın bu konuyla alakalı “siz özlük haklarını savunursunuz, belediye başkanının özlük haklarını savunmaz mısınız?” dediğini belirtti.

Karapaşaoğlu, özlük haklarını savunduklarını, fakat bir kurum içerisinde mağdur çalışanlar var ise belediye başkanının maaşının artırılmasını onaylamadıklarını belirtti. Bu gibi konuların yeniden düzeltilmesi gerektiğini vurgulayan Karapaşaoğlu, kriz döneminde bunların yaşanmaması gerektiğini belirtti.

YKP listesinden seçime katılan Ortak Muhalefet Alanı adayları tanıtıldı

aday tanıtımı aday tanıtımı aday tanıtımı aday tanıtımıYeni Kıbrıs Partisi listesinden seçime katılan Ortak Muhalefet Alanı’nın ‘Başka Bir Lefkoşa Mümkün!’ sloganıyla yola çıktığı yerel yönetim seçimleri bağlamında dün akşam (9 Haziran, Pazartesi) saat 19.00’da 1984 Bahçe’de adayların ve kampanyayı destekleyenlerin buluşması gerçekleşti.

Yirmi üç YKP listesinden seçime katılan Ortak Muhalefet Alanı adayı kısaca kendilerini tanıttıkları ve düşledikleri Lefkoşa’ya ulaşmanın aslında ne kadar da mümkün olduğunu ortaya koydukları konuşmalar yapıldı.

Etkinlik açılışında Devran Öztunç, bu seçimlere neden katılındığının çerçevesini çizdi.

Belediye Başkanı Adayılı için Halil Karapaşaoğlu ile Belediye Meclisi üyeliği için adaylar olan Canan Onurer, Celal Devrim Önen, Ceyhun Hami, Ergün Emiroğulları, Evrim Kamalı, Ezgi Bertiz, Faika Deniz Paşa, Gökhan Binici, Gülay Kaşer , Haluk Selam Tufanlı, Hamit Aygün, Hazal Yolga, Kemal Aktunç, Mehmet Karadal, Mehmet Kırmızı, Münevver Özakalın, Murat Kanatlı, Neşe Karakaş, Nevzat Hami, Tolga Yücedal, Tuğçe Koruoğlu, Yusuf Alkım gecede kendilerini ve ne nasıl bir Lefkoşa istediklerini, neden aday olduklarını açıkladılar.

Yapılan konuşmalarda YKP’nin anayasa değişiklik paketine hayır dediği de hatırlatılarak bu süreçte iki kampanya yürütüleceği, hem yerel seçimde başka bir yerel yönetim modelinin nasıl olması gerektiği temelli bir siyasi kampanya yürütülürken, ayni zamanda anayasa değişikliğine de hayır kampanyası da aynı anda yürütülerek rejime karşı tepki örgütlenilecek…

Etkinlik açılışında Devran Öztunç yaptığı konuşma şöyleydi:

YKP’nin yerel yönetim politikası, genel duruşundan ayrı düşmez. Belediyecilik YKP için sadece çöp toplamak gibi tartışmasız yerine getirilmesi gereken günlük görevlerden ibaret değildir. YKP’nin işgal karşıtı, anti-militarist, emek eksenli, doğa dostu ve toplumsal cinsiyet duyarlı politikaları, yerel yönetimlerdeki duruşunu da belirler.

Yerel yönetim demek bir sokağın, bir mahallenin, bir şehrin, bir toplumun kendi kendini yönetmesi, yani toplumsal bir özyönetim kültürünün yaratılmasıdır, tam anlamıyla yerinden yönetmektir.

Katılım demek toplumsal eşitsizliklerin ortadan kaldırılmasına hizmet etmek demektir. Herkes kamusal politikaların geliştirilmesine ve belirlenmesine katılma hakkına sahiptir. Herkes yaşadığı şehirlerde, köylerde öncelikli yatırımların nereye yöneleceği, sosyal yatırımlara ne kadar pay ayrılacağı gibi temel konularda kararlara katılabilmelidir.

Bunun için şehirlerde, köylerde, mahallelerde, bölgelerde herkesin doğrudan katıldığı, acil ihtiyaçlarını ve önceliklerini belirlediği toplantılarda belediyelerin, yerel yönetimlerin gerçekleştirecekleri yatırımlar saptanmalıdır.

