YKP: “Sıvı yakıt depolama tesisine hayır!”

131

 

 

Türk Ajans Kıbrıs (TAK) tarafından 21 Eylül 2009 tarihinde “Dünyada sayıları birkaç yüzle sınırlı olan ve yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bulunan Akdeniz foklarından (Monachus monachus) birine Kaplıca sahillerinde rastlandı” başlıklı haberle birlikte dağıtılan ARŞİV fotoğrafları yukarda görülebilir! Fotoğraflar halen daha resmi haber ajansı TAK arşivinde bulunmaktadır!

 

YKP, petrol dolum tesisi olarak da bilinen sıvı yakıt depolama tesisine karşı tutumunu bir kez daha ortaya koydu ve karşı olduğunu vurguladı. Konu ile ilgili açıklama şöyle:

Kıbrıs’ın kuzeyinde birçok tartışma alabildiğine gidiyor…

Karpaz yarımadası onlarca yıl önce koruma bölgesi ilan edilmişti. Bu bölge yalnız Kıbrıslıların değil dünyanın da bir mirasıdır.

Ancak üzülerek yaşamaktayız ki, gözünü kâr hırsı bürüyenler dünyadaki tüm insanların ortak koruma bölgesi olan Karpaz’ı parça parça yağmalamakta, talan etmekte, özelliklerini bir bir yok etmektedirler.

Karpaz Burnuna elektrik götürülmesi projesi hâlâ daha akıllardadır.

Bu süreçte sözde doğaya duyarlı bir yönetim iş başındaydı ama davranışları hâlâ hatırlanmaktadır. Şimdi farklı davransalar da o dönemde, elektrik götürülmesi projesini birçok örgüt, siyasi parti ve demokratik kitle örgütünün onlarca itiraz ve eylemlerine rağmen tamamlamışlardı. O süreçte hukuk sistemi de sınıfta kalmış, yürütmeyi durdurma talebini haftalarca oyalayıp sonra da ‘gereği kalmadı’ diyerek reddetmişti!

Tartıştığımız bölge kamuoyu tarafından çok bilinen eşeklerin ve kaplumbağaların haricinde de önemli bir doğa ve kültürel mirası bünyesinde barındırmaktadır. Elektrik projesi ile yatırımın ilk tohumları ekilmiş oldu. Devamı için şimdilik beklemededirler…

Benzer dönemde göçmen kuşlar için önemli bir sulak alan olan ve 1998’de hazırlanan ön Natura2000 raporlarında koruma bölgesi olması önerilen Bafra, kitle turizm için yatırıma açıldı. Orada hedeflenen 9 bin yatak kapasiteli bir kitle turizmi bölgesi yaratmak!

Bir önceki ‘doğa’ dostu iddialı yönetim tarafından başlatılan ve bugünkü ‘para’ dostu yönetim tarafından devam ettirilen kuzey sahil şeridi yolu ve Erenköy-Dipkarpaz Köyü arasındaki yol yenileme projesi hemen hemen tamamlandı. Kuzey sahil şeridi Bafra bölgesine bağlanarak ilk etabın tamamlandığı anlaşılmaktadır. Kuzey sahil şeridinin devam eden kısmı daha trajiktir. Davlos (Kaplıca) bölgesinden sonraki deniz şeridinde daha önce resmi bir yol yoktu, yani el değmemiş doğal bölgeler mevcuttu ancak yol çalışması o bölgede devam etmektedir.

Bilinen gerçek; bir yere yolun gitmesi demek, oranın yatırıma açılması demektir. Yani Yedikonuk, Balalan bölgesinin deniz şeridi de yağmaya açılmak üzeredir.

Bunun ilk işareti Petrol Dolum tesisi ile ortaya çıkmıştır, ancak bölge için çeşitli turizm yatırımlarının hazır olduğu ile ilgili geçmişte çeşitli haberler de yapılmıştı.

