YKP ülkedeki son gelişmeleri değerlendirdi: Olan biten bozuk ortamın sonucudur

71

YKP Yürütme Kurulu üyesi Alpay Durduran ülkedeki son gelişmeleri değerlendirdi. Konu ile ilgili açıklama şöyle:

Yeni yıla tam bir bunalımla girdiğimiz anlaşılmaktadır. O kadar ki hiçbir konuşma ne yapılmalı denilmeden sona ermemektedir. Halbuki olan biten bozuk ortamın sonucudur. Ortamı düzeltmek ise yarattığı sonuçların zararlarını tazmin etmekle olası değildir. Yani hakları çiğnenen kamu görevlileri kazanılmış hak diye bir güvencesinin kalmadığını görüyorsa bunu ortamı düzeltmek için çözemezsiniz. Bu duruma düşülmüştür çünkü mahkemeye kamu görevlilerinin haklarının bütçenin %80’ini aştı diye resmen hükümet bilgi vermiş, savcılığı da bunu iletmek için istismar etmiştir. Bu bilgiyle hukuku bırakıp arkaik Osmanlı veya başka krallık dönemi idare hukukunu ileri sürerek mahkeme devleti kurtarmaya kalkmıştır.

Ancak yazılı bir sözleşme bile yapmadan iş alan bir çalışanın iş yasasında “kendisine uygulanan tüm hakların sözleşmesini oluşturduğunu” sanmaktadır. Buna tabii ki sosyal güvence kesintileri de dahildir. Sosyal haklar da kendi aleyhine değiştirilemez ta ki sözleşme usulüne göre değişsin. Lakin memurlara yapılanlar işçilerin haklarını da şüpheye düşürmüştür. Daha önce, hukuki görüşlere eski yasa ile yeni arasında seçme hakkı verilmesi ve mevzuat değişikliklerine karşı insanların kendi iradelerini kullanmalarının ne anlamı kalmıştır?

Mahkeme dün kazanılmış hakka saygı gösterirken kamu görevlilerinin bütçeye yükünü duyunca görüş değiştirmişse kendini meclis yerine koymayacağını son kararlarında ısrarla savunmasının ne anlamı vardır? Yoksa bundan sonra meclis ve hükümetlerin avukatlığını mı yapacaktır?

Müktesep hak vardır ve her istenildiğinde yasayla değiştirilemez. Krallık dönemleri çoktan sona ermiştir. Devlet ödeyemez deyip de müktesep hakları budamasına göz yuman mahkeme devleti ödeyemez hale getirmenin sorumluluğunu yüklenmiş olur ve siyasi davranmıştır. Siyaset devletin ödeyemez hale gelmense neden olanların hesaba çekilmesinin tek aracıdır. Mahkeme siyaset çalışırken mahkeme bulaşmamış olmalı ve hukuk çerçevesinde çarelerin bulunmasına görevini yaparak yardımcı olmalıdır. Siyasileri kurtarmak değil hesaplaşmalarını hukuk içinde tutmak esastır. Para basma yetkisi olsa idi bu hükümet ödemede güçlük çekmeyecekti. Başkasının parasını kullanıyorsa devalüasyon yapamaz ve ödeyemez ama yurttaş sıkılınca ne yaparsa onu yapmalı ve yurttaşa karşı yükümlülüklerini sırtından atmamalıdır.

Var olan fazla personelin sorumlularının üstüne gidilerek mali sorunları aşmak mümkündür yeter ki mahkeme mebuslara ve yurttaşa yolsuzluklara karşı halkın hazinesinin doğal bekçileri gözüyle baksın. Bir çok modern ülkede mahkemeler kendi kararlarıyla buna olanak vermiş ve anayasa değişikliği beklememiştir.

Mebuslara da çağrı yaparız İçtüzük görüşmeleri yapıyorsunuz anayasayı görüşüyorsunuz, kendinize ve yurttaşa yolsuzluklara karşı dava açma hakkını alınız. Bunu hala ele almamakla mebuslar kendi kendilerini inkar etmiş olmaktadırlar.

Bu şartlar altında karamsarlık maalesef yayılmaya devam edecek ve halkın yeter demesi beklenecektir.