YKP Yürütme Kurulu son siyasal gelişmeleri değerlendirdi: Döve döve “demokrasi”

73

YKP Yürütme Kurulu son siyasal gelişmeleri değerlendirdi. Açıklama şöyle

Kıbrıs’ın kuzeyinde uzun zamandır yapısal olarak çözülemeyen birçok sorun ile boğuşulmakta, geçici önlemler ile krizler ertelenmekte ama bir süre sonra eski kriz, yeni biçimi ile hem da daha ağır şekilde kendini tekrarlamaktadır.

Yönetenlerin eskisi gibi yönetemediği, yönetilenlerin de artık eskisi gibi yönetilmek istemediği koşullardan geçmekteyiz. Bu bir ülkede yapısal değişiklerin potansiyeli olan zamanlardır. Ancak rejim içi muhalefet rejimin restorasyonu için elinden gelen katkıyı tümüyle koymaktadır.

2000’lerin başında yeniden ‘yönetenlerin eskisi gibi yönetemediği, yönetilenlerin de artık eskisi gibi yönetilmek istemediği’ önemli bir dönemeçte, CTP bizzat eski rejimin, ayrılıkçı yapının restorasyon görevini alarak onu geçici de olsa yeniden ayağa kaldırmış, bulunduğu kriz ortamından çıkarmıştır.

Bu süreçten geçerken, geçmişte daha gevşek uygulanan ekonomik-sosyal TC yıkım paketleri belli bir sistematiğe oturtulmuş, CTP ve küçük ortakları bu yıkım paketlerini eksiksiz hayata geçirerek rejimin bugünkü halinin kurucu öğesi olmuşlardı.

Bu yeni rejim ile daha fazla neo-liberal politikaları takip eden bir ekonomik yapı temeli oturtulurken, sosyal olarak daha fazla Sunni İslamlaştırma politikaları yaygınlaştırılmıştır. Çalışma hayatına yeni sosyal güvenlik yasası ile darbe vurulurken, taşeronlaştırmayı ve güvencesiz, sözleşmeli çalışma koşullarını yaygınlaştırdılar. Bu hem esnek çalışma koşulları demekti, hem de örgütsüz… Tam da neo-liberalizmin bütün dünyada dayattığı gibi emek örgütlerini atomize ederek, dağıtarak kendi için daha elverişli koşullar yaratması işini bizzat “sol” tandanslı CTP ile gerçekleştirdiler. CTP’nin meclis komitelerine kadar getirip miras bıraktığı göç yasası ve benzeri yasaları alıp sürece daha vahşi bir şekilde devam eden UBP, ekonomik yaşamın ‘düzenlenmesine’(!) CTP’nin bıraktığı yerden devam etmektedir. CTP-UBP hükümet süreçleri birbirlerini takip eden, devamlılığı olan süreçlerdir.

Bugün her nerde sorun yaşıyorsak, buralarda CTP’nin başlattığı uygulamaların izini bulmak mümkündür.

Ama neo-liberal uygulamalar derinleştikçe yönetenler sürece daha az hakim olabilmekte, mücadele daha da keskinleştiği koşullarda daha otoriter uygulamalara gitmektedirler. CTP’li hükümet dönemlerinde de, özellikle Ercan ve benzeri yerlerdeki eylemlerde, çevik kuvvet kullanılarak eylemciler bastırılmıştı. CTP’li hükümet dönemlerinde de ciddi miktarda grevler yasaklanmıştı.

UBP ise gittikçe derinleşen kriz koşullarında daha fazla zora başvurmaya başlamıştır. Ülkede kırıntılarını bile bulmakta zorlandığımız ‘demokrasi’ artık döve döve uygulanmakta!

Her eylemde asker kökenli çevik kuvvet bulundurulmakta, gerek çevik kuvvet gerekse polis hem eylem alanında, hem de gözaltı süreçlerindeki uygulamaları ile yargısız insaf yapmayı daha da yaygınlaştırmaktadır. Eylemcilerin tek tek sokak ortasında coplu, kalkanlı onlarca polis, çevik kuvvet tarafından dövülmesi ‘meydan dayağından’ başka bir şey değildir. Mahkemeler, zaten açık şekilde otoriter bir yapının teşvik edilmesi, bunun korunması, ondan gelen yönlendirmelere göre karar üretmesi ile adalet yaratamaz konuma gelmişken, bir de polisin kendini yargı yerine koyup sokak ortasında cezalandırma işlerine girişmesi herkesin kaygı duyması gereken bir olaydır.

Yönetimi her yönü ile ellerinden kaçıranlar ekonomik kurtuluş için ellerinden ne var ne yok satarak ekonomik krizden çıkabileceklerini düşünmektedirler. Kısa süreli olarak, sıcak para temini açısından bu yol krizin ötelenmesine yardım etse de, kriz yapısaldır ve ne reform edilebilir, ne de restorasyonu mümkündür. Bu nedenle sistem için diğer DP, TDP gibi partilerin de yapabilecekleri CTP, UBP hükümetlerine koltuk değneği olmaktan başka bir şey değildir. Yapabilecekleri yönetenlerin eskisi gibi yönetmesi, yönetilenlerin de artık eskisi gibi yönetilmeye ikna edilmesine yani muhalefetin rejimin tamir edilmesine yardım etmesinden başka işlevi olmayacaktır.

