YKP, Halkların Demokratik Kongresi genel kuruluna katıldı

97
Halkların Demokratik Kongresi 2. Genel Kurulu Ankara’da toplandı.

Halkların Demokratik Kongresi 2. Genel Kurulu Ankara’da toplandı.

10-11 Kasım tarihlerinde, Ankara Kocatepe Kültür Merkezi’nde toplanan Genel Kurulda, Halkların Demokratik Kongresinin (HDK) siyasi ve örgütsel çalışmaları ele alındı, Genel Meclis seçimi yapıldı.

Kurul salonunun kürsüsüne 17 dilde “Halkların Demokratik Kongresi” yazılı büyük bir pankart ile “Halkların Demokratik Partisi ile Seçime” ve “Hemen Barış, Herkese İş ve Özgürlük” yazılı pankartlat asıldı. Salonun dört bir yanında ise “Basın, düşünce ve örgütlenme özgürlüğü”, “Herkese sendika, grev, toplu sözleşme hakkı”, “Roboski’yi unutmadık, unutmayacağız”, “Bedenimiz, emeğimiz, kimliğimiz bizimdir”, “Doğanın, kentin, yaşam alanlarının talanına son”, “LGBT’lilerin kurtuluşu heteroseksüelleri de özgürleştirecektir”, “Anadilde savunma ve eğitim hakkı, Öcalan’a tecride son, müzakereler başlasın” pankartları asıldı.

Genel Kurulu yabancı konuk olarak Yeni Kıbrıs Partisi Yürütme Kurulu üyesi Murat Kanatlı ve Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası Yönetim Kurulu üyesi Seren Saygın, Mısır Devrimci Dayanışma Platformu Medya Sözcüsü ve Mısır Komünist Partisi Politbüro üyesi Esans Shaaban da katıldı, Yunanistan’dan Syriza’nın dayanışma mesajı okundu.

Murat Kanatlı, Genel Kurulu açılışında yaptığı kısa konuşmada “kritik bir süreçten geçildiğini, gündemin açlık grevleri olduğunu vurguladı. Kıbrıs’ta da onlarca Kıbrıslı örgütle birlikte tutukluların talepleri için Türkiye elçiliği önünde eylem yaptıklarını hatırlatan Kanatlı, “çatışmaların durması ve yeniden bir diyaloğun önü açılması için Sayın Öcalan üzerindeki tecridin kalkması ve anadilde eğitim ve savunma için biz de bir kez daha dayanışmamız ortaya koyuyoruz” dedi. Kıbrıs’ta baskı ve şiddetin devam ettiğini, sendikal üzerinde türlü soruşturmaların sürdüğü, bir gece önce de Baraka Kültür Merkezine ses bombası atıldığı söyleyen Kanatlı, böylesi koşullarda AKP’nin Kıbrıs için yeni cezaevlerinin yapılmasını müjde olarak verdiğine dikkat çekti. Kanatlı, ‘resmi söylemde yavru vatandan geldiğimiz söyleniyor ancak bizler TC’nin işgali altına bulunan yerden geliyoruz’ diyerek Kıbrıs’taki asimilasyon politikaları ile Türkiye’dekilerin benzer olduğu söyleyerek, bunlara karşı yeter artık, ‘edi bese’ denerek mücadele edilmesinin kendileri için yabancı olmadığı söyledi. Kanatlı, işgal altındaki bir coğrafyadan gelenler olarak “ya özgürlük ya özgürlük” “An azadi an azadi” sloganını sahiplendiklerini, bu noktada da benzerliklerin olduğunu belirtti. Kanatlı HDK ile birlikte halkların kardeşliği temelinde ilerleyen süreçlerde daha fazla iş yapmayı da dilediklerini söyledi.

Açılış Konuşmaları sonrasında kongrede faaliyet raporunun okunmasından sonra delegeler söz aldı. Delegelerin konuşmalarından sonra karar önergeleri sunuldu ve oylandı.

Buna göre, HDK açlık grevi taleplerinin gerçekleşmesi için mücadele edecek.

Kürt sorununda adil ve acil çözüm tasarısında Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik tecrit, Kürt sorununda barışçıl müzakere sürecinin başlatılması, eşitlikçi ve özgürlükçü anayasa talepleri ana başlıklar halinde yer alıyor.. Açlık grevi eyleminin gündemleşmesi için yapılacak çalışmalar da belirtildi. Oylamaya sunulan tasarı oy çokluğuyla delegelerin onayını aldı.

