YKP, Ban Ki Moon’un taslak raporunu değerlendirdi

97

YKP Yürütme Kurulu üyesi Alpay Durduran Ban Ki Moon’un taslak raporunu değerlendirdi. Konu ile ilgili açıklama şöyle:

Cemaat liderleri kendileri görüşüp de uzlaşamayacakları ve birbirlerini suçlayıp kavga çıkaracakları için uzlaşılmış formatla BM gözetiminde görüşüyorlar. Kendilerini görüşmeleri sürdürmeye mecbur hissettikleri için masadan kaçmıyorlar ama bir şey başardıkları da yok. Gene buluştular ve ne olduğunu kimsenin anlamadığı ilerlemeler kaydettiklerini BM de açıkladı. Ancak bu arada BM Güvenlik Konseyi’ne tarafları uyaran rapor da sunuldu.

BM’ye göre ucu açık yani ne zaman biteceği belli olmayan görüşme olamaz ve görüşenler boşuna zaman harcamamak için yoğunlaşmak zorundadırlar.

Öyleyse Türk tarafının memnunluk belirtmesinin ne anlamı vardır? Görüşmelerin başarısızlığı BM tarafından tespit edilince Türk tarafı üzülmemişse bundan sonra görüşmelerin hızlanacağı ve yoğunlaşarak ilerlemelerin hızlanmasının sağlanacağını mı ummuştur? Tabii değil. Öyle olsaydı İleri doğru atılacak adımların müjdesi bizi de memnun ederdi, miting yaparak meydanları dolduran halkı da memnun ederdi. Hâlbuki hiç bilgimiz yok.

Meclisteki partiler UBP liderliği hariç meydanlarda idi ama antlaşma isteyen halka hele BM bir bastırsın Eroğlu elindeki barışa yönelik önerilerini sunacak ve çözümü göreceğiz demediler. Eroğlu ile görüşmeleri desteklediklerini ilan ettikleri halde halkımıza kabulü olası barışçı ve federasyona yakışan öneriler bulunduğunu ve bunların sunulup görüşmelere devam edileceğini söylemediler.

O halde BM genel sekreterliğinin raporundaki uyarıdan memnun oldular çünkü Rum tarafını suçlayan bir rapor olarak gördüler. Onun bunun suçlanması çare olacaksa BM bunu yapmalıdır. Rapordaki Türk tarafının yıllar önce kabul ettiğini ileri sürdüğü tek egemenlik, tek yurttaşlık ve tek uluslararası çözüm modeli hakkında geri adım attığını ve belirsizlik yarattığını belirten ifade de Türk tarafını suçlamaktadır. Uzlaşılan noktaların dahi işe yaramayacağını kanıtlamaktadır. Onun için kimse sorumluluktan kaçamaz ve cemaatimizin lideri sadece halkımızı kandırmaktadır. Sanki BM Rum tarafını suçladı da Türk tarafını esirgedi gibi bir hava yaratılmaya çalışılmaktadır ama bu yalnızca Kıbrıs’ta işe yaramaktadır çünkü koltuk sevdasıyla muhalefeti bile susturup at oynatmaktadırlar. Muhalefetin BM raporunda Türk tarafını da suçladığını görmediğini düşünmek mümkün değildir.

Türkün kendi kendine kendi propagandasını yapmaktan vazgeçildiği iddiasının geçersizliği ve muhalefetin eskisi gibi derin devlet baskısı altına tutulmadığının gerçek olmadığı bir kez daha ortadadır. Dünya Kıbrıs’ta işlerin iyi gitmediğini düşünürken Türkler kendilerinin çözüme gayret sarf ettiğini ama Rumların yardımcı olmadıkları yalanını dünyaya yutturduklarını sanıyorlar.

Muhalefeti gerçek muhalefet gibi davranmaya çağırırız.

 

Ban Kıbrıs müzakerelerinin ilerleyişinden endişeli

(KHA) Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon’un, Kıbrıs sorununun çözümü için Kıbrıs’taki iki toplum lideri arasında yapılmakta olan müzakerelerdeki ilerleme süratinden endişe duymaya devam ettiği, “Tarafların askıda olan özlü konular üzerinde bir an önce yakınlaşma sağlamalarının önemli olduğunu” ifade ettiği belirtildi.

Genel Sekreter, Güvenlik Konseyi üyelerine Kıbrıs’taki müzakerelerin statüsü üzerinde bilgi vermek için hazırladığı değerlendirme raporunda, “26 Ocak’ta Cenevre’de bir araya geldiğimizde iki lidere söylediğim gibi zor seçimle yüzleşme anı gelmiştir” dedi.