Bu nedenle kuru bir şu gitsin, şu istifa etsin gibi sloganlar gerçekçi değildir çünkü sorun giden gelen sorunu değil rejim sorunudur, iktidar sorunudur. Hükümet koltuğuna oturanın iktidarı ele geçiremediğini son 10 yılda çok daha iyi şekilde toplumun bütün kesimleri deneyimledi…

Bu neden toplumsal muhalefeti UBP-CTP arasında bir kısır döngün içine sokmak onu yok etmekten başka bir işe yaramayacaktır. Yeşil-turuncu renklerinin ardışık olarak hükümete gelmesi, daha küçük olanların ise küçük koalisyon ortakları olması, rejimin yönetilmesinde anlamlı bir fark yaratması bu koşullarda mümkün değildir.

TC Elçiliğinin valilik seviyesinde çalıştığı, TC’nin bir ilinde yönetime nasıl müdahale ederse, burada da ayni şekilde müdahale ettiği koşullarda zaten daha farklı olunması beklenemezdi.

Bu nedenle KTHY, elektrik kurumu, telefon dairesi, havaalanları, Koop-süt süreçleri bu çerçevede ele alınmalıdır. Tümünün altyapısı, zeminleri CTP’li hükümetler döneminde şekillendirildi, UBP tarafından özelleştirme veya kapatılarak servislerin piyasaya teslim edilmesi tamamlandı veya tamamlanması için bugünlerde adımlar atılmaktadır. Bir önceki süreçlerden edindiğimiz deneyim bize göstermektedir ki ‘UBP istifa’ diyen CTP’liler, bırakın biz bu süreçleri daha ‘sakin’ tamamlarız demektedirler. Bu nedenle evet, UBP istifa etsin ama yerine başka bir acentanın da gelmesi sorunu çözmeyeceği de hala anlaşılmadıysa toplum kesimlerinin yaşaması ve acı çekmeye devam etmesi gereken bir süreç olduğundandır.

Böylesi koşullarda Lefkoşa Belediyesinde yaşananlar ve direniş bizlere umudun hala taze olduğunu hatırlatmaktadır. Tıpkı KTHY, elektrik ve telefon çalışanlarının direnişlerinde ortaya konan coşku ve kararlık Lefkoşa Belediye çalışanları tarafından da konmaktadır.

Ancak unutulmamalıdır ki Lefkoşa Belediyesini yöneten yalnız belediye başkanı değildir. Belediye Meclisi içinde her partiden üye vardır. Kriz bu noktaya gelinceye kadar anlamlı tepki ortaya konmamış, hatta kararların alınmasında kimi zaman ön ayak olunmuştur. Belediye Meclisi içinde silik, pasif bir muhalefet izlenmesi Belediye Başkanının kendi istediği gibi yönetim şekli ortaya çıkarmasında ciddi zemin yaratmıştır. Bugünkü durumdan Belediye başkanı kadar CTP, DP ve TDP’li belediye meclisi üyeleri de birinci derecede sorumludur.

Rejim, en tepesinden kokmuştur. Geçen yıl Eroğlu’nun bazı banka hesapları ortaya çıktığında mal varlığı ile ilgili bazı ipuçları elde etmiştik. Ama o sürecin ileri taşınması çeşitli medya manipülasyonları ile engellendi, unutulmaya terk edildi. Bir kez daha Bulutoğluları-Eroğlu ilişikleri gündeme gelince, Eroğlu’nun seçim kampanyasında kullandığı paralar hatırlatılınca aniden Kıbrıs sorunu haricinde bakanlar kuruluna girmeyen Eroğlu, bakanlar kuruluna katıldı ve 70 günden sonra onun da olduğu toplantıda grev yasağı kararı çıktı. Yani Eroğlu zaten hiçbir zaman tarafsız olmamıştı ama bu şekilde de tarafsızlığını yitirdiğini, işin ucu kendine dokunmaya başladığı oranda hükümet konularına müdahil olduğunu göstermiş oldu. Eroğlu çıkar elde ettiği ve mal varlığını şişirdiği bu rejimin ortadan kalkmasını istememektedir. Bu nedenle Eroğlu’ndan Kıbrıs sorununu çözmesi beklemek kadar boşa bir çaba olamaz!

YKP, çözümü hükümet değişikliklerinde görmediğinin altını bir kez daha çizer…

YKP, toplumsal muhalefetin yükseltilmesi ve bunun için mücadele edilmesi gerektiğine inanmaktadır. Bu çerçevede örgütlerin ve bireylerin de içinde yer alabileceği muhalefet araçlarının yaratılmasına önemlidir. Yeni muhalefet araçları olmadan bugünkü yapısal krize doğru müdahale etmenin koşulları yoktur, eski araçlarla yapılabilecek ise sistemin restorasyonu, reformundan başka bir şey değildir.

YKP, yeni toplumsal muhalefet araçlarının geliştirilmesi ve sisteme karşı mücadelenin yükseltilmesinde taraf olmaya devam edecektir.

YKP, başta Lefkoşa Belediye ve Kooperatif çalışanları olmak üzere direnen tüm çalışanlarla birlikte olmaya devam edecek…

YKP, artan polis şiddetine ve buna susarak veya aldığı kararları ile destek veren yargı sistemine karşı, adalet, demokrasi ve insan hakları taleplerini yükselterek cevap verecektir.

YKP, bu sistemden acı çeken herkesi sokakta mücadeleye çağırır çünkü ya şimdi mücadele ya da yarın mücadele etmek için bile geç kalınmış olabilir!