Emek Komisyonu’nun hazırladığı önergeye göre, emek karşıtı yasalarla ilgili kapsamlı çalışma yürütülecek, işçi ve emekçilerin çalıştığı ve yaşadığı alanlarda toplantılar düzenlenecek bilgilendirme ve teşhir malzemeler çıkarılacak, HDK eş zamanlı olarak iç örgütlenmesini sağlayacak ve işçi ve emekçilerin örgütlenmesini sağlayacak.

Suriye konusunda sunulan önergede ise demokratik laik çoğulcu Suriye için mücadele edenlerle dayanışma içerisinde olacağı belirtilirken, Batı Kürdistan’da Kürt halkının özerk yönetim kurmasının yanında olduğu kaydedildi. Adil ve kalıcı barış için yürütülen görüşmelere desteğini açıklarken, Hatay’da fiili OHAL’in kaldırılması için mücadele edecek. Suriye’ye karşı savaş tehdidine karşı mücadeleyi hedefleyen eylem ve etkinlikler gerçekleştirilecek. İçerisinde HDK milletvekillerinin de olduğu bir heyetin Hatay’a gitmesine karar verildi.

Ekoloji konusunda kabul edilen önergeye ise bu mücadelenin sadece komisyonların değil tüm HDK’nin mücadelesi olması gerektiği, HES’lere karşı mücadele yürüten köylülerle bir araya gelmek, Ilısu Barajı’na karşı çalışma yapma, savaşın tahribatına, zorunlu göç, doğa katliamı konusunda çalışma yapmak, kentsel atık konusunda etkinlikler düzenleme, sanayi atıkların olduğu yerleri tespit etmek ve toplantıları yapmak, Kaz dağlarında madenciliğe karşı örgütlenme içerisine girmek, merkezi ekoloji forumu düzenleme kararı alındı.

Gençlik Meclisi karar tasarısında ise 4+ 4+ 4 eğitim sistemine karşı eşit parasız anadilde eğitim mücadelesini sürdüreceği belirtildi. Tutuklu öğrencilerin özgürlüğü için gerekli çabayı sarf edeceği, yeni YÖK tasarısı ve disiplin yönetmeliğine karşı birleşik mücadele yürütüleceği, HDK’nin geniş gençlik kitleleri ile buluşturmak için geniş katılımlı HDK Gençlik Meclisi toplantısı düzenleneceği bildirildi.

 

2. gün

Genel Kurulu’nun ikinci günü, Örgütsel Durum Raporu’nun okunmasıyla başladı. Rapora göre, HDK şu anda 40 ilde, il meclisi düzeyinde örgütlü, 11 ilde il yürütmesi düzeyinde, 3 ilde ise o ilin merkezinde değil ancak belli bir ilçesinde ilçe meclisi düzeyinde faaliyet yürütüyor. Yani 54 ilde örgütlü çalışması bulunuyor. Bu sayı, önceki Genel Kurul raporunda 34 idi. Örgütlü çalışma yürüttüğü il sayısında yüzde 60 oranında bir artış görülüyor.

HDK’nin 14 ilde örgütlenme çalışmaları sürüyor. 13 ilde ise delege belirleme çalışmaları bulunuyor.

Örgütlü olduğu illerde ilçe meclisi sayısı ise 70. Bu sayı geçen Genel Kurul raporlarında 53 idi. İstanbul varolan düzeyini korurken, diğer illerde ilçelere doğru yüzde 70 oranında gelişme var.

Raporda, “HDK örgütlülüğü yaygınlık açısından geçtiğmiz 6 ayda büyümüştür. Ancak kuşkusu ulaşılan düzey bileşenlerimizin örgütsel çapı ve derinliği düşünüldüğünde HDK potansiyelini henüz sınırlı bir kesimin HDK’de örgütlenebildiği gerçeğini ortaya koyuyor” denildi.

Raporda, yerel meclislerin bulunduğu il ve ilçelerin yerel gündemlerine yönelik eylem ve etkinlik geliştirme çabalarının belli bir artış görülse de henüz çok yetersiz olduğu da belirtildi.