Ban Ki-moon şöyle devam etti:

“Müzakereler açık uçlu bir süreç olamaz, müzakerelerin hatırına sonsuza kadar müzakere yapılamaz. Şimdi, her zamankinden daha çok taraflar cesaret göstermeli, kendilerini liderlik gösterip ve müzakereleri sonuca ulaştırmak için pratik adımlar atmalıdırlar. Bu iki liderin kendi aralarında ve toplumları arasında daha fazla karşılıklı güven yaratmalarını gerektirmektedir.”

Gelecek haftalarda liderlerin daha fazla yakınlaşma için çalışmalarını daha yakından izlemeye niyetli olduğunu, Mart’ın ikinci yarısında, iki taraf arasında başka bir görüşme yapmak için yeterli ilerleme olup olmadığını değerlendireceğini, bu fırsatla liderlerin kendisine kalan uyuşmazlıkları nasıl çözmeye niyetlendiklerini söylemelerini bekleyeceğini ifade etti.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri raporunda müzakerelerin esasına da değindi ve şöyle dedi:

“Gerçek müzakerelerin başladığı Eylül 2008’de müzakereler BM parametreleri, ilgili Güvenlik Konseyi kararları ve liderlerin 23 Mayıs 2008 ve 1 Haziran 2008’de yaptıkları ortak açıklamalar üzerinden devam etmiştir. İki liderin müzakerelerin esasına bağlılıklarından emin oldum. Müzakerelerin üzerinde anlaşılmış olan BM esasında devam edeceklerini teyit ettiler.”

“Uygun bulduğumda ve taraflarla istişare ettikten sonra, özlü konularda yeterli ilerleme olması durumunda çok taraflı bir toplantı gerekip gerekmediğine karar vereceğim. Böyle bir toplantı için parametreler iki lider arasında hala görüşülmektedir.”

“Görüşülmekte olan özel konular, AB konularıyla ilgili olarak taraflar Kıbrıs’ın Brüksel’de ve AB karar- alma mekanizmalarında temsiliyetiyle ilgili belirli konular üzerinde yakınlaşma sağlamışlardır. Devam etmekte olan ana uyuşmazlık, AB müktesebatındaki derogasyonları (istisnalar)AB hukukuna  dâhili ile ilgilidir. Taraflar anlaşmada yasal belirliğin sağlanmasını arzu etmektedirler ancak bunun nasıl yapılacağı konusunda ayrılıklar devam etmektedir.

Ekonomi bölümüyle ilgili olarak da Ban raporunda şu görüşlere yer verdi:

“Taraflar özlü konularda yakınlaşmayı tamamlamaya yaklaşmışlardır. Hem nüfus hem de kuzey’in ilgili ekonomik dezavantajının konuşulması amacıyla belli bir geçiş dönemi için nasıl hesaplanacağıyla ilgili kriter olarak nüfus ve  tüketim ı üzerinde şimdi anlaşma vardır. Bu konuda taraflar bu geçiş döneminin ne zaman sona ereceğine karar verme koşulları üzerinde hala anlaşmaya çalışıyorlar.”

Yönetim ve güç paylaşımında, idarecilikle ilgili olanlar da dâhil ana konularda yakınlaşmanın müzakerelerin başarısı için önemli olduğunu düşünen BM Genel Sekreteri, raporuna şöyle devam etti:

“Kasım’dan bu yana bu bölümde kalan uyumsuzluklar üzerinde ileriye gidilmesine ilişkin talebime yanıt olarak iki taraf da bir takım köprü olabilecek öneriler sunmuştur. İnanıyorum ki kalan uyumsuzluklar üstesinden gelinemeyecek gibi değildir. İki tarafın bu bölümle ilgili yakınlaşmaları tamamlamaya yoğunlaşmaya devam etmesi hayati önem taşımaktadır.

Mülkiyet, toprak ve güvenlik ve garantiler olarak tarif ettiği kalan bölümlerle ilgili olarak da Ban Ki-moon, “rapor veremeyecek kadar az ilerleme oldu” dedi ve raporunda görüşlerini şöyle belirtti:

“Mülkiyet üzerinde hâlihazırda ki içinde bu çok zor olan konuların çözülebileceği konusunda mekanizması üzerinde geniş kavramsal bir anlayış bulunmaktadır. Bununla birlikte son raporumdan bu yana askıda olan mülkiyetle ilgili özlü konular görüşülmemiştir. Bu karmaşık konuyla ilgili tarafların belirttiği görüşler birbirleriden farklı olmaya devam etmektedir. Buna ek olarak taraflar özlü konuları tanımlarken toprak konusuna değinmekle birlikte tarafların bu bölümü görüşmeye hazır olmaları için koşullar üzerinde henüz görüş birliğine varılmamıştır. Güvenlik ve garantilerle ilgili özlü konular da tanımlanmıştır ancak görüşülmemiştir.”

