YKP, Avrupa Sol Partisi Balkan Network toplantısına katıldı

149

Yeni Kıbrıs Partisi’nin de gözlemci üye olduğu Avrupa Sol Partisi’nin (EL) Balkan Network’u oluşturma toplantısı 27-29 Mayıs tarihlerinde Sofya’da gerçekleşti. YKP’yi temsilen Yürütme Kurulu Sekreteri Murat Kanatlı toplantıya katıldı…

Toplantıda Balkan Network’nun kurulması ve Sekretaryasının seçilmesi yanında “militarizm ve barış mücadelesi”, “krizin etkileri ve sosyal gelişim için mücadele”, “demokrasi ve anti-faşism”, “Avrupa ve Balkanlarda göçmenlik” ve “Ekolojik Balkan” başlıklarında tartışmalar da yapıldı…

YKP Yürütme Kurulu Sekreteri Murat Kanatlı “Militarizm ve barış için mücadele” başlığında Kıbrıs’la ilgili bir sunum yaptı…

Toplantıda Kanatlı ayrıca son dönemde artan polis baskılarını, anti-demokratik uygulamaları da toplantının gündemine getirdi ve Kıbrıs’ın kuzeyinden birinci derecede sorumlu olan Türkiye’ye ve polisin bağlı olduğu TC Genel Kurmayının kınanmasını isteyen bir metni toplantıda dağıttı…

Kanatlı’nın toplantıda sunacağı metin şöyle:

 

Militarizm ve barış için mücadele

Kıbrıs, maalesef şu anda dünyada silahlanma yoğunluğu en fazla bölgelerden biridir. Ada 1974 yılında Türkiye tarafından işgal edildi ve tahmini 40 bin civarında Türkiye askeri adada mevcuttur. Türkiye ayrıca Kıbrıs’ın kuzeyindeki sözde Kıbrıslı Türklere ait orduyu ve halen daha bu orduya bağlı olan polis teşkilatını da yönetmektedir.

1960 antlaşmaları ile adanın çeşitli yerlerinde İngilizlere ait askeri üsler ve dinleme tesisleri mevcuttur. Bunun yanında ABD’ye ait da dinleme tesisleri ada mevcuttur. Bu tesisler ve bazı sivil hava ve deniz limanları bölgedeki birçok askeri operasyonda direk veya dolaylı olarak çeşitli askeri birlikler tarafından kullanılmaktadır

Son dönemde yapılan bazı iki antlaşmalarla Fransızlar da kurtarma ve insani yardım adı altında Baf’ta askeri üs niteliğinde imtiyazlara sahip oldu…

Yunan ordusu da çeşitli düzeylerde adada askeri personel bulundurmaktadır. Kıbrıslı Rumlara ait orunun başındaki generali Yunanistan atamaktadır.

Tüm bunlar yanında İngilizler, 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti kuruluş antlaşmalarından gelen limanları, adanın hava sahasını kullanma, su ve elektrik kullanımında öncelikli gibi haklara sahiptirler.

Ayrıca yukarda adı geçen tüm askeri ordular NATO üyesi ülkelere aittir…

Tüm bu nedenle Kıbrıs’ta çok kapsamlı barış mücadelesi inşaa etmek önemlidir. Bu barış mücadelesi bir yandan Kıbrıs’ın kuzeyindeki işgalin ortadan kaldırılmasını hedeflerken, diğer yandan paralel olarak adadaki tüm üslerden ve askeri tesislerin ortadan kaldırılmasını amaçlamalıdır. Tüm bu mücadelelerin ana hedefi ise Kıbrıs’ın tümden askersizleştirilmesi olmalıdır.

Tüm bunlardan dolayı adadaki anti-militarist mücadele, barış mücadelesi hem adanın kendisi için, hem de bölgedeki halkların için önemli bir değere sahiptir.

 

Yabancı üsleri ve dinleme tesisleri

1960 yılında bağımlı bağımsız Kıbrıs Cumhuriyeti kurulurken İngiltere de birtakım olanaklar elde etmiştir.

Buna göre Ağrotur, Piskobu, Paramal, Dikelya, Pergama, Ay Nikola ve Ksilofago bölgelerinde İngiltere tam egemen olacaktı. Bu bölgeler arasında personel ve her türlü malzemenin nakli için yol, liman ve diğer kolaylıkları serbestçe kullanabilecekti. Bu arada Mağusa’daki limandan ve her türlü su, telefon, telgraf, elektrik vb. hizmetlerinden yararlanabilecek, askerlerin eğitimi için tesbit edilen bazı yerleri kullanabilecek, Lefkoşa uçak alanını, meydanda veya meydana bağlı gerekli tüm bina ve kolaylıkları kullanabilecek, İngiliz askeri uçaklarının barış ve savaşta hareketi için hava trafiği üzerinde sınırsız uçabilecek, üsleri ve tesisleri teknik bakımdan geliştirmek için yeni bölgeleri ve hakları Kıbrıs Cumhuriyeti ile görüştükten sonra elde edebilecekti. Bu anlaşma ile İngiltere 31 yerde çeşitli “bölgelere ve tesislere” sahip olurken 11 yerde de eğitim ve atış sahalarına sahip olacaktı.

Bu yerlerden bir de orijinal adıyla Lefkonuk yeni adıyla Geçitkale bölgesidir. Bu bölge teknik olarak İngiliz tatbikat alanı gözükmektedir ama kuzeydeki yönetim buraya bir adet havaalanı yapmıştır. Bu havaalanı planlarını ele geçirildiğinde üzerindeki NATO mühürleri dikkat çekiciydi anca Türk yönetimi buranın bir NATO üssü olduğu hep reddetti…

Ağrotur ve Dikelya bölgeler “İngiliz Toprağı” sayıldığından idari bakımdan tam egemen durumdadırlar. Kendi idareleri, mahkemeleri ve polis sistemleri vardır…

İngiliz üsler bölgesinde 3 köyde yaklaşık 7000 Kıbrıslı yaşamaktadır. 4000-5000 civarında personel buna ailelerini de eklediğimizde üsler nüfüsu yaklaşık 13-14 bin kişidir…

Üsler bölgesinde dinleme tesisleri Echelon ya da resmi adıyla UKUSA Güvenlik antlaşmasına dahildirler…

Bu nedenle Dikelya Üsler bölgesindeki Ay Nikolaos’da 9 dev uydu çanak anten mevcuttur… Bunun dışında Ağrotur’da Pluto I ve Pluto II iki dev dinleme antenleri mevcuttur…

Plutolar biri 58 diğeri 90 metre yüksekliğinde, ilki 113 diğer, 196 m genişliğinde 2,2 hekta üzerine oturan bir dinleme tesisi. 11 hektarlık bir alan bu amaç için tellenmiş durumda…

Bunun dışında Ağrotur’da RAF (Kral Hava Kuvvetleri) Ağrotur üssü mevcuttur…

Ortadoğu bölgesinin en büyük sahra hastanelerinden bir de Ağrotur yakınlarındadır…

Bunun dışında Trodos Dağında da hem ABD’nin hem de İngiltere’nin ayrı ayrı dinleme tesisleri vardır…

Bunun yanında menşesi tam daha belli olmayan ama NATO güvenlik kurallarına göre yapılmış ve kuzeydeki idarenin iddiasına göre kaçak göçe karşı takip görevi göreceği söylenen Beşparmak dağlarındaki Kantara tepesine de bir dinleme tesisi kuruldu…

Bunun yanında Güzelyurt bölgesinde, Gemikonağı’na bir deniz üssü planlanmaktadır. Üssün inşasını alan şirket bugüne kadar yalnızca askeri üs yapan bir şirket olmasına rağmen yine kuzeydeki idarenin iddiası bu da sivil amaçlı olacak… Kamuoyunda çıkan tartışmalardan sonra üsle ilgili çalışmalar şimdilik durdu ama planın ortadan kaldırıldığı ile ilgili herhangi bir açıklama yapılmadı…

 

Kıbrıs için kısa dönemlik ne yapılabilir

Çözümü giden süreçte askersizleştirme ve askersizleştirilen bölgelerin yeniden iskâna açılması, kısa vadede iki toplumlu ilişkiler açısından önemlidir. Maraşlıların, Maronitlerin yerleşim yerlerine dönmesi, ara bölgede kalan alanın yeniden canlandırılması çözüm sürecine kısa vadede önemli ivme katacaktır. YKP’nin bu nedenle askersiz Lefkoşa ile başladığı kısa vadeli önermelerini geliştirerek sürdürmesi gelecek dönemde de önem taşımaktadır.

Bununla birlikte Kıbrıs adasındaki silahlanma, ateşkes durumu ve adadaki silahlı birliklerin durumu acil ‘karşı –askeri’ düzenlemeleri gerekli kılmaktadır. Ayrıca Kıbrıslıların güvenlik, sivilleşme ve demokratikleşme talepleri ile askeri çözüm ve ihtiyaçlar çelişmektedir.

Kıbrıs’taki işgal ve sonuçları günlük yaşamımızda da ciddi sorunlar yaratmaktadır. Lefkoşa şehrinin çağdaş yeniden planlanabilmesinin önünde, şehrin içindeki askeri bölgeler ciddi sorun yaratmaktadır. Tarihi ve kültürel değeri olan Lefkoşa’nın ara bölgesindeki binalar geri dönülmez bir süreçle karşı karşıyadır. Temas hattı ve adanın yüzde üçünü kapsayan ara bölge, silahlı birliklerin pozisyonlarından ötürü kullanılamamaktadır.

 

Bu koşullar altında güven artırıcı önlem çerçevesinde askersizleştirme ile ilgili somut önerilerimiz şöyle:

  • Adaya yeni silah girişinin durdurulması ve bunun etkin denetiminin sağlanması,
  • Lefkoşa surlar içinin hemen, Lefkoşa’nın tümünün mümkün olan en kısa sürede silahsızlandırılması,
  • Ateşkes hattındaki askeri birliklerin birbirlerinden uzaklaştırılması, ana hedef olarak kuzeydeki birliklerin, güneydeki birliklerin de eş değeri bir mesafe çekilmesi,
  • Maraş’ın hemen askersizleştirilerek 1992 Ghali Fikirler Demeti içindeki Güven Artıcı Önlem temelinde yeniden iskâna açılması,
  • Maronitlerin 1974 öncesi yerleşim yerlerine dönebilmeleri için gerekli düzenlemelerin yapılması, bu yerleşim yerlerinin askersizleştirilmesi,
  • Dillirga ve Meserga bölgesinin askersizleştirilerek ara ve askeri bölgede kalan yerleşim yerlerine eski köy sakinlerinin geri dönüşüne izin verilerek yeniden iskâna açılması,
  • GKK ve RMMO’nun dağıtılması için gerekli çalışmaların başlatılması,
  • Adadaki yabancı silahlı birliklerin çekilmesi için takvimlendirme yapılması, bu çerçevede hem şimdi 10 bin askerin çekilmesi ve kalanların çekilmesine yönelik takvim için gerekli çalışmanın hemen başlatılması,
  • Adada kalacak yabancı silahlı birliklerin kamplarını terk edebilmeleri için Annan Planındaki hükümlerin ve benzerlerinin uygulamaya geçirilmesi,
  • Yeni geçiş noktaları açılması, geçiş noktalarındaki bürokratik prosedürün kaldırılması