YKP, Cemil Çiçek’in son ziyaretindeki açıklamalarını ve gelişmeleri değerlendirdi: Türkleştirme tam gaz!

114

YKP Yürütme Kurulu Sekreteri Murat Kanatlı Cemil Çiçek’in son ziyaretindeki açıklamalarını ve gelişmeleri değerlendirdi. Konu ile ilgili açıklama şöyle:

Kıbrıs’ın kuzeyinin hızla Türkiyeleşmesi, Türkleştirilmesi hızla sürüyor…

Bu konuda TC’yi yönetenler kararlılıkla yollarına devam ediyorlar… ODTÜ Kuzey Kıbrıs kampüsü tamamen TC yardım heyetinin sağladığı finansal destekle geldi ve çalışmalarını sürdürüyor. Ayni şekilde İTÜ ve Çukurova Üniversiteleri de ayni sistemle kampüs kurmaktadırlar. TED Koleji de benzer bir hikayeye dayanmakta…

Tıpkı üniversiteler gibi TED’in buraya gelmesi ve okul açmasını da bizzat TC yönetimleri istedi. ODTÜ, İTÜ, Çukurova ve TED’den Kıbrıs’a gelmeleri istendi çünkü amaçları belli… Benzer şekilde Tıp Fakültesi de benzer bir mantığın ürünüdür…

Şimdi sırada Türk Telekom ve diğerleri var. Bu nedenle geçen günkü açıklamalar içindeki; “Telekomünikasyon hizmetleri, enerji üretimi ve dağıtımı, havaalanı işletmesi, havayolu ve deniz yolu ulaştırması vb. alanlarda özelleştirme süratli bir şekilde hayata geçirilmeli ve bu yönde yasal altyapı tamamlanmalıdır” cümlesi önemlidir… Herşey satılığa çıkarıldı ve öncelik Türkiyeli şirketlerde… Bir taşla iki kuş vurma süreci yaşanıyor, hem neo liberal politikalarla herşey serbest piyasanın insafına ter ediliyor, hem de Türkleştirme faaliyetleri sürüyor.

Bunun karşılığında daha iyi, kaliteli  ve ucuz hizmet yalanı da söylenmeye devam ediyor. KTHY örneğinde özelleştirme sonrası bunun böyle olmadığını yenile canlı canlı yaşadık, örnek hala taze olarak hafızalarımızdadır…

Ayrıca tüm bu yatırım adı altında yapılanlar günün sonunda biz Kıbrıslıların boynuna borç olarak asılmaktadır… Turizm, bankalar, TC’li şirketlerin ve kurumların eline geçti, üniversiteler sırada, diğerlerini de sıraya koydular, çalışma yaparlar… Bu işlerin finansmanını TC Kalkınma Bankası sağlar yani günün sonunda bunlara verilenleri borç olarak biz ödeyeceğiz!

Tüm bu Türkleştirme operasyonunu tamamlayıcı bir unsur da nüfustur…

Çiçek tarafından nüfusun bilinmediği de demagojiden başka bir şey değildir. Zaten TC elçiliği geçen senelerde adres tespit adı altında buradaki tüm TC vatandaşlarını Elçiliğe çağırtarak, yeniden, birinci elden forma doldurtmuştu, o tarihten sonra gelen giden kaydı da olduğuna göre TC elçiliği bilmeyecek da kim bilecek?

Kuzeye nüfus akışı 74 beri çeşitli kademelerde yıllardır sürmektedir. Ancak son yıllardaki uygulamalar dikkat çekicidir. Son 7 yılda değiştirilen muhaceret yasaları, değiştirilen veya yeni çıkarılan tüzükler ile Türkiye’den gelişler teşvik edilmektedir. Daimi ikamet izni, beyaz kimlik kartı gibi uygulamalarla gelenlerin burada “huzur” içinde kalmaları ve ailelerini getirmeleri sağlanmaktadır. Yani Küçük’ün demesi ile kalabalık olmamız istendi, kalabalıklaştırılmaktayız…

Hemşehri dernekleri de bu çerçevede çoğaltılmaktadır. Bu dernekler çift fonksiyonlu olarak hayatlarına devam etmektedirler. Bir yandan siyasal alanda faaliyet göstermekte, siyasi partileri, sendikaları tehdit edip genel merkezleri önünde eylem organize etmektedirler, diğer yandan taşınan nüfusun adada kalması için “dayanışma”lar sağlanmaktadır. Bu dayanışma sağlanırken TC elçiliği ile de sıkı işbirliği içindedirler…

Gelen nüfus ile beraber başka şeyler de gelmeye devam etmektedir. 2004 yılında camilerdeki imamların ve müezzinlerin 110 olan sayısı,160 cami olmasına rağmen 320’ye çıkmıştır… Benzer şekilde milliyetçiliğin de dozu artırılarak her yer heykel ve bayraklarla donatılmıştır. Bu vesile ile gelen nüfusun “vicdani değerleri”(!) de yükseltilerek olası istenmeyen çözüm yönündeki bir baskı sürecine karşı “doğal” emniyet hattı da yaratılmış durumdadır.

Bu nedenle gelişmelerden YKP olarak ciddi kaygı duymaktayız ve vilayetleştirme yönündeki bu adımlara karşı adanın yeniden birleştirilmesini isteyenleri mücadeleye çağırırız