YKP Gençlik ve YKPfem bir askerin intihar etti iddiasıyla ilgili açıklama yaptı: “Takipçisi olacağız”

117

YKP Gençlik ve YKPfem bir askerin intihar etti iddiasıyla ilgili açıklama yaptı. Açıklaması şöyle:

4 Kasım 2012 tarihinde, 18 yaşındaki Ertuğrul Dokuyucu, Köşklüçiftlik’teki 3. Tabur (Dereboyu) diye bilinen Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlı 10. Bölük’te(Kermiya), zorunlu askerlik hizmeti verirken hayatını yitirmiştir. Ertuğrul Dokuyucu’nun “intihar” ettiği söylenmektedir.

Bizler, 10. Bölük diye adlandırılan birlikte ve birçok başka askeri birlikte defalarca komutan ve diğer üst rütbeli askerlerin mükellef askerlere gerek sözlü ve/veya fiziksel şiddet uygulandığını biliyoruz. Ayrıca, 3. Tabur’da zorunlu silahaltına giren askerlerin ağır spor ve askeri eğitime zorlanmaları ve birlikler arasındaki yarışmalarda üstün performans göstermeleri için baskı uygulandığı da bilinen bir başka gerçektir. Bu bilgiler ışığında, bu ölümün intihar olup olmadığı ile ilgili makul şüphe bulunmaktadır. Eğer bu bir intihar vakası ise de bu ölümü kimlerin ve/veya hangi davranış muamele ve uygulamaların hazırladığı yine soruşturulmalıdır. Kaldı ki, eğer hayatını yitiren genç kişi kışla dışında var olan sorunları nedeni ile intihar etmiş olması durumunda da, bu birliklerdeki Rehberlik Danışma Hizmetlerinin görevlerini yerine getirip getirmediği ve içerisinde bulunduğu psikolojik durumu sağlıklı olmayan birinin neden ve kimler tarafından zorunlu silahaltına alındığı ile ilgili soruları akla getiriyor.

Ana akım medyada yer bulmayan bu haber, askerde yaşanan ne ilk intihar haberidir, ne de değişim olmazsa son haber olacaktır.

YKP-gençlik ve YKP-fem olarak geçtiğimiz bir yıl boyunca Kıbrıs’ta askerlik yaptığı sırada Disiplin Koğuşunda gördüğü işkence sonucu komaya giren ve daha sonra ölen Uğur Kantar’ın Girne’de askeri mahkemedeki süren davasını takip etmekteyiz. Bu ölümün de takipçisi olacağımızı kamuoyuna duyururuz.

 

İntihar eden askerlerin ülkesi

Erhan Demircioglu – Radikal

 

 

Sazlı sözlü, çalgılı halaylı, sloganlı kornalı konvoylu şekilde uğurlananlar, kışlalarda kendilerini nelerin beklediğinden ne kadar haberdarlar? Kaç akrabanız ya da arkadaşınız büyük bir ‘vatana hizmet’ aşkıyla askere koştuğunu söyleyip döndüğünde gönlünün soğuduğunu anlattı sizlere? Askerlikte ast üst arasındaki hiyerarşinin hak edilmemiş ve disiplinin gerektirmediği türden bir eziyetle yoğrulmuş olduğunu binbir örnekle canlı canlı anlatan dostlarınız olmuştur, değil mi?

Kötü muamale, insan hakları ihlalleri, intihar süsü verilmiş cinayetler, intihara sürüklenmeler… Sayılar ürkütücü. Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz’ın Mayıs 2012′de açıkladığına göre son 22 yılda 2 bin 221 asker intihar etmiş, 1602 asker ise çeşitli kazalar neticesinde veya ‘kendini askerliğe elverişsiz hale getirmeye çalışırken‘ ölmüş. Bu sayılar ne anlatıyor? Rutinleşmiş bir devlet politikası olarak askerin askere eziyetine işaret etmiyor mu? Her şey bir yana, askerlik vazifesi yapan bir kişi, sonucu ölümle bitebilecek denli riskli bir ‘kendini elverişsiz hale getirme’ eylemine neden girişir? İntihar eden askerler, kışlaların soğuk duvarlarının arkasında cehennemin hangi katlarında dolaştı? ‘Her Türk asker doğar’ dediniz, beynimizi yediniz, peki asker doğan Türk’lerin ‘eğitim zayiatı‘ kabilinden asker ölmeleri trajik midir yoksa kaçınılmaz mı?

