YKP, Avrupa Sol Partisi kongresine katılıyor

137
  • YKP, gözlemci üyesi olduğu Avrupa Sol Partisi’nin (EL) 3-5 Aralık tarihleri arasında Paris’te yapılacak olan üçünce kongresine 4 kişilik bir delegasyonla katılıyor
  • Tartışmaya açılan ve kongrede karara bağlanacak Sosyal Avrupa Ajandası başlıklı kongre dokümanınındı Kıbrıs konusu da yer alıyor, kongreye YKP tarafından Kıbrıs ile bir da karar tasarısı sunuldu…
  • Ajandada Kıbrıs konusundaki bölüm: “Adanın işgalini tamamlamaya yönelik politik bir eylemi olan Türkiye’den Kıbrıs’a nüfus transferi hemen durdurulmalı. Kıbrıs Cumhuriyeti’nin yüzde 37’sini işgal etmiş Türkiye işgali son erdirilmelidir. Türkiye hükümeti Kıbrıs sorununun, Avrupa hukukuna, devletler hukuku ve BM kararlarına uygun, adaletli ve uygulanabilir çözümü için devam eden görüşme sürecine daha fazla pratik katkı yapmalıdır”

YKP, gözlemci üyesi olduğu Avrupa Sol Partisi’nin (EL) 3-5 Aralık tarihleri arasında Paris’te yapılacak olan üçünce kongresine katılıyor.

Kongre için YKP Yürütme Kurulu üyeleri Murat Kanatlı ve Nevzat Hami ile YKPfem aktivisti ve YKP Parti Meclisi üyesi Faika Deniz Paşa YKP adına kongreye katılacak…

Kongre için YKP delegasyonu 1 Aralık Çarşamba sabah adadan ayrılarak 5 Aralık, Pazar günü geri dönecek…

Krize ve neo liberal politikalara karşı Sosyal Avrupa Ajandası başlıklı kongre dokümanınındı karara bağlanacağı Avrupa Sol Parti kongresi 3 Aralık Cuma günü başlayacak, 2 Aralık’ta ise Elfem kongresi gerçekleşecek… Kongreye YKP tarafından Kıbrıs ile bir da karar tasarısı sunuldu… Kongreye ayrıca Batı Sahara, Avrupa ve Latin Amerika’daki üsler, Kamusal borçlar, NATO, tasarruf önlemleri politikalar, Sinti ve Romanların durumu, Afganistan savaşı, yoksulluk ve temel gelir için eylem planı, yeni gelişim modeli, Kosovo, Latin Amerika, Eğitim başlıklarında çeşitli partiler tarafından sunulmuş taslak kararlar da 3 sürecek kongre sürecinde tartışılıp karara bağlanacak…

Tartışmaya açılan ve kongrede karara bağlanacak Sosyal Avrupa Ajandası başlıklı kongre dokümanınındı, kriz, bütün şiddetiyle sürüyor ve krizi yaratanlar krizden kazanmaya başladığı vurgulanıyor ve ekonomik krizin en önemli nedeni olarak ‘siyasi kriz’ olduğunun altı çiziliyor. Avrupa’da her geçen gün daha da artan yoksulluk ve toplumsal eşitsizliğin reel AB projesinin iflası olduğunu belirten ajanda, ‘sosyal bir Avrupa’nın, mümkün olduğuna vurgu yapıyor.

EKONOMİK KRİZİN NEDENİ SİYASİ KRİZ

Üç bölümden oluşan Ajanda, ekonomik krizin çeşitli yönlerden analizi ve krizin faturasının yoksullara-işçilere ödetilmeye çalışıldığı tespitiyle başlıyor. Ajandaya göre, bazı ekonomistler ya da hükümetlerce içinden çıkıldığı söylenen kriz, bütün şiddetiyle sürüyor ve krizi yaratanlar krizden kazanmaya başladı. Ajanda’da ekonomik krizin en önemli nedeni olarak ‘siyasi kriz’ gösteriliyor. Ajandanın, ‘Avrupa Politikalarının Radikal Demokratikleştirilmesi Zamanı’ adlı birinci bölümünde, AB sınırları içinde, ekonomik krize neden olan siyasi krizin analizi yapılıyor. Bütün kararların işçilerden ve emekçilerden gizli alındığının altının çizildiği ajandada, AB ülkelerinde ve Avrupa Parlamentosu’nda dış politikadan, ekonomik sosyal politikalara, hukuktan yatırımlara kadar bütün alanlarda işçi ve emekçi sınıfının söz sahibi olmadığı, ama bu alanların hepsinde verilen yanlış kararların faturasını bu sınıfların ödediği belirtiliyor. Avrupa’da her geçen gün daha da artan yoksulluk ve toplumsal eşitsizliğin AB projesinin iflası olduğunu belirten ajanda, ‘sosyal bir Avrupa’nın, mümkün olduğunu belirtiyor.

EMPERYALİZMİN KRİZİNE KARŞI EN GENİŞ CEPHE

AB ülkelerinin krizden çıkmak için halkın zararına olan tasarruf politikaları uygulamaya başladığını belirten Ajanda, Avrupa Solu’nun buna karşı sokağa dökülen göstericileri desteklediğini ve destekleyeceğini vurguluyor. Avrupa Solu’nun, tam istihdam, insan onuruna yakışır ücret ve emekli maaşı, sağlık ve eğitim sisteminin düzeltilmesi, diğer toplumsal sistemlerin kurulması gibi talepleri desteklediğini belirten Ajanda, başka bir Avrupa’nın mümkün olduğunu göstermek için, toplumsal, demokratik, barışçıl ve ekolojik iyileştirme taleplerine öncülük edeceğini belirtiyor. Taslak Ajanda’ya göre, Avrupa Solu, neo liberal politikalara karşı yürütülen muhalefet hareketinin sadece bir parçası ve ‘mücadele eden sendikalar, çevreci gruplar, barış ve eşitlik hareketleri, anti ırkçılar, eleştirel biliminsanları ve IT uzmanları, sosyal forum eylemcileri, eğitim ve kültür birlikleri’ gibi muhalif güçlerle diyalog içinde.

Taslakta, bugünkü kapitalizmin ve neo liberal menajerliğinin krizinin, aslında son sınırlarına dayanan sömürgeci, yayılmacı emperyalist sistemin krizi olduğu ve radikal demokratik dönüşümün sağlanması için en geniş cephenin harekete geçirilmesi gerektiği vurgulanıyor.

BANKALAR DEĞİL BORÇLARI DEVLETLEŞTİRİLİYOR

Ajanda’nın 2. bölümünde ise, “Krizinizin bedelini biz ödemeyeceğiz” deniyor. Bu bölümün başında şu çarpıcı cümleleri görmek mümkün: “Krizden bu yana, uluslararası finans kuruluşlarının kapitalizme hizmet görevlerini son iki yıldır devletler üstlendi. Yoksulluk ve işsizliği önemsemeyen devletlerin, batan büyük şirketleri ve uluslararası finans kuruluşlarını kurtarmak için yaptığı borç rekor seviyelere ulaştı…” Devletleştirmeye radikal bir biçimde karşı olan devletlerin kapitalist sistemin borçlarını hemen devletleştirdiği, örneğin batan bankaların kendisinin değil borçlarının devletleştirildiği vurgulanıyor: ”Bankaların da devletleştirilmesini savunanlar ise, Allah’a küfretmiş gibi karşılanıyor!”

Devletlerin finans kapitalin hizmetinde olan bu tavrıyla işçi sınıfının daha da sömürülmesine yardım ettiği ve yukarıdan aşağı bir sınıf savaşı başlattığı belirtiliyor.

Avrupa Solu, finans kapitalin ve uluslararası sermayenin kontrol altına alınması doğrultusunda AB’ye öneriler getiriyor. Bazıları şunlar:

* Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) görevleri değiştirilmeli. ECB, sosyal ve yeni iş olanağı sunan yatırımlar için devletlere ucuz faizli kredi vermeli, finans yatırımlarına verilen krediden yüksek faiz alınmalı.

* Bütün para transferleri vergilendirilmeli. Bu alanda uluslararası düzenleme yapılması için AB ve kurumları öncülük etmeli.

* Finans kurumlarından ve büyük sermayeden vergi alınması yoluyla kamusal gelirler artırılmalı. Reel ekonominin gelişmesi için destek ve girişimde bulunulmalı.

*Avrupa sınırları içinde ve dışında bulunan ‘vergi cennetleri’ yok edilmeli. Hedge Fonds ve Junk-Bond yasaklanmalı.

* Avrupa rating ajansı kurulmalı ve böylece ülkeler spekülatif özel rating ajanslarının elinden kurtulmalı. Ayrıca, ülkelerin ucuz kredi kullanabilecekleri fon kurulmalı.

ÖZELLEŞTİRME DEĞİL KAMULAŞTIRMA OLMALI

Ajanda’nın İşsizlik, Yoksulluk ve Toplumsal Dışlanmışlığa Karşı Eylem Planı bölümünde ise, Avrupa’da artan yoksulluğun ve eşitsizliğin nedeni olarak AB tarafından uygulanan neo liberal politikalar gösteriliyor. Krize karşı Avrupa kararlarının ve eylemlerinin özünü yine karlılığın ve rekabetin oluşturduğu belirtilen taslakta, bu mantıkla eşitsizliğin ve krizin ortadan kaldırılamayacağı belirtiliyor.

Ajanda’da ‘ortak mal ve hizmetler’ olarak tanımlanan su, sağlık, kültür, hazine toprağı, doğal kaynaklar ve üretim araçlarının özelleştirilemeyeceği, aksine ortak kullanıma açık hale getirilmesi ve kamulaştırılması gerektiği belirtiliyor. Sosyal sigortalara, sağlık sektörüne, kamusal hizmetlere, kamusal barınmaya ve çevreye yüksek devlet yatırımı öneriliyor. Yine, işçilere geçinebilecekleri kadar asgari ücret garantisi, işsizlere insan onuruna yaraşır işsizlik maaşı, öğrencilere burs, 60 yaşını geçmiş herkese emeklilik ve iş sürelerinin maaşlar kısılmadan kısaltılması da taslaktaki talepler arasında.

YENİ BİR UYGARLIK ÇAĞI

‘Yeni Bir Gelişme Modeli İçin’ başlıklı son bölümde, insanlığın yeni bir uygarlık çağına başlaması için ilerici reformlarla sistemin değiştirilmesi gerektiği üzerinde durulmuş. ‘Uygarlık değişimi’nin gerçekleşmesi için atılması gereken adımları Avrupa Sol Parti özetle şöyle görüyor:

• Avrupa Sol Parti, kitlesel imha silahlarının yok edilmesi için mücadele eder, savaşa ve yıkıma karşıdır. Ortadoğu barışının sağlanması için BM’nin önerdiği İsrail’in yanında Filistin devletinin de kurulmasını destekler. NATO’nun Afganistan’da sürdürdüğü savaşın bitmesini ve bütün yabancı birliklerin ülkeden çekilmesini ister. Kalan bütün askeri birliklerin de Irak’tan çekilmesini savunuyoruz ve Irak, kendi kendini yöneten, seçimlerin yapıldığı egemen bir ülke olmalıdır.

• Avrupa Sol Parti, NATO’nun kaldırılması talebini vurgular. Demokratik bir yapıya kavuşturulmuş BM gözetiminde, enternasyonal bir kolektif güvenlik sisteminin kurulmasını önerir. AB’nin dış ilişkilerindeki her türlü militarist tutumlarına karşıyız ve Avrupa’nın barışçıl bir rol oynamasından yanayız.

• Adanın işgalini tamamlamaya yönelik politik bir eylemi olan Türkiye’den Kıbrıs’a nüfus transferi hemen durdurulmalı. Kıbrıs Cumhuriyeti’nin yüzde 37’sini işgal etmiş Türkiye işgali son erdirilmelidir. Türkiye hükümeti Kıbrıs sorununun, Avrupa hukukuna, devletler hukuku ve BM kararlarına uygun, adaletli ve uygulanabilir çözümü için devam eden görüşme sürecine daha fazla pratik katkı yapmalıdır…

• Avrupa Solu, Latin Amerika’daki demokratikleşme süreçleriyle dayanışma içinde olduğunu açıklar. Özellikle Küba’ya karşı uygulanan ambargonun kaldırılmasının önemine vurgu yapar.

• AB ve Latin Amerika ülkeleri arasında imzalanan işbirliği anlaşmaları, çok uluslu şirketlere hizmet eden, neo liberal şartların dayatılması olarak değerlendiriyoruz. Anlaşmalar, doğaya korkunç zarar verecek şartlar içermektedir.

• AB ülkelerinin, yurtiçi milli hâsılalarının en az yüzde 0,7’sini yoksul ülkelere verme sözü 2015’e kadar yerine getirilmeli. Bu yardım yoksul ülkelerin zenginliklerini sömürme amacı gütmemeli. Yoksul ülkelerin borçları silinmeli.

• Etnik kökeni, cinsel eğilimi, cinsiyeti, dini, ideolojisi, engelli durumu ya da yaşı nedeniyle ayrımcılığa uğramış kişilerin hakları için mücadele ediyoruz. Kadın ve erkek eşittir. Avrupa Solu, devletin dinler karşısında tamamen tarafsız olması prensibine uymasını ister. Faşizme, yabancı düşmanlığına, şovenizme, ırkçılığa, antikomünizme, homofobiye ve ayrımcılığın her türüne karşıyız.

Taslak Ajanda’da son sözler şunlar: “Avrupa Solu, bir yeni dünya, demokrasi ve sosyalizm vizyonunu temsil ediyor. Avrupa Solu, bu ajandayı desteklemek isteyen herkese açık. Özgürlük, eşitlik ve adaletin hâkim olduğu, baskı, sömürü, açlık ve kıtlığın olmadığı bir dünya projesini gerçekleştireceğiz…”