Ban raporunda, “Gelecek haftalarda ben tarafları uyuşmazlık olan özlü konularda süratlenmeleri için güçlü biçimde cesaretlendirmek isterim. Öyle yapılırsa yukarda belirtilen üç bölümün ister istemez bazı ana düşüncelerde birbiriyle ilgili olduğu kabul edilmelidir. Ayrıntılı müzakereler sadece bu bölümlerde değildir, bu bölümlerin ötesinde de müzakere gereklidir.”

İlerlemenin süratiyle ilgili endişelerine rağmen Ban raporunda, Kasım 2010’daki son değerlendirmesinden sonra liderlerin tempoyu yükseltme, müzakerelerin randımanı artırma çağrısını önemsediklerine ve hakikaten bazı ilerlemeler olduğuna işaret etti.

Raporda şöyle denildi:

“Bununla birlikte siyasi ortam bu yılın ikinci çeyreğinde müzakerelerde önemli ilerlemeler sağlanması için pek de olumlu olmayacak. Kıbrıs ve Türkiye’de yapılacak seçimler yaklaştığı için müzakerelerin hız kaybetmesi gibi çok gerçekçi bir risk vardır. Şimdi seçim turları yaklaşmadan bütün bölümlerdeki özlü konularda önemli anlaşmalar elde etmek için daha büyük bir hız gerekmektedir. Bunu 18 Kasım 2010’da New York’ta liderlerle görüştüğümüzde söyledim, 26 Ocak 2011’de Cenevre’de yaptığımız toplantıda da tekrarladım.”

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri raporunda, iki toplum liderine hem New York’ta hem de Cenevre’de yaptığı önerilere, Ocak ve Şubat’ta dünya liderleriyle, Yunanistan ve Türkiye dışişleri bakanlarıyla ve Kıbrıs özel Danışmanı Alexander Downer’le yaptığı görüşmelere de değindi.

Müzakere sürecindeki ilerleme konusunda da Ban, “Kıbrıs Türk Toplumu Liderinin ameliyatı nedeniyle geçici bir gecikme yaşanmasına rağmen müzakerelerin temposunun arttığına” inandığını vurguladı.

Özellikle Cenevre toplantısıyla ilgili olarak Genel Sekreter raporunda şunları ifade etti:

“Kıbrıslı Türkler bir plan için güvenlik dışında tüm bölümler paralellikle görüşülmesini şarta bağlayan, belirli bir zaman çizelgesinin katılması koşuluyla başka görüşler de ortaya koydular. Kıbrıslı Rumlar ise müzakereler için belirli bir zaman çizelgesinin olmasından yana değiller, onlar da karşılık olarak üç aşamalı bir plan için görüşlerini sundular.”

Ban Ki-moon raporunda, Birleşmiş Milletlerin “Kıbrıslıların yürüttüğü Kıbrıslılara ait sürece saygı gösterdiğini, tamamen bu nedenle süreci ileriye götürmek için iki tarafın sorumluluklarını yerine getirmelerini beklediklerini kaydetti.

Genel Sekreter şöyle dedi:

“Kıbrıs’ın kaderi liderlerin elindedir. Fikir ayrılıklarında uzlaşma yönünde hareket edecek olanlar onlardır. Onların adanın yeniden birleşmesi yönündeki sadakatleri ve taahhütleri olmadan süreç ileriye götürülemez.”

“İki liderin de halka iyi bir ilerleme yapılmakta olduğu konusunda ikna edici durumda olmaları gerekmektedir. Birleşik bir Kıbrıs ancak iki toplumun yararına elde edilebilir.”

Üçüncü tarafların rolü konusunda da Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon, “Bölgede ve uluslararası alanda ilgili tüm tarafların Kıbrıs sorununa çözüm bulmaya yoğunlaşmalıdırlar. Üç garantör güç sürece önemli destek sağlamaktadır. Güçlü ilgilerinin devam etmesinden memnunluk duymaktayım” dedi.

 

Downer Güvenlik Konseyi’ni 15 Mart’ta bilgilendirecek

BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışması Alexander Downer’in BM Güvenlik Konseyi üyelerini 15 Mart tarihinde Kıbrıs sorunundaki son gelişmeler hakkında bilgilendirmesi bekleniyor.

Konuyla ilgili açıklamada bulunan Mart ayı BM Güvenlik Konseyi Başkanlığını yürüten Çin Halk Cumhuriyeti Büyükelçisi Bao Dong, BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs sorunuyla ilgili raporunu 4 Mart Cuma günü yayınladığını ve Downer’in 15 Mart tarihinde BM Güvenlik Konseyini Kıbrıs sorunundaki son gelişmeler hakkında bilgilendireceğini belirtti.