YKP: Halka değil, sermayeye elektrik yardımı

170

ykplogo2YKP Yürütme Kurulu, elektrik tarifelerindeki yeni düzenlemeyi değerlendirdi. Açıklama şöyle:

Kıbrıs’ın kuzeyinde birçok örgütü, kişiyi grubu Syriza heyecanı sardı. Bu nedenle bulunduğumuz coğrafyada kimin ne yaptığını anlamak önemlidir.

Syriza’nın programında önemli başlıklarından biri de elektrik konusuydu.

Bu durumda Kıbrıs’ın kuzeyinde elektrik tarifelerindeki uygulamalara daha yakından bakmak gerek…

Önce Syriza’nın Selanik Programından konuyu yaklaşımı hatırlayalım, “insani krizle mücadele etmek” başlığı altında şunu öngörüyor: “Yoksulluk sınırı altında yaşayan 300.000 haneye aile başına ayda 300 kWh (yılda 3.600 kWh) ücretsiz elektrik. Toplam maliyet: 59,4 milyon €”

Elektrik Kurumunda hazırlanan raporlara göre ise, Kıbrıs’ın kuzeyinde de benzer rakamı TL üzerinden bulmak mümkündür, hükümet, 54 milyon TL sermayeye katkı yapmayı öngörmektedir!

Aradaki fark, Syriza halkı, CTP-DP hükümeti sermayeyi korumaktadır.

Turizm, endüstri ve ticari tarife kullanıcılarına sağlanan yıllık yaklaşık 29 milyon TL’lik maliyetin altında tarifelerle aktarılan dışında, devlet maliyesi tarafından yıllık 25 milyon TL ek teşvik sağlanmaktadır. Toplamda sermayeye 54 milyon TL sermaye aktarı sağlanmış oluyor.

Peki, bunu kim ödüyor?

1 Şubat 2015 tarihinden itibaren uygulamaya girecek yeni elektrik tarifeleri ile hesaplamalar yaparsak, konut tüketici sayısı 121 bin civarındadır ve maktu ücret aylık 22,45 TL olduğunu düşünürsek 30 milyon TL civarından ek gelir konutlardan tahsis edilmektedir. Ayrıca bir kWS elektriğin maliyeti 45 kuruş olmasına rağmen konutlarda en çok kullanılan tarife olan 250-500 kWS aralığı 48 kuruş üzerinden ücretlendirilmektedir. Bir üstü ise 52 kuruş ve daha sonrası 54 kuruş üzerinden ücretlendirilmektedir. Bu rakamlara baktığımızda indirimli tarife uygulanan, teşvik alan sermayenin “gelir” kaynağı konutlardır. Bunun dışında gene vergi verenlerin parası ile oluşturulduğu söylenen devlet bütçesinden de 25 milyon teşvikler için aktarılmaktadır.

Tüm bunlarla düşünüldüğünde yurttaşlar sermayeyi “beslemektedir”.

Su motorları, Ağıllar, Soğuk Süt Zinciri tarifesi kullanıcılarına maliyetin altında tarife uygulaması ile sağlanan yıllık sübvanseye tutarı yaklaşık 4,6 milyon TL’dir. Bunun kaynağı da Devlet daireleri tarifesinde uygulanan 58 kuruş ile yıllık 5,4 milyon artı gelir edilecektir. Bu iki tutarının birbirini dengelediği görülmektedir. Bu da gene devlet bütçesinden geleceği için tarım ve hayvancılık sektörünün kullandığı ucuz elektrik tarifesinin faturası da, vergi verenlere kesilmektedir.

Tüm bunlar sonrası oluşan bütçe açıkları da, TC kaynakları tarafından kapatılmakta ama her kaynak aktarımı bize yeni bir dayatma olarak geri dönmektedir.

Turizm tarifesi kullanıcılarına maliyetin altında tarife uygulaması ile sağlanan yıllık sübvanseye tutarı yaklaşık yaklaşık 10 milyon TL öngörülmektedir. Bunu yurttaşlara fatura etmek yerine, turizm fonundan karşılanması gerekirdi ama fon yağmalandığı için yukarda değindiğimiz gibi bunu konut aboneleri üzerinden karşılama yoluna gitmektedirler.

