YKP Kuran kursları sorunu değerlendirdi

184

YKP Yürütme Kurulu Sekreteri Murat Kanatlı yayınladığı bildiri ile kuran kursları olayını değerlendirdi. Konu ile ilgili açıklama şöyle:

Gene yaz mevsimi geldi ve hem ırkçı hem de şeriatçı-tarikatçı çevrelerin “turizm”(!) mevsimi açıldı…

Daha önce CTP’liler idarenin başındayken bunlar için yasal zemin hazırlıyorlar, UBP’liler sanki muhalif gibi yapıyorlardı, şimdi yer değiştiler. Çocuk oyunu müzikli sandalyede kim ki koltuğu kapar diğeri ağlamaya, oturan da sanki hüküm sürüyormuş gibi yapardı, benzer sahneleri bugün politik yaşamda sürekli seyretmeye devam ediyoruz…

Din eğitimi ve ahlak veya daha doğru olan, pratiğine uygun adı ile kuran kursları konusunu yine tartışıyoruz. Ancak bir farkla, dün yasal düzenleme çıkaranlar bugün muhalif olarak aramızdalar… Müzik çaldı koltuktaki değişti… Koltuktaki şimdi bizdenmiş gibi yapmakta…

Türkiye’de bile bu kurslara yaş sınırlaması getirildiği ve AKP hükümetinin bunu aşağıya çekmeye çalıştığı, bununla ilgili tartışmaların devam ettiği koşullarda, Kıbrıs’ın kuzeyinde hiçbir düzenleme veya kural tartışılmadan “din eğitimi özgürlüğü” kisvesi altında çocuklara, ileriki yaşlarda psikolojik gelişimlerinde derin izler bırakabilecek eğitimler verilmektedir…

Birçok pedagoji konusunda uzmanların, psikologların ve psikiyatristlerin de kabul ettiği gibi din eğitiminin öğrencilerin soyut düşünceleri analiz edeceği yaşta verilmesi gerektiği yönündedir. Yani bunun en az 12 yaş olması gerekir. Bu pedagojik bir bakış açısının sonucu ve bilimsel eğitim için geçerlidir. Örneğin sosyal bilgiler ve fen bilgisi derslerinin daha önceki eğitim yıllarında; fizik, kimya, biyoloji, tarih, felsefe gibi derslerin daha sonraki eğitim yıllardan itibaren verilmesi pedagojinin gerekçelerine dayanır. Ancak din eğitimi bu derslerden biri gibi değil. Din, dogmatik özelliğinden dolayı bireyi ezber yoluyla koşullandırmak zorunda. Öyleyse bireyi şartlandırmak istiyorsanız erken başlamakta yarar var. Ne kadar erken başlarsanız o kadar başarılı olursunuz! Koşullandırılmış bireyler isteyenler, kendileri de koşullanmış oldukları için çocukların erken yaşta din eğitiminden geçmesini istemekte haklılar. Onlara diyeceğimiz olamaz ama bizden bunu kabul etmemizi istemesinler, bilimsel eğitim savunan bizler onların din özgürlüğü adı altındaki dogmatik düşüncelerini dayatma eylemlerine karşı mücadelemizi sürdüreceğiz…

Bunu yalnız bilimsel eğitim için değil çocukların hakları çerçevesinde de bu mücadeleyi yapmaya kararlıyız. Çünkü yine birçok pedagoji konusunda uzmanların, psikologların ve psikiyatristlerin bahsettiği; pedagojik eğitim almamış insanların verdiği din eğitiminin küçük yaştaki çocuklar üzerinde travmatik etkileri olabilir; çocuğun korkularının bir gelişim süreci var. O yaşta, bir üst düzey, ilahi cezalandırma sisteminin, adalet sisteminin varlığından bahsetmek çocuğun korkularının artmasına, yoğunlaşmasına yol açabilir söylemine değer veriyoruz… Çocuk hakları konusunda mücadele verenleri, bu görüşler çerçevesinde mücadele vermeye davet ediyoruz…

Bununla birlikte ülkede yükselen toplumsal muhalefete karşı din yine bir tehdit unsuru olarak kullanılıp, dini isteyen ve istemeyenler diye toplumu bölmeye çalışılmasına da tanıklık ediyoruz. Geçmişte benzeri defalarca yaşanmış, ancak son akılda kalan, izi hala taze olan 2 Temmuz 1993’te Sivas’ta yaşananlar “dini istemeyenler” temelinde sürdürülecek bir propagandanın ne kadar tehlikeli yerlere gidebileceği hatırlanılmalı, ortaya çıkacak olaylardan, provokasyonlardan hatta mal ve can kayıplarından bizzat böylesi bir söylemi sürdürenlerin sorumlu olacağı da bilinmelidir…

Bu çerçevede YKP olarak bu kuran kursu gerekçe gösterilerek bazı çevrelerin ortaya koyduğu tehditlerden rahatsız olduğumuzu ve bu davranışları da kınadığımızı vurgularız.

Kimsenin din özgürlüğüne karşı olmak gibi niyetimiz yok ama konuların ve sorunların ortaçağ zihniyetleri ile çözümü değil, çağdaş methodlar çözülmesi için mücadele ediyoruz ve bunun için mücadele edenlerle de bir kez daha dayanışmamızı ortaya koyuyoruz…

Geleceğimiz Turancı-Şeriatçı bir idare değil, federal bir Kıbrıs’tadır, bunun için hemen şimdi daha fazla mücadele diyoruz…