7 Ağustos 2012… Levent Bal 21 yaşında, Samsun Çarşambalı. Er. İstanbul Topkule Kışlası’nda G-3 piyade tüfeğiyle intihar etti. Geride bıraktığı mektupta şunlar yazıyordu: ‘Komutanım hani bugün bana piçsin demiştin ya. Evet ben piçim çünkü babam yok benim.‘ Levent’in dedesi ‘Komutanları asla kötü muamele yapmamışlardır. Olsaydı söylerdi bize’ diyor. Alenen piç demek kötü bir muamele sayılmıyor komutanlar söz konusu olunca, çıtamız ölünceye kadar kaba dayak mı?

28 Ekim 2012… Celal Kabar 24 yaşında, Iğdır Karakoyunlu. Er. Hava değişimi izni için gönderildiği memleketi Iğdır’da, ölen babasına ait av tüfeğini karnına ateşleyerek intihar etti. Amcası Yusuf Kabar şöyle dedi: ‘Celal’in bize söylediğine göre komutanı babasına küfretmiş. O da ‘babam öldü küfretmeyin’ demiş. Bunun üzerine 3 komutan kendisini bir odaya kapatıp saatlerce dövmüş.’ Kardeş Cemal Kabar: ‘Hayat dolu olan ağabeyim hava değişimine geldiğimde 90 gün kimseyle konuşmadı. İçine kapanmıştı. Söylediği tek şey ‘Korkuyorum. Birliğime gidersem beni öldürecekler’ oldu. Niye topallıyorsun diye sorduğumuzda ‘sopayla vurdular’ dedi.’ İdamdan önceki son sigarayı kardeşiyle paylaşmıştı. ‘İntihar etmeden bir saat önce beni yanına çağırdı. Bir sigara uzatıp ‘Sana verdiğim son sigaradır. Artık benim tezkerem bitti’ dedi. Ne demek istediğini intihar edince anladım.’

Burası aynı köyden (Ağrı Doğubeyazıt, Bardaklı) beş gencin cenazelerinin ‘intihar etti’ denilerek ailelerine gönderildiği ülke. Mümkün mü bu? Bir köyden askere giden beş genç intihar eder mi? Etmez. Mardin Nusaybin’e askere gönderdiği oğlu Nesim’in intihar haberine de dolayısıyla inanmamış baba Mehmet Salih Tarhan: ‘Biz kesinlikle oğlumuzun intihar ettiğine inanmıyoruz. Gece oğlumuzla konuştuk. Gayet normal bir hali vardı. Herhangi bir sorunu yoktu. Biz çocuğumuzun öldürüldüğünü düşünüyoruz.’

5 Eylül 2009… Murat Oktay Can, Antalyalı. Er. Tünceli’nin Hozat İlçesi, Sarıtaş Karakolu’nda nöbet kulübesinde alnının ortasından G-3 piyade tüfeği ile vurulmuş olarak bulundu. Vücudundan iki mermi çıkartıldı. Ailesine oğlunuz ‘intihar etti’ denildi. Baba Oktay Can inanmadı, ‘oğlumu komutanı vurdu’ dedi, hukuki mücadele başlattı. Tüm engellemelere rağmen 3 yıldır süren bir mücadele… Murat Oktay Can’ın ailesinin avukatı Ahmet Çevik, Eski Genelkurmay Başkanı Işık Koşaner’in çıkan ses kayıtlarında ‘kendi askerimizi alnından vurduk’ dediği erin Murat Oktay Can olduğunu iddia etti. 1 Temmuz 2012′de Danıştay 1. Dairesi, Murat’ın otopsi raporunu düzenleyen görevliler hakkında soruşturma açılmasına karar verdi. Babanın devletten tek isteği ‘oğlunun katilinin bulunması’…

Sayısız örnekten ancak bazılarını burada dile getirdim. Dileyenler diğer örneklere rahatlıkla ulaşabilirler.

Anneler oğullarını askeri keyfiyete kurban vermek için büyütmüyorlar. Babalar oğullarını ‘intihar’ etmeleri için yetiştirmiyorlar. Yeter artık, bitsin bu tezkere!

 

Not: Asker hakları için mücadele ve bilgi paylaşımı platformu olarak www.askerhaklari.com sitesine bir göz atabilirsiniz.