Endüstri tarifesi kullanıcılarına maliyetin altında tarife uygulaması ile sağlanan yıllık sübvanseye tutarı yaklaşık 6,6 milyon TL öngörülmektedir. Bu da Sanayi Dairesi tarafından kaynağı bulunması gerekirdi.

Benzer şekilde tarım ve hayvancılık sektörü için yıllık sübvanseye tutarı yaklaşık 4,6 milyon TL’dir ve bunun da Tarım ve Hayvancılık dairesi tarafından kaynağının yaratılması gerekirdi.

Burda en dikkat çeken ise ticari tarife kullanıcılarına maliyetin altında tarife uygulaması ile sağlanan yıllık sübvanseye tutarı olan yaklaşık 12 milyon TL’dir.

Turizm, endüstri, tarım ve hayvancılık konusundaki indirimli tarifenin kendi içinde, normal bir ülkede olsanız, üretim desteklenmesi anlamında anlamı olabilir. Elbette üretici sektörün desteklenmesi ardından sorgulamayı da beraberinde getirir, istihdama katkısı nedir, genel toplamda ekonomiye yansıması nedir, böylesi bir sübvansenin vatandaşların yaşamında getirisi nediri konuşmamızı gerektirir ki bu noktada çok olumlu şeyler söylememiz maalesef mümkün değildir.

Ancak ticarete uygulanan indirimli tarifenin mantığı yoktur. Yukardaki verilerle düşündüğümüzde, bunun indirimli meta satışını öngördüğü iddia edilse bile, raftaki indirimli fiyatın farkını yurttaşlar ya konut tarifesi ile ya da vergi olarak geri ödemektedir, bu durumda toplam maliyetler hesaplandığında indirim konusu yanıltıcı bir hal aldığı anlaşılır.

Toplam abonenin yüzde 77’i konut olmasına rağmen, üretilen elektriktin yıllık tüketim üzerinden konutlar yüzde 30 kısmını tüketmektedir. Tüketim noktasında üretim sektöründe olmayan ticaret ikinci en fazla tüketicidir, yüzde olarak yıllık üretilen elektriğin yüzde 20’si tüketmektedir.

Bu tablolar ile konuşulduğunda halka değil, sermayeye elektrik yardımı yapıldığı rahatlıkla anlaşılmaktadır.

Ekonomik olarak zorda olana da devletin desteği kısıtlıdır. Elektrik tarifelerinde sosyal yardım alanlar için tek tarife “ilk 250 kWS” içindir, bu da 25 kuruştur. Zorda olan biri 250 kWS’dan fazla kullandığı için, sanki aniden zenginleşmiş gibi bir sonraki dilim kendisine uygulanmakta ve iki kat daha pahalı 44 kuruş üzerinden elektriği ücretlendirilmektedir.

“Sosyal devlet”in (!) sermayeye gösterdiği “şefkat”, sosyal yardım alanlar için geçerli değil!

Özel sektörde çalışan birçok insan asgari ücret almaktadır, bu nedenle bir genç hayata girdiğinde özel sektördeyse, asgari ücret, kamuya da girecekse göç yasası nedeniyle asgari ücrete yakın ücret alacaktır. Böylesi ekonomik olarak zor koşullarda çalışma yaşamına girecek gençler için de sermayeye gösterilen iyliğin hiçbir izini bulmak mümkün değil…

Benzer konu konut abonelerinin sosyal, ekonomik birçok farkları olmasına rağmen tek tarife olmasıdır. Bakmakla yükümlü olunan kişi sayısının yüksek, gelirin ise düşük olduğu aileler de hiçbir düzenlemeye tabi değildir. “Sosyal devlet” indirim şanslarını yalnız sermaye için kullanmaktadır!

YKP olarak çağrımız, hükümetin yüzünü sermayeye değil, yurttaşa dönmesi ve sermaye için yapılan indirimli elektrik tarifeleri ve sübvansiyonları yeniden kaynaklarını bularak yürürlüğe koymasıdır.