YKP: POLİS TERÖRÜNÜ KINIYORUZ!

108

YKP 19 Mayıs, sabah 8’de Lefkoşa Polis Müdürlüğü önünde bir basın açıklaması yaparak polisin 18 Mayıs’ta Kıbrıs Türk Havayolları (KTHY) eski çalışanlarının eylemi sırasında polisin tavrını ve gözaltılar değerlendirdi. Basın açıklaması okunmadan önce gözaltındaki herkesin serbest kalması beklendi ve daha sonra basın açıklaması yapıldı. Basın açıklamasını YKP Yürütme Kurulu Sekreteri Murat Kanatlı okudu. Basına okunan açıklama şöyle:

Polis bir süredir alışkanlık haline getirdiği her eylemde çeşitli düzeyde şiddet uygulamayı, dün bir kez daha birçok yönü ile ortaya koydu.

Önce eylemcilerin tam 2 katı joblu, kalkanlı ve kasklı polisler eylemcilerin önüne dizilerek psikolojik şiddet uygulandı. Başbakanlığın arka kesiminde, açık alanda herkesin görebileceği şekilde bekletilen onlarca özel birlik de bu psikolojik şiddetin bir parçası idi. Polisler dinlendirme bahanesi ile sürekli hareket halinde tutularak, dikkatlerin kendilerinde olması sağlanması da bu psikolojik şiddetin başka bir yönü idi… Akşam ise bu psikolojik şiddet, fiziki şiddete döndü. Barışçıl bir eyleme polisin uyarı yapmaksızın orantısız müdahalesi medya önünde yaşandı. Hiçbir uyarı yapılmaksızın polis daha önce tespit ettiği anlaşılan kişilere yönelerek onları gözaltına almaya başladı. Gözaltılar sırasında da polis gereği olmayan güç kullandı, eylemcileri tartakladı, şiddet uyguladı yani eylemcileri orda cezalandırarak yargısız infaz yaptı.

Eski KTHY çalışanlarının eylemlerini en başından beri çeşitli düzeylerde destekleyen YKP, bir kez daha KTHY çalışanlarının yanında olmuş ve desteğini vermiştir. Bu destek elbette sözde kalmayacaktı, dayanışmamız ilk andan beridir en somut şekilde ortaya koyduk, dün de yine bu destek ve dayanışmamız ile orda idik. Bu süreçte YKP Yürütme Kurulu üyesi, YKP Lefkoşa İlçe Sekreteri ve İlçe Örgütünden arkadaşlarımız polisin bu zorbalığını birinci elden yaşayan ve gözaltına alınanlar arasındaydı…

Video görüntülerinde de açıkça görüldüğü gibi, polise karşı hiçbir şiddet uygulamayan, barışçıl bir eylem yapanlara polis, şiddet uyguladı ortamı tahrik edecek hareketlere girişti. Buna rağmen yine video görüntülerinden de belli olduğu gibi eylemciler polisin bu zorbalık gösterisine taraf olmadı, pasif direnişlerini sürdürdüler.

Ayrıca hem videolarda, hem de orda olanların tanıklığında ortaya çıktığı üzere polisin basın emekçilerine karşı kindar bir tutum sergiledi, basın emekçilerini tartakladı, kameralarını kırdı, sürekli olarak görevlerini yapmayı engelleyici hareketlerde bulundular. YKP olarak tartaklanan, zarar gören tüm basın emekçilerine geçmiş olsun diyor, basın örgütleri başta olmak üzere basın özgürlüğüne yöneltilen bu şiddete karşı tüm demokratik kitle örgütlerini tepki koymaya çağırıyoruz…

Diğer birçok eylemde olduğu gibi, bu eylemde de polis olduğunu gösteren hiçbir emare olmayan bir takım sivil giyimli kişiler ortalıkta terör estirdiler. Her yurttaşın bilgi edinme hakkı vardır. Kendisine müdahale eden, şiddet uygulayan, tutuklayan kişinin kimliğini bilme ve gerekirse şikayet etme hakkı bulunmaktadır. Ancak bu haklar polisin son dönemde aldığı sözde önlemlerle engellenmektedir. Polislerin isimliklerini eyleme özel çıkarmaları, sivil giyimli kişilerin her tutuklama sürecinde en önde yer almaları bunlardan bazılardır.