Raporda kadın ve gençlik meclislerine ilişkin de bilgi verildi. Buna göre; 9 kadın, 5 gençlik meclisi bulunuyor. Geçen Genel Kurul’da kadın meclisi 10, gençlik meclisi de 10 idi. 7 ilde kadın, 9 ilde gençlik meclisi girişim çalışmaları sürüyor. Raporda yüzde 50 kadın kotasının uygulanmasında belli bir ilerleme olsa da hala zorluklar yaşandığı da bildirildi.

Komisyonlar konusunda ise “Ağırlıkla emek ve ekoloji alanında 33 komisyon kurulmuştur” denildi. Daha sonra delegel söz alarak rapor üzerine görüşlerini söyledi.

Halkların Demokratik Kongresi, Genel Meclis üyelerinin seçilmesiyle son buldu. Kocatepe Kültür Merkezi’nde iki gün süren kongrede, 121 asil, 30 yedek olmak üzere 151 kişilik Genel Meclis seçildi.

 

HDK’nın bileşenleri arasında Barış ve Demokrasi Partisi (BDP), Demokrasi ve Özgürlük Hareketi (DÖH), Devrimci Sosyalist İşçi Partisi (DSİP), Emek Partisi (EMEP), Eşitlik ve Demokrasi Partisi (EDP) ve Yeşiller Partisi,  Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP), Köz, Sosyalist Demokrasi Partisi (SDP), Sosyalist Dayanışma Platformu (SODAP), Türkiye Gerçeği, Sosyalist Yeniden Kuruluş Hareketi de bulunuyor.

 

http://www.halklarindemokratikkongresi.net/

 

Bu maya tuttu..

Hilal YAĞIZ – Evrensel Gazetesi

HDK’nın partileşme kararını ilan ettiği 2. genel kurulu sona erdi. “Bu maya tuttu” diyen ise görüşlerini aldığımız yazarlar, siyasetçiler, akademisyenler arasındaki Ortadoğu uzmanı gazeteci- yazar Bereket Kar. Akademisyen Cem Kirazoğlu, HDK’nin yaşanan koşullarda atılacak en önemli adım olduğunu söylerken, KKTC’den katılan Yeni Kıbrıs Partisi Temsilcisi ise ‘Bu kadarını beklemiyorduk’ dedi. Oluşumun varlığının bile önemli olduğunu vurgulayan da, partileşme içinde yer almayan da var… Ama HDK herkes için geliştirilmesi, çok çalışılması, birliğin artırılması gereken umut ışığı…

Halkların Demokratik Kongresi (HDK) ikinci genel kurulunu topladı. Bir yıllık çalışmalarını tamamlayan, 2014’teki yerel seçimler için mesajını duyuran HDK, Halkların Demokratik Partisi’ni kurduğunu ilan etti. Hem de, 30 yıllık, can yakan, yürekleri dağlayan Kürtleri yok sayma ve yok etme politikasının, Kürtleri cezaevlerine doldurma yöntemi ile çözülebileceğini sanan AKP hükümetine, cezaevlerinden verilen “açlık grevleri” mesajının en kritik günlerinde toplandı ve önemli mesajlar verdi. Genel kuruldaki her konuşma bu gündem ile başladı ve bitti. Buna rağmen, salondan coşku da umut da eksik olmadı. Oluşuma katılan her bir birey ve örgüt, heyecanı daha da artırdı. Biz de kongrenin içinde çalışma yürüten, kurucularından olan, gelişimi için çaba sarf eden, emek harcayanlara; akademisyenler, sanatçılar, yazarlar, siyasilere HDK’yi sorduk. Hem HDK’nin bir yılını, hem de partileşme sürecini.

 

KIBRIS: ‘BURADAN İLHAM ALIYORUZ’

