YKP, KSP, Baraka ve Barikat ortak basın toplantısı yaptı; “2 MART’TA PANKARTLARIMIZLA SOKAKTA OLACAĞIZ”

92

24 Şubat’ta KTÖS Lokalinde Yeni Kıbrıs Partisi, Kıbrıs Sosyalist Partisi, Barikat Gazetesi, Baraka Kültür Merkezi 2 Mart’a yönelik tavırlarını açıklamak için bir basın toplantısı gerçekleştirdi. Basın toplantısı başında konuşan Murat Kanatlı bazı hatırlatmalar yaptı. “Geçmiş dönemde 28 Ocak’a giderken muğlaklık vardı süreçle ilgili ve süreçte birileri provokatör ve ajan olmakla birilerini suçlamakta idi” diyen Kanatlı, buna rağmen 4 oluşum olarak platformun belirlediği 13 maddelik ilkeleri çerçevesinde hareket etmeyi sürdürdüklerini ve sürdürmeye devam edeceklerini söyledi. Kanatlı, konuşmasını şöyle sürdürdü; “ama ne ilginçtir bizi provokatör ve ajan olmakla suçlayanlar basın bürosu aracılığı ile açıklama yayınladılar pankart taşıyanları döveceğiz dediler, söz gitti gideceği yere daha sonra biz öyle demedik, yanlış anlaşıldık diye gene basın bürosu aracılığı ile açıklama yaptılar. Bizler, 2 Mart’ta hiçbir gerginliğe hiçbir şiddete yer vermeksizin kendi kortejimizle, kendi kortejlerimizle sokakta olacağız, alanda olacağız ve herhangi bir gerginliğe, herhangi bir provokasyona da neden olacak hiçbir harekette bulunmayacağımızı net olarak bir kez  ortaya koyuyoruz. 2 Mart’a yönelik çalışmalarımızı Sendikal Platformun belirlediği 13 maddelik ilkeleri çerçevesinde sürdürmeye devam edeceğiz”…

Daha sonra İsmal Özuçar ortak açıklamayı okudu. Ortak açıklama şöyle:

Değerli Basın Emekçileri ve

Saygıdeğer halkımız

Ülkemizde Ankara’nın dayatması ile yaşama geçirilmeye çalışılan ekonomik paketler herkesin bilgisindedir. Dünyada yaşanan ekonomik krizden de ayrı düşünülemeyecek bu paketlerin son versiyonu olan ve UBP ile AKP arasında imzalanmış olan paketin aslında ilk olmadığını da herkes bilmektedir. 1986 yılından beridir Türkiye’deki hemen hemen her hükümet döneminde, Kıbrıslı Türklere yeni bir paket dayatılmakta, bu paketlerin tamamı olmasa bile önemli bir kısmı da parça parça uygulamaya konulmaktadır.

Tüm bu dayatma uygulamaların açık bir sonucu olarak, başta emekçiler olmak üzere yaşadığımız sistem içerisinde ezilen bütün kesimler yok oluşun eşiğine gelmiştir. Bu yüzdendir ki 2011 yılı Sendikal Platform tarafından “Toplumsal Varoluş İçin Mücadele Yılı” olarak ilan edilmiş ve 28 Ocak 2011 tarihinde “Toplumsal Varoluş Mitingi” düzenlenmiştir. Örgütlerimiz bu mitinge işte bu motivasyonlarla katılmış ve yine Sendikal Platform tarafından ortaya konularak halkımız tarafından da onaylanan 13 maddelik deklarasyonu da desteklemektedir. Açıkçası süreç Kıbrıslı Türkleri gerçek bir varlık/yokluk ikilemi ile baş başa bırakmıştır. Varlığımızı devam ettirebilmenin tek yolu da sömürgecilere yaslanarak sömürgeciliğe karşı mücadele etmekle değil bizleri yok oluşun eşiğine getiren odaklara karşı mücadele etmektir.

28 Ocak tarihinden sonra sürekli olarak gündemde tutulmaya çalışılan ve aslında halkımızın varoluş mücadelesini amacından saptırma gayreti olduğunu düşündüğümüz pankart tartışmalarını bu sebeplerle onaylamıyoruz. Bizler varlığımıza, kimliğimize ve irademize yönelik yıllardır devam eden “saldırıların ve toplumsal varoluşumuzun önündeki tehlikenin” herhangi bir partinin hükümet olması veya olmaması ile ilişkili olmadığını, Türkiye’de kimin hükümette olduğu veya ileride hangisinin olacağı konusunda hiçbir şekilde yaşadığımız sorunları giderici bir etken olduğunu veya mevcut sistem içerisinde de olacağını düşünmüyoruz.

Bu yüzden de Ankara’nın yani TC devletinin ve asker-sivil bürokrasisinin sistematik politikalarını ve dayatmalarını toplumsal varoluşumuzun önündeki ana engel olarak işaret ediyoruz. Bugün bu politikaların simgesi hala gündemde tutulan ekonomik pakettir. Uygulayıcısı UBP, dayatan ise AKP’dir. Perdenin gerisinde büyük güçlerin hesapları ve TC ile kktc’nin sözde “bağımsızlık ilkelerine” dayalı “taksim politikaları” yatmaktadır.

2 Mart tarihinde gerçekleşecek 2. Toplumsal Varoluş Mitingi’ne bu fikirlerimizi yansıtan, Sendikal Platformun oluşturduğu 13 maddelik deklarasyonla da çelişmeyen ve Ankara’ya hitap eden pankartlarımızla katılacağımızı buradan kamuoyunun bilgisine getiriyoruz.

Bizlerin Türkiye’deki Türk, Kürt, Rum, Ermeni, Laz halklarla hiç bir sorunumuz olmadığını bir kez daha vurgularız. Ankara ile her türlü “maddi, siyasi ve askeri ilişkilerin” Kıbrıs’ta kendi kendini yönetme mücadelesi veren emekçilerin istediği şekilde olması ve Kıbrıslı Türk işçilerin, emekçilerin, memurların ve ezilen kesimlerin onurunu zedeleyen uygulamaların son bulması tüm halkımızın ortak talebidir. Bu çerçevede tüm halkımızı 2 Mart’ta ortak kortejimize katılmaya çağırırız.