YKP: “Muhalif geçinenlere de oy birliği diyerek Eroğlu’na payandalık yaptıklarının farkında olduğumuzu göstermeliyiz”

63

YKP Yürütme Kurulu üyesi Alpay Durduran Kıbrıs sorunundaki son gelişmeleri değerlendirdi. Konu ile ilgili açıklama şöyle:

Kıbrıs sorununu ele almaya başlayacaklar ve sürdürecekler. Ki moon Ban da onları ay sonunda bekliyor. Nereye vardıklarını görecek ve daha hızlı yürümek için yöntemlerini dinleyecek. Yıllardır görüşülen ve ele alınmamış hiç yanı kalmamış iken daha görüşecek ne bulacaklar diye merak ettiğimiz Kıbrıs sorununda halkımız ne diyor? Devam etsinler, ha gayret başarıyorlar mı diyor? Yoksa bazılarının iddia ettiği gibi insanlarımız çözüm olmayacağını gördü ve sonra değerlendirme yapıp daha iyi de çözüm yok, nasıl olsa Türkiye’yi cezalandırmaktan vazgeçtiler mi diyor.

Halkın görüşünün ne olduğu söylenemez. Bazen birileri halk şunu bunu ister veya şuna buna karar verdi denilir ama aslında halk çok değişik görüşlü insanlardan meydana gelir. İçinde her zaman çözüm isteyen vardır. YKP de onlardan biridir ve çözüm olmamasından endişelidir. Halkın içinde başka çözüm isteyenler de vardır ve inanırız ki onlar da merakla neden görüşmelerden olumlu bir sonuç alınamadığını sorgulamaktadır.

Dünyadan destek almadan çözüm bulunabilir veya bulunmalıdır denilmektedir ama dünyadan destek alınsa daha iyi değil mi? Çünkü Kıbrıs sorunu ayni zamanda bir dünya sorunudur. Çözümü birçok devleti rahatlatacak ve kötü örnek olmaktan çıkacaktır. Onun için dünyanın desteği önelidir ve Türkiye ve diğer taraflar da dünyanın desteğine önem vermektedir.

O halde dünyaya gelişmeleri duyurmak ve desteğini almaya çalışmakla ilgili neden kimse bir şey yapmamakta ve muhalefet partilerinin dahi Eroğlu’nun politikalarına destek olmasına ses etmemektedirler? Oybirliği ile mecliste Kıbrıs sorununda hareket ettiklerini söyleyip böbürlenen Eroğlu ve UBP’ye yüz verilmesinin nedeni çözüm isteyenlerin de bol askerli garantili çözüm istemekte olmaları mıdır? Öyle ise federal yetkilerin de her düzeyde eşitlenmesiyle bir daha askerden kurtulamayacağımız ve ilk fırsatta ikiye bölüneceğimizden şüphe edilebilir mi?

Siyasi eşitliği dönüşümlü başkanlığa getirdikten, mecliste gücü artırdıktan ve ayrı uluslar arası antlaşma hakkı da aldıktan sonra üstüne bol asker ve garanti ilavesi istemek az geliyorsa, mallarını da kullanana hak vererek iade etmekten kurtulmak isteniyorsa buna çözüm istemek değil “gel be Rum teslim ol” denir.

Barışçılarımız duydukça şaşıp kaldığımız önerilerle yokuşa sürülen görüşmelerde dünyaya bir mesaj borcumuz vardır. Yerine getirmeliyiz. Muhalif geçinenlere de oy birliği diyerek Eroğlu’na payandalık yaptıklarının farkında olduğumuzu göstermeliyiz..