YKP Kıbrıs sorunundaki gelişmeleri değerlendirdi

89

YKP Yürütme Kurulu üyesi Alpay Durduran Kıbrıs sorunundaki gelişmeleri değerlendirdi. Konu ile ilgili açıklama şöyle:

Yıl sonuna kadar antlaşma olmazsa biz kendi yolumuza devam ederiz diyerek başka seçenek olduğunu söylemek ve yıl sonuna kadar çözüm bulunsa hemen yapılması gereken hiçbir şeyi yapmamak iyi niyet olmadığının göstergesidir. Halkımızın önünde iyi niyet göstermeyen ve iyi niyet gösterilmesi için öneriler yapan karşı tarafa yanıt vermeyen bir yönetim durmakta ama barışçılar da durumu eleştirmemektedir.

Taraflar konuşuyorlar ve öneriler masaya konulmuş durumdadır. Artık halkın bu önerileri yeter bulup bulmadığını konuşma zamanı gelmiştir. İlle de Türk tarafını desteklemek veya her iki tarafı suçlamak gerekmemektedir. Görüşmelerde gelinen nokta değerlendirilebilir ve uygulanacak bir sonuç çıkarılabilir.

Dönüşümlü başkanlık da kabul edildikten sonra iki meclisli ve paylaşılmış hükümetlerin yetkileri belli olduğuna göre yönetim paylaşımı görüşmelerine son verilmelidir. Rum tarafından daha fazla yetki istenmesi için bir zaruret yoktur. Yönetim bölgesi ve mülkiyet hakları konusunda kısa bir görüşme ile iş bitirilmelidir. Garantiler ve yabancı askerler konusu günümüzde Kıbrıs’ın bulunduğu duruma göre değerlendirilince garantöre ihtiyaç kalmamıştır, yabancı askerlere de gerek yoktur. Onun için birleşik Kıbrıs’ın bu konuları halletmesine fırsat verilmeli ve antlaşmayla sorunlar sona erdirilmelidir.

Halkımızın çözüm bekleyecek zamanı kalmış gibi görünmemektedir.

Kıbrıslının artık tarihe mal olacağını görmeyen kalmamıştır. İki TC bakanı arasında e-devlet anlaşması imzalanması ile bazılarının onuru kırılabilir ve KKTC kimsenin umurunda değil diye hayıflanılabilir ama KKTC yaşarken toplumun sonuna geliniyor. Bunu daha yıllarca devam ettirilebilir hatta bundan böyle devlet başkanları arasında imza etme geleneği de yaratılabilir ama KKTC’nin yaşatılması değil toplumun dokusunun korunması önemlidir. KKTC diye uzlaşmazlığı koruyup Rum tarafı veya her iki taraf da suçlu nakaratı ile susmak sonumuzu getirdi. Ya acele bir çözüm ya da işimiz bitti. O nedenle artık harekete geçmeliyiz.

İki TC bakanının imzalaması sonucunda bir de KKTC müdürüyle TC müdürünün onay protokolü imzalansa ne olacak? Merkez bankasına TC’den müdür atanmasına itiraz etmemek ama törenlere mana vermekle kim ne kazanacak? Hala varlığımızın Kıbrıs’ın birleşmesinde olduğunu teslim ettikleri halde Rum tarafına garantörlükler, askerler ve bir yığın mülkiyetle ilgili haksızlıkları dayatmayı barışçılık mı sayacaklar?

Hiç yerinden oynamayan Yeşilırmak (Limnidi) köylülerine ve Rum idaresine verilecek bölgelerdeki Türklere yerinizden oynayacaksınız diyen önerliler yerine hudutları onların yerlerinde kalacakları şekle sokmakla uğraşılabilir ve önerliler hazırlanabilir ama KKTC saygı görmüyor demagojileriyle barışçılık olmaz.

Zorla elde edilenleri yutturan bir antlaşma peşinde koşmakla hiç barışçılık olmaz.