Ayrıca eylem alında çok sayıda kadın eylemci varken, polisin bir subay hariç tek bir kadın polis bulundurmaması da dikkat çekicidir. Erkek polislerin kadın eylemcilere müdahalesinde yaşanan cinsel tacizlerin bu nedenle sorumlusu bugüne kadar önlem almayan polis genel müdürüdür…

7 aydır çeşitli düzeylerde yaptıkları ile ses getiren eski KTHY çalışanları, haklarını almak için her yolu denemektedirler, direnmek haklarıdır ve bu haklarını kullanmaktadırlar. Ancak birileri neye göre tespit ettikleri belli olmayan kriterleri bahane ederek yasal eylem yasadışı eylem kategorileri yaratarak eyleme müdahale zeminleri hazırlamaktadırlar. Dayatmaların, baskıların olduğu her koşulda direnmek temel ve meşru bir haktır…

Bütün süreci başlatan UBP liderliğinin başarısız ve beceriksiz yönetimidir. Eroğlu’nun seçilebilmesi için KTHY’nı feda eden UBP şimdi TC tarafından kendisine dayatılanlara ses çıkaramazken, TC’den aldığı talimatları neticesinde halkın üstüne polisi saldırtmaktadır, bu kabul edilemez.

Özellikle dünkü olayların asıl tetikleyicisi olan İrsen Küçük’ün açıklaması utanç vericidir. İrsen Küçük önce kitleyi provake edecek açıklamayı yapıp, kitleyi tepki göstermeye iterken, bu arada polis de orda bir yargısız infaz için motive edilmiştir. Başbakanlık önünden çıkışta olay çıkması için elinden gelen her şeyi yapan İrsen Küçük, daha sonra bu tepkinin nedenleri bilmez gibi, eylemcileri suçlayıcı açıklama yapmıştır.

YKP daha önce açıklamıştır. KTHY’nin tasfiyesi değil, iflası istenmeliydi. O zaman KTHY’nin batmasından kimlerin sorumlu olduğu anlaşılacaktı. Ayrıca seçim döneminde seçmen taşımak için KTHY’den kiralanan uçakların paralarının hala ödenmediği, basında defalarca yazıldı. Bu ödemeyenler içinde UBP’nin önemli bir payı vardır. Ayrıca KTHY yönetimlerini bugüne kadar hükümetçilik oynayanlar atamıştır. Tüm bunlara rağmen İrsen Küçük’ün kurumu batıranın çalışanlar olduğu yönündeki açıklaması olsa olsa kötü bir espridir.

Sömürge Valisi edası ile ortalık dolanan Halil İbrahim Akça’ya dişi geçmeyen, onun talimatlarına el pençe duran İrsen Küçük’ün haklarını arayanlara sıra geldiğinde gösterdiği tavrı bu halk unutmamalıdır.

YKP bu coğrafyada süren demokratikleşme ve emek mücadelesine karşı girişilen bu faşizan uygulamayı aynı zamanda uluslararası platforma da taşımıştır.

Bu çerçevede, YKP olarak Avrupa Sol Partisi başta olmak üzere çeşitli kesimlere gönderdiğimiz açıklama ile çağdışı, baskıcı, faşizan polis terörünü meşrulaştırmaya yönelik hareketlere karşı Avrupa başta olmak üzere tüm dünyadaki ilerici ve demokrat örgütleri burasının Türkiye’nin bir alt idaresi olduğu gerçeği ile yalnız buradaki idarecilere değil yerel idarenin asıl sorumluları olan TC Başbakan ve Cumhurbaşkanına, buradaki polisin direk bağlı olduğu TC Genel Kurmayına tepkilerini ortaya koymaya davet ettik.

Bu mücadelede yalnız değiliz! Bu kavgayı bu coğrafya ile birlikte uluslararası kamuoyunda da yükseltmeye devam edeceğiz…

 

Sesimizi bir kez daha yeniden yükseltiyoruz, evet Türkiye elini yakamızdan çek!

Evet, bu mücadele yalnız yerel idareye karşı değil “TC kuzey Kıbrıs” Valisine karşı sürecek…

 

OLAY NASIL OLDU?

