YKP: FETİHÇİ ZİHNİYET GERÇEK NİYETİNİ SÖYLEDİ!

136

YKP, Egemen Bağış’ın açıklamalarını değerlendirdi. Açıklama şöyle:

Egemen Bağış daha önce çeşitli kez çeşitli TC yetkililerin söylediğini bir kez daha söyleyince ortalık karıştı!

Daha önce Kıbrıs’ın AB’ne üye olması sırasında savaş tamtamları çalan ve entegrasyonu çözüm olarak hatırlatan anlayış, Akdeniz’de sondaj çalışmaları hazırlığı ve başlama süreçlerinde de benzer tavrı göstermişti.

Şimdi bir kez daha yeni bir eşikteyiz, önümüzde Kıbrıs’ın AB dönem başkanlığı var ve TC yetkilileri bir kez daha kalemlerinden savaş sözcükleri damlayan, nefret söylemi içeren açıklamalar yapmaktadırlar…

“İçinizde Rumcular var” demek bir nefret söylemidir, tüm Kıbrıslı Rumları genelleştiren ve ötekileştiren bu nefret söylemi kabul edilemez. TC yetkililerinin bir yandan çözüm istediklerini iddia ederken, diğer yandan böylesi söylemleri yükseltmeleri çok anlamlıdır.

Egemen Bağış masadaki opsiyonları belirtirken entegrasyonu da sayması fetihçi zihniyetin bir kez daha gerçek niyeti söylemesinden başka bir şey değildir. Bu da görüşmelerdeki tutumunu ve başarısızlığın nedenini göstermektedir.

2000’lerin başında hükümete geldiklerinden beri takiye yapan AKP, dönemin ihtiyaçlarına uygun olarak komşularla sıfır sorun politikası söylemini geliştirdi ama hiçbirinin gereğini yapmadı!

Ermenistan ile sınırın açılması günlerce konuşuldu, ilişkilerin normalleşmesi adımları hazırlandığı iddia edildi ama pratik karşılığı bir hiç oldu.

Suriye, Irak ve İran ile olan normalleşmenin ticaretten başka anlam taşımadığı çok geçmeden anlaşıldı. İran’a müdahale hazırlığı için topraklarının kullanımına izni veren, füze kalkanı için NATO’ya yeni üs yeri veren Türkiye, Irak konusunda da şiddet benimseyen politikasını sürdürmektedir. Mezopotamya coğrafyasında tüm sorunları şiddet ve zor ile çözmeyi ana gündem olarak yeniden belirleyen Türkiye’nin komşuları ile sıfır sorun politikasından resmen vazgeçtiğini ortaya koyan en önemli başlık ise Suriye’dir.

Avrupa Birliği ile ilişkilerde tam bir durma dönemi yaşayan Türkiye, bunun için Kıbrıs’ı bahane olarak kullanmaktadır ama aslında AKP’nin AB üyeliği talebinin de takiye olduğu anlaşılmaktadır. Ordu ile yeşil sermayenin girdiği mücadelede AB kartını oynayıp “demokratım, sivilim, beni destekleyin” mesajını veren AKP, bu karta gerek kalmadığına inandığı dönemde AB için ucube birlik tanımı yapabilmiştir.

AKP Kıbrıs sorundaki gerçek pozisyonuna yeni gelmedi, bir süredir açıkça taksimi, entegrasyonu, ayrılıkçı bir çözümü istediğini çeşitli platformlarda dile getirmekteydi. Buna rağmen Türkiye’deki birçok gazeteci, aydın demokrat Denktaş’ın cenazesi sonrası ‘Denktaşlaşan AKP’ diye yorumlar yazmıştı, yani AKP’nin Kıbrıs konusunda eskiye döndüğüne birçok kişi emin olmuş durumdadır.

Bu nedenle Bağış’ın açıklaması gerçek niyetin yeniden ortaya konmasından başka bir şey değildir.

Ama takiye yapan yalnız AKP değildir, CTP de yapmaktadır.

Ocak’ta AKP’yi ziyaret edip, AKP ile Kıbrıs sorununda fark görmeyen CTP, yükselen AKP karşıtlığını oya dönüştürmek için muhalefet pozlarına bürünmüştür. Muhalefet konusunda hızını alamayan CTP, aylardır taksim ve antlaşma karşıtı pozisyonunu ısrarla sürdüren Eroğlu’na karşı desteğini bir anda unutup muhalefet havasına bürünmüştür. Eroğlu ve İrsen Küçük’ün onlarca açıklaması vardır ki, görüşmelere tam ve tek vücut olarak gidildiği ile ilgili ama bunlara laf söylemeyen CTP aniden Eroğlu’nun antlaşma istemediğini hatırladı. Peki, görüşmelere giderken, sarayda yapılan toplantılar sonrası verilen destekler?

Çok nettir ki, Türkiye’yi yönetenler Kıbrıs’ta gerçekten çözüm istememektedirler, istedikleri çözüm modeli Kıbrıs’ın kuzeyini tam egemenlikleri altında tutarken, güneyi de kontrol edecek mekanizmalar geliştirmektir.

Bize soracaklarını, bizlerin de fikirlerini alıp nasıl bir çözüm, taksim ve entegrasyon politikalarını şekillendireceklerini söylemeleri de boş iddiadır. Gerçek bizlere ait fikirleri almak isteselerdi burayı denetimleri altında tutmaya, nüfus taşıyıp demografik yapıyı değiştirmeye, asimilasyon politikalarına hız verip paketleriyle yönetip dinci yetiştirmeye çalışmazlardı.

YKP, bu tip ayrılıkçı düşüncelere karşı mücadele etti, etmeye devam edecektir…