Bu bölge, IUCN (International Union for Conservation of Nature and Natural Resources) e göre nesli kritik tehlike altında olan Akdeniz fokları (Monachus monachus) için de önemlidir. Çeşitli üniversite ve bilim insanlarının araştırmaları, Karpaz yarım adasının kuzey sahil şeridinin Akdeniz fokları tarafından yalnız beslenme değil üreme için de kullanıldığını göstermiştir.

Bunun da ötesinde, sadece Akdeniz fokları için değil, diğer deniz canlı türleri açısında da çok zengin olan bölge, nadir bulunan veya türleri tükenmekte (Orfo, lahos, Deniz çayırları gibi) olan birçok canlıya ev sahipliği yapmaktadır. Bölge bu özeliğinden dolayı Akdeniz’deki nadir, bozulmamış Akdeniz kıyı ekosistemidir.

Ancak Teknecik Elektrik Santralının bile bile, Alagadi gibi önemli bir sahilin yanı başına yapılmış olması bizlerin bu konulara olan duyarlılığını göstermektedir. Yapılan birçok bilimsel araştırmada bu ölçek ve kapsamdaki yatırımların (elektrik santralı) birçok nedenle, deniz suyunu kirlettiği, sıcaklığını değiştirdiği kanıtlanmıştır. Bu çalışmalar sonucun da, deniz ekosisteminin, yapılan faaliyetler sonucu, özelliğini kaybetmesinin kaçınılmaz olduğu ortaya konmuştur. Bunun da ötesinde bu gibi tesislerde yaşanabilecek bir kazanın, dönüşü olmayan zararlarla sonuçlanacağıdır. Son Yaşanan, Meksika Körfezi petrol sızıntısı ve Japonya’daki nükleer sızıntı bu kazaların en güncelleridir.

Deniz, özellikle de kıyı ekosistemlerine önem vermediğimiz, Kıbrıs’ın kuzeyindeki birçok uygulamada rahatlıkla görülebilmektedir. Tezat bir şekilde, turizm ile ilgili broşürlere bölgenin deniz kaplumbağaları (caretta caretta) ve Akdeniz fokları için önemli olduğu yazılıp diğer taraftan da üniversiteler tarafından üreme ve yaşam alanı olduğu tespit edilen bir bölgenin üstüne, kime ne faydası olduğu belli olmayan Karpaz Gate Marina yapılması, yakın bir gelecekte en azından Akdeniz Foklarının bu bölgede olduğunu yazamayacağımız anlamına geliyor!

Karpaz’da cinayet üstüne cinayet işleyen ‘doğa’ dostu iddialı ve ‘para’ dostu yönetimler son hamleyi sıvı yakıt depolama tesisi ile vurmaya hazırlanıyorlar.

Bu tesisin hayata geçmesi ile yaşanacak doğa katliamı için bilim insanı olmaya veya konuyu bilmeye gerek yoktur. Bölge biyo-çeşitlilik açısından çok ciddi bir katliama uğrayacaktır.

Biyo-çeşitlilik katliamı yalnız Kıbrıslıları veya bu coğrafyada yaşayanları değil tüm dünyayı ilgilendiren bir konudur. Doğa da yaşayan her canlı, tüm insanlığın ortak mirasıdır.

YKP, bir süredir Karpaz bölgesi başta olmak üzere ülkenin diğer bölgelerinde de yaşanan ekoloji konularına dikkat çekmiş, ve bu konuda mücadele edenlerle birlikte, dayanışmasını en etkin ve hiçbir politik çıkar gözetmeksizin ortaya koymuştur.

Böylesi koşullarda YKP, halkımızı ne kısa vade de ne de uzun vade de, herhangi bir faydası ol(a)mayacak, sıvı yakıt depolama tesisinin Kıbrıs’ın herhangi bir yerine yapılmasına karşı olduğunun altını çizer.

YKP, bu konuda mücadele edenlerle birlikte olduğunu, mücadelenin uluslararası alana taşınması için elinden geleni yapacağını vurgular.