Kıbrıs Türk Hava Yolları çalışanlarının, 18 Mayıs’taki Başbakanlık önünde gerçekleştirdikleri eylem, büyük olaylar yaşanmasına neden oldu. Hava-Sen üyelerinin yanı sıra, çok sayıda sivil toplum örgütü ve siyasi partinin destek verdiği eylem gün boyu sürerken, Bakanlar Kurulu toplantısı sonrası yaşanan olaylarda 11 eylemci ve yurttaş polis tarafından tutuklandı. Başbakan İrsen Küçük ise Bakanlar Kurulu toplantısı sonrası yapmış olduğu kısa açıklamada eylemcilere yüklenirken, Eski KTHY çalışanlarını “KTHY’yi batıranlar” olarak tanımladı. Hükümetin çalışanlar ile ilgili verdiği taahhütlere rağmen, hükümete güvenilmemesinin nedenini “kötü niyet” kelimeleri ile izah eden Küçük, eylemcilerin tavrının kabul edilemez olduğunu iddia edildi. Gözaltına alınanlar sabah saat 8’de serbest bırakıldı.

 

BAŞBAKAN’A PET ŞİŞE VE YUMURTA ATILDI

Eski KTHY çalışanları dün gün boyunca Başbakanlık önünde eylem gerçekleştirdi. Eylem boyunca polis, Başbakanlık ve bölgede geniş güvenlik önlemleri aldı.

KTHY çalışanlarının eylemi Bakanlar Kurulu’nun başladığı 16.00 sıralarında hareketlendi. Bakanların birçoğu Başbakanlık binasına arka kapıdan girerken, Başbakan ön kapıdan geldi. Başbakan’ın aracıyla içeriye girmeye çalıştığı sırada eylemciler dolu su şişelerini fırlatmaya başladılar. Başbakan, su şişeleri atılırken polis kalkanları ve şemsiyeler altında Başbakanlığa girdi.

Eylemciler, eylem boyunca UBP Hükümeti, Başbakan ve Türkiye’deki AKP Hükümeti aleyhine sürekli slogan atarken, marşlar ve şarkılar da çaldılar. Bakanlar Kurulu toplantısının saat 19.30 civarında sona ermesinin ve Başbakan’ın toplantı sonrası açıklamasının duyulmasının ardından, eylemciler hareketlenerek slogan atmaya devam ettiler.

 

TRAFİK ALT –ÜST OLDU

Bakanların arka kapıdan ayrılmasının ardından Başbakan’ın çıkmasını bekleyen eylemciler, düzenlenen basın toplantısında Başbakanın açıklamalarını da protesto ederek, aniden Başbakanlık Işıkları Kavşağı’na doğru önce yürümeye ardından da koşmaya başladılar. Eylemciler kavşağa gelince yol ortasına oturarak yolu trafiğe kestiler.

Eylemcilerden biri rahatsızlanarak baygınlık geçirdi ve ambulansla hastaneye kaldırıldı. Bu arada gazetecilerden biri de rahatsızlık geçirince aynı ambulansla hastaneye gönderildi.

Bu sırada polisler eylemcilerin bazılarını tutuklayarak daha önceden olay yerine getirilen özel araca götürdü. Tutuklanan toplam 11 kişinin 7’sinin eyleme destek vermeye gelenler, 4’ünün de eski KTHY çalışanları olduğu belirtildi. Ayrıca polisin kullandığı fiziki ve psikolojik şiddet göz kaçmadı. Tutuklanan kişilerin isimleri şunlar:

“Mehmet Ali Beyoğlu, Ahmet Kurt, Mehmet Karadal, Gökmen Mertekçi, Türkeş Gencan, Nevzat Hami, Salih Batak, Kemal Gülercan, Umut Birkollu, Yusuf Alkım, Öncel Polili”.

Gözaltına alınanlar sabah saat 8’de serbest bırakıldı.

DEREBOYU’NDA GERGİNLİK YAŞANDI

Tutuklamaların ardından yol trafiğe açılırken, eylemciler Mehmet Akif Caddesi’ne doğru yürüdüler. Yürüyüş sırasında eylemcileri takip eden polisle eylemciler arasında zaman zaman gerginlik yaşandı.

Eylemciler, caddenin ortalarına gelindiğinde, 19 Mayıs çerçevesinde etkinlik yapan UBP Gençlik Kolları ile karşılaşmamak ve olası bir gerginliği engellemek gerekçesiyle ara yollardan eski KTHY binasına döndüler.