YKP son dönemde polisin artan baskılarını kınadı

75

YKP Yürütme Kurulu Sekreteri Murat Kanatlı, son dönemde polisin artan baskılarını ve şiddet olaylarını kınadı. Konu ile ilgili açıklama şöyle:

Kıbrıs’ın kuzeyinde özellikle 19 Temmuz sonrası tam anlamı ile polis terörü yaşanmaktadır.

1 Kasım’da yapılan eylem sırasında “yasadışı pankart” iddiası ile Afrika Gazetesi’nin basılması bu polis terörünün son yaşanmışlığıdır…

Dün sendikalar tarafından düzenlenen eylemlerde ise polisin uyguladığı psikolojik şiddetin artık olağanlaştığını görüyoruz…

Hatırlanacağı gibi Ocak 2011 eylemleri sonrasında Şubat ayında Erdoğan talimatlar yağdırmış ve ‘bir şey yapmıyorsunuz’ diyerek İrsen Küçük ve ekibini fırçalamıştı. Bu fırça en keskin şekilde 19 Temmuz eylemleri sırasında etkisi göstermişti. 5 dakika içinde yaratılan arama emirleri ile KTAMS basılmış, Hamitköy’de eylemciler saatlerce hırpalanmış, gecesi KTHY çadırı önünde polis eylemcilerin içine tekme tokat dalarak gözaltılar gerçekleştirmişti. Bunu yapan ise Erdoğan’ın emri altındaki TC Genel Kurmayına bağlı GKK emri altındaki polis teşkilatıdır!

Sonrasında sendikalar, partiler ve demokratik kitle örgütlerinin her eylemi için polis adeta psikolojik şiddet uygulamakta, en küçük eyleme bile çevik birlik göndererek hem fiziki, hem de psikolojik olarak düşünce ve ifade özgürlüğü engellenmektedir.

Şiddetin dozunun artmasında dikkat çeken bir unsur da, daha önce sınır olayları sırasında Solomo’yu öldürdüğü iddiası ile yargılanmak istenen ve hakkında Interpol tarafından kırmızı bülten çıkarılan Erdal Emanet’in bu yıl içerisinde Lefkoşa Polis Müdürlüğüne atanması akabinde yaşanmasıdır.

Polis teşkilatı hakkında gözaltında yaygın ve sistematik işkence ve kötü muamele yaptığı artık iddia değil, özellikle avukatların yaygın bildiği bir gerçektir. İşkence ve kötü muamele kanıtları, vücutlarda darp izleri olarak mahkeme koridorlarında bas bas bağırmaktadır ama mahkemeler bu izleri görmeyi reddetmektedir.

Buna rağmen mahkemeler doğru düzgün araştırma yapmaksızın sendikalarda ve gazetelerde alelacele polis tarafından arama yapılması için ‘arama izni’ verilmesini sağlayarak polis terörüne çanak tutmaktadırlar…

Hukuk sistemi bu yaşananlarla ciddi yara almaktadır.

Bu şiddet sarmalının kökleri ayrıca UBP içindedir de… Geçen aylarda sendikalara ve demokratik kitle örgütlerine gönderilen imzasız ölüm tehdidi içeren mektuplarının eski UBP Londra örgütü başkanı tarafından gönderildiği ortaya çıkması tesadüf değildir. UBP’lilerin ciddi destek verdiği genç Mücahitlerin geçen aylarda Baraka Kültür Merkezi önünde açtıkları pankart hala herkesin hafızalarındadır. Bunun son aşaması da UBP milletvekili Ahmet Zengin’in mecliste şiddet içeren tavırları idi… UBP, şiddet sarmalını her alanda yükselterek Kıbrıs’ın kuzeyindeki zaten kısıtlı olan demokrasi, insan hak ve özgürlüklerini daha fazla kısıtlama gayretindedir.

Şiddet sarmalı zaten Türkiye’de de yükselmektedir. Gerek askeri operasyonlarda yaşananların, TC ordusunun dünyanın birçok yerinde yasaklanan napalm kullanması, gerekse KCK denerek ortaya çıkarılan gözaltı terörü ile şiddet olağanlaştırılmıştır. TC asker-sivil bürokrasisi kontrolündeki bu coğrafyanın da olağanlaştırılan şiddet mevsiminden etkilenmemesi düşünülemezdi. Zaten Kıbrıs’ın kuzeyindeki tüm silahları birlikleri kontrol eden TC’nin agresifleşen militaristlerinin burada farklı davranması da beklenemezdi…

YKP, düşünce ve ifade özgürlüğünün zaten kısıtlı olduğu koşullarda, uygulanan şiddet metodları ile daha fazla daraltılmasına karşı tüm kesimleri tepki göstermeye ve mücadele etmeye çağırır…

YKP, polis terörüne maruz kalan Afrika gazetesi ile dayanışmasını bir kez daha ortaya koyar…

 

Basın-Sen

Basın-Sen Başkanı Kemal Darbaz yayımladığı basın açıklamasıyla, Sendikal Platform’un dün meclis önünde düzenlediği miting sırasında Afrika Gazetesi’nin binasına  polisler tarafından baskın yapılmasını ve gazete binasının balkonunda taşınan dövize polis tafından el konulmasını kınadı.