Kısacası, bir belediyenin gelir kaynaklarının belirlenmesi ve giderlerinin hangi önceliklere göre kullanılacağında, o yerelde yaşayanlar birlikte karar verebilmelidir.

Demokratik politikanın hayata geçirilebilmesi için bugüne kadar toplumu yalnızca “hizmet bekleyen” konuma getiren, hatta artık onu da beklemekten vazgeçerek pasifleştiren egemen siyaset anlayışının gerçek anlamda ters yüz edilebilmesi gerekmektedir.

Herkese sağlıklı, insanca, nitelikli, onurlu, yaşam olanaklarının vazgeçilemez kamusal hakkı olduğunu ve bu haklarının sağlanmasını da kamusal bir yükümlülük olarak görüyoruz.

Yerel yönetimlerde de siyasetin profesyonel politikacıların elinde olmasına, lider/başkan sultasına karşı çıkıyoruz. Bunun için başkanın üyelerle eşit hakları ve sorumlulukları paylaştığı, kadınların da söz ve karar süreçlerinde eşit bir şekilde temsil edildiği parti içi hayatımızı ve demokrasi anlayışımı ülkemiz yerel yönetimlerinde de bir model olarak sunuyoruz.

YKP listesinden belediye seçimlerine aday olan Ortak Muhalefet Alanı da, aynı katılımcılık anlayışıyla ortaya çıkmıştır. Devrimci Komünist Birlik’in, Çağ-Sen’in, sendikacıların ve birçok bağımsız aktivisttin katkılarıyla oluşturulan Ortam Muhalefet Alanı, YKP listesinden adaydır. Ortak Muhalefet Alanı’nın idealleri şöyledir: İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nde yer alan tüm hak ve özgürlüklerin hayata geçirildiği; insanların ırk, renk, cinsiyet, cinsel yönelim, dil, din, siyasi görüş, ulusal veya etnik kökeninden dolayı ayrımcılığa uğramadığı; baskı ve sömürünün yaşanmadığı; halktan, ezilenden, doğadan, özgürlükten, eşitlikten, barıştan, adaletten, demokrasiden yana bir düzenin kurulduğu; tüm ezilenlerin, işçilerin, emekçilerin, memurların, küçük esnafın, göçmenlerin, kadınların, köylülerin, gençlerin, emeklilerin, engellilerin, LGBTİ bireylerin, dışlanan, yok sayılan ve yok edilmeye uğraşılan bütün kesimlerin söz sahibi olduğu; bağımsız, birleşik, federal bir Kıbrıs’tır. Ortak Muhalefet Alanı çalışmalarına seçimlerden sonra da devam edecektir.