Yeni Kıbrıs Partisi Yönetim Kurulu üyesi Murat Kanatlı: Türkiye’de süren demokratik süreç önemli. Buranın özgürleşmesi bizim demokratikleşmemiz demek. Biz zaten birçok siyasi yapıyla ilişki halindeydik. Siyasi anlamda yapılmaya çalışılan çok önemli. Bizim yaptığımız siyasi alanda bu yönelimleri kendi coğrafyamıza da taşıyabilir miyiz? Biz buradan ilham alıyoruz. Bizi en çok hayrete düşüren HDK’nin kendisine çok hızlı bir alan açması. Biz bu kadarını beklemiyorduk. Hızlı geçişlerin olduğunu görüyoruz. Bağımsız insanların da buraya katılması önemli. Yerel meclislerde de bunun böyle olduğu anlaşılıyor. Süryani, Ezidi, Ermeni, birçok halka burada söz hakkı verilmesi önemli. Biz Kıbrıs’tan gelenler olarak, beklediğimiz, umduğumuz, Kıbrıs’ın da dış politika alanında HDK içinde gündeme alınmasıdır. Parçalanmış bir adada, 40. yılını dolduran, ‘kırklanacak’ olan bir işgale karşı duran bir HDK önemlidir. Kıbrıs’ta sendikalara karşı süren bir operasyon vardır. Asimilasyon vardır. AKP hükümeti artık Kıbrıs’ı arka bahçesi olarak kullanmaktadır. HDK’nin gündeminin burayı da kapsaması gerekir.

 

EN ÖNEMLİ ADIMDIR’

Akademisyen- Yazar Cem Kirazoğlu: HDK, birçok muhalif akımı birarada tutabilmek açısından tam da faşizan anlayış karşısında atılabilecek en önemli adımdır. Belki de bu adımı atmak için travmatik bir süreç gerekiyordu. Şu anda süren açlık grevleri tam da böyle bir süreçtir. Türkiye faşizme karşı keskin bir hareket arıyordu. Bu hareket etkili bir güce dönüşebilir. Daha da etkili olabilir. HDP’den de umutluyum daha da etkili olabilir diye düşünüyorum. Yerel seçimlerde kayda değer bir güce dönüşebilir.

 

‘BU MAYANINTUTTUĞUNUN İŞARETİ’

Gazeteci- Yazar Bereket Kar: Gelinen nokta, Türkiye’nin içinde bulunduğu konum ve bölge özelliği açısından çok önem taşıyor. Çıkacak kararlardan halka verilecek mesaj önemli. Kongrede çeşitli renkler yer aldı. Tüm azınlıkların yer alması, anti-kapitalist Müslümanların da buraya katılması… Tüm bunlar bu mayanın tuttuğunun bir işaretidir. Bu kongrenin Türkiye’de yaşanan çözümsüzlüklerin, anadilde eğitim için, Öcalan’a tecrit için, vücutlarını ölüme yatırmış binlerce insan var. Burada mücadelenin sürdürülmüş olması genel kurulu bir eylem alanına ve dayanışmaya dönüştürdü. Diğer bir yan ise, iktidarın bölgeye dönük misyonu…Bu kongrede tecride “hayır” diyen, tam da AKP ve MHP’in milliyetçi ve siyasal islamcı mesaj verilen kongrelerinin tam tersine daha enternasyonel bir mesaj var. Daha zayıf bir katılım bekleniyordu fakat daha geniş bir katılım oldu. Bu kongrede ilgi ve alaka çok daha sıcak.

 

‘OLUŞUMUN VARLIĞI BİLE UMUTTUR’

Belgeselci, Yönetmen Fatin Kanat: HDK, Türkiye’de Türk ve Kürt halkları arasındaki derinleşmiş uçurumun giderek kapanmasıdır. İki halkın birbirine düşman yanlarının çözümü için, umut odağıdır. Bu adım geliştirilmek zorundadır. Partileşme ise bu odağı güçlendirmek, daha da etkili kılmak için bir yol olabilir. Ama bu coğrafyada, HDK gibi bir oluşumun varlığı bile geleceğe dair umutlu ve mutlu olmak için bir nedendir. Ama bizi zorlu bir süreç bekliyor.

 

‘BAŞKA YOLUMUZ YOK, HEYECANI ARTIRMALIYIZ’

Prof. Dr. Kuvvet Lordoğlu: HDK’ye kuruluşundan beri katıldım ve destekledim. Kongrenin başlangıcındaki heyecanın biraz heyecansızlığa dönüştüğünü gözlemledim. Konuşmalar hep yüksek tonda ama maalesef aynı ölçüde bir heyecan yaratmıyor. Tipik Türk solunun çizgisi, yüksek perdeden konuşmak. Fakat bizim başka bir yolumuz yok. Bu heyecanı artırmak zorundayız. Partileşmenin elzem olduğunu düşünüyorum. Herkesin dikkat ettiği eski hataların yapılmaması gerekir, aynı hatalar yapılabilir. Çünkü aynı gruplaşmalar sürüyor.