Darbaz açıklamasında, “Basın-Sen, düşünceleri ve düşündüklerini ifade ettikleri gerekçesiyle hiçbir gazetenin cezalandırılmasını, susturulmaya çalışılmasını, tehdit edilmesini, dava ve mahkeme yoluyla sindirilmeye çalışılmasını kabul etmez” ifadelerini kullandı.

Basın-Sen açıklaması şöyle:

“Sendikal Platform tarafından düzenlenen genel grev ve miting sona erdiği sırada polis  Afrika gazetesine müdahalede bulunmuştur.

Afrika gazetesinin en temel demokratik hakkını kullanarak balkonuna asmış bulunduğu, eski manşetlerinden oluşan dövize müdahale eden polis  gazete merkezine adeta baskın yapmış ve zor kullanarak dövizi indirmişlerdir.

Bununla da yetinilmemiş, ‘yabancı devlet büyüklerine hakaret edildiği’ gerekçesiyle Afrika gazetesine dava okunmuştur.

Afrika gazetesi anayasa tarafından garanti alınan düşünce ve ifade özgürlüğünü kullanmış olmasına karşın tamamen anti-demokratik bir uygulamayla yasadışı ve keyfi ‘cezalandırılarak” anayasadaki düşünce ve ifade özgürlüğünün sözde olduğunu dünyaya ispatlamıştır.

Bu gazeteyi yönelik keyfi cezalandırma, yasalar zorlanarak Kürt öğrencileri sınır dışı eden ve gelen tepkileri de ‘KKTC demokratik bir hukuk devletidir’ diyerek yanıtlayan hükümet yetkililerinin foyasını ortaya çıkarmaktadır.

Basın-Sen, düşünceleri ve düşündüklerini ifade ettikleri gerekçesiyle hiçbir gazetenin cezalandırılmasını, susturulmaya çalışılmasını, tehdit edilmesini, dava ve mahkeme yoluyla sindirilmeye çalışılmasını kabul etmez.

Bir gazetenin manşeti suç olmazken; o manşetlerden dövizler yapılmasının suç olduğunu savunmak kadar yanlış bir tutum olamaz.

Kimden ve nereden gelirse gelsin bu tür faşizan uygulamalara karşı ülkedeki demokrasi güçleri en geniş dayanışma örneğini göstermelidir.

Afrika gazetesi özelinde basın, düşünce ve ifade özgürlüğünün savunucusu, kendilerine demokrat ve hukuk taraftarı etiketi yapıştırıp anti-demokratik ve hukuk dışı uygulamaların mimarı olanların karşısında olmaya devam edeceğiz!”

 

KTÖS

Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası (KTÖS) Genel Sekreteri Şener Elcil yaptığı yazılı açıklama ile meclis önündeki miting günü Afrika Gazetesi’nin açtığı ve üzerinde Cemil Çiçek’in resmi ile “Hade Barra” yazan dövize polis tarafından el konulmasını faşist bir uygulama olarak nitelendirdi ve bu anlayışı kınadığını belirtti.

Elcil açıklamasında, “dikenli teller, coplar, kalkanlar, barikatlar, Kıbrıslı Türkler’i EOKA dönemini hatırlatmıştır. Bu da yetmezmiş gibi uyduruk arama emirleri ile Afrika gazetesini basan, pankartlara el koyan polis, faşist uygulamaları daha da ileriye vardırmıştır” şeklinde ifadeler kullandı.

Açıklamanın tam metni şöyle:

“Adamızın kuzeyinde Türkiye tarafından kurdurulan ayrılıkcı siyasi rejim bir yandan dayatmalarına devam ederken, diğer yandan ise sivil toplumun üzerine polis baskısı ile gitmeye devam etmektedir.

31 Ekim Pazartesi günü meclis önünde yeralan eyleme yönelik olarak alınan polisiye önlemler Kıbrıslı Türkler’e yönelik hakaret içerdiği gibi rejimin gerçek yüzünü de göstermiştir. Dikenli teller, coplar, kalkanlar, barikatlar, Kıbrıslı Türkler’i EOKA dönemini hatırlatmıştır. Bu da yetmezmiş gibi uyduruk arama emirleri ile Afrika gazetesini basan, pankartlara el koyan polis, faşist uygulamaları daha da ileriye vardırmıştır.

Adamızın kuzeyine “özgürlük” sözü vererek gelenler, bize bu faşizan uygulamaları layık görmektedirler. Bilinmelidir ki, faşizim bir insanlık suçudur. Polisin sivil yönetime bağlı olamadığı ülkemizde bu olayların sorumlusu ona emir veren Güvenlik Kuvvetleri ve işbirlikçi UBP hükümetidir. Bu olayda ileri sürülen  “yabancı devlet büyüklerine” hakaret mazareti tam bir uydurmadır. Bize “besleme” gibi benzetmelerle hakaret edenlere, toplumumuzu yok etmek, göçe zolamakla ilgili yapılanlar karşısında pankartlı protesto az bile kalmıştır. Kıbrıs Türk toplumuna hakaret edildiğinde bunu sineye çeken işbirlikçi UBP, polis ve savcılığın uyduruk bahaneler arayarak AKP’ye yağ çekmeleri onlar fayda getirmeyecektir.

Afrika gazetesine yapılan saldırıyı şiddetle kınar, olayı uluslararası alan taşıyacağımızı bir kez daha vurgularız.”