YKP Lefkoşa’da değişim istiyor

halil karapaşaoğluLefkoşa Belediyesi Yeni Kıbrıs Partisi ve Ortak Muhalefet Alanı adayı Halil Karapaşaoğlu ile Havadis Gazetesinin yaptığı röportaj: Önce kendini biraz tanıtır mısın? 1985 yılında doğdum. 28 yaşındayım. İngiliz Dili Edebiyatı ve İnsani Bilimler Bölümünden 2008 yılında mezun oldum. 2008-2010 arası Londra’da yaşadım. 2013 yılında vicdani reddimi açıkladım. Afrika gazetesinde haftalık yazılar yazdım. Realist gazetesinde günlük kültür sanat sayfasını hazırlarken muhabir olarak da çalıştım. Yeni Kıbrıs Partisi’nde aktifim. Birazda Yeni Kıbrıs Partisini ve Ortak Muhalefet Alanından bahseder misin? Yeni Kıbrıs Partisi 1989 yılında kurulan bir partidir. Farklı alanlarda mücadele verir örneğin feminizm, ekoloji, LGBT, Sosyalizm, vicdani ret ve sendikal hareketlerin kendi alanlarında verdikleri mücadeleleri destekler, bu alanların bağımsızlığını ve özerkliğini savunur. Bundan dolayı tabandan yükselecek, kurulan halk komitelerinin her alanda alacağı kararın geçerli olacağı bir düzeni savunur. Militarist, ataerkil, neo-liberal politikalara karşı bir direniş ön görürken, yerel değerlerden yükselerek evrensel değerlere ve onların diyalektik ilişkisini hayatın diğer alanlarında da yaşamaya ve yaşatmaya çalışır. Ortak Muhalefet Alanı, rejime, işgale ve neo-liberal politikalara karşı bir birlikteliği simgeler. Yeni Kıbrıs Partisi, Devrimci Komünist Birlik, ÇAĞ-SEN ve bağımsız demokratların oluşturduğu bir birlikteliktir. Sadece yerel seçimler için kurulmuş bir birliktelik değil ileride de işgalin ve neo-liberal politikaların dayatmalarına karşı birlikte mücadele etmeyi kendine hedef olarak koyan bir muhalefet alanıdır. Neden başkan adayı oldun? Başkan adayı olma olgusunu diğer partiler gibi değerlendirmiyoruz. Bizim için asıl olan belediye meclisleri ve mahalle komiteleridir. Genel olarak savunduğumuz yapıya “katılımcı demokrasi” diyoruz. Başkanlık, Yeni Kıbrıs Partisi ve Ortak Muhalefet Alanı için simgesel bir durumdadır. Ne kadar ilginçtir ki Belediye Yasasını incelediğimizde başkanın hiçbir yetkisi olmadığını kararların belediye meclisi tarafından alındığını ve bu kararları yürütme görevini sadece başkana verdiğini görürüz. Bunları sorgulama ve denetleme yetkisi belediye meclisindedir. O yüzden Yeni Kıbrıs Partisi ve Ortak Muhalefet Alanı için bu çerçevede başkan adayı ile belediye meclisi adayları arasında hiçbir hiyerarşik yapılandırma yoktur. İşte yukarıda çizmeye çalıştığım alan içerisinde yeni kuşağın kendi şehrine, coğrafyasına sahip çıkması, adaletsizliği, yolsuzluğu sorgulaması gerektiğini düşündüğümden yeni bir yerel yönetim anlayışını ortaya koymak istediğimden/istediğimizden dolayı aday oldum. Başkan ve belediyecilik arasındaki ilişkiyi nasıl tarif edersiniz? Başkan ve belediyecilik arasında düzen partilerinin ortaya koyduğu bir ilişki yoktur. Gerek medyanın aracılığıyla gerekse partilerin ortaya koyduğu yalan ve yanlış siyasal söylemlerle, halkın; başkan ve belediyecilik arasındaki ilişki anlayışını manüpüle etmeye çalışıyorlar. Yukarıda da bahsettiğim gibi, başkanın belediyedeki görev ve yetkileri belediye meclisi tarafından belirleniyor. Başkan tek başına izin bile alıp,  tatile dahi gidemez. Lefkoşa’daki su vanalarının ne zaman ve kim tarafından açılacağına dair belediye meclisi karar verir.  