YKP: “Hukuk sistemi yara almıştır”

132
  • YKP, Sendikal Paltformunun eylemine aktif desteğini belirtir ve bu çerçevede başta tüm üye, sempatizan ve parti dostları olmak üzere tüm Kıbrıslıları 25 Ekim, Pazartesi günü saat 13’de Kuğulu Parkta buluşmaya ve yargılananlarla aktif dayanışmalarını göstermeye çağırır…

YKP Yürütme Kurulu Sekreteri Murat Kanatlı, 19 Ekim’deki davada yaşananları değerlendirdi. Konu ile ilgili açıklama şöyle:

Bir kez daha bir hukuk skandalı yaşanmaktadır…

28 Ekim ve 29 Kasım 2009 tarihlerinde meclis önünde düzenlenen eylemlerle ilgili birinde 19 diğerinde ise 16 kişi hakkında yasal işlem yapılmış ve itham olmaları için Ocak 2010 itibaren de celseler yapılmaya çalışılmaktadır.

Ocak 2010 başlayan celselerin çok ciddi bir kısmı dava tebliğlerinin Savcılık tarafından yapılamamasından dolayı ertelenmiş son 19 Ekim’deki celseye kadar gelinmiştir…

Eylem yapıldığında YKP Yürütme Kurulu üyesi olan 3 kişi de 28 Ekim’le ilgili davadan yargılanmak için tebliğ beklemektedir…

Ad geçen 3 kişi kendilerine ithamname ulaştırılmadığı zamanda bile birçok celsede hazır bulunulmuş, çoğu zaman mahkeme salonundan celseyi izlemiştir. Ancak hayret verici bir şekilde savcılık bu arkadaşlara ulaşamamış ve ithamnamelerini kendilerine veremediği için celseler itham için aylarca ertelenmiştir.

Son gelindiği hali ile bile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS’nin) 6. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı ihlal edilmiştir. AİHS’nin 6. Maddesindeki “1. Herkes, gerek medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizalar, gerek cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir.”

“Davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek hakkına sahip” olmamıza rağmen çoğu bizden kaynaklanmayan “teknik” sorunlardan dolayı “makul bir sürede” yargılanmamız başlatılmamış ve mağdur edilmiş durumdayız…

Ayrıca ayni maddedeki “2. Bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar suçsuz sayılır” kısmı da 19 Ekim 2010 tarihindeki mahkeme sırasında yargıç tarafından açıkça ihlal edilmiştir…

“3. Her sanık en azından aşağıdaki haklara sahiptir: a) Kendisine yöneltilen suçlamanın niteliği ve nedeninden en kısa zamanda, anladığı bir dille ve ayrıntılı olarak haberdar edilmek” bölümü de yine 19 Ekim 2010 tarihli celse sırasında hem savcılık hem de hakim tarafından açık şekilde ihlal edilmiştir…

Bununla beraber Yargıç AİHS’te vurgulandığı gibi silahların eşitliği ilkesinin uygulanmasını sağlamakla sorumludur, bunun anlamı da tüm taraflara savlarını sunmak için makul imkânlar verilmesi, bir tarafın diğeri karşısında önemli bir dezavantaj yaşamasının önlenmesidir. 19 Ekim’deki celsede yargıç silahların eşitliği ilkesini de açıkça ihlal etmiştir…

Bu nedenle bu davadan adalet bekleme olanağı kalmamıştır…

Tüm bunlar yanında savcılık dava sürecini siyasileştirmiş, 28 Ekim ve 29 Kasım 2009 tarihlerinde meclis önünde düzenlenen eylemler ve eylemler sırasında yaşananlar açısından her yönü ile birbirlerinin benzeri olmasına rağmen, olaylar arasında bu kadar açık ilişki varken 29 Kasım 2009 tarihli dava düşürülmüş ancak 28 Ekim tarihli dava sürmektedir…

Yargıç kanıtların kabul edilebilirliğine karar verme sorumluluğuna sahiptir. 28 Ekim tarihli olaylarla ilgili sunulan kanıtların benzerlerinin 29 Kasım ile ilgili de var olduğunu tüm kamuoyu bilmektedir.

Çevre (Koşullara Dayalı) şahadet; esasa ilişkin olmayıp, esasa ilişkin olgular hakkında sonuca varılmasında yardımcı olabilecek direkt şahadettir. Bu durumda 28 Ekim ve 29 Kasım’daki eylemler sırasında suç olduğu iddia edilen olgular arasındaki ilişki ile ilgili yeterli çevre şahadeti olmasına rağmen 29 Kasım’daki suç kabul etmeyen veya olmayacağına hükmeden ayni hakim 28 Ekim’deki eylemlerin sırasında yaşananlarla ilgili “kahramanlık cezaevinde olur” diyerek başlamayan bir dava ile ilgili, celsede hem silahların eşitliği ilkesini ihlal ediyor hem de eşitlik ilkesini… Çünkü 28 Ekim’deki eylemlerden dolayı “kahramanlık” sayılan şeyin 29 Kasım’daki eylemlerde da ortaya çıkmıştı… “Kahramanlar” arasında eşitliği ihlal eden hakim bu yönü ile de haksızdır… Ayrıca hakimin, “kahramanlık” ithamını 19 kişiye yapıyor olması, o gün eyleme katılan yüzlerce kişinin bu “kahramanlık” ünvanından mahrum kalmasını ortaya çıkaracağından bu da eşitlik ilkesine aykırıdır!

9 celsedir, savcı-hakim paslaşmaları ile tespit edilen bir sonraki celse tarihlerinin belirlenmesine itiraz hakkı, çoğu zaman hiçbir sanığa tanınmadan hemen ilan edilmekteydi…

YKP, uluslararası çeşitli platformlarda temsil edilen bir partidir. Bunun yanında birçok alanda, birçok siyasal çalışma yürütmektedir. Bu çalışmalarda YKP Yürütme Kurulu üyelerinin partiyi temsil etmelerinden daha doğal bir şey olamazken, 2010 yılı başında tespit edilen Avrupa Sol Partisi (ASP) Yürütme toplantısına katılmak için Ağustos başında gerekli girişimi ve işlemleri yapan YKP temsilcisi, 27 Ağustos 2010 tarihli celseden çıktıktan sonra, alelacele günü tespit edilen diğer celsede olmayacağını beyan etmişti. Bu çerçevesinde 22 Eylül’de adadan ayrılarak ASP Yürütme toplantısına katılmıştır. Bu durum da o günkü günlük yayınlanan birçok gazetede haber olarak yayınlanmıştı… Buna rağmen 23 Eylül tarihli celsede elindeki yetkiyi kötüye kullanan ve tamamen siyasi gerekçelerle olduğu ciddi izlenimi uyandıran bir yaklaşımla savcı, o tarihte yurtdışında olan YKP Yürütme Kurulu Sekreteri Murat Kanatlı için bir sonraki celseye tutuklu getirilmesini talep etmiştir. Bu talep hakim tarafından reddedilmiştir. Ancak herşeye rağmen bu da başka bir hukuk skandalıdır.

Bassavcılık tamamen siyasi güdüleri ile bu yargılama sürecine dahil olmakta, pervasızca elindeki yetkileri kötüye kullanarak insan hak ve özgürlüklerini keyfi uygulamalarla ihlal etmeye çalışmaktadır. Bu durum kabul edilemez.

Böylesi bir noktaya gelen dava ile ilgili YKP, mahkemenin tarafsızlığını yitirdiğine, temel hukuk ilkelerini ihlal ederek taraf olduğunu açıkça ilan ettiğine ve Başsavcılığı siyasi güdülerle davayı sürdürdüğüne inanmaktadır.

Hukuk sistemi yara almıştır. YKP başta baro ve ilgili hukuk organlarını gereğini yapmaları ve hukukun saygınlığının ve tarafsızlığının yeniden tesis edilmesi için harekete geçilmesini acil olarak talep etmektedir.

YKP, Sendikal Paltformunun eylemine aktif desteğini belirtir ve bu çerçevede başta tüm üye, sempatizan ve parti dostları olmak üzere tüm Kıbrıslıları 25 Ekim, Pazartesi günü saat 13’de Kuğulu Parkta buluşmaya ve yargılananlarla aktif dayanışmalarını göstermeye çağırır…