Ama ne yazık ki gerek propaganda döneminde,  gerekse belediyeden geçmiş dönemlere dair hesap sorma yöntemi başkanlar üzerinden şekillenir. Kimse, hiçbir başkan adayı Toplumcu Demokrasi Partisi, Ulusal Birlik Partisi, Cumhuriyetçi Türk Partisi ve Demokrat Parti belediye meclis üyelerinden hesap sormuyor. Bugün bu kentin çöpü toplanmıyorsa, parkları altüst durumdaysa, belediyede taşeronlaştırma varsa, kadın sığınma evleri yoksa, çocukların özgür yaşam alanları yaratılamıyorsa bütün bunlardan belediyelerdeki meclis üyeleri de sorumludur. Ve işin ilginç yanı bu partiler bütün bu pisliğin sorumlusu değilmiş gibi davranmaktadırlar. Halka da bunu bu şekilde yansıtmaktan korkmaktadırlar. Sizi diğer adaylardan farklı kılan sizce nedir? Beni değil aslında bizi diğer adaylardan farklı kılan yerel yönetimlere olan bakış açımızdır. Tramvay, tuvalet projesi gibi projelerle halkı kandırmak yerine katılımcı demokrasi deyip mahalle komitelerini savunuyoruz. O yüzden de diğer adaylar kendileri üzerinden şehri kurgularken ben/biz kendimizi şehir üstünden kurguluyoruz. Lefkoşa Belediyesinin şimdiki durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Lefkoşa Belediyesi ne yazık ki, projelerini halkın ihtiyaçları üzerinden yapılandırmıyor. Tam tersi halka rağmen işler üretiyor. Arasta yayalaştırma projesi bunun en büyük örneklerinden bir tanesidir. Arasta esnafı ikiye bölünmüş, yıllardır bir arada yaşayan esnaf bir birlerine düşman olmuş durumdadır. Bunun nedeni mahallelinin hassasiyetlerinin dikkate alınmaması ve bu hassasiyetlerin ortadan kaldırılmamasına rağmen bu projenin gerçekleştirilmek istenmesidir. Lefkoşa Belediyesi, parklara, kadın haklarına, engellilere, göçmenlere, çocuklara duyarlı değilken, seçim zamanı mevcut belediye başkanı ve belediye meclis üyeleri yani partiler popülist yaklaşımlarından dolayı sanki bu konulara duyarlıymışlar gibi lanse etmektedirler. Belediye belediyecilikten uzaktadır. Ve giderek de şirketleşme mantığına doğru ilerlemektedir. Park forumlarıyla ilgili bizi bilgilendirir misiniz? Park forumları parkları olan bölgelerdeki mahalleliyle iletişim kurmak için başlatmış olduğumuz bir platform niteliğindedir. O bölgedeki insanlarla parklarda buluşuyor ve bölgeyle, mahalleyle ilgili sorunların tespitini yapmaya çalışıyoruz. Katıldığımız televizyon programlarında, yaptığımız röportajlarda ve sosyal medyada bu sorunları aktarıyoruz. Bu çalışma, mahalle komitelerinin bir benzeri görevi yerine getirmek için organize ettiğimiz bir eylemliliktir. Şu anda dek iki kez Kumsal Parkı, bir kez de Barış Manço Parkı’nda forum gerçekleştirildi. Kumsal ve Köşklüçiftlik bölgesi sakinleri de en fazla eğlence mekanları ve konutların iç içe geçmesi ile sonuçlanan düzensiz yapılaşma, park sorunu ve Kumsal Parkı’nın atıl durumda bırakılmasından şikayetçi olduklarını dile getirdiler. Kumsal Parkı’nda göze çarpan bir diğer sorun da bedensel engelli bireylerin parka girişlerinin demirlerle fiziksel olarak engellenmiş olmasıydı. Kaymaklı bölgesinde halk tarafından en fazla parkın ve yolların durumuna ve kullanılan suya vurgu yapıldı. Bu seçimlerde beklediğiniz sonuç nedir? Seçimlerde yeni kuşağın yeni yüzleri ve yeni anlayışlarını temsil edenler olarak umutluyuz. Durmadan rejimi, diğer siyasi partileri sorgulayıp, düzeni sorgulayıp, çatlakları ortaya çıkartmaya çalışacağız. Bu yeni bir Lefkoşa heyecanının yeni bir dünya tutkusuyla birlikte şekillenecektir. Dünyada Latin Amerika’dan tutun da Afrika’ya, Afrika’dan Ortadoğu’ya, Avrupa’ya kadar her yerde isyanlar, direnişler, Yeni Dünya hayalleri halklar tarafından talep edilmektedir. Bundan dolayı da Kıbrıs adası da küreselleşen dünyanın parçası olduğundan illaki bu siyasal akımlardan, halkların bu siyasal taleplerinden etkilenecektir. Yeni Yüzyılda, Halkların siyasal, ekonomik ve manevi ihtiyaçlarına karşılık veremeyen siyasal söylemler yok olacağından, kendimizi yeni dönemin yeni siyasi partisi olarak tanımlıyoruz. O yüzden rüzgar bizim yüzümüzü çevirdiğimiz yöne doğru esiyor.

Ortak Muhalefet Alanı, Lefkoşa Belediyesi için adaylarını belirledi

ysk_basvuru_wRejime karşı mücadele için Yeni Kıbrıs Partisi, Devrimci Komünist Birlik, ÇAĞ-SEN ve bağımsız birey olarak çeşitli kesimden sendikacıların, aktivistlerin bir araya gelerek oluşturdukları Ortak Muhalefet Alanı, YKP adıyla, 29 Haziran’da Lefkoşa Belediyesi için yapılacak başkan ve belediye meclisi üyeliği seçimi için adaylarını belirledi ve bugün Lefkoşa seçim kuruluna başvuruları yaptı…

Adaylar şöyle:

Belediye Başkanı Adayı: Halil Karapaşaoğlu

Belediye Meclisi üyeliği için adaylar:

  1. Canan Onurer
  2. Celal Devrim Önen
  3. Ceyhun Hami
  4. Ergün Emiroğulları
  5. Evrim Kamalı
  6. Ezgi Bertiz
  7. Faika Deniz Paşa
  8. Gökhan Binici
  9. Gülay Kaşer
  10. Haluk Selam Tufanlı
  11. Hamit Aygün
  12. Hazal Yolga
  13. Kemal Aktunç
  14. Mehmet Karadal
  15. Mehmet Kırmızı
  16. Münevver Özakalın
  17. Murat Kanatlı
  18. Neşe Karakaş
  19. Nevzat Hami
  20. Tolga Yücedal
  21. Tuğçe Koruoğlu
  22. Yusuf Alkım

İlk Mahalle Forumu, Kumsal Parkı’nda gerçekleşti

mahalle forumu mahalle forumu mahalle forumuYeni Kıbrıs Partisi’nin çağrısıyla düzenlenen mahalle forumlarının ilki Kumsal/Köşklüçiftlik bölgesinin sakinlerinin katılımıyla dün (10 Mayıs, Cumartesi) gerçekleşti. Bölge sakini ve esnafının, yaşadıkları ve çalıştıkları bölge ile ilgili en yetkili kişiler oldukları görüşünden yola çıkılarak düzenlenen forumda, bölgeyle ilgili bir dizi sorun ve çözüm önerisi konuşuldu.

 

“Plansız ‘gelişme’ sorun yaratıyor”

Dile getirilen başlıca sorunların arasında, Dereboyu bölgesinin plansız ve programsız bir şekilde gelişiyor olduğu vardı. Herhangi bir plana göre verilmeyen işyeri izinlerinin ve işletmelerin ara sokaklara kadar yayılmasının sonucu olarak bölge sakinleri bir dizi huzursuzluk yaşamakta olduğu kaydedildi. Gerek evlerinin önünde devamlı park sorunu yaşanmasından gerekse ses kirliliğinden şikayet eden bölgeliler, bu değişim süreçleriyle ilgili hiçbir şekilde fikirlerinin alınmadığını da belirtti. Ayrıca birçok mekanın düzenli olarak teftiş edilmemesiyle ilgili halk sağlığı noktasında kaygılı olunduğu söylendi.

 

“Park yeri büyük dert”

Plansız gelişmenin doğal bir getirisi olarak mütemadiyen açılan mekânlara rağmen araç park sorunun çözülmesi için hiç bir önlem alınmadığı da forumda konuşuldu. İzinsiz bir şekilde inşaatı başlayan ancak daha sonra nasıl olduysa izin aldığı anlaşılamayan büyük alışveriş mekânı inşaatının tamamlanmasına yakın bugünlerde, hala daha mekâna yönelik bir park yeri çözümü bulunmadığı, bunun park yeri sorununu kat ve kat artıracağı yönünde endişeler de dile getirildi.

 

“Kumsal Parkı atıl bırakıldı”

Kumsal Parkı’yla da ilgili bir dizi soruna değinen bölgeliler, uzunca bir süre karanlık bırakılan parkın seçim öncesi ışıklandırılmasına, yetkililerin bu basit işi halletmek için neden bu kadar zamana ihtiyaç duyduklarına anlam veremediklerini belirttiler. Parkın girişindeki tabelanın da dışlayıcı olduğunu, “köpek giremez” “bisiklet giremez” denilmesi yerine köpek sahiplerinin parkı temiz tutabileceğiyle ilgili hatırlatmalar olabileceğini, bisikletler içinse ayrı parkurların düzenlenebileceği konuşuldu. Bunlara ek olarak parkın giriş ve çıkışlarının engelli kişilerin parka erişimini zorlaştırıcı bir şekilde olduğunun üzerinde durulurken, oturacak bankların yeterli sayıda olmaması sonucunda parkın çekim noktası olmaktan uzaklaştırıldığı kaydedildi.

Kumsal Parkı’nda gerçekleşecek olan ikinci mahalle forumu 31 Mayıs 2014 Cumartesi günü saat 18